Okunma: 513 kez
Göründüğünün tam tersine, evren çok az sayıdaki maddi cisimlere göre çok daha büyük oranda bir boşluktan oluşmuştur: nitekim gökcisimleri, yıldızlar arası boşluk’ta tek tek kalmışlardır. Maddenin en küçük düzeyinde, yani atomda da elektronlarla çekirdek arasında oldukça büyük bir boşluk yer alır.
İlkçağ’dan beri Aristoteles gibi bilginler, «doğanın boşluktan nefret ettiğini» öne sürerlerdi. Bu eski fizik biliminin açıklayamadığı bazı olayları bir nedene bağlamak için yarattığı ünlü bir deyim olmuştur.
İtalyan fizikçisi Torricelli (1608-1647) ancak XVII. yy .da atmosfer
basıncı konusundaki denemeleri sırasında, barometrik boşluğu
gerçekleştirerek bunun tersini kanıtlamıştır. 1654 yılında, Alman Otto
von Guericke bir cam fanus içindeki havayı boşaltan, hava boşaltma
makinesini icat etti.
Günümüzde bütün laboratuvarlarda ve sanayide bunun için
geliştirilmiş araçlar (döner tulumbalar, sulu veya civalı hortumlar)
kullanılır. Bütün bu makineler hava veya gazı tam olarak boşaltamazlar,
çünkü her birinin bir boşluk sının vardır. Yıldızlar arası boşluk bile
tam değildir: içinde yoğunluğu azalmış gazlar ve tanecikler bulunur.
Ağırlıkları ne olursa olsun bütün cisimler boşlukta eşit hızla
düşer. Boşluk, sıvıların daha düşük bir sıcaklıkta kaynamasını sağlar.
Boşluk, soğuk ile birlikte kullanılırsa besinlerin korunmasına
(konserve) yardım eder (havasız kutulara kapatma).
İçinde maddesel iletken olmadığından sesi iletmez; ısıya karşı da
mükemmel bir yalıtkandır. Buna karşılık, ışınları geçirir: Güneş’in
sıcaklığını işte bu yüzden duyarız: Güneş ışığı gezegenler arası
boşluğu ısıtmadan gelir, Dünya’yı ısıtır; gene bu boşluk sayesindedir
ki, bulutsuz gecelerde, çok uzakta olmalarına rağmen yıldızların
ışığını açık seçik görebiliriz.

Etiketler:
Bilimler
Fizik
Boşluk
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |