Okunma: 317 kez
Osmanlı hanedanından otuzuncu padişahtır. Babası I. Abdülhamit, annesi Nakş-ı Dil Sultan’dır. Tahta çıkmadan 1 yıl 2 ay önce Sultan IV. Mustafa’nın veliaht-şehzadesi oldu. Kabakçı ayaklanması sonunda tahttan indirilen III. Selim’i tekrar padişah yapmak için gelen, Rusçuk âyâm Alemdar Mustafa Paşa, âsilerle birlikte hareket eden Sultan IV. Mustafa’yı tahttan indirdi. Saraya girdiğinde III. Selim’in öldürüldüğünü öğrenen Alemdar Mustafa Paşa, katillerin elinden canım zor kurtaran II. Mahmut’u tahta çıkardı (28 Temmuz 1808).
Yeni Padişah, Alemdar Mustafa Paşa’yı sadarete getirerek, ona geniş
yetkiler tanıdı. Sadrazam, ilk iş olarak da Kabakçı ayaklanmasıyla
ilgili görülenleri cezalandırdı. Rusçuk ileri gelenlerine önemli
görevler verdi. Rumeli ve Anadolu’daki âyânı İstanbul’da toplayarak
onlarla Sened-i İttifak’ı yaptı (29 Eylül 1808). Bu belge ile ayanlar,
hükümet emirlerini dinleyeceklerine söz veriyorlardı. Nizam-ı Cedîd
ordusunu Sekban-ı Cedîd adıyla yeniden kurdu. Konya’dan çağrılan vezir
Kadı Abdurrahman Paşa’yı yeni ordunun başına getirdi. Esame adı verilen
yeniçeri ulufe cüzdanlarını, bedellerini ödeyerek satın alıp, imha
ettirdi. Alınıp satılabilen bu cüzdanlar sayesinde, askerlikle
münasebeti olmayanlar, asker maaşı alabiliyorlardı. Binlerce esame imha
ettirdiyse de bu konuda tam bir başarı gösteremedi. Gelişmeleri öfkeyle
izleyen IV. Mustafa ve Kapıkulu ocakları mensubu ağalar 14 Kasım 1808
gecesi, Alemdar’ın konağını bastılar. Gelecek yardımı bekleyerek
yeniçerilerle kıyasıya çarpışan sadrazam, damı delmekte olan
yeniçerileri görünce patlattığı barut fıçısıyla intihar etti. Bunun
üzerine, Rusçuk yaranından Defterdar Tahsin Efendi ile Umûr-ı Cihadiye
nâzın Behiç Efendi İstanbul’dan kaçtılar; Sadaret kethüdası Mustafa
Refik Efendi âsiler tarafından parçalandı. Ayaklananlar II. Mahmut’u
tahttan indirmek için saraya saldırdılar. Kadı Abdurrahman Paşa
Sekban-ı Cedîd askeriyle Topkapı Sarayı’nı savundu. Bozguna uğrayan
ayaklananların üzerine giden Abdurrahman Paşa, 3000′den fazla yeniçeri
ve diğer ayaklananları kılıçtan geçirtti. Bu sırada donanma toplarıyla
İstanbul’u ateşe tuttu. Yıkılan binalar ve ölen insanlar karşısında
neye uğradığını anlayamayan İstanbul halkı, saldırıyı durdurtan ulema
sayesinde can güvenliğine kavuştular. İki taraf da birbirine karşı
üstünlük gösteremedi. Bu yüzden Sultan II. Mahmut iktidarını 18 yıl
boyunca ince bir denge üzerine kurmak zorunda kaldı. Kadı Abdurrahman
Paşa ve Rusçuk yaranından Ramiz Paşa’yı gizlice Rumeli’ne kaçırtan
Sultan II. Mahmut, 18 Kasım 1808 tarihinde Sekban-ı Cedîd’i dağıttığını
ilân etti. Alemdar Mustafa Paşa yerine sadarete getirilen Çavuşbaşı
Memiş Paşa, 1 ay 9 gün sonra bu görevden azledilerek Sakız’a sürüldü.
Daha sonra Halep beylerbeyi Yusuf Ziya Paşa sadarete çağırıldı.
1809 Osmanlı-Rus Savaşına katılan Yusuf Ziya Paşa, savaş bitmeden
görevinden alındı. Yerine sadrazam olan İmrahor Vezir Ahmet Paşa (10
Nisan 1811) Ruscuk’u Rusların elinden aldı (9 Temmuz 1811). Savaşın
sonunda imzalanan Bükreş Antlaşması’yla (28 Mayıs 1812) Baserabya’nın
tamamı Rusya’ya bırakıldı.
Sadrazam Ahmet Paşa, 5 Eylül 1812′de görevinden alınarak, yerine
Ahmet Hurşid Paşa getirildi. Bu sırada, Arnavutluk ile Yunanistan
arasındaki Epir bölgesinde nüfuz kazanan Tepedelenli Ali Paşa, ikinci
bir Mısır hidivi Mehmet Ali olma yolundaydı. Oğullarıyla birlikte
muhtar bir devlet kurmak istiyordu. Sultan II. Mahmut, nişancısı Halet
Efendi’nin de etkisiyle, sadrazam Hurşid Paşa’yı Tepedelenli’nin
üzerine gönderdi. Hurşid Paşa, Tepedelenli’nin elinden işgal ettiği
yerleri geri alarak oğullarıyla birlikte perişan etti.
1 Nisan 1815 tarihinde sadrazamlık görevinden alınan Hurşid Paşa’nın
yerine, Mehmet Emin Rauf Paşa sadrazam oldu. 2 yıl 9 ay bu görevde
kaldıktan sonra azledilerek yerine Bursa valisi Derviş Mehmet Paşa
getirildi. Mustafa Reşid Paşa’nın amcası Ispartalı Ali Paşa, 5 Ocak
1820 tarihinde, Derviş Mehmet Paşa’nın yerine sadrazam oldu.
Ali Paşa’nın sadareti zamanında başlayan Yunan ayaklanması (12 şubat
1821) kaptan-ı derya Nasuhzade Ali Paşa’nın, Sakız limanına girmesiyle
bastırıldı (11 Nisan 1822). Ayaklanmanın “bastırılması Avrupa
devletleri arasında geniş yankı uyandırdı. Sadaret makamındaki
değişiklikler şu sırayla devam etti: Ispartalı Ali Paşa 28 Mart 1821′de
görevinden alınarak, yerine Çıldır valisi Benderli Ali Paşa getirildi.
8 gün fiilen sadrazamlık yapan Ali Paşa, İstanbul’da olmadığı zamanda
yerine kaymakam Hacı Salih Paşa vekâlet etti. Ali Paşa azlinden bir ay
sonra Kıbrıs’ta idam edildi. 19 Kasım 1822′ye kadar görevini
sürdürebilen Salih Paşa, bu tarihte azledilerek yerine Deli Abdullah
Paşa sadrazam oldu. 4 ay sonra İzmit’e sürülen Abdullah Paşa’nın yerine
Silahtar Ali Paşa sadrazamlığa getirildi (10 Mart 1823). 9 ay 4 gün
sonra 13 Aralık 1823′te azledildi ve Konya valiliğine getirildi. Yerine
Benderli Mehmet Selim Sırrı Paşa atandı.
Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması, bu sadrazam zamanında
gerçekleştirildi 17 yıldır bu ocağı kaldırmayı tasarlayan II. Mahmut,
25 Mayıs 1825′te bu fikrini uygulamaya koydu. Eşkinci ocağı adı verilen
yeni bir askerî sınıf kurulduğunu resmen açıkladı. . Avrupa tarzında
üniforma giydirilen yeni ordu, 11 Haziran 1826′da eğitime başladı.
Bundan üç gün sonra ayaklanan yeniçeriler, kazanlarını Etmeydanı’na
çıkararak gösterilere başladılar. Ulemayı yanına alan II. Mahmut,
Sancak-ı Şerîf’i çıkararak halkı yeniçerilere karşı savaşmaya çağırdı.
Yeniçeri Ocağı dışındaki bütün ocaklar, padişaha sadakatlerini
bildirdiler. Aksaray ve Etmeydanı’ndaki yeniçeri kışlalarını top
ateşine tutuldu. 6.000′den fazla yeniçeri öldürüldü. 20.000 civarında
isyancı da tutuklandı. Bu arada Bektaşî dergahları kapatılarak
yakalanan müritler kılıçtan geçirildi. Hızını alamayan II. Mahmut,
Bektaşî mezarlarının başlarındaki kavukları da kırdırttı. Bugünkü,
başsız mezar taşlarının büyük bir kısmı o dönemden kalmadır. 16 Haziran
1826′da tarihine kadar Yeniçeri Ocağı’nın yerine, Asâkir-i Mansûre-i
Muhammediye adlı yeni bir ocak kurdu. Rusya bu durumdan yararlanarak
II. Mahmut ile Akkerman Antlaşması’nı imzaladı (1826). Antlaşma
hükümlerince Eflâk ve Boğdan Rusya’ya bırakıldı.
Yunan ayaklanmasının bastırılmasından hoşnut olmayan İngiltere,
Fransa ve Rusya devletleri Yunanistan’a muhtariyet verilmesini sağlamak
için donanmalarını Yunan kıyılarına gönderdiler. Navarin Limanı’na
giren birleşik donanma, burada demirlemiş Osmanlı donanmasını, top
ateşine tutarak yok etti (20 Ekim 1827). II. Mahmut bu olayı protesto
ederek Rusya’ya savaş açtı (1828). Rus kuvvetleri Eflâk-Boğdan
üzerinden ilerleyerek Tuna’yı geçti. Doğuda Kars, Aşkale, batıda
Edirne, Kırklareli Ruslar tarafından alındı. II. Mahmut, Ruslarla
Edirne Antlaşması’nı imzalamak zorunda kaldı (14 Eylül 1829). Fransa,
Osmanlı eyaleti olan Cezayir’i aldı (1830). Günden güne güçlenen Mısır
hidivi Mehmet Ali Paşa, oğlu İbrahim Paşa’yı, borçlarını ödemeyen Akka
Valisi Abdullah Paşa’nın üzerine gönderdi. İbrahim Paşa, Akka, Şam,
Hama, Humus’u alarak Toroslar’ı aştı. Sadrazam Mehmet Paşa
komutasındaki Osmanlı ordusunu Konya’da yendi. İstanbul üzerine
yürüyüşe hazırlanan İbrahim Paşa Fransa’nın araya girmesiyle, II.
Mahmut’la Kütahya Antlaşması’nı imzaladı (1833) .
II.Mahmut bundan sonra, orduyu düzene sokmaya çalıştı. Avrupa’ya
askerlik öğrenimi için öğrenciler gönderdi. Yeteri kadar güçlendiğine
inanınca, Mısır meselesini halletmeye karar verdi. Bunun için Hafız
Mehmet Paşa komutasındaki kuvvetleri Mısır üzerine gönderdi. Osmanlı
kuvvetleri Nizip’te yenildi (24 Haziran 1839). Yenilgi haberi
İstanbul’a geldiğinde II. Mahmut ölmüştü (1 Temmuz 1839).
Osmanlı Devleti’ndeki çöküşü fark eden II. Mahmut, hayatı boyunca,
imparatorluğu batı düzenine uydurmaya çalıştı. Böylece, olumsuz gidişi
durduracağını düşünüyordu. Bunun için çıkarttığı kıyafet kanunuyla (3
Mart 1829) devlet memurlarının kavuk, sarık, şalvar ve çarık
giymelerini yasakladı. Bunların yerine fes, pantalon, ceket
giyilecekti. Buna karşı çıkanları şiddetle cezalandırdı. Saray
yaşayışını değiştirerek Avrupalı hükümdarlar gibi davrandı; setre
pantolon giydi, sakalını kısa kestirdi, resmini devlet kurumlarına
astırdı. Bu değişikliklerin lüzumunu anlayamayan halk, II. Mahmut’u
“gâvur padişah” diyerek andı. Batılı kurumların çalışmalarından
esinlenerek yalnız erkekleri belirten nüfus sayımı yaptırttı (1831).
Böylece yeni kurduğu ordunun devamını sağlayacak insan ve servet
durumunu öğrendi. Bu sayım sonucunda 4 milyon Hıristiyan ve 8 milyon
Müslüman tespit edildi. Avrupa’nın önemli şehirlerinde daimî elçilikler
kurdurttu. İlk resmî gazete olan Takvim-i Vekayi’nin çıkmasını sağladı.
Avrupa hükümet düzenini benimseyerek nâzırlıklar kurdu. Başvekâlet,
Maliye, Dahiliye, Hariciye, Evkaf nezaretleri gibi teşekküller onun
emriyle kuruldu. Askerî konuları görüşmekle görevli Dâr-ı Şûra-yı
Askerî, sivil görevlilerin yargılanması ve hükümetle halk arasında
dâvalarının görüşülmesi için Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliye kuruldu.
Bir fermanla ilköğrenimin zorunlu ve parasız olduğunu ilan etti.
Rüştiyeler ve devlet memurlarının yetişmesi için Mekteb-i Maârif-i
Adliye kuruldu. Tıbbiye ve Harbiye okulları açıldı. Bu okullar için
yabancı kaynaklı eserler Osmanlıca’ya çevrildi.

Etiketler:
Bilimler
Tarih
2.Mahmut
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |