Okunma: 718 kez
Nasıl adam oluruz? (Biz adam olmayız deyişine açıklamadır)
Avrupaya gittiğinizde tepkili, sabırsız bir toplum olduğumuzu anlayabilirsiniz. Bu yazının sonunda da neden kimi konularda başarısız bir ülke olduğumuzu anlayabiliriz belki.
İnsan duygu, düşünce ve davranış çeşitliliğini belirleyen beyin ön bölgesidir. Dr Yankı Yazgan beynin CEO'su diyor. Bende beynin beyni demiştim bir yazımda.
Herhangi bir işi başlayıp bitirebilmek için öncelikle dikkati vermek ve sürdürebilmek gerekli.
( www.genbilim.com )
Birde
sabırlı olmak. Her iki özellik ilgiyle beslenir ve beyin ön bölgesinin
temel görevlerinden biridir. Örnegin, okuyabilmek için gereklidirler.
Beyin ön bölgesi duyarlı insanlar sabırsız ve dikkat eksikliği
nedeniyle okumazlar. Bir diğer özellik sorumluluktur ki bu da beyin ön
bölgesinin işidir. Banka ile yapılan kredi kartı sözleşmesini kim okudu
acaba ? Hemen söyleyelim. Takıntılı olan insanlar. Beyin ön bölgesinin
tam ortasında yer alan bir bölgenin aşırı çalışması sonucu dikkati
dağıtmakta zorluk olur. Yani dikkat eksikliğinin tam tersi. Sonuç
olarak beyni normal çalışan bir insan imza atmadan önce, sorumluluğu,
gelecekle ilgili öngörüsü olduğu ve sabırla dikkatini verebileceği için
o sözleşmeyi okur. Beyin ön bölge duyarlılığı dikkat eksikliği yönünde
olanlar şöyle üstünkörü bakar ve geçerler. Takıntılı olanlar okur gibi
görünür ama anlamsız bir sürü sorularla görevliyi canından bezdirir.
Çocuğu
yanında iken kaldırım kenarına uygunsuz bir biçimde park eden aracın
sürücüsü, kendisini uyaran esnafa "işim 5 dakika hemen gelirim" der. 5
dakikalık işini yarım saatte hallederek aracın başına gelir ve aracı
çekmekte olan görevlilerle tartışmaya girer. Buradan sonra yol ikiye
ayrılır. 1.Tüm arsızlık özelliklerini başarılı biçimde sergileyerek
çocuğuyla birlikte yoluna gider. 2.Aracı görevliler tarafından otoparka
götürülür. Sonraki 3 saatini aracı tekrar alabilmek için harcar. Bu
süreyi aşırı sinirli, tepkili, sabırsız tavırlarla geçirir. Cezayı
ödemiş, oğlu ile birlikte tekrar yola koyulmuştur. Ama kaybettiği
zaman, yaşadığı stres etkisiyle sinirli, sabırsız ve aşırı tepkili hali
bir süre daha sürer. Yolda gereksiz korna çalar, küfreder, emniyet
şeridini ihlal eder. Günü berbat olmuştur. İşlerinde yanlış kararlar
verebilir. İş arkadaşlarıyla, patronuyla kavga edebilir. Akşam eve
yorgun döner. Eşiyle de kavga ederek ile günün finalini yapar.
İlla
ki bu duruma gelmesi için aracının çekilmesi gibi bir mazeret
gerekmiyor. Kıvılcımı başka bir olay da başlatabilir. Sabah uyandığında
"yav kadın binlerce kez söyledik şunu söyle yapma diye" sözleri
yeterlidir kıvılcım oluşturmak için. Zaten hazırlıklıdır çabuk
sinirlenmeye.
1.
duruma geri dönelim. Aracını otoparka çekilmekten kurtardı. Arsızlık
galip geldi. Demek ki böyle olunmalı. Altta kalmamalı. Eğer karşılık
vermezsen, aracının çekilmesine müsade edersen bak neler oluyor. O
halde bu bana ders olsun. Bundan sonra hep "hakkımı" sonuna kadar
arayayım.
Bir
de 3. madde var. Aracın başına geldiğinde görevli yok ve aracı
çekilmiyor. "Oh be, bu günde otopark mafyasına para kaptırmadım, demek
ki kurallara uymayınca oluyor bu işler. Kurallar bozuk düzen üzerine
kurulmuş zaten, neden o düzene pirim vereyim"
Araç
sahibi toplum kurallarına saygılı olsa tüm bu olasılıklar da
olmayacaktı. Saygısız insanın beyin ön bölge duyarlılığı vardır.
Hatırlayın bir kadın başbakanımızı. Kaldırıma park ettiği için ceza
ödemişti. Hem de Newyork'ta. Adının önünde Prof.Dr ünvanı olan bir
kişi. Topluma liderlik etmiş biri.
Örneklerden
de anlaşılacağı üzere, medeni-gelişmiş olmanın okul okumakla bir ilgisi
yok. Medeni olmak için beynimize öğretim değil eğitim gerekir. Oysa
bugün okullarda çocuklar öncelikle verilen bilgi yani öğretimdir. Nasıl
saygılı, başarılı, iyi insan olmak gerektiğinden öte nasıl doktor,
mühendis, kaymakam olunacağı öğretilir. İnsan sağlığına saygısı olmayan
doktorlar, sorumsuz inşaat mühendisleri, insiyatifi olmayan kaymakamlar
bu yüzden bizdedir.
Neden ?
Beyin ön bölgenin çalışmasında duyarlılık olması.
Neden beyin ön bölgesi duyarlı ?
1.
Kalıtım ya da tıbbi kader: Nasıl elimiz, kolumuz ana, baba, ataya
benziyor ise beyin çalışma özellikleri de öyle. Olaya kişi değil de
toplum olarak baktığımızda, geçmişin irdelenmesiye ilgili olarak Emre
Kongar'a ihtiyaç olacaktır.
2.
Eğitim ve yetişme tarzı: Yukarıda örneklerden birini yaşayan çocuk
babasından arsızlığı, sorumsuzluğu, bencilliği öğrenerek beynini o
şekilde eğitecektir. Yaşayarak öğrenilen olay ve durumlar beyindeki
hafıza merkezine kaydetmeyle, gerek olduğunda hatırlayıp duygu, düşünce
ve davranışlarına yansıtma olayı, beynin ve insan hayatının temel
özelliklerinden birini oluşturur. Daha bebek iken bellek dolmaya
başlar. Beynin çalışma özellikleri açısından en son gelişmesini
tamamlayan bölgesi, beyin ön bölgesidir. Bu durum 20'li yaşlara kadar
sürer. Bu nedenle reşit olma yaşı 18'dir. (Bence en az 21 olmalı) 21
yaşından önce gençler "delikanlı"dır. Çünkü beyin ön bölge gelişmesi
henüz tamamlanmadığından sabır, dikkat, gelecekle ilgili öngörüde
bulunma, duyguları ifade etme ve anlama, sağduyu, empati, karar verme,
ayrıntılı düşünme gibi özellikleri tam olarak gelişmemiştir. Bu nedenle
kızlar reşit olmadan önce evlenemezler. Bunun aksine davranış olsa olsa
beyin ön bölgesi duyarlılığı olan babaların işidir. Akraba evliliğinden
sakat doğum oranının arttığını bilmesine rağmen buna karar veren bir
beyin, hatalardan ders çıkartamadığı, gelecekle ilgili öngörüsünün
olmadığı gerekçesiyle, duyarlıdır.
"Konu-komşu,
elalem neder ?" "Ben oğlunu-kızını bilmem ne yaptırıyor dedirtmem" Aman
oğlum yüzümüzü kara çıkartma" Bunlarla büyüyen bir çocuk gelecekte de
bu düşüncelerin esiri olacaktır.
Düşünce
jimnastiği ile örnekleri binlere ulaştırabiliriz. Sonuçta çocuklar
ailenin ve toplumun aynasıdır. Beyin ön bölge gelişimi
tamamlanmadığından dolayı çocuklardaki duygu, düşünce ve davranışların
yaşına uygun olup olmadığı şeklinde değerlendirilir, yetişkinlerle
kıyaslamaz. Babada yetişkin tipi dikkat eksikliği olan çocuk (araba
örneğinde olduğu gibi) gördüğü kötü örnekle gelişmekte olan beyin
özellikleri etkilenecek, beynini eğittiği bir kötü özellik, diğer
özelliklerin de etkilenmesine yol açabilecektir. Çünkü milyarlarca
beyin hücresi multi milyarlarca ağ ile birbirlerine bağlıdır ve sürekli
ilişki halindedir. Yangın çıkan bir bölgenin etkisi komşulara da
sıçrayabilir. Sonuç itibariyle görülen hasar derecesi farklı olabilir.
Örneğin çok sabırlıdır ama dikkati azdır. Kolay kolay sinirlenmez ama
sinirlenince de öfkesini kontrol edemez. Beyin ön bölgesinin
duyarlılıklarını grinin tonlarına benzetebiliriz. Her bir özelliğin
tonları farklı olacaktır. Ton farklılıkları sonucu insan kişiliği
çeşitlik gösterir. Beyin yapısını göz önüne alırsak, yer yüzünde
yaşayan ve ölen tüm beyinlerin tek olduğunu söyleyebiliriz. Aynı
yumurta ikizlerinde bile benzerlikleri en çok %99 olabilir.
Oysa
fizyolojik çalışma özelliklerine bakıldığında hayvanlarla insan beyni
aynı prensiple çalışır. Beynin tam ortasında yer alan talamusa,
vücuttan ve beynin diğer bölgelerinden gelen bilgiler, burada işlenerek
beynin en üst bölümüne gönderilir. Beynin üst bölümünün görev
dağılımları farklıdır. Bilgileri alan bölümler, kendi görevleri
doğrultusunda alınan bilgileri uygularlar. Böylece vücudun dengeli ve
eşgüdümlü çalışması sağlanır. Bir bölge yürümek için kol ve bacakları
çalıştırırken diğer bir bölge aynı anda kalbin hızını bu tempoya göre
ayarlar. Bu temel çalışma prensibi tüm canlılarda benzerlik gösterir.
Her
canlının diğerlerinden ayrılan üstün özellikleri, beynin o özellikle
ilgili bölgelerinin farklı yapısından ve çalışmasından kaynaklanır.
İnsanı üstün kılan, beyin ön bölge özelliklerinin daha farklı
olmasıdır. Diğer canlılardaki gelişimi insanlar kadar olmadığından,
aynı tür içinde olan hayvanlar da farklılıklar gözlenmez. Aynı tür
içindeki inekleri birbirlerinden ayıramazsınız. Zebra, zürafa, balıklar
da öyle. Kişilikleri farklı olan milyarlarca insanın sahip olduğu bu
özellik, beyin ön bölge farklılığından kaynaklanır. Saydığımız ve
sayacağımız etkenler, grinin tonlarında farklılıklar yaratır. Bu
nedenle Almanlar, Türklerden farklıdır.
Çocuklarda,
dikkat eksikliği üzerine yapılan çalışmalarda Almanya da görülme oranı
% 3,8, ABD'nde % 8, Birleşik Arap Emirliklerinde %14,9 bulunmuştur.
Kozmopolit yapısıyla ABD'ni dünya ortalaması olarak alabiliriz. Bu
değerler coğrafik farklılıklar sonucu kazanılan toplumsal özelliklerin
yansıması olabileceği gibi diğer toplumsal dinamiklerin de önemli payı
vardır. Almanlar çocuklarını disiplinli yetiştirirler. Kurallara bağlı
olarak büyüyen çocukların beyin ön bölgelerinin daha sağlıklı olduğu
değerlerden belli olmaktadır. Bu sonuçlarla zengin ya da fakir bir arap
ülkesinin medeniyet yarışında Almanları geçmesini beklememek gerekir.
3. Anne karnında gelişen sorunlar bebeğin beynini etkileyebilir.
4. Doğum sorunları.
5.Çocukluk dönemi ateşli hastalıkları ve diğer beyni etkileyen durumlar.
6.Aşılar: Nadiren deli dana hastalığına yol açabilen aşıların beyni biraz da olsa etkileme riski yok mudur ?
7. Kafa darbesi: 50 km
sabit hızla giden aracın ön koltuğundan kemeri bağlı bir biçimde oturan
kişi, aracın aniden durması ya da çarpıp durması sonucu bedeni duracak,
kafası duracak ama beyni duramayıp kendi kafatası içine çarpacaktır.
Dikkat edin, kafaya dışarıdan gelen bir darbe yok. Olay sonrası bir an
şaşkınlık yaşanacak ve bir şey olmadığı sonucuna varılacak. Ya da
hastaneye gidilip beyin tomografisi çekilecek ve kazanın ucuz
atlatıldığı düşünülecek.
Ani
fren ya da çarpma sonucu beyin ön bölgesi ve ardından beyin arka
bölgesi, ivmeli hareketler sonucu, aldığı hasar nedeniyle duyarlılık
gelişmesine neden olacaktır. Duyarlılık beyin çalışmasıyla ilgilidir.
Bu nedenle tomografi ya da MRI da görülmez. Duyarlı olan beyin yaşanan
günlük streslerin etkisiyle duyarlılığı daha da artacaktır.
3
ay içinde ya da daha sonraları başlayan isteksizlik, çabuk yorulma,
iştah değişiklikleri, tembellik, dikkati verememe, baş dönmesi, baş
ağrısı, bel, boyun, sırt ağrıları, aşırı sinirlilik-gerginlik hali
belki de doktor doktor gezmeye, gereksiz tetkiklere neden olacak,
strese stres katacaktır. Bu arada uygulanan gereksiz ilaç tedavileri,
duyarlılığın daha da artmasına yol açabilecektir.
Burada 2 önemli konu var.
- Kafa
darbesi ya da diğer nedenlerden dolayı beyin duyarlı hale gelmiştir.
Duyarlı çalışan beyin stresten daha kolay etkilenecektir. Stresin asıl
etkisi duyarlı beyinler üzerinedir. Stres altında yakınma yaratmayan
beyin iyi çalışan beyindir. Her strese giren insan da yakınma bu yüzden
ortaya çıkmaz. Stresin etkisi hem stres şiddetine hem de beyin ön bölge
duyarlılık derecesine göre değişir. Sinirsel ya da psikolojik olarak
tabir edilen yakınmaların nedeni beyin duyarlılığıdır.
- Son
yıllarda yapılan bilimsel çalışmalarda beyin ön bölgesinin diğer beyin
bölgelerini yönettiği belirtilmiştir. Bu nedenle bu bölgenin duyarlı
olması sonucu vücudun çalışmasını kontrol eden beyin merkezlerinin
çalışması bozulacak, bir çok hastalığın gelişmesinde beyin ön bölge
duyarlılığının önemli etkisi olacaktır.
Hipotalamus,
beyin ortasında yer alan, vücudun çalışmasını kontrol eden yapıdır.
Verdiği emirler hormonal ve sinirsel yollar aracılığıyla tüm bedene
ulaşır. Talamus aracılığıyla vücuttan ve beyin ön bölgesinden gelen
bilgiler doğrultusunda çalışmasına yön verir. Kalbi yavaşlatır ya da
hızlandırır. Damar içinde yer alan kasları kasarak ve gevşeterek
tansiyonu ayarlar. Karaciğer çalışmasını düzenler. Kadınların regl
olmasını sağlar. Mide asit salınımını, barsak hareketliliğini kontrol
eder. Solunum yollarını kasar , gevşetir. Mesane çalışmasını düzenler.
Tiroid bezini kontrol eder. Yağ, kemik ve kas dokularının çalışmasını
düzenler.
Hipotalamusun
düzenli çalışmasıyla homestaz sağlanır. Çalışmasının bozulmasına
allostaz denir. Hastalıkların temel nedeni ise allostatik yüklenmedir.
Sonuç olarak beyin çalışması bozulan insanlar hasta olurlar. (kazalar, zehirlenmeler haricinde)
Vücudun
patronu beyindir. Beyin gözardı edilerek hastalıkların düzeltilmesini
sağlamak be nedenle anlamsızdır. Günümüzde kullanılan ilaçlar ve diğer
tedavi yöntemleri nedene değil sonuca yöneliktir. Tansiyon
yüksekliğini, tansiyon düşürücü ilaçlarla tedavi edemezsiniz.
Kolesterol yüksekliği, guatr, astım, mide ülseri, regl düzensizlikleri,
epilepsy, migren, dikkat eksikliği, depresyon, panik atak vb..
hastalıkların gerçek tedavisi, beyin duyarlılıklarını düzeltmekle
mümkün olacaktır.
Beyinde
yer alan duyarlılıkları az ya da çok düzeltebilen tüm yöntemler bu
açıdan önemlidir. Ancak çok faydalı bir yöntem bile olsa, sektörel
açıdan destek görmezse ve önünde bu yönteme engel büyük sektörler
olursa, doktor ve hastalara ulaşımı engellenir.
ABDnde
doğan ve son 30 yıldır yaygınlığı giderek artan nöroterapi yöntemiyle
beyin duyarlılıkları önemli ölçüde tedavi edilebilmektedir. Nöroterapi
aletiyle sağlanan tedavi, sermaye değil emek gerektirmesi nedeniyle
gelişimi çok ağır bir biçimde gerçekleşmektedir. www.noroterapi.com adlı siteden konuyla ilgili ayrıntılı bilgi ve yazıyla ilgili kaynaklara ulaşabilirsiniz.
Dr Güçlü Ildız

Etiketler:
Bilimler
Tıp
Biz neden böyleyiz ?
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |