Okunma: 127 kez
Canlıların bir çok biyolojik faaliyetlerinde belli bir ritmin gözlendiği çok eski zamanlarda farkedilmiştir. Ne var ki, biyolojik ritimlerin başlı başına bir bilim dalı olması ancak ondokuzuncu yüzyılın sonlarına rastlar. Bu gün bildiğimiz anlamda, biyolojik ritimleri ve onları yöneten etkenleri araştıran blim dalı Kronobiyoloji olarak bilinir.
Kronobiyoloji, biyolojik ritimlerle ilgilenir.
Ritim genel olarak, periyod, sıklık, büyüklük ve faz gibi özellikler
gösteren, tekrarlayıcı karakterdeki olaylar olarak tanımlanabilir.
Ritimlerin bu özelliklerinin kısa tanımları ise şu şekilde yapılabilir:
* PERİYOD: Ritmin bir döngüsü için geçen zaman. * SIKLIK (Frequency):
Birim zamanda tekrarlayan döngü sayısı. * GENLİK (Amplitude): Ortalama
değerden sapma miktarı. * EVRE (Phase): Ritmin kendine has özellikler
gösteren kısmı (başlama, bitiş evreleri gibi) (Şekil.1)

Şekil 1:
İki biyolojik fonksiyonunun ritmleri arasında gözlenen faz
ilişkileri ve ritim özellikleri.
Canlıların yürüttüğü biyolojik fonksiyonların ritimleri,
genellikle çevre şartlarından döngüsel özellikler
gösterenlerle eşzamanlı olarak yürür. Eğer bir canlı
engelsiz bir şekilde dış ortamla ilişkili ise ve ritimlerini
dış dünyadan gelen uyarılara göre düzenleyebiliyorsa, böyle
ritimlere bağlı (entrained) ritimler denir. Bunun yanında,
eğer canlı laboratuar ortamında, çevresel işaretlerden
yalıtılmış bir biçimde yetiştirilirse, bu durumda tam olarak
çevresel işaretlerle tutarlı olmasa da bir iç ritmi
sürdürdüğü görülür. Bu tip ritimlere de serbest
(free-running) ritimler denir.
Canlının çevreden aldığı sinyallerin bir kısmı, ritimlerini
düzenlemesi için bir işaret görevi yapar. Örneğin, ışık ve
karanlık, canlının gece ve gündüz göstereceği faaliyetleri
ayarlaması için çevresel bir işaret olarak kullanılır. Bunun
gibi çevresel işaretlere, zeitgeber (almanca, zeit=zaman,
geber=vermek) veya "ritim verici" denir. Bu ritim verici
faktörler, ayın devri, yılın mevsimleri, güneşin durumu vb.
olabileceği gibi, bunların arasında en önemlisi ışıktır.
Şekil 2:
Laboratuar hayvanlarındaki LH seviyelerinin saatlik, günlük
ve yıllık dalgalanmaları. Saatlik dalgalanmalardaki sıklık
ve genlik değişiklikleri günlük değişikliklere; günlük
ritimlerdeki değişiklikler ise yıllık dalgalanmalara neden
olur.
BİYOLOJİK SAAT
ÇEŞİTLERİ:
Genel
adlandırmaya göre, temel biyolojik saat çeşitleri aşağıda
listelenmiştir. Sirkadian ritmin altında görülen
sirkaseptan, sirkatrivijintan gibi isimlendirmeler, daha
ziyade tıbbi terminolojide kullanılmaktadır.
Tablo 1.
-
Sirkadian (Dünyanın dönüşü) 24 saat 22-26 saat
-
Sirkatidal (Gel-gitler) 11-14 saat
-
Sirkalunar (Ayın evreleri) 26-32 gün
-
Sirkannual (Yılın mevsimleri) 330-400 gün
Tablo 2. İnsanlarda Gözlenen Ritim Örnekleri
|
RİTİM SIKLIĞI
|
FİZYOLOJİK VE DAVRANIŞSAL OSİLASYON
|
|
ULTRADİAN RİTİM
|
|
Saniyede 1’den fazla döngü
|
Görme ve işitme sistemleri, EEG dalgaları
|
|
Dakikada 1’den fazla döngü
|
Kalp hızı, solunum sayısı, mide hareketleri
|
|
Saatte 1’den fazla döngü
|
Kan dolaşımı, çeşitli enzim aktiviteleri
|
|
Günde 1’den fazla döngü
|
Yeme, içme, idrar çıkarma, dışkılama, REM/nonREM
uyku basamakları
|
SİRKADİAN RİTİM
|
|
Günde yaklaşık 1 döngü
|
Uyku-Uyanıklık, vücut ısı dalgalanmaları, kan
basıncı, yorgunluk-dinçlik, ruh durumu, stres,
fiziksel ve zihinsel performans
|
|
İNFRADİAN RİTİM
|
|
Her ay döngüsünde 1 döngü
|
Menstruel döngü, insan ve primatlarda ayın
evrelerine menstrual döngünün kilitlenmesi,
memeli gebelik süresinde 30 günlük ortak
çarpanlar, erkeklerde yaklaşık 21-28 günlük
testosteron salınım döngüsü
|
|
Yılda yaklaşık 1 döngü
|
İnsan ve memeli hayvan doğumları, SADS
(Mevsimsel afektif bozukluk sendromu),
serebrovasküler kazalar ve solunum kaynaklı
ölümler, ani bebek ölümleri, kazalar,
hastalıklar, cinayet, intihar.
|
RİTİMLERİN İÇ ve DIŞ KONTROLÜ
Biyolojik ritimlerin, canlının içinden bir mekanizma
tarafından mı yoksa dışarıdaki işaretlere göre mi
ayarlandığı konusundaki tartışmalar spekülatif düzeyde uzun
yıllar boyu devam etmiştir. Canlılardaki ritim
mekanizmasının iç bir kaynaktan yönetildiğine dair ilk
deneysel kanıt, Jean Jacques De Marian (1729) adlı
araştırıcıdan gelmiştir (Şekil 3). Bu araştırıcı
heliotropik (güneşte yaprak veya çieklerini açıp, karanlıkta
kapatan) bitkilerde yaptığı çalışmalar sonucu, bu
bitikilerdeki ritimlerin, ışık olmasa da faaliyet
gösterebildiklerini kanıtlamıştır. De Marian ünlü deneyinde,
heliotropik bir bitki türünün iki örneğinden birini tamamen
karanlıkta, bir diğerini de normal güneş gören bir yerde
muhafaza etmiştir. Bir süre sonra, karanlıkta yetişen
bitkinin de aynı güneşteki türdaşı gibi, gündüz vakti
yapraklarını açıp, gece kapattığını gözlemlemiştir.
Şekil 3: De
Marian'ın deneyinin şematik gösterimi
Günümüzde, biyolojik ritimleri yöneten saatlerin, canlıların
iç dinamiklerinde saklı olduğunu biliyoruz. Saatlerin
canlıdaki yeri konulu tartışmalar, De Marian'ın deneyinden
sonra, belirsiz jeofiziksel güçlerin varlığına kaymış ve bu
tip ölçülemeyen güçlerin canlıları etkileyerek, ritimleri
düzenleyebileceği tezi ortaya atılmıştır. Bu gün, üç temel
kanıttan yola çıkarak, böyle bir mekanizmanın en azından
bilinen biyolojik ritimler için geçerli olmadığını
biliyoruz:
1. Uzay araçları ile yörüngeye gönderilen hayvanların,
(yerçekimi dahil) tüm jeofiziksel kuvvetlerden uzakta
olmalarına rağmen, normal ritimler göstermeye devam
etmeleri;
2. Özellikle laboratuar şartlarında aynı ortamda, hatta yan
yana kafeslerde yetiştirilen deney hayvanlarının, aynı
ortamda bulunsalar da, hafifçe farklı biyolojik ritim
fazları sergilemeleri;
3. Ritimsel davranış gösteren doku parçalarının aktarımı
(transplantasyon) sonrasında, alıcı canlının ritminin,
verici canlının önceden gösterdiği ritme uyması.
Şekil 4:
Farklı canlılardaki çeşitli biyolojik olayların görülme
sıklıkları ve sergiledikleri ritimler (ölçü barlarında
gösterilen periyot uzunluklarına dikkat ediniz).
Şekil 5:
Hamsterlerde biyolojik ritimlerin ölçülmesinde kullanılan
laboratuvar düzeneği. Nokturnal (gece aktif) hayvanlar olan
hamsterler, geceleri (karanlıkta) lokomotor aktivite
gösterip, gündüzleri (aydınlıkta) dinlenirler. Bu canlıların
aktivite göstermesi için kafesleri içine bir koşma tekerleği
konur ve bu tekerleğin dönüşleri bir ara birim aracılığıyla
yazdırıcı bir bilgisayara bağlanırsa (üstte), hayvanın gün
boyu bu tekerleği kullanarak yaptığı lokomotor davranışlar,
grafik kayıtlar halinde elde edilir. Normal bir
ışık-karanlık döngüsünde yetiştirilen bir hasterin tipik
lokomotor kayıtları şekildeki gibidir (ortada, ayrıca bkz.
Şekil.5). Eğer bu kayıtlar grafiğe dökülecek olursa,
hayvanın lokmotor aktivitesinin, geceleri, gündüze oranla
çok dah fazla olduğu görülebilir (altta). Bu ve benzeri
düzenekler, kronobiyoloji laboratuarlarında sıkça kullanılan
düzeneklerdir.
Şekil 6:
Bir hamsterden alınmış ritim döngüsü kayıtları. İl başta,
hayvan normal ışık karanlık döngüsünde tutulmaktadır ve
lokomotor aktivite, karanlık bölgede yoğun olacak şekilde
normal bir dağılım gösterir. Işık-karanlık döngüsü 4 saat
kadar ileri alınıp o şekilde devam ettirilirse (ok ile
işaretli nokta), bu noktadan sonra hayvanın hemen yeni ritme
adapte olduğu görülür. Grafiğin alt kısmında ise, ışık-
karanlık döngüsü ortadan kaldırılmış ve sabit bir soluk ışık
düzeni yerleştirilmiştir. Bu durumda, hamsterin gösterdiği
ritimler yaklaşık 24 saatlik olup, günden güne ilerleme
göstermektedir ki, bu durum, serbest (free-running)
ritimlerin genel bir özelliği olarak karşımıza çıkar.
JET LAG
Jet-lag, özellikle kıtalar arası uçuşların yoğun olduğu
günümüzde gözlenen yeni bir hastalık biçimidir. Bu
rahatsızlık, büyük zaman dilimlerinin aşıldığı, doğu-batı
doğrultusunda gerçekleşen jet uçuşları sonucu ortaya çıkar.
Jet uçuşlarının çoğunun da bu doğrultu üzerinde olduğu
düşünüldüğünde (aralarında seyahat eden sanayileşmiş ülkeler
genellikle aynı enlemler civarında yerleşmiştir), jet-lag
önemli bir sağlık problemi olarak karşımıza çıkar.
Jet uçuşları, insanın uyarlanabilme kapasitesinin çok
üzerinde bir hızla zaman değişimine neden olur. Doğu batı
arasında 3-4 saatlik zaman dilimini kapsayan bir yolculuk,
tüm zaman belirleyici unsurlarda (zitgeber) birden değişmeye
neden olur. Jet-lag, bu değişime organizmanın uyum
sağlaymamasından kaynaklanır. Jet-lag bulguları şu şekilde
sınıflanabilir:
Bu belirtiler, batıdan doğuya gidenlerde (zaman ilerlemesi
yaşayanlarda) daha belirgindir. Yaşlılar, jet
yolculuklarından daha fazla etkilenirler ve yeni saat
düzenlerine adaptasyonları gençlere göre daha zordur. Bunun
yanında, ileri-geri saat uygulamalarının (kış-yaz saatleri),
hafif jet-lag belirtilerine neden olduğu öne sürülmüştür.
Jet-lag belirtileri, yolculuktan 2-3 gün kadar sonra da
ortaya çıkabilir.
EVRE
CEVAP EĞRİLERİ
Dış uyarılardan izole halde yaşatılan hayvanlarda, serbest
ritimlerin oluştuğundan bahsetmiştik. Bu tip serbest
ritimlerde, canlının ritimlerini sürdürebilmesi için bir
gece ve gündüz referansına ihtiyacı vardır. İşte bu
referanslar, canlının içsel saatleri tarafından sağlanan
"içsel (subjective) gece" ve "içsel gündüz"dür.
Serbest ritim gösteren canlılardaki içsel gece ve gündüz
kavramı, çeşitli zaman belirleyici etkenlerin o ritim
üzerine etkisini belirlemek için kullanılır. Özellikle bir
çevresel sinyal unsurunun değişiminin, ritim evrelerini
nasıl etkilediği, evre-cevap eğrileri hazırlanarak
görülebilir (Şekil 7).
Şekil 7:
Evre cevap eğrisi hazırlanması. A'dan E'ye kadar, serbest
ritim gösteren bir deneğin günlük serbest ritim kayıtları
sembolize edilmektedir. İçi boş kare ile belirtilen
noktlarda, serbst rtimin belli noktalarına denk gelecek
şekilde bir saatlik bir ışık uyaranı verilmiş ve bu
uyaranların ritimde nasıl bir değişmeye sebep olduğu
gösterilmiştir. A'da, ışık uyaranı, içsel günün ortasında
verilmiş ve herhangi bir ritim değişmesine neden olmamıştır.
Bu nokta, ışık uyaranı için "ölü bölge"dir. B'de, ışık
uyaranı, içsel günün bitimine yaklın verilmiş ve izleyen
günlerdeki ritimlerde 1 saatlik bir gecikme
oluşturulabildiği görülmüştür. C'de,öznel gecenin ilk
saatlerinde verilen ışığın, izleyen günlerde 3 saatlik bir
gecikmeye neden olduğu görülmektedir. D'de ise, içsel
gecenin daha ileri saatlerinde verilen bir ışık, izleyen
günlerdeki ritmi dört saat kadar ileriye alarak oldukça
belirgin bir etki yapmaktadır. Nihayet E'de, içsel gecenin
sonuna doğru verilen ışık uyarımı, izleyen ritimlerde iki
saatlik bir erken başlangıca neden olur. Bu şekildeki
ölçümlerin, şeklin altında görüldüğü gibi bir evre-cevap
eğrisine dönüştürülmesi, yapılacak bir müdahalenin rtimi
nasıl etkileyeceğine dair bir çizelge sağlar. Buradaki
örneğe göre, ritmi erkene almakta en etkili ışık uyaranı
verme zamanı, içsel gecenin ortasından sonrası bir zamanken,
geriye almak için en etkili zaman, içsel gecenin ortasından
önceki saatlerdir.
Dr. Sinan Canan

Etiketler:
Bilimler
Biyoloji
Biyolojik Saatler ve Ritimler
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |