Okunma: 582 kez
Belirtiler;
İnatçı hiperglisemi neredeyse şeker hastalığı ile ilgili sizi uyarabilecek tüm belirtilere sebep olur.Bu belirtiler:
Sık sık idrara çıkma
Aşırı susama
Bulanık görme
Halsizlik,bitkinlik
Beklenmedik kilo kaybı
Acıkma hissidir.
Mide bulantısı
Kusma
Nefes kokusu
Erkeklerde empotans
Sık idrar yolu enfeksiyonu
Adetten kesilme
Kuru ve kaşıntılı deri
Yaraların geç iyileşmesi
Sık sık idrara çıkma (poliüri) hissi vardır.Çünkü kan şekeri yükseldiğinde böbrekler ememedikleri fazla şekeri atmak için çalışırlar.Genellikle kan glukozu 180 mg a ulaştığında idrarda glukoz atılmaya başlar (glikozüri). Uzun zamandır şeker hastası olanlarda bu seviye çok daha fazla yükselmeden idrarda glukoz çıkmayabilir.
İdrarla atılan şeker beraberinde suyun da atılımını sağlar.Böylece
oluşan sıvı kaybı ile aşırı susama (polidipsi) hissi oluşur.Bu belirti
çoğu zaman hastalar tarafından sadece ağız kuruluğu olarak hissedilir.
Bulanık görmede bu susuzluk periodları esnasında gözdeki glukoz ve su seviyelerindeki değişikliğe bağlıdır.
Hücreler yakıt maddeleri olan glukozu yeterince alamadıkları için
halsizlik ve bitkinlik oluşur. Bu kayıp yakıtı yerine koyabilmek için
vücutta biriken yağlar yakılmaya başlar ve kilo kaybı ile birlikte
aşırı acıkma hissi oluşur.Yağ hücreleri bozularak ketonlara dönüşür ve
bu ketonlar idrarla atılır. (ketonüri)Kan şekeri yükselince deri
enfeksiyonlarında artış olur.Şeker bakterilerin üremesi için uygun
ortam oluşturur.
Yüksek glukoz düzeyleri sinir harabiyetine sebep olarak geceleri ayak ağrıları ve kramplara sebep olabilir.
İnatçı hiperglisemi uzun vadede kalp-damar hastalıkları, böbrek
hastalıkları ve görme bozuklukları gibi diabet komplikasyonlarına da
sebep olabilir.
Diabetin farklı tipleri mevcuttur.Ancak en sık görülen üç tipi:
Tip 1 diabet: Tüm diabetlilerin % 5-10 unu
oluşturan tip 1 diabet Genellikle insüline bağımlı diabetes mellitus
veya juvenil diabetes mellitus olarak adlandırılır. Tip 1 diabetin bir
otoimmün hastalık olduğu artık bilinmektedir.Vücudumuzu enfeksiyonlara
karşı koruyan mekanizmamız (immun sistem= Bağışıklık sistemi) vücudun
kendisine yönelerek pankreastaki insülin üreten beta hücrelerini yok
eder.Vücutları hiç insulin üretmez. Type 1 diabet genellikle çocukluk
çağlarında oluşur ancak daha geç yaşlarda ortaya çıkar.Genellikle 40
yaşın altındadırlar ve ince yapılıdırlar.İnsülin enjeksiyonu
gerekir.Her iki cinste görülme oranı eşittir.Beyaz ırkta daha çok
görülür.
Tip 2 diabet: 20 yaş üstündeki tüm diabetlilerin
%90-95 ini oluşturan Tip 2 diabet insüline bağımlı olmayan diabet veya
adult diabetes mellitüs olarak adlandırılır. Tip 2 diabette pankreas
bir miktar insülin üretir ancak glukozun hücre içine alınması için
yetersizdir.Genellikle 40 yaşın üstünde ve şişman
yapılıdırlar.Genellikle uygun diyet ve egzersizle diabet kontrol altına
alınabilir. Ancak medikal tedavi ve insülin enjeksiyonu da gerekebilir.
Gestasyonal diabet: Gebelik esnasında gelişen ve
gebelik diabeti olarak adlandırılan hastalık.Genellikle hamilelikten
sonra kaybolur.Hastaların yarısından çoğunda ise Tip 2 diabet olarak
devam eder.
Diabetten korunmak için birkaç küçük öneri:
Sağlıklı vücut ağırlığınızı koruyun: Araştırmacılara göre Tip 2 diabetlilerin % 80-90 ı şişman kişilerdir.
Diyetinize özen gösterin.Toplam kalorinize özen gösteren bir diyet
riski azaltmakta ne yediğinize dikkat etmenizden daha önemlidir.Ancak
sature yağlar ve şeker açısından fakir, karbonhidrat ve lifli gıdaca
zengin diyet genellikle yardımcı olur.
Egzersiz – Egzersiz insülin direncini azaltır ve yüksek kan şekerine karşı vücut toleransını arttırır.
Tip 2 diabet için diğer risk faktörler yaş ve kalıtımdır.Hastalık
genellikle 40 yaşın üzerinde görülür.55 yaşın üzerinde ise görülme
sıklığı daha çok artmaktadır.Eğer ailede şeker hastalığı öyküsü varsa
risk artmaktadır
Kan şekeri düzeyleri kontrol altında tutulursa uzun vadede gelişebilecek komplikasyonlar engellenebilir.
Göz Hastalıkları : Tip 1 diabetlilerin hemen
hepsinde, Tip 2 diabetlilerin ise yaklaşık % 60 ında 20 yıllık
hastalıktan sonra diabetik retinopati gelişir.Diabetlilerde aynı
zamanda katarakt, makula zararları ve glokom da görülebilir.
Diabetlilerde kör olma riski diabetli olmayanlardan 4 kez daha fazladır.
Böbrek Hastalıkları : Diabet hastalarında böbrek
bozukluklarının gelişme oranı normal kişilere oranla 20 kat
fazladır.Genellikle iyi kontrol edilmiş Tip 1 ve Tip 2 diabet
hastalarının yaklaşık % 20-30 unda 15 yıl içinde böbrek hastalığı
gelişir. Böbrek yetmezliği ile sonuçlanabilir ve diyaliz veya böbrek
transplantasyonu gerektirebilir.
Sinir Hasarı (Nöropati) iabet hastalarının yaklaşık % 30-40 ında
özellikle ayaklarda ağrı ve kramplarla syreden sinir hasarları oluşur.
Kalp Damar Hastalıkları : Kan şeker düzeylerindeki
kronik yükseklik ateroskleroz, yüksek kan basıncı, kalp krizi ve
çarpıntılara eşlik edebilir.Kandaki trigliserid seviyesinin yükselmesi
ve faydalı kolesterol(HDL) seviyesinin düşmesi ile birlikte
seyredebilir. Diabetli hastalarda çarpıntı görülme sıklığı 5 kez,
koroner arter hastalığı görülme sıklığı ise 4 kez artmıştır.Sigara
içimi kalp damar komplikasyonların gelişme riskini dramatik olarak
arttırmaktadır.
Enfeksiyonlar : Yüksek kan şekeri düzeyleri
bağışıklık sistemini zayıflatarak enfeksiyon görülme olasılığını
arttırır.Ağız, dişetleri, akciğerler, deri, ayaklar, mesane ve genital
bölge enfeksiyonların en sık görüldüğü bölgelerdir.
Diabette kan şekerini kontrol altında tutmak uzun vadeli komplıikasyonları önlemek için en önemli şeydir.
Tip 1 Diabet’te insülin kullanılır.1921 de insülin keşedilmeden önce
Tip 1 diabetli hastalar genellikle 1-2 yıl içerisinde ölürlerdi. Ancak
günümüzde insan insülinine neredeyse eşdeğer olan birçok kimyasal
insülin in piyasaya verilmesi ile kan şekeri kontrol altında
tutulabilmektedir.İnsülin tedavisi ile kan şeker düzeyleri mümkün
olduğunca kontrol altına alınır ve bunu yaparken de tehlikeli
hipoglisemi oluşmasının önüne geçilmeye çalışılır.Bunun için her
hastada doz ve kullanılacak insülin’in tipi Doktor tarafından ayrı ayrı
belirlenmelidir.
Etki sürelerine göre 3 tip insülin vardır:
Kısa etki süreli insülinler: Etkisi çabuk başlar ve
kısa sürer.Etkisi subkutan enjeksiyonlarda 30-60 dk’da başlar, 2-4
saatte maksimum seviyeye ulaşır, 8 saat sürer.Acil durumlarda
kullanılan tek insülindir.
Orta etki süreli insülinler:
Uzun etki süreli İnsülinler:Orta ve uzun etki süreli insülinler
subkutan enjeksiyonlarda etkisini 1-2 saat içinde gösterir, 4-12 saatte
maksimum seviyeye ulaşır ve 16-35 saat sürer.
Tip 2 Diabet’te kilo alımının sınırlandırılması, diyet, egzersiz ve
ilaç kullanımı seçenekleri arasında uygun kombinasyonlar kullanılarak
kan şekeri kontrol altında tutulabilir.
Tip 2 Diabet tedavisinde kullanılan ilaçlar:
Sulfonilüre grubu ilaçlar.Bu ilaçlar pankreası uyararak daha fazla
insülin üretimini ve açığa çıkmasını sağlarlar.Bu da kan şekeri
düzeylerini kontrol altında tutar.Bu ilaçların etkili olabilmesi için
pankreasta etkin beta hücrelerinin olması gerekmektedir.Hemen hepsi
yemekten 4 saat sonra hipoglisemiye neden olabilir ancak bu seyrek
görülen bir durumdur.Kullanılacak sulfonilüre’nin seçimi hastanın
yaşına ve böbrek işlevlerinin durumuna bağlıdır.
Yaşlı hastalarda klorpropamid ve glibenklamid gibi uzun etkili
sulfonilüreler yerine gliklazid yada tolbutamid gibi kısa etkililer
kullanılırsa hipoglisemi gelişme riski azaltılmış olur.Kilo alımını
sınırlandırılması ile kan şekeri kontrol altına alınamayan hastalarda
kullanılmalıdır.Çünkü bu grup ilaçlar kilo alımını kolaylaştırıcı
etkiye sahiptirler.Şişman hastalarda ise kullanılmamalıdır.(Bu
hastalarda metformin kullanılması önerilir.) Klorpropamid,
Glibenklamid, Glibornurid, Gliklazid, Glimepirid, Glipizid, Glikidon,
etken maddesi içeren ilaçlar Sulfonilüre grubu ilaçlardır.
Biguanidler (Metformin) Karaciğerde depolanan glikozun salınımını
azaltır. aminoasit ve yağlardan glikoz üretimini azaltır ve glikozun
vücutta kullanımını arttırır.Etkili olabilmesi için pankreasta
Langerhans adacık hücrelerinin az da olsa etkin olması
gerekmektedir.Sıkı diyet ve sulfonilüre ler etkili olamazsa
kullanılmalıdır.Ancak şişman hastalarda ilk ilaç olarak kullanılabilir.
Hipoglisemi oluşturma tehlikesi yoktur.Böbrek bozukluğu olanlarda
laktik asidoza sebep olabileceğinden kullanılmamalıdır.Piyasada ki tek
formu Metformin etken maddeli ilaçlardır.
Akarboz: Bu grup ilaçlar barsaklardan nişasta ve
sukroz sindirimini ve emilimini yavaşlatarak kan şekerini düşürürler.
Sulfonilüre veya Biguanid grubu ilaçların tek başına etkili olmadığı
durumlarda tedaviye eklenirler.
Bu tedavilere rağmen kan şekeri düzeyleri kontrol altında tutulamayan
bazı Tip 2 Diabetlilerde insülin enjeksiyonları gerekebilir.
Diyabet Önerileri
Diyet, alkol kullanımı, aktivite seviyesi, stres, hastalıklar
ilaçlar ve hormon düzeylerindeki değişiklikler gibi bir çok faktör kan
şekeri düzeylerini etkiler.Fakat düzey kendikendine sıkı sık yapılacak
kan şekeri testleri ile izlenebilir.Böylece kan şekeri seviyelerindeki
değişikliklere göre tedavi ayarlanabilir. Bazı öneriler:
Beslenmeiabetli hastalarda kan şekerinin normal düzeylerde
tutulabilmesi için beslenme çok önemli rol oynamaktadır. Önemli olan az
yenmesi değil ihtiyacı karşılayacak yiyeceklerin yenmesidir.Yiyecekler
4 esas gruba ayrılır:*Sebze ve meyveler(portakal, elma, muz,
havuç,ıspanak), *hububatlar,tahıllar ve ekmek (buğday, pirinç, arpa,
yulaf) ,* mandıra ürünleri (süt, krema, yoğurt) *etler, kümes
hayvanları,balık,yumurta vs. Bu 4 esas grubun herbirinden hergün
yenmesi önemlidir. Böylece vücüdun ihtiyaç duyduğu bütün besinler
alınmış olur.
Yiyeceklerdeki esas besinler: karbonhidratlar,
proteinler, yağlar, vitamin ve minerallerdir.Karbonhidratlar vücuda
enerji verir. Diabetlilerde en uygun seçim fasulye, bezelye, mercimek,
tahıllar, hububatlar, sebze ve meyvelerdir.Proteinler arasında ise en
uygun seçim hafif etler ve az yağlı mandıra ürünleridir.
Lifli gıdalar kan şekeri ve yağ düzeylerini düşürmek için en
sağlıklı besinlerdendir.Fazla yağlı yiyecekler diabet hastalarında çok
zararlı olabilirler.Tuzu kısıtlamak ta önemlidir.
Egzersiz: Düzenli yapılan egzersizlerle vücuttaki fazla şeker yakılır
ve kan şekeri düzeyleri düşer.Doktorun önerdiği egzersiz şeklinin
seçilmesi ve egzersizlerden sonra kan şekeri düzeylerinin ölçülmesi
faydalıdır.Fazla enerji gerektiren egzersiz türlerinin kan şekerini
aşırı düşürebileceği unutulmamalıdır.
Stres ve Hastalıklar: Psikoljik stres veya soğuk
algınlığı, grip, bakteriel enfeksiyonlarla oluşan fizyolojik stres
insülinin gerektiği gibi işlevini sürdürmesini engelleyecek hormonların
üretimine sebep olabilirler.Kalp krizi gibi bazı hastalıklar veya büyük
travmalar kan şekeri düzeylerini yükseltebilirler.Stres ve hastalık
durumlarında kanşekeri düzeylerinin sık sık kontrol edilmesi yararlı
olacaktır. Pneumococcal pnömoniye ve gribe karşı aşılanmak riski
azaltacaktır.
Alkol: Alkol karaciğerden glikozun serbest bırakılmasını engelleyerek
kan şekeri düzeylerinde çok fazla düşmelere sebep olabilir.Alkol
alınması gerekiyorsa ılımlı düzeyde alınmalı ve önceden mutlaka
birşeyler yenmelidir.

Etiketler:
Bilimler
Tıp
Diyabet Nedir?
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |