Okunma: 661 kez
Osmanlı hanedanından otuz ikinci padişahtır II. Mahmut İle Pertevniyal Sultanın oğludur. Şubat 1830’da doğdu. Basit bir şark eğitimiyle yetişmiş veliahtlığında güreş,av cirit gibi sporlara merakı ile tanınmıştır. 25 Haziran 1861’deİl tahta çıktı. Ancak kısıtlı eğitimi bir yana pehlivan vücutlu ve muhafazakar mizaçlı bulunması, halk arasında iyi karşılanmasına sebep olmuştu Abdulaziz Babıa li’ye gönderdiği “Hattı Hümayun’da “vükelayı yerlerinde ibka ve Abdülmecit zamanında ilan edilmiş olan Tanzimat Kanunu’nu tekit ve malî güçlüklere çare bulunacağını ilan etmekle işe başladı.Sultan Abdülaziz, tahta çıktığı zaman imparatorlukta çeşitli mühim meşaleler ile karşılaşmış ve bunları giderme tedbirlerine başvurmuştur, önce sarayda ve hükümet dairelerinde bazı tasarruf tedbirleri alınmışsa da karşılıksız çıkarılmış olan kağıt paraların ortadan kaldırılması ve mali buhranın azaltılmasına çare bulunamamış: 1862′de İngiltere den yeni bir istikraz yapılmıştır
Diğer taraftan tersanenin kuvvetlendirilmesi, gemiler ve ssilahlar
alınması İçin yapılan masraflar ile Karadağ ve Hersek ayaklanmalarının
bastırılması için lazım oları paralar, zaman geçtikçe mali dengeyi
bozmakta devam etmiştir. Bir başka önemli mesele Balkanlar’da ve
Adalarda milliyetçi akımlar ile Mısır’da bağımsızlık İsteminden
kaynaklanan olaylardır. Paris Antlaşmasından hemen sonra Osmanlı
hakimiyetine karşı direnmeler birbirini izlemiştir.
Devlet yönetimindeki değişiklikler de ayrı bir önem taşır.
Kıbrıslı Mehmet Pasa azledilmiş,sadrazamlığa Ali Paşa
getirilmiştir.”Cemiyet-i Tıbbiye bu sıralarda kurulmuş, yalnız şekilde
kalmış olmakla beraber devlet hazinesinde bütçe yapmak usûlü yine bu
yıllarda kabul edilmiş, birde “Divan-ı Muhasebat” kurulmuştur.
Yunanistan’da Bavyeralı Kral Othan’ın düşürülmesi ve yerine
Danimarka kralının oğlu Georgesun getirilmesiyle sonuçlanan ayaklanma
Girit meselesinin meydana çıkmasını hazırlamıştır. Hersek’teki
ayaklanmadan ve çarlığın körüklediği panislavizm cereyanlarından
cesaret alan Karadağ prenslerinden Mikro Petrotroviç de
başkaldırmıştır. Bunun üzerine Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa komutasındaki
Osmanlı ordusu Karadağ’ı ezerek kımıldamayacak hale getirmiştir.
Rusya. Avusturya ve Fransa’nın işe karışmaları yüzünden elde edilen
başarı sürekli olamamıştır.Karadağ’a karsı girişilen hareket,
Hersek ayaklanmasının durulmasına sebep olmuştur Ancak panislavizm
taşkınlıkları durmaksızın körüklendiği için bu defa Sırbistan’da da
bazı hareketler başlamıştır. Belgrat’ta Sırpların Osimanlı
karakollarına hücum ve askerin de Sırplara ateş etmeleri üzerine çıkan
olaylara Avrupa devletleride karışmışlardır. 1862′de yapılan protokol
ile Osmanlı askerînin şehirden çekilmesi ve yalnız kalede kalması gibi
şartlarla mesele yine Osmanlı hakimiyetini zayıflatacak şekilde
sonuçlanmıştır. Sultan Abdülaziz 1863 Ağustos’unda Mısır’a seyahat,
etmiştir. O sırada Mısır’da vali Said Paşa’ nın ölümüyle yerine İsmail
Paşa yeni geçmiş bulunuyordu. Bu seyahatten önce Fuat Paşa’nın yerine
sadrazamlığa Yusuf Kamil Paşa getirilmiştir.
Fuat Paşa abdülaziz’e Mısır seyahatinde serasker sıfatıyla katılmış,
dönüşte ikinci defa sadrazam olmuştur. Bu sıralarda ” Cemiyet-i
Tedrisiye-î İslamiye” kurulmuş, Maarif Nezaretİ’nde bazı değişiklikler
ve yenilikler yapılmış ve “Darülfünun “da umum için fizik,geometri
gibi dersler açılmış. Londra’dan Şişhaneli denen tüfekler getirilerek
benzerlerinin Tophane’de yapılmasına başlanmıştır. Niş Eyaleti’ndeki
başarıları üzerine Silistre, Vidin ve Niş eyaletleri birleştirilerek
Tuna vilayeti teşkil olunmuş ve eyalet teşkilatının vilayetlere
çevrilmesi ve vilayetlerde medeni testlerin meydana getirilmesi
faaliyeti başlamıştır.1866’da Fuat Paşa’nın yerine önce Mütercim Rüştü
Paşa bir müddet sadrazam olmuş ve bu sıralarda İstanbul a gelen Mısır
valisi İsmail Paşa Mısır vergisine zam yapmak, Girit ayaklanmasını
bastırmaya yardım İçin asker göndermek ve sarayla bazı vükelaya birçok
hediyeler varmak pahasına Mısır valiliğindeki veraset usulünü
değiştiren ve Mısır valilerine Hidivlik ünvanını veren fermanları
Sultan Abdülaziz’den almıştır. Veraset usulünün değişmesi yüzünden vali
olmak hakkını kaybeden Mısırlı Mustafa Fazıl Paşa, Abdülaziz aleyhinde
çalışmak üzere Paris’e kaçmıştır .Hürfikirler etrafında toplanmış
olanların kurduğu Yenİ Osmanlılar Cemiyeti’ne katılacak olan Ziya
Paşa, Namık Kemal, Ali Suavi gibi gençler de bu sıralarda Avrupa’ya
kaçarak Mustafa Fazıl Paşa’nın himayesi altında Paris ve Londra’da
gazeteler çıkarmaya başladılar.
Romanya’daki ayaklanma sonucunda Prens Couza çekilmeye mecbur olmuş
ve yerine Prusya krallık hanedanından Prens Carol geçirilmişti. Osmanlı
hükümeti Carol’un prensliğini protesto etmiş olmakla beraber, Avrupa
devletlerinin tesiriyle kabule mecbur kalmış ve evvelce Prens Couza’ya
yapıldığı gibi Carol da İstanbul’a gelince Göksu Kasrında misafir
edilip uhdesine Memleketeyn voyvodalığı tevcih edilerek nişanlarla ve
hediye edilen atlarla Romanya’ya dönmüştü. Romanya meselesi yeni
yatıştığı sıralarda Girit ayaklanması başladı. Eski sadrazamlardan
Mustafa Naili Paşa, Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa, sonra da Ali Paşa Girit’e
gittiler .Adadaki ayaklanma yatışır gibi olduğu sırada Yunanistan,
Osmanlı Devleti’yle münasebetini kesti. Paris’te toplanan konferans
sonucunda savaşın önüne geçildiyse de Girit meselesinde kesin bir
durum ortaya konamadı. Sultan Abdülaziz İmparator II. Napoleon’un
daveti üzerine 1867 Mayısında deniz yoluyla Fransa’ya gitmiş, oradan
Londra’ya geçerek dönüşte Prusya ve Avusturya’ya uğrayıp seyahatinin 47
. günü Varna yoluyla İstanbul’a dönmüştü ki bu yolculukta veliaht
Murat şehzade abdülhamit ve Yusuf İzzettin ile o zaman Hariciye
Nazırı olan Fuat Paşa birlikte bulunmuştur.
Galatasaray Lisesi “Mekteb-i Sultani” adıyla bu sırada, 1868’de
açılmış, “Tıbbive-i Mülkiye” ve “Cemiyet-i Tedrisiye-i İslamiye
tarafından Sultanselim’de “Darüşşafaka” kurulmuş ve 1848’de
rüştiyelere öğretmen hazırlamak üzere Fatih’te açılmış olan
“Darülmuallimin’in “Sıbyan mektepleri “ne Öğretmen yetiştirmeye mahsus
ulan kısmı 1872′de Süleymaniye civarında eğitime başlamıştır.
Hastalanarak Niş’e gitmiş ulan Fuat Paşa’nın orada ölmesi ürerine
Abdülaziz saltanatının ilk devrinde memleketi ayakta tutan, Tanzimat’ın
kudretli devlet adamlarından biri kaybolmuş, yani Ali Paşa yalnız
kalmış oluyordu. Yeni teşkil edilmiş bulunan Şûra-yı Devletin
reisliğine Mithat Paşa getirilmiştir ki oradan 1868’de Bağdat
valiliğine gönderildi. Mithat Paşa Bağdat’ta da büyük başarılar
göstermiştir Dicle üzerinde, Tuna’da olduğu gibi, gemiler işletilmesine
teşebbüs olunmuştur. Bundan başka İdare-i Aziziye adıyla birdeniz
yolları idaresi kurulduğu gibi Boğaziçi hizmetlerinde de “Şirket-İ
Hayriye” meydana getirilmiştir. Fransa İmparatoriçesi Eugenie, Süveyş
kanalının açılmasında hazır bulunduktan sonra III Napoleon namına
Sultan Abdülaziz’in Viyana ziyaretini iade için İstanbul’a gelmiş ve
Avusturya İmparatoru Franz-.Joseph de yine bu sıralarda Sultan
Abdülaziz’in Viyana ziyaretini iade etmiştir.. Mecelle Cemiyeti Cevdet
Paşanın reisliği altında bu sıralarda kurulmuştur,
1871 savaşında Fransa’nın yenilmesi üzerine Rusya, Paris Antlaşması
kararlarının hükümsüz olduğunu ve Karadeniz’deki hükümranlık
haklarından faydalanılmaya karar verildiğini ilan etmiştir. Bunun
üzerine Londra’da toplanan konferans Osmanlı Devleti’nin boğazlarını
açıp kapamak hususundaki hakkını kabul ve tasdik etmekle beraber
Karadeniz’in tarafsızlığını sağlayamamıştır. 1856 Paris Antlaşması
evvelce Romanya, Sırbistan ve Karadağ muhtariyetleriyle zedelenmiş
olduğu gjbi bu defa Londra Konferansıyla büsbütün bozulmuş oluyordu.
Fransa’nın yenilgisi panslavizm’in yayılmasına fırsat vermişti ve
zaten bu propagandanın başında ulan General Ignatiev o zamanlar Rus
elçisi sıfatıyla İstanbul’a gelmiş bulunuyordu. Sadrazam Ali Paşa, bir
taraftan Mısır Valisi İsmail Paşa’nın israflarına ve fermanlarla elde
ettiği imtiyazlara sığmayan işlerine engel olmaya çalışıyor, Öte
taraftan Sultan Abdülaziz’in istibdadını ve lüzumsuz masraflarını
önlemeye çalışıyordu. 1871′de Ali Paşa’nın ölümü ile Tanzimat devrinin
son temsilcisi de gitmiş, Mahmut Nedim Paşa sadarete geçmiştir. Bu
suretle Sultan Abdülaziz saltana tının kötü yılları da başlamış oldu.
Mahmut Nedim Paşa, yolsuz İşlerine bazı vükela ile’ valileri
değiştirmekle başladı.İmparatorlukta,merkezde ve vilayetlerde büyük
memurları durmadan değiştirmek yüzünden kararsızlık da büsbütün arttı
Tanzimat fermanı ile muhakemesiz hapis ve sürgünlük usulü kaldırılmış
olduğu halde Sulun Abdülaziz, Mahmut Nedim Paşa ile istibdadın bu
vasıtasını kullanmaya başlamış ve birçok tanınmış adamları sürdürmüştü.
Mahmut Nedim Paşa, devletin İçinde bocaladığı para darlığına rağmen
Galata sarraflarından yüksek faizlerle borç alarak saraya para
yetiştiriyor, Ali Paşa zamanında türlü güçlüklerle Babıali’ye alınmış
olan hükümet kudretini Sultan Abdülaziz’in düşüncesiz idaresine teslim
ediyordu. Sultan Abdülaziz Mahmut Nedim Paşa’nın halk arasında artan
itibarsızlığını sezdiği İçin yerine Mithat Paşayı sadrazamlığa getirdi
Mithat Paşa’nın Meşrutiyet esaslarını hükümdarlık işlerinde halk
kontrolünü tesis etmek istemesi ve idaresi Sultan Abdülaziz’e uygun
gelmemiş, îki buçuk ay sonra Mütercim Rüştü Paşa’yı, ondan sonra
Serasker Esat Paşayı, daha sonra Şirvanizade Rüştü Paşayı ve tekrar
Esat Paşa’yı sadrazam yaptıktan sonra 1875de Mahmut Nedim Paşa’yı
ikinci defa olarak hükümetin başına getirmiştir. Saltanatının ilk
yıllarında ancak yirmi beş milyon kadar olan Osmanlı borçları hemen
her yıl tekrarlanan yeni borçlarla Urla iki yüz elli milyona varmış ve
Mahmut Nedim Paşanın güya ıslah ve tasfiye inak andıyla giriştiği
tedbirler yüzünden hazinenin iflası hem memleket içinde, hem dışında
meydana çıkmıştır. Hersek’teki ayaklanma Bosna’ya da sıçramış,
Bulgaristan’da başlayan komitecilik ve haydutluk hareketleri. Rusya’nın
engel olması yüzünden asker kuvvetiyle bastırılamadığı için halk
arasında vuruşmalar ve Otlukköy olayı meydana getirilmiştir.
Bulgarlar Osmanlı memur ve halkına türlü işkenceler yaptıkları halde
bu durumları ters ve yalan bir biçimde Avrupa’yı aksettiriyorlardı.
Çarlık Rusyası da Bulgarları korumak bahanesiyle Osmanlı
İmparatorluğu’rıa son darbeyi vurmaya hazırlanıyordu.
İstanbul’da softalarla halk tarafından yapılan nümayişler üzerine,
Sultan Abdülaziz Mahmut Nedim Paşa’yı fedaya mecbur kalarak
sadrazamlığa tekrar Mütercim Rüştü Paşayı fedaya mecbur kalarak
sadrazamlığa tekrar Mütercim Rüştü Paşa’yı getirmiştir.Sadrazam
Meclis-i Vükela’ya memur Mithat Paşa ,Serasker Hüseyin Avni Paşa ve
Bahriye Nazırı Kayserili Ahmet paşalar ve Şeyhülislam Hayrullah efendi,
devletin vahim durumunu bir dereceye kadar düzeltebilmek için Sultan
Abdülaziz’i
Tahttan indirmeye karar verdiler. 29 -30 Mayıs 1876 da Sultan Abdülaziz tahtından indirilerek yerine V. Murat tahta çıkarıldı.
Abdülaziz önce Topkapı Sarayı’na götürülmüş ve dört gün sonra kendi
isteğiyle Feriye Sarayına naklolunmuştur. Abdülaziz’in padişah olarak
İstediğini yaptırmaya alışan ve esasen kibirli, taşkın olan mizacı,
tahttan indirilip hapsolunmaya dayanamamış, sakalını düzeltmek için
annesinden aldığı sivri uçlu bir makasla kol damarlarını kesmiştir.
İntihar olayı o zaman muayenede hazır bulunan türlü tabiyet ve
milliyetteki yirmi kadar doktorun raporlarıyla ve ayrıca uzun
incelemeler yaparak etraflı bir rapor vermiş olan İngiliz
elçiliği hekiminin şahitliğiyle tesbit edilmiştir.Fakat bir sure sonra
Abdülaziz’in taraftarları onun öldürülmüş olduğu rivayetini ileri
sürmüşlerdir. II. Abdülhamit iradesiyle olaydan üç yıl sonra Yıldız’da
kurulan mahkemede Mithat, Damat Mahmut Celaleddin ve Nuri paşalar
mahkûm olmuşlardır Sultan Abdülaziz’in ölümü olayı intihar mı, katl
mi? O zamandan beri her iki ihtimal hakkında ortaya deliller sürenler
ve bunları münakaşa edenler vardır ve mesele belkide tarihin
aydınlatamadığı şüpheli olaylardan biri olarak kalacaktır.
Abdülaziz saltanatının ilk devresinde Ali Paşa, sarayın keyfî
hareketlerine bir dereceye kadar direnmiş ve Babıali’nin nüfuzunu
korumaya muvaffak olmuştur. Ölümünden sonra ve Mahmut Nedim Paşa’nın
ilk sadrazamlığından itibaren başlayan İkinci devrede Sultanın
karakteri büsbütün meydana çıkmıştır.Tanzimat Fermanının temin ettiği
hürrriyet ve masuniyet prensiplerini ihlal ederek baştata bazı vükela
olmak üzere birtakım kimseleri ve bu orada Namık Kemal gibi
şahsiyetleri sürgüne göndermesi İsmail Pasa’ya Mısır’ın imparatorluktan
büsbütün ayrılmasına sebep olacak imtiyazlar vermesİ, korkunç bir hadde
varan israflar ve nihayet II Hersekte başlayan ayaklanmayı
bastırmaktaki aczi Abdülaziz’in tahttan indirilmesine sebep olmuştur.
Bununla beraber Sultan Abdülaziz. imparatorluk donanmasını o zamanki
en kuvvetli devletlerin donanmaları derecesine yükseltmek için gayret
göstermiş, Arabistan Yarımadası’nda sürüp giden karışıklıklar onun
zamanında önlenmiştir Mithat Paşa Bağdat valisiyken Osmanlı Hukûmeti’ni
Necide kadar götürdüğü gibi zamana kadar tamamıyla Mekke emirlerinin
idaresi altında bulunan Hicaz bölgesinde de bir vilayet teşkil edilmiş
ve Osmanlı hakimiyeti yüzyıllardan beri Yemen’in Hudeyde sahiline
münhasırken Redif Paşa komutasında gönderilen orduyla bütün Yemen
kıtası alınıp Yemen vilayeti yeniden kurutmuştur.

Etiketler:
Bilimler
Tarih
Abdülaziz
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |