May
07
2008
|
Menüsküs Yaralanmaları |
|
|
Facebook'ta Paylaş
|
Doç. Dr. Yavuz YILDIZ
|
|
Çarşamba, 07 Mayıs 2008 |
Okunma: 14287 kez
Menisküsler diz ekleminde tanımlandığı ilk yıllarda fonksiyonsuz kassal kalıntılar olarak adlandırılmıştır. Ancak daha sonraki yıllarda, diz ekleminin biyomekanik yapısı için çok önemli bir yapı taşı olduğu bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir. Alt ekstremite spor yaralanmaları sıklıkla diz bölgesinde oluşur. Diz yaralanmaları içerisinde ise ilk sırayı menüsküs yaralanmaları alır. Menüsküs yaralanmaları, erkek sporcularda 2.5 kat daha fazla oranda görülür. En sık görüldüğü dönem; erkelerde 31-40 yaş, kadınlarda 11-20 yaş aralığıdır. 60 yaş ve üzerindeki kişilerde %60 oranında dejeneratif menüsküs yırtıkları görülür.
Spor hekimliği pratiğinde sık
karşılaştığımız menüsküs yaralanmaları dejenerasyon, kısmi ve tam
yırtık şeklinde olabilir. Yaralanmanın çeşidi tedavinin düzenlemesinde
yol göstericidir.
Anatomi-Biyomekaniği:
Diz ekleminde
femur ve tibia arasında içte ve dışta olmak üzere iki adet menüsküs
vardır. Menüsküsler tibial platonun ve femoral kondillerin eklem
yüzeylerindeki baskılayıcı güçleri azaltır. İç menüsküs yarım daire
şeklinde (C) olup 3.5 cm uzunluğundadır. İç menüsküs, eklem kapsülüne,
iç yan bağa, menüskü-tibial (coronary) bağla tibiaya ve tranvers bağla
dış menüsküse bağlanır (Şekil). Ön ve arka boynuzların, ön ve arka
çapraz bağla yakın komşuluğu vardır. Dış menüsküs daire (O) şeklinde
olup, iç menüsküse göre daha kısa olmakla birlikte tibial platoda daha
fazla alan kaplar. Eklem kapsülüne ve menüskü-tibial (coronary) bağla
tibiaya bağlanır. Arkada, menüsko-femoral bağla medial femoral kondile
bağlanır (Şekil). Bu bağ; önde (humphrey) ve arkada (wrisberg) arka
çapraz bağ ile ilişkilidir. İç menüsküs 5 mm, dış menüsküs 10 mm
hareket kabiliyetine sahiptir. İç menüsküsün ön boynuzu arka boynuza
göre daha hareketlidir. Bu hareketlilik, tibio-femoral eklem konforunu
artırır. İç menüsküs arka boynuzu daha az hareketli olduğu için
travmaya daha çok maruz kalır. Menüsküslerin fibrokartilaj bir
yapıdadır. Bu yapı fibro-kondrosit hücrelerin ve ekstra sellüler
matriksin bir araya gelmesi ile oluşur. Ekstrasellüler matriks Tip I
kollajen (%90), Tip II ,III, V, VI, preteoglikan, glikoprotein ve
elastinden oluşur. Kollajen liflerin çoğu sirkümferansiyel ve
longitüdinal yönde çok az bir kısmıda radial ve oblik yönde
dizilmiştir. Sirkümferansiyel lifler baskılayıcı yüklerin
dengelenmesinde görevlidir. Diğer lifler ise yapısal katılığı sağlar ve
uzunlamasına ayrışmayı önler. Menüsküs dokusunun çoğu damarsal yapı
içermez. Bunun için, besinler; hücre içine pasif difüzyon ve mekanik
etki ile girer. Menüsküsler, duysal geri beslemede ve propriosepsiyonda
görevli serbest sinir sonlanmaları içerirler. Tüm bu anatomik
özellikleri sayesinde menüsküsler; yük ve kuvvet dağılımının
dengelenmesinde, eklem stabilizasyonunu ve lumbrikasyonununun
sağlanmasında, eklem pozisyon hissinin ve hareketinin algılanmasında
etkin bir rol oynarlar. Örneğin menüsküsün %15-34 ünün çıkarılması
temas basıncını %350 oranında artırır. Yine menisektomili bir dizin şok
emici etkisi %20 oranında azalır. Menisektomi, tek başına laksititeye
yol açmaz. Ancak, ÖÇB lezyonu olan bir dizde laksitite düzeyini
artırır.
Etioloji:
Genellikle ağırlık taşıyan dizde ani dönme hareketi ve pozisyon değişikliği sonucu oluşur.
Tanı:
Menüsküs
yırtıkları, longitüdinal, (bucket-handle), horizontal, radial, oblik,
flab ve kompleks yırtıklar şeklinde olabilir. Muayenede diz eklemi
hattı boyunca hassasiyet vardır. Bu hassasiyet %78-86 oranında menüsküs
yırtığını gösterir. Ancak iç ve dış yan bağların yapışma yerlerinde
alınan hassasiyetten ayırt edilmelidir. Eklem içi sıvında artma
(efüzyon) %50 oranında görülür. Aşırı miktarda efüzyon olması durumunda
menüsküs yırtığının vasküler zonda (kırmızı zonda) olduğun, eklem içi
hasarın yada sinovitin olduğu düşünülmelidir. Yırtık parça yada şişlik
eklem hareketini kısıtlayabilir.
Testler:
McMurray
Testi: İç menüsküs için, diz tam fleksiyondayken ayak bileğinden
internal rotasyon ve dize varus stresi uygulanır. Dış menüsküs için,
diz tam fleksiyondayken ayak bileğinden eksternal rotasyon ve dize
valgus stresi uygulanır. Bu sırada eklem hattında ağrı olabilir yada
takılma hissi alınabilir.
Steinmann Testi: Bu test asimetrik
ağrı prensibine dayanır. Sporcu oturur pozisyonda ve diz eklemi 900
fleksiyondayken ayak bileğinde tibial rotasyon yaptırlır. Eksternal
rotasyonda iç menüsküs, internal rotasyonda dış menüsküs de ağrı olur.
Apley
Testi: Sporsu sırt üstü yatar, diz eklemi 900 fleksiyondayken topuktan
aksiyal yükleme ile birlikte internal ve eksternal rotasyon yaptırılır.
Test sırasında ağrı olması yada takılma hissi alınması menüsküs
yaralanması gösterir.
Ayırıcı tanıda, ön çapraz bağ, arka
çapraz bağ yaralanması, diz eklemi kontüzyonu, iliotibial bant
tendiniti, osteokondrosit disekans, iç ve dış yan bağ yaralanması,
lumbosakral radikülopati (L2-L3), plika sendromu, pes anserin bursiti,
patello-femoral ağrı sendromu, diz eklemi kartilaj hasarı, tibia ve
femurun osteonekrozu, kristal depo hastalıkları (gut, pseudogut)
düşünülmelidir.
Radyografide dejeneratif eklem değişiklikleri
ve kırıklar dışlanır. Artrogram eskiden sık kullanılan bir inceleme
yöntemi olmasına karşın günümüzde yerini manyetik rezonans görüntüleme
(MRI) sistemine bırakmıştır.
MRI menüsküs yaralanmalarının
tanısında, oldukça duyarlı (%81-95) ve özgüldür (%88-96). Doğruluk
oranı ise %92dir. MRI da normal bir menüsküsler düşük yoğunluklu
homojen sinyal özelliği gösterir. Menüsküste küçük bir sinyal artış
olması Grade I, eklem yüzeyine ulaşmayan linerar bir sinyal artış
olması Grade II, eklem yüzeyine ulaşan yada geçen sinyal artış olması
Grade III Meniskopati; olarak sınıflandırılır. Grade I-II; yaşlı
sporcularda yaşa bağlı, genç sporcularda ise vasküler kanalların
oluşturduğu normal değişiklik olarak değerlendirilir
Artroskopi: Tecrübeli ellerde %100 tanı konulur. Atroskopinin bir diğer avantajı menüsküs tamirinin de yapılabilmesidir.
Tedavi:
Menüsküs
yaralanmalarında akut dönemde; istirahat, buz, kompresyon ve
elevasyondan oluşan RICE prensibi uygulanır. Diz ekleminde çok fazla
sıvı varsa asepsi-antisepsi kurallarına uygun olarak boşaltılmalıdır.
Ağrı ve enflamasyon kontrol altına alındıktan sonra sportif
rehabilitasyon ilkeleri ve izokinetik tedavi uygulanır. Yine eklem içi
hiyaluronik asit ve oral glikozaminoglikan (glukozamin hidroklorid,
kondroitin sülfat) uygulamaları tedavide denenmektedir. Konservatif
tedavinin başarısız olduğu yada sporcunun konservatif tedaviyi kabul
etmediği durumda atroskopik girişim ile menüsküs tamiri yada parsiyel
menisektomi yapılır. Sonrasında sportif rehabilitasyon ilkeleri
uygulanır. Artroskopik girişimde altın kural menüsküsü korumak
olmalıdır.
Menüsküs yırtığı; kanlanmanın yoğun olduğu
periferik bölgedeyse (red zone) veya kanlanmanın az olduğu orta
bölgedeyse (red-white zone), menüsküs yırtığının uzunluğu 1 cm.nin
üzerindeyse, yırtık parçanın alanı menüsküs kalınlığının %50sinden
fazlaysa, yırtık parça stabil değilse menüsküs tamiri yapılır. Menüsküs
yırtığı kanlanmanın olmadığı iç bölgedeyse (white zone) yırtık parça
alınır. Menüsküs yırtıkları stabil bir diz ekleminde daha hızlı
iyileşir. Bunun için diz ekleminde stabilizasyonu olumsuz yönde
etkileyen bağ sorunları (ön çapraz bağ yaralanması) giderilmelidir. Son
dönemde, allogreft menüsküs transplantasyon çalışmaları yapılmaktadır.
Ancak bu yöntemin uzun dönem sonuçları belli değildir.
Spora
dönüş süreci, menüsküs yaralanmasının dercesine, uygulanan tedaviye ve
rehabilitasyon protokolüne bağlı olarak 2-3 haftadır. Menüsküs tamiri
sonrasında bu süre 6-8 haftaya kadar uzayabilir. Spora dönüş sürecinde;
statik ve dinamik denge testleri, eklem pozisyonunu (aktif-pasif) ve
hareketini (kinestezi) algılama testleri, aerobik-anaerobik performans
testleri, izokinetik kassal dayanıklık ve kuvvet testi ile fonksiyonel
testler yapılarak eksiklikler belirlenmeli ve bu eksiklikleri giderecek
saha içi aktif rehabilitasyon süreci uygulanmalıdır.
Komplikasyon:
Uzun
dönemde, menüsküs tamirinin %5-10 oranında başarısız olduğu
gösterilmiştir. Ön çapraz bağın sağlam olduğu olgularda bu oran daha
düşüktür. Tedavi edilmeyen olgularda, menüsküs yırtığın boyutunda artma
olur ve diz ekleminde artroz gelişir. Parsiyel menisektomili olgularda
diz ekleminde artroz gelişme riski vardır. Ancak pek çok artroskopi
uygulayıcısı, parsiyel menisektominin diz eklemi dejenerasyonunu
geciktireceği yada önleyeceği umudunu taşımaktadır.
Doç. Dr. Yavuz YILDIZ
Spor Hekimliği Uzmanı/Medikal Estetik Hekimi

Etiketler:
Bilimler
Tıp
Menüsküs Yaralanmaları
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editorial Yazar Hakkında:Türkiye Bilim Sitesi
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
Sponsor Bağlantılar

|
Son Etkinlikler
Yakın tarihte gerçekleşecek etkinlik bulunamadı. |
|