Okunma: 670 kez
Fatih’in küçük oğlu. Edirne Sarayı’nda doğmuş, Napoli’de ölmüştür. Beş yaşına basınca bir hocaya verilmiş, dokuz yaşına gelince Kastamonu sancak beyliğine gönderilmiş ve öğrenimine orada devam etmiştir. Kardeşi Mustafa’nın 1474 yılında ölümü üzerine onun yerine, Karaman valiliği görevi ile Konya’ya gönderildi. Konya’da kaldığı altı yıl içinde öğrenimine devam etmekle beraber, ata binmekte, avlanmakta ve başka sporlarda ustalık kazandı.
Larende’de (Karaman) saray, bedesten çarşı yaptırdı. Adaletli
idaresi ile halkın sevgisini kazandı. Cem Sultan’ın çevresinde lalası
Gedik Ahmet Paşa’dan başka, Frenk Süleyman, Hatipzade Nasuh, Defterdar
Ahmet, Sofu Hüseyin ve Çeşnigirbaşı Ilyas Şirmerd Ağa gibi şahsiyetler
ile bazı Rum ve İtalyan bilginler de vardı. Cem Sultan bu sırada
dünyaya gelen oğluna Oğuz Han adım verdi ve onu İstanbul’a babasının
sarayına gönderdi. Fatih Rodos seferinden önce Rodos şövalyeleri ile
bir antlaşma yapmaya Cem Sultan ile Çelebi Sultan’ı memur etti. Büyük
bir sefer için Fatih’in Üsküdar’a geçtiği sırada Cem Sultan, bir miktar
kuvvetle Suriye sınırına gönderildi.
Amasya valisi bulunan Bayezid çok iyi yetişmiş olmasına rağmen, Cem
Sultan daha cesur ve hareketli idi; daha çok seviliyordu. Fatih de onu,
sefahata düşkün olan Bayezid’den daha çok severdi. Fatih’in ölümü
üzerine, sadrâzam Karamanî Mehmed Paşa, Bayezid’e taraftar olan
Yeniçerilerin isteklerine uyarak Amasya’ya bir haberci gönderdi. Diğer
taraftan da kendi adamlarından birini bir mektupla gizlice şehzade Cem
Sultan’a gönderdi. Amacı, Şehzade Bayezid gelmeden Cem Sultan’ı getirip
tahta çıkarmaktı. Fakat göndediği ulak Anadolu Beylerbeyi Sinan Paşa
tarafından yakalanarak öldürüldü. Yeniçeriler de ikili oynayan Mehmed
Paşa’yı öldürdüler. Böylece Cem Sultan’in tahta geçirilmesi planı
uygulanamaz hale geldi.
Hükümdarlığı kaybeden Cem Sultan, tahtı zorla ele geçirmek kararı
ile kardeşine karşı ayaklandı. Konya’da toplandığı kuvvetlerle acele
Bursa üzerine yürüdü. Yapılan savaşta II. Bayezid’in kuvvetlerini
yendikten sonra şehri ele geçirdi. Cem Sultan, Bursa ve civarına hâkim
olup 18 gün saltanat sürdü, adına hutbe okutup para bastırdı.
Bu sırada II. Bayezid, bir tarafdan Anadolu yakasında hazırlıklar
yaparken bir taraftan da Cem Sul-tan’ın lalası Afşinoğlu Yakup Bey’i
elde etti; ona yazdığı bir mektupta Cem Sultan’ı savaşmak üzere askeri
ile birlikte Yenişehir ovasına gelmeye ikna etmiş olursa kendisine
Anadolu Beylerbeyliği’ni ve yüzbin akçelik ürün veren köyler vereceğini
bildirdi. Cem Sultan kardeşi Bayezid’in hazırlılarını önlemek istedi.
Halası Selçuk Hatun ile devrin bilginlerinden Mevlâna Ayaş ve
Şükrullahoğlu Ahmed Çelebi’yi E. Bayezid’e göndererek, Anadolu
yakasının kendisinde Rumeli yakasının Bayezid’de kalmasını teklif etti.
Bayezid bu teklifi kabul etmedi.
Cem Sultan Bursa’dan ayrıldı; Karaman’a çekilecek yerde Afşinoğlu
Yakup Bey’in sözüne kanarak Bayezid taraflısı olan Yenişehir’e gitti.
İki taraf orduları Yenişehir civarında karşılaştıar (20 Haziran 1481).
Savaşın en tehlikeli zamanında Afşinoğlu Yakup Bey, yanındaki
kuvvetlerle Bayezid tarafına geçti. Ordunun diğer yöneticileri de
askerleri ile birlikte Cem’e ihanet ettiler, Bayezid tarafına geçtiler.
Cem de zaferden ümidini kesti. Savaş alanını terk-edip Eskişehir’e,
oradan da yaralı olarak Konya’ya geldi. Kardeşinin bir baskın
yapmasından korkarak Konya’da da üç günden fazla kalamadı/Ailesini
alarak Suriye’ye gitmek üzere Konya’dan ayrıldı 28 Haziran 1481).
Torosları geçen Cem Sultan Tarsus Bey’i tarafınan saygıyla ağırlandı,
sonra Adana’-ya geldi. Burada Ramazanoğlu Halil Bey’den pek fazla
itibar gördü ve arkasından yetişip kendisine katılanlarla çevresi 300
kişiyi buldu.
Mısır hükümetinden izin alarak Mısır’a gitmek üzere Adana’dan
ayrıldı. Kahire’de bulunduğu sırada bir taraftan Mısır sultanı ile
anlaşmaya çalışırken diğer taraftan da kardeşine mektup göndererek ona
sıkıntısından bahsetti. Sultan Bayezid verdiği karşılıkta hükümdarlık
iddiasından vazgeçmesi şartı ile kendisine yılda bir milyon akçe
vereceğini bildirdi. Cem bunu kabul etmedi.
Cem 27 Mart 1482′te Anadolu’ya gitmek üzere Kahire’den ayrıldı.
Halep’te Trabzonlu Mehmed Bey, Adana’da da Karamanoğlu Kasım Bey’le
buluştu. Burada Karamanoğlu Kasım Bey’le bir anlaşma yaptı. Bu
anlaşmaya göre Cem Sultan hükümdar olursa Karaman ilini Kasım Bey’e
verecek, buna karşılık Kasım Bey de ömrü boyunca kendisine bağlı
kalacaktı. Cem Sultan, bu antlaşmadan sonra Kasım Bey’le birlikte Konya
üzerine yürüyerek şehri kuşattı. Fakat başarı sağlayamadı. Anadolu’da
tutunmak için birçok şehri ele geçirmeye çalıştı. Hiçbirini başaramadı.
Sultan Bayezid anlaşmak için Cem Sultan’a elçi gönderdi. Ailesiyle
Kudüs’te oturması şartı ile şehzadeliği zamanındaki gelirinin
verileceğini bildirdi. Cem Sultan, ilk teklifinden daha mütevazı bir
saltanata razı oldu; ama Bayezid bunu kabul etmedi.
Cem Sultan Balkanlar’a geçerek Bayezid’i zor durumda bırakacak
planlar yaptı. Bu amaçla, kendisini Balkanlar’a geçirmek için Rodos
şövalyeleri ile anlaştı ve 18 Ağustosta Rodos’a geldi.
Cem Sultan’ın Rodos’a sığınmasında Hıristiyan dünyası için büyük
faydalar uman şövalyelerin reisi Pierre d’Aubusson, Papa IV. Sixtus’a
ve Avrupa hükümdarlarına gönderdiği mektuplarla bu olayı müjdeledi ve
Hıristiyan hükümdarlarının birleşerek harekete geçmeleri, Cem
Sultan’dan faydalanarak Türkleri Avrupa’dan atmaları zamanının
geldiğini bildirdi. Cem Sultan Rodos’tan Fransa’ya gönderildi.
Cem Sultan 1 Eylül 1482′de otuz kişilik maiyeti ve Rodos’tan satın
aldığı 20 kadar Müslüman esiri ile Fransa’ya ayak bastı. Fransa’da
şatodan şatoya, şehirden şehire dolaştırıldı. II. Bayezid’in Fransa
kralı XI. Louis’e bir elçi göndererek Cem Sultan’ın salıverilmemesi
karşılığında bir hayli para vaad etti, XI. Louis, padişahın
tekliflerini redettiği gibi elçisini de kabul etmedi. Öte yandan,
Bayezid, kardeşine yazdığı mektupta da, şövalyelerden kurtulursa eski
teklifine sadık kalacağını bildirdi. XI. Louis’in ölümünden sonra
Fransa’da çıkacak bir karışıklıkla da Cem Sultan’ın kaçırılmasından
korkan şövalyeler, Cem Sultan’ı şatodan şatoya gezdirmeye başladılar.
Şövalyelerin reisi d’Aubusson Bayezid’den aldığı paranın yanısıra
Cem Sultan’ın ağzından sahte mektuplar yazarak Kahire’de bulunan annesi
Çiçek Ha-tun’dan ve karısından para alıyordu.
Bir süre sonra Fransa kralı VIII. Charles ile Papa VlII.Innocentius
arasında 5 Ekim 1488′de yapılan bir anlaşma ile Cem Sultan Papa
hükümetine teslim oldu. Bunun üzerine Cem Sultan, önemli menfaatler
karşılığında şövalyelerin elinden alınarak Roma’ya gönderilmek üzere
yola çıkarıldı (11 Ekim 1488). Roma’da Papa ve kardinal hariç, bütün
ileri gelenler tarafından parlak bir törenle karşılandı (13 Mart 1489)
ve Vatikan’da hükümdarlara mahsus daireye yerleştirildi.
Cem Sultan’ın Roma’ya getirildiğini duyan II. Bayezid, papaya bir
elçi göndererek Cem Sultan’ın muhafazası karşılığında her yıl 40 bin
altın verileceği vaadinde bulundu. Papa, Osmanlı padişahına gönderdiği
bir mektupta bu teklifi kabul ettiğini bildirdi.
Papa VIII. İnnocentius’un ölümü üzerine yerine geçen VI. Alexander
Borgia zamanında Cem Sultan daha serbest bir hayat sürdü. Borgia,
kendisine bir defada 300 bin altın verilmek şartı ile Cem Sultan’ı
zehirleterek öldürmeyi Osmanlı padişahına teklif etti. Düzenleyeceği
Haçlı seferinde Cem Sultan’dan yararlanmak isteyen Fransa kralı ise
Cem’in ölümünü engellemek için Roma’ya girdi. Cem Sultan’ı papanın
elinden aldı. Cem Sultan bu sırada hastalandı (16 Ocak 1495). Hastalığı
gittikçe ilerledi ve 25 Şubat 1495 Çarşamba günü sabaha karşı da öldü.
VIII. Charles’in Fransa dönüşünden sonra Napoli kralı tarafından Ova
Şatosu’na nakledilen ceset, 1499 yılında Lecce’den gemiye bindirilerek
Mudanya yolu ile Bursa’ya getirildi. Muradiye Camisi’nde Fatih’in büyük
oğlu şehzade Mustafa’nın yanına gömüldü.
Cem Sultan’ın eceli ile veya yılancık hastalığından öldüğü konusunda
değişik görüşler vardır. Bunlardan en kuvvetlisi Fransa kralına teslim
edilmeden önce, papa tarafından tesirini yavaş yavaş gösteren bir
zehirle zehirletilmiş olanıdır.
Cem Sultan, aynı zamanda devrinin tanınmış şairlerindendi. O daha
çocukluk çağında şiir söylemeye başlamıştı. Cem Sultan’ın Farsça ve
Türkçe iki divanı vardır. Türkçe şiirlerinin çoğunda bilhassa Ahmet
Paşa’nın etkisi görülür. Şeyhî ve Necati yolunda yazılmış şiirleri de
vardır. Genel olarak taklitçi bir şair olmakla beraber, üzüntülü
zamanlarında özellikle gurbet yıllarında yazdığı çok başarılı lirik
şiirleri de vardır. “Câm-ı Cem nûş eyle, ey Cem, bu Frengistan’dır”
mısrasıyla başlayan ünlü kasidenin Cem tarafından yazılmayıp
yanlışlıkla ona isnâd edildiği hakkında bir söylenti vardır. Farsça
şiirlerinin çoğu İran şairlerine nazire olarak yazılmış bulunan Cem
Sultan’ın Farsça’yı çok iyi bildiği anlaşılmaktadır.
Bilim ve sanat adamlarını her zaman koruyan Cem Sultan’ın etrafında
toplanan ve bir kısmı gurbet hayatında da onun yanından ayrılmayan Sadî
Haydar, Sehâî, Lâ’lî, Kandî, Şâhidî adli şairlere “Cem şairleri” adı
verilmiştir. Bunların içinde en değerlisi, “Cem Sa’disi” diye tanınan
Sadî’dir.

Etiketler:
Bilimler
Tarih
Cem Sultan
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |