Okunma: 675 kez
Bilim açısından 2002 yılı bir çok harika gelişmeye sahne oldu. Fakat kamuoyunun büyük bir çoğunluğu bu yılı bilimsel kayıtlardaki hatalarla da anımsayabilirler. Bunların arasında başlıca; yarı iletken teknolojisi üzerine çalışan bir fizikçinin sahtekarlığı, 118 numaralı elementin sonradan geri çekilen keşfi, menopoz sonrası dönemdeki bir çok kadına uygulanan hormon yenileme bilgilerinin ters yüz olması ve diyetlerdeki yağlara ilişkin çelişkili öneriler sayılabilir.
( www.genbilim.com )
Çelişkili
sonuçlar, rezaletler ve fazla şişirilmiş başlıklar, bir doğru bilgi
kaynağı olarak bilimin otoritesine olan güveni aşındırabilir.
Araştırmalar kadar toplumun kendisi de, yurttaşların ve yöneticilerin
iyi bilimi de kötüyle beraber hafife almaya başlamasının sıkıntısını
çekmekteler.
Kaçınılmaz
bir şekilde, bilimciler de bazen gayet tabii olarak yanılırlar-hata
yaparlar. Kanıtların değerlendirilmesinde her zaman bir hata payı
vardır. Dahası, bilimciler aziz değildirler. Onlar da makam hırsının,
paranın ve benliklerinin hakimiyeti altına girebilirler. Yanlılıkları
ve önyargıları onları körleştirebilir. Bireyler olarak yaşam yolunda
diğerlerinden ne daha az ne de daha çok olmak üzere sapmalar
gösterebilirler. Bununla beraber zaman içinde bilim, dar ilgi
alanlarının üzerine çıkar ve kendisini, diğer kurumlardan çok daha
güvenilir bir biçimde, sonuç ve yöntemlerin açık biçimde yayınlanması
gibi uygulamalar yoluyla düzeltir.
Bilimsel
bilginin tamamı geçici özelliklerdir. Bilimin “bildiği” her şey, en
gündelik gerçeklerden en kadim kuramlara kadar, yeni bilgilerin gelmesi
durumunda gözden geçirilmeye namzettir. En yeni fikirler ve veriler, en
geçici olanlarıdır. Bazen iddiaların geri alınması kaçınılmazdır. Bu
bilimin zayıflığı değil, bilakis ihtişamıdır. Başka hiçbir girişim,
gözlenebilen dünyaya dair daha tamamlanmış bir anlayışa doğru adım adım
ilerlemesi açısından bilime rakip olamaz.
Profesyonel
dergilerdeki keşif duyurularında, daima niteliksel ve niceliksel olarak
kesinlik miktarları belirtilir. Yaygın basındaki haberlerde ise bu
genellikle bulunmaz. Çünkü, uzman olmayanlar bu verileri
değerlendirebilecek birikimden yoksundurlar. Araştırıcılar veya
gazetecilerin haberlerin değişmez doğruları temsil ettiğini ima
etmeleri oranında, bilimsel zıtlıkların toplumda oluşturduğu kafa
karışıklığından bizler sorumlu tutuluruz. Fakat duyarlı okuyucular,
bilim özetlerinin muhtemelen önemli olabilecek bazı detayları mecburen
dışarıda bırakacağını unutmamalıdırlar.
Maalesef
toplumu eğitme meselesi, bilimdeki açıkları bulup çıkarmaya çalışanlar
tarafından iyice zorlaştırılmaktadır. “İşte” derler; “Bu bilimciler
gerçekten de neden bahsettiklerini bilmiyorlar. Kendi amaçlarına hizmet
eden bir gündemi dayatıp duruyorlar. Kendi aralarında bile hemfikir
değiller, dolayısıyla neye istiyorsanız ona inanmakta özgürsünüz.”
Dolayısıyla küresel ısınma şüphecileri, kendilerinin değil, karşı
tarafın akıl yürütmelerindeki belirsizliğe vurgu yaparak, ilklim
araştırmacıları ile ortak hareket etmeye yanaşmamaktalar. Evrim
karşıtları, fosil kayıtlarındaki eksikliklerden dem vururken, övgüler
yağdırdıkları bir avuç yeni-yaratılışçının elinde yalnızca ufak kanıt
parçacıkları ve uyumlu olmayan kuramlar bulunur.
Halk,
bilimcilerin önerilerini nasıl değerlendirmeli ? En büyük hata bilimde
yüzde yüz bir kesinlik veya mutabakat beklemektir. Çünkü, bu hiçbir
zaman gerçekleşmeyecek bir şeydir. Uzmanlar topluluğu tarafından
incelenen sonuçlar sonradan yanlış çıkabilir. Fakat bunlar, genellikle
hali hazırda mevcut olan görüşlerin en geniş destek bulanlarıdır.
Herkes bu görüşleri göz ardı etmekte serbesttir. Fakat, böyle yaparak
daha akılcı davrandıkları yanılgısına kendilerini kaptırmamaları
gerekir. Kusursuz kesinlik yalnız ilahlara ait bir özelliktir. Bizler
ise, bilimle, kusurlarla ve tüm diğer şeylerle yetinmek durumundayız.
Kaynak: Scientific American (Aralık 2002)
Çeviren: Sinan Canan

Etiketler:
Bilimler
Diğer Bilimler
Biz Bilime Güveniriz...
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |