Okunma: 719 kez
Yağmurun yağması,bulutların oluşması, oksijenin üretilmesinde gizli bir aktör rol alıyor: Gen. Mikroorganizmalar dünya için sandığımızdan çok daha önemli; aralarındaki en basit ilişki bile diğer tüm canlıları etkileyebilir.
Atmosfer, toprak, okyanuslar, buzlar, canlılar... Bunların tümü birbirine hassas dengelerle bağlı; hepsi de tek bir sistemin parçası olarak çalışıyor. Yeni bir dal olan 'Dünya sistem bilimi' bu büyük 'senfoniyi' inceliyor.
( www.genbilim.com )
ESA (AVRUPA UZAY AJANSI)
Gökyüzündeki bakteriler yağmur ve kar yağmasına mı neden oluyor?
Louisiana Eyalet Üniversitesi'nden Brent Christner ve meslektaşlarının
Şubat 2008'de Science dergisinde yayımlanan araştırmasına göre, yağışa
neden olan bakteriler atmosferde çok yaygın. Bilim insanları, kar ve
çoğu yağmur için önce bulutlarda buz oluşması gerektiğini belirtiyor.
Ama gökyüzünde saf su yaklaşık eksi 40 derecede donmaya başlıyor.
Öyleyse bulutlar daha sıcakken buz (ve dolayısıyla yağış) nasıl
oluşuyor? Buz, havadaki toz ve is gibi parçacıkların çevresinde eksi 40
derecenin üstünde de oluşabiliyor. Ancak, Christner ve ekibinin
araştırmasına göre toz ve is eksi 10 dereceye kadar etkili. Oysa
bakterilerin çevresinde, eksi 2 derecede bile buz kristalleri oluşuyor.
Bakterilerin hücre duvarındaki proteinler, su moleküllerini buz
kristalinin kafes yapısını taklit edecek şekilde bağlıyor. Böylece,
daha yüksek sıcaklıklarda da buz oluşabiliyor.
Tekhücreliler bulut oluşumu gibi yağışları da etkiliyor.
Atmosferdeki bakterilerin hücre duvarındaki proteinler, su
moleküllerini 'buz kristalinin' yapısını taklit ederek bağlıyor.
Böylece, daha yüksek sıcaklıklarda da yağış görülüyor.
Turgut Tarhan / Şereflikoçhisar
Profesör Christner'ın ekibi,
dünyanın çeşitli bölgelerinde yeni yağmış karları inceledi. Christner
'İncelediğimiz her kar ve buz örneğinde biyolojik buz çekirdekleri
bulduk' diyor. Araştırmada tespit edilen biyolojik çekirdeklerin çoğu,
bitkilerde bulunan bakteriler. Rüzgârlarla çok uzaklara taşınabilen bu
minik canlıların, yağışlarda önemli rolleri olabileceği, iklim ve
tarımsal verimliliği etkileyebilecekleri belirtiliyor. Brent Christner,
bu araştırmayı DMS'nin hikâyesine benzetiyor. Bulut oluşturan maddeler
salan deniz canlılarının hikâyesine... Bazı deniz mikroorganizmaları
kısaca DMS adı verilen dimetilsülfit gazı üretiyor. Dimetilsülfit,
yansıtıcı etkisi çok olan bulutların oluşmasını sağlıyor.
İngiltere'deki
Genel Mikrobiyoloji Derneği Nisan 2008'deki toplantısında, denizlerdeki
mikroorganizmaların yılda 200 milyon tondan fazla dimetilsülfit
ürettiğini açıkladı. East Anglia Üniversitesi'nden Dr. Andrew Curson,
şunları söyledi: 'Bu gazın birçok etkisi var. Okyanusların üstünde
bulut oluşumunu tetikliyor. Bulutlar da, iklimin soğumasına yol açan
faktörler arasında.'
Oksijenin büyük bir bölümünü üretenler de
fotosentez yapan minik deniz canlıları. Warwick Üniversitesi'nden
Profesör Nicholas Mann, okyanusların önemli bir kısmında oksijen
sağlayan canlıların, 'siyanobakteri' adı verilen tekhücreli bakteriler
olduğunu belirtiyor. Nicholas Mann, Mikrobiyoloji Derneği'nin son
toplantısında, soluduğumuz oksijenin bir kısmının üretilmesine,
bakterilere hastalık bulaştıran virüslerin sebep olduğunu açıkladı.
Araştırmacılar virüslerin, fotosentez 'makinasının' parçaları için
gereken genetik malzemeyi sağladığını düşünüyor. Biraz daha açalım:
Okyanus virüsleri, kendi genleri dışında genler taşıyor. Yeni yapılan
çalışmalar, virüslerin bu genleri bakterilere aktardıklarına işaret
ediyor. Profesör Mann, 'Görünüşe göre virüsler gezegenin işleyişinde
çok önemli bir role sahip' diyor.
Nature dergisinde 2006'da yayımlanan bir araştırma, bir organizmanın
genlerinin binlerce organizmayı etkileyebileceğini göstermişti.
Northern Arizona Üniversitesi'nden Profesör Tom Whitham yönetiminde
yapılan deneylere Amerika ve Avustralya'dan çok sayıda bilim insanı
katıldı. Araştırmacılar, kavak ağaçlarındaki tanen miktarını belirleyen
genleri mercek altına aldı. Tanen, bitkileri koruyan bir madde. Bilim
insanlarının vardığı sonuçlara göre, tanen miktarı kavak ağacı
yapraklarının çürüme hızını etkiliyor. Dolayısıyla, toprakların
verimliliğini etkiliyor. Projede görev alan Wisconsin Üniversitesi'nden
Richard Lindroth, bu çalışmanın mesajları olduğunu söylüyor ve
genleriyle oynanan organizmalara dikkat çekiyor: 'Bir gen
yerleştirirseniz, (bakteri genini bitkiye yerleştirmek gibi), bu genin
karmaşık bir ekosistemdeki milyonlarca genden bir tanesi olduğu
gerçeği, geniş kapsamlı etkileri olmayacağı anlamına gelmez.'
'Dünya
sistem bilimi', yerkürenin işleyişini inceleyen, nispeten yeni bir
bilim dalı. NASA'nın 1983'de Dünya Sistem Bilimleri Komitesi'ni
kurmasıyla ortaya çıktı. Bugün NASA bilim misyonunu açıklarken
'Dünya'nın atmosferini, karalarını, okyanuslarını, buzlarını ve
canlıları birbirine bağlı, tek sistemin parçaları olarak algılamalıyız'
diyor. Dünya sistemi, birbirleriyle karmaşık ilişkileri olan çok
çeşitli unsurları içeriyor. Hem hayatla çevre o kadar bağlantılı ki,
mikroorganizmalar arasındaki etkileşim gibi basit görünen bir şey bile
tüm çevremizi etkiliyebilir. Miami Üniversitesi'nden Profesör Eugene
Rankey ve USRA'dan (Universities Space Research Association) Martin
Ruzek, Journal of Geoscience Education'da yayımlanan makalelerinde
şunları söylüyor: 'Gezegenimizin şartlarını belirleyen ahenkli
fiziksel, biyolojik, kimyasal süreçleri anlatmak için senfoni
benzetmesi kullanılabilinir. Bir senfonide her aletin diğerleriyle uyum
içinde çok sesli müzik yapması gibi hava, su, karanın unsurları ve
hayat ahenkle işleyen Dünya sistemini meydana getiriyor.
Yazı: Selcen Pirge / Atlas

Etiketler:
Bilimler
Biyoloji
Yağmurun Genleri
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |