Okunma: 924 kez
Amerikali Edwin Land 1943te sahilde küçük kizinin fotografini çektigi zaman kizi sabirsizlikla, Baba! Niçin resmi hemen simdi göremiyorum ? diye sormustu. Bu soru babayi düsünmeye sevk etti.
Düsünmesinin semeresini ise, ona ün kazandiran Polaroid makineyi gelistirerek gördü. Burada küçük kizin, o güne kadar düsünülmemis veya hayata geçirilememis bir olay için babasina ilham kaynagi olmustur.
Yeni kesif ve icatlara zemin hazirlayan müessir yollardan biri de beyin
firtinasidir (Brainstorming). Beyin firtinasinin temel
prensibi sudur: Bir problemi çözmekle görevlendirilen bir grubun
üyeleri mümkün oldugu kadar kadar çok fikir üretirler. Buradaki problem
illâ da bir sikintili durum olmayabilir (Negatif problem) . Olumlu bir
problem de olabilir. Meselâ bir sirket, yil sonunda elde ettigi kâri en
verimli bir sekilde nasil kullanacagini bir beyin firtinasi seansi ile
halledebilir. Beyin firtinasi seanslarinda üretilen fikirler mantiksiz,
sira disi, çilginca ve görünüste imkânsiz olabilirler. Burada temel
kaide, kesinlikle elestiri ve kritik olmamasi. Nasil olur?, bu da mi
olur ? yahu, hadi be sende !, kafayi mi yedin !! ? türünden sözler
henüz yeni ortaya çikmis veya çikacak olan fikri hemen yok edebilir.
Albert Einstein bu konuda söyle demistir: Ortaya atilan yeni
fikirlerde bir ilginçlik, saçmalik yoksa bu fikirde umut yok demektir.
Dahasi baslangiçta aptalca imis gibi görünen bir fikir, beyin firtinasi
ekibinin diger üyeleri üzerinde müsbet tesirler icra edebilir. Beyin
firtinasi seansinda görüsler yüksek sesle söylenmeli ve hemen
kaydedilmelidir. 30-40 dklik bir seanstan sonra bütün fikirler üyeler
tarafindan degerlendirilerek en iyi fikir çözüm olarak seçilir.
Beynimizin sag tarafi, zihindeki resimlerle veya hikâyelerle
ilgilenmekten ve çapraz bagintilar kurmaktan hoslanir. Beyin
firtinalari çalismalari sag beyni uyarir.
Yapilan çalismalar çocuklarin (bilhassa 2-7 yas arasi) okula gitmeden
önce, okul dönemine göre sag beyni dokuz kat daha fazla kullandiklarini
ortaya koymustur. Yani çocuklar yeni (mucitce) fikirleri daha fazla
üretirler. Durum böyle iken niçin uzun yillardan beri hiçbir bilim
adamimiz Nobel mükâfati almamistir? Niçin bütün yeni bulus ve icatlar
baskalari tarafindan yapilmaktadir? Son yüz yildaki patentlerin yüzde
kaçi bize aittir? Cevaplardan bir tanesi, okullarimizda beyin firtinasi
gibi yenilikçi düsüncelerin yeterince ögretilmemesi olabilir.
Okullarimizda genellikle merakli sorular pek tesvik edilmemekte,
aksine, çocuklardan kaliplar içinde düsünmeleri ve önceden hazirlanmis
cevaplari vermeleri istenmektedir. Yeri gelmisken tarihimizdeki duruma
kisaca bir göz atip Mimar Sinanlarin, Itrîlerin, Fatihlerin,
Hazerfenlerin, Gazalilerin nasil yetistigini daha iyi anlayabiliriz.
Fatih Sultan Mehmetin kurdugu, Sahn-i Seman Medreselerinde fizik,
kimya, biyoloji, matematik, astronomi, mantik, felsefe, edebiyat gibi
fen ve sosyal bilimler birlikte ögretiliyor, mucit ve kâsifler
yetistiriliyordu.
Havan topunu ilk icat eden Fatihtir. Barutu atesli silahlarda ilk
kullanan Osmanlilardir. Ilk uçan insan bir Türktür. Mimar Sinan hâlâ
asilamamistir. Bir Itrî, bir Dede Efendi henüz geçilemedi. Bir Gazali
yetismedi.
Süleymaniye Kütüphanesi hâlen Dünyanin en çok el yazmasi eser
bulunduran kütüphanesidir. Ancak mâzide kalmis bu hâmasî destanlara
bakip iç geçirmektense, davranip Eski hâl muhâl, ya yeni hâl, ya
izmihlâl deyip, gayrete gelmenin zamanin çoktan geldigini ve geçmek
üzere oldugunu farketmeliyiz.
Bir Beyin Firtinasi Seansi
Problem: Sirketimizin bu seneki gelirleri çok düstü zarar ediyoruz.
Seans sirasinda ortaya atilan bir görüs: Kuslar uçar.
Beyin Firtinasi: Onlar nesnelere bir kusun
gözleriyle bakarlar… Her seyi tepeden iyi bir sekilde görebilirler…
Keskin bir görüsleri vardir… Bazen kanat çirpmayi birakirlar ve asagiya
dogru süzülürler. Ama bunu zarif bir sekilde yaparlar… Çok
beceriklidirler… Kaynaklari ziyan etmezler… Güçlerini tutumlu sekilde
kullanmaya çalisirlar… Nereye gittiklerini biliyor gibidirler… Oysa çok
uzaktadir, gittikleri yer… Yolculuga iyi hazirlanirlar… Her çesit hava
sartlarina hazirdirlar… Gittikleri yere varmayi ümid ederler…
Düsmanlarini tanirlar… Bazen kendilerini güvenlik içinde bulurlar…
Bazen yirtici hayvanlar arasinda… Ama her zaman çevrelerinde bütün olup
bitenlerin farkindadirlar… Bir yolunu bulup gitmeyi sürdürürler… Her
gizli hava akimini kendi hizmetlerine kullanarak.. rüzgârla
bozusmadan.. ama çevreyle basarili bir is birligi sergileyerek… Uçmanin
büyüsündeki asaleti daima koruyarak.. dengeyi, kontrolü, ustaligi elden
birakmadan yapabileceklerinin en iyisini yaparlar. Gördünüz mü ? Bir
kusun uçmasindan nerelere geldik !
Sinirlari Zorlayin
Insan hayatinda birçok sinirlar vardir ve bu sinirlarin ötesine
geçmek ürkütücü bulunur. Hayatimizda fizikî sinirlar oldugu gibi zihnî
sinirlar da vardir. Zihnî sinirlamalar beyin firtinasi olusturacak
sekilde düsünmemize izin vermezler, degisimi engellerler. Bu daha önce
denenmedi, çok güçsüzüm, izin vermezler, yapamam, ne derler, bu kadar
da olur mu?.. gibi ifadeler zihnî sinirlamalara örnektir. Zihnî
kaliplar asildigi an, kapilar açilir ve yepyeni ufuklar bizi bekler.
Sinirlari bazen bir soru ile asariz. Tipki Edward Lande, ailesinin
fotograflarini çekerken küçük kizinin fotograflarimizi görmek için
niçin beklemek zorundayiz? sorusunda oldugu gibi. Sinirlarimizi
zorlayalim, düsünelim, düsünelim, derin tefekkürlere dalalim. Muhtesem
birer makine olan hücrelerimizi, sütün diski ile kan arasinda nasil
olustugunu, uzayin sonsuz büyüklügünü, kuslari, denizleri, rüzgâri…
Beynimizde firtinalar olusturalim. Neticede yenilikler, kesfedilenler
sizin olsun.
Think-Tank Düsünce Kulüpleri
Ülkemizin içine düstügü ve bir türlü çikamadigi bu durumdan kurtulmasi
için insanimizin kolayciligi terk etmesi, okumasi, düsünmesi,
tartismasi gerekmektedir. Bütün bunlarin olabilmesi için de her seyin
rahatça konusulup elestirilebildigi, bir toplum yapisinin olusturulmasi
gerekmektedir.
Günümüzde egitim, saglik, ekonomi, politika, savunma tratejileri ve
çevre gibi hayatin her alaninda yeni yaklasimlara orijinal fikirlere
ihtiyaç vardir. Bu da bol bol beyin firtinasi yapan, tefekkür eden genç
ve dinamik insanlarla olacaktir. Bunun bir yolu da çok
alternatifli-beyin firtinali düsünme kulüplerini (Think-Tank) her bir
müessese ve sirket için kurup ayakta kalmasini ve isletilmesini
saglamaktir.
Batida ileriye dönük projeler gelistiren Türkçeye tam tercümesi
Düsünce Tanki olan Think-Tank kuruluslari ise Türkiyede yok denecek
kadar azdir. Dolayisiyla Türkiyede bir düsüncesizlik ve bunun getirdigi
bir çözümsüzlük hüküm sürmektedir. ABDde 3.500 kadar think-tank
müessesesi bulunmaktadir. Bunlarin her biri ayri ihtisas sahalarinda,
politikadan içtimaî problemlere, bütçeden millî müdafaaya kadar birçok
sahada çalismalarini sürdürmektedirler.
Meselâ; bir think-tank kurulusu olan Brooklyns Institute sadece
devlet bütçesi ile ilgilenmeyip, bütçenin hazirlanisinda müessir
olmakta ve uygulamasini da takib etmektedir. Misirda bile bir
think-tank arastirma enstitüsünün yillik bütçesi 2 milyon dolardir.
Türkiyede ise hiçbir kurulusun bütçesi bu kadar degildir. Lübnanda bir
arastirma kurulusunda çalisanlarin sayisi 30-35 kisi iken Türkiyede en
büyük think-tank kurulusu olan Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler
Vakfinin çalisan sayisi 9-10 civarindadir.
Think-tank kulüplerini, düsüncenin AR-GEleri olarak kabul edebiliriz.
Hedef çok düsünmek ve mümkün oldugunca çok düsünce üretmektir. Bir
bakima, think-tanklar düsüncesizlige karsi bir isyandir. Türkiyede
think-tank kuruluslari açisindan birçok bâkir sahalar vardir. Meselâ;
hosgörü ve barisçi çözüm üretme konusunda Türkiyede arastirma yapan bir
kurum yoktur. Silahsizlanma konusunda Batili ülkelerde çalisma yapan
binlerce kurum varken, Türkiyede bir tane bile yoktur. Üniversite
egitimi ve üniversiteye giris imtihani sistemi hakkinda fikir üreten
kaç tane think-tank kulübü vardir?
Özgür ŞAHİN

Etiketler:
Bilimler
Psikoloji
Beyin Fırtınası Tink Tank
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |