Okunma: 1351 kez
Her şey, Benoit Mandelbrot’un kafasında oluşan ve basit gibi görünen bir soru ile başladı: İngiltere’nin kıyı uzunluğu ne kadardır? Yanıtı bulmak için yapılabilecek ilk şey, ölçeği belli bir harita bulduktan sonra, buradan kıyı şeridinin uzunluğunu, sözgelimi bir iple ölçmek ve sonucu haritanın ölçeğiyle çarparak, kıyı uzunluğunu hesaplamak olabilir. Peki, kıyı şeridinin uzunluğu ‘gerçekte’ ne kadardır? Kıyı şeridinin uçaktan çekilmiş bir dizi fotoğrafı ile daha doğru bir ölçüm yapabilirsiniz; şüphesiz bu değer, harita üzerinde hesaplanandan biraz daha büyük çıkacaktır.
Biraz daha ileri gidip, tüm kıyıyı adım adım ölçtüğünüzü
düşünelim; bu durumda ne kadarlık bir uzunluk hesaplayabilirsiniz? Peki
ya tüm uzunluğu milimetrik bir cetvelle ölçebildiğinizi düşünün; hatta
moleküler boyulara kadar uzanan hassas bir uzunluk ölçümü
yapabildiğinizi... Sonuçta, ölçümlerinizi hassaslaştırdıkça, kıyı
uzunluğunun sonsuza gittiğini farkedeceksiniz. Sonlu bir kara parçasının
sınırları, aslında sonsuz uzunluktadır!
Bu basit ve çarpıcı sonuç, Benoit Mandelbrot gibi
bir matematikçinin elinde, ‘fraktal geometri’ dediğimiz yeni bir
matematik dalının temellerinin atılmasını sağladı. Mandelbrot,
tabiattaki biçimlerin matematiğini keşfeden ve buna latince ‘kırıklı’
anlamına gelen ‘fractus’ sözünden türettiği ‘fractal’ adını veren
kişidir. Kendisinin tanımladığı ünlü ‘Mandelbrot Kümesi’, belki de
dünyanın en meşhur geometrik şekillerinden birisidir.
Fraktal geometri, bildiğimiz Euklid (Öklid)
geometrisinden oldukça farklıdır. Euklid geometrisi, okullarda
okuduğumuz, üniversite sınavlarında karşımıza çıkan sıfır, bir iki ve üç
boyutlu geometrik şekillerle ilgilenir. Mandelbrot’un fraktalleri ise,
kesirli boyutlara sahip olmaları açısından, geleneksel geometriden
kökten farklı bir yapı sergiler. Matematiğe çok girmeden bunu şöyle
örneklendirebiliriz: Elinizde bir sayfa kağıt olduğunu ve bunun iki
boyutlu olduğunu düşünün (aslında kağıt, kalınlığı da olan üç boyultu
bir nesnedir ama, şimdilik kalınlıksız iki boyutlu bir yüzey
düşünüyoruz). Kağıdı elinizde o kadar çok buruşturup sıkıştırıyorsunuz
ki, artık son derece karmaşık hale gelmiş bu iki boyutlu yüzeyi ‘iki
boyutlu’ olarak nitelemek gittikçe imkansızlaşıyor. Üç boyutlu olduğunu
da iddia edemiyorsunuz, zira elinizdeki ne kadar buruşmuş olursa olsun,
iki boyutlu bir yüzeydir aslında. Dolayısıyla, buruşma miktarı arttıkça,
2.05, 2.28, 2.4 gibi kesirli boyutlara sahip bir yüzey şekli elde etmeye
başlarsınız. İşte fraktallerdeki kesirli boyut kavramı da buna benzer
bir karmaşıklığın neticesinde ortaya çıkar. Aslında doğada hakim olan
geometri de işte bu ‘fraktal geometri’dir...
Doğadaki biçimler gerçekten de geleneksel
geometrinin bize öğrettiğinden çok farklıdır. Geleneksel (Euklid’çi)
geometri daha ziyade idealize edilmiş soyutlamalardan oluşuruken,
tabiattaki biçimler çok daha karmaşıktırlar. Yerküreyi 6-7 kez
dolaşabilecek kan damarlarını ve bir kaç tenis kortu kadar alan kaplayan
akciğer hava keseciklerini bu küçücük vücudumuza; açıldığında 2 metreyi
aşkın bir uzunluğa erişen DNA molekülümüzü 100 trilyon hücremizin her
birindeki bir kaç mikrometrelik (milimetrenin binde biri) çekirdeğin
içine paketlenmesinin ardında, işte bu ‘fraktal’ kurallar yatmaktadır...
Fraktal özelliklere sahip bir geometrik şekli
evinizde kendi başınıza elde etmenin bu gün için en kolay yolu,
internette rahatlıkla bulunabilen hazır bilgisayar programlarından
birisini kullanmaktır (fractal explorer). Zira her ne kadar basit olursa
olsun, bir ‘fraktal’ ortaya çıkarmak, matematiksel bir dizi işlem serisi
(iterasyonlar) gerektirir ki, bu tekrarlayan işlem serileri, tam da
bilgisayarlara göre bir iştir. Örneğin Mandelbrot Kümesi aslında,
‘karmaşık sayılar’ı da içeren ve kendi sonucunu her tekrarda ‘giriş
verisi’ olarak kullanan bir iterasyon, yani tekrar tekrar hesaplama
işlemidir. Bu hesaplama sonucu elde edilen kapalı noktalar kümesi, alanı
sonlu, fakat kenar uzunluğu sonsuz bir küme olarak tüm fraktallerin
–tabir yerindeyse- atasıdır.
Fraktallerin bir başka çarpıcı özelliği, doğada
çokça rastladığımız ‘kendine benzeme’ (self similarity) özelliğidir.
Herhangi bir iterasyon dizgesi ile oluşturulan bir fraktal biçim, aynı
matematiksel formül çekirdeğinin defalarca üst üste tekrarlanması ile
ortaya çıktığından, ana kümenin şekli, küme kenarlarının mikroskobik
detaylarında dahi benzer görünüm ve biçimlerde tekrarlanır.
Tabiatta da bu durumla sık sık karşılaşırız:
Örneğin ağaçların bir çok tipinde, dal ve köklerdeki saçaklanma
biçimleriyle; dalların yan dallara ayrılma biçimlerinin, yaprakların
çıkış noktalarının ve yapraklar üzerindeki damarların dallanış
biçimlerinin hep birbirine benzer bir kalıp izlediğine belki de daha
önce dikkat etmişsinizdir. Daha çarpıcı bir örnek olarak, atom-altı
düzeyi de düşünebiliriz. Bu düzeyde ulaştığımız mikro-alem, aynen uzay
boşluğu gibi karanlık, nisbi olarak korkunç mesafelerle birbirlerinden
ayrılmış bileşenlerden (elektronlar - protonlar vb.) oluşan bir
boşluktur ve atomun ardında, yeni bir ‘uzay boşluğu’, farklı ölçeklerle
de olsa bizi bekler gibidir! İşte bu özellikler, fraktal geometrinin
sadece ağlenceli bir oyun olmaktan ziyade, hayatın kendisini daha iyi
anlamamızda yardımcı bir araç olarak kullanılması konusunda bizi
defaatle ikaz ediyor...
Yapısındaki bıktırıcı ve binlerce tekrara dayalı matematiksel altyapıya
rağmen fraktal geometri, özellikle günümüz yazılım teknolojisinin
nimetleriyle de birleşince artık oldukça yaygınlaşmış durumda. Günümüzde
fraktalleri oluşturmak için uzmanlığa gerek olmadığı gibi,
güzelliklerini ve bize anlattıklarını anlayabilmek/takdir edebilmek için
matematik dehası olmak gerekmiyor. Tek şart, insanî bir merak ve iştiyak
sahibi olmak; hepsi o kadar.. Bana sorarsanız, hemen bir fraktal
programı edinip kurcalamaya başlayın; karşınıza çıkan alem karşısında
şaşkınlığınızı uzun süre gizleyebileceğinizi sanmıyorum...
Fraktal alemdeki kişisel maceramın bana bir kez
daha hatırlattığı bir gerçek var: Bu kâinat öyle bir –fraktal– kitap
ki, her bir harfinde okunası nice ciltler yazılıp paketlenmiş.. Bizler
bu gün, bilimin de katkısıyla bunu çok daha iyi anlıyoruz.
Bize düşen ise, okuyabildiğimiz kadar okumak...
Dr. Sinan Canan

Etiketler:
Bilimler
Matematik
"Kaosun Resmi" Fraktallar
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |