Okunma: 369 kez
Osmanlı Hanedanı’ndan onüçüncü padişahı. Babası Murat, annesi Safîye Sultan’dır. Manisa’da doğdu. Babası III. Murat’ın cülusuna (1574) kadar Manisa’da yetişen şehzade Mehmet, bu tarihte ailesiyle birlikte İstanbul’a gelmiştir, ilk hocası Manisalı İbrahim Cafer Efendi’dir. Onun ölümünden sonra sırasıyla şehzade öğretmenliğine getirilen Haydar Efendi, lalası Ali Bey, defterdarı Hûsam Beyzade, nişancı Mekkeli çavuş (Lala Mehmet Paşa), reisü’l-küttab Abdurrahman Çelebi ve diğer adamlarıyla birlikte Manisa Sancağı’na gönderildi (5 Aralık 1583). Babasının ölüm haberi üzerine Manisa’dan ayrılarak İstanbul’a geldi (27 Ocak 1595). Aynı gün tahta çıktı. Babasının,cenaze töreninin hemen ardından 19 kardeşini idam ettirdi.
Bu sırada en önemli ve halledilmesi gereken mesele; iki yıldan beri
devam eden Avusturya savaşlarının, Tuna beyliklerinin (Erdel- Eflâk-
Boğdan) ayaklanmaları ile, daha fazla yayılması ve önem kazanması
olmuştu. Gerçekten o sıralarda, imparatorun telkini ve tesiri ile,
Erdel- Eflâk- Boğdan arasında, Osmanlı Devleti aleyhine bir ittifak
yapılmış ve Eflâk Voyvodası Mihal (Mihai Viteazul) da Tuna
memleketlerine saldırmıştı. Voyvoda’nın Rusçuk kasabası ve civarında
katliama giriştiğini haber alınınca, Ferhad Paşa komutasında bir
ordunun sevk edilmesi kararlaştırıldı (27 Nisan 1595). Ancak, sadrazam
yola çıkmadan önce başlayan sipahi ayaklanması üzerine Ferhad Paşa
azledildi (8 Temmuz 1595). Sadrazamlığa Koca Sinan Paşa tâyin edildi.
Yeni sadrazamın Eflâk seferi, başlangıçta bazı başarılar sağlamakla
beraber yenilgi ile sonuçlandı. Avusturya cephesindeki harekât da
Osmanlılar aleyhine gelişmekte idi. Bu cephedeki komutan Sinan Paşazade
Mehmet Paşa’nın tedbirsizliği Estergon ve Vişegrad kalelerinin
düşmesine sebep oldu (1595). Bunun üzerine sadrazam Sinan Paşa
azledildi. Yerine Lala Mehmet Paşa tâyin edildi (19 Kasım 1595). Mehmet
Paşa’nın kısa bir süre sonra ölümü ile boşalan sadrazamlığa, yeniden
Koca Sinan Paşa getirildi. Koca Sinan Paşa, bir sadrazamın yalnız
olarak sefere çıkmasının sakıncalı olacağını savunarak padişahın da
sefere çıkmasını sağladı. Fakat, Koca Sinan Paşa’nın ölümü (4 Nisan
1596) üzerine bu sefer, İbrahim Paşa’nın sadrazamlığında gerçekleşti
.Zaferle sonuçlanan bu seferden sonra, devlet erkânı arasında bazı
değişiklikler yapan III. Mehmet, İstanbul’a döndü (26 aralık 1596).
Belgrat muhafızı Sokullu Hasan Paşa Vidin muhafızlığına, Satırcı
Mehmet Paşa da sefdarlığa tâyin edildi. Serdar Mehmet Paşa Tata
Kalesi’ni zaptetti (1597) ise de, Vac Kalesi’ni ele geçiremedi.
Başarısızlığının sorumluluğunu sefere katılmayan Kırım Hanı’na
yüklemeye çalıştı. Fakat bu suçlama, görevinden alınmasını önleyemedi.
İbrahim Paşa, yeniden sadrazamlığa getirildi. İbrahim Paşa, Kırım Hanı
Fethi Giray’ı azlederek yerine Gazi Giray’ı tâyin etti. Bir süre sonra
III. Mehmet, İbrahim Paşa’yı görevinden alarak yerine Hadım Hasan
Paşa’yı getirdi. Hadım Hasan Paşa da, altı ay sonra sadrazamlıktan
azledilerek yerine Cerrah Mehmet Paşa getirildi. Mehmet Paşa ilk iş
olarak Varad’ı kuşattı.Buna karşılık olarak Avusturyalılar da Budin’i
kuşattılar. Bu sırada Tuna kıyılarının muhafazasıyla görevli olan Hafız
Ahmet Paşa, Niğbolu’da düşmana yenildi (1598). Keza bu sırada Kanije
Kalesi civanında da yer yer çarpışmalar oluyordu. Bu başarısızlıkların
sonucu olarak III. Mehmet, Cerrah Mehmet Paşa’yı görevinden ayırdı.
Yerine İbrahim Paşa -üçüncü defa olarak- sadrazamlığa getirildi.
İbrahim Paşa, yıkılmış olan kaleleri onarttı (1599). Batı’da savaşın
durakladığı, Avusturyalılarla barış teşebbüsünde bulunulacağı bir
sırada, Kabil hâkimi Gürcü Sirnon Han ayaklanarak Küri Kalesi’ni
kuşattı. Ayaklanmayı bastırmak üzere Tebriz Muhafızı Cafer Paşa
görevlendirildi. Cafer Paşa, kısa sürede olayı bastırarak elebaşılarını
İstanbul’a gönderdi. Aynı yıllarda meydana çıkan önemli olaylardan biri
de Anadolu’daki Celâli ayaklanmalarıydı. İsyancılardan Karayazıcı’ya
Amasya sancak beyliği verilerek devlete bağlılığı sağlandı.
1599/1600 kışını Belgrat’ta geçiren İbrahim Paşa, İstanbul’dan gelen
yeni kuvvetlerle birlikte Zemrin sahrasında orduyu topladı. Estergon
Kalesi’ni fethetmek üzere kuzeye hareket etti (1600 yılı Ağustos başı).
Bu sırada Baranyavar Palangası, düşman tarafından yakılmış, bunun
üzerine Peçuy’da bulunan Tiryaki Hasan Paşa, yanındaki kuvvetlerle
düşmana saldırarak mağlup etmiştir.
Ösek köprüsü civarında serdarla buluşan Tiryaki Hasan Paşa ordunun,
Estergon Kalesi’nden önce Kanije Kalesi’nin fethine sevk edilmesini
kararlaştırdılar. Budin’i muhafaza ile görevli Rumeli beylerbeyi Lala
Mehmet Paşa da Kanije kuşatmasında kullanılmak üzere 5 top ile Papa
Kalesi’nden kurtulan Fransızları yanına alarak orduya katıldı. Kanije
kuşatması başladı. 44 gün devam eden mücadeleden sonra Avusturyalılar
teslim alındı (23 Kasım 1600). Kanije, bir beylerbeylik, Peçuy,
Zigetvar, ösek ve Siklos sancakları arpalık olarak Tiryaki Hasan
Paşa’ya verildi. İbrahim Paşa da, kışı geçirmek üzere Belgrat’a döndü.
İbrahim Paşa’nın Belgrat’ta ölümü üzerine (15 Temmuz 1601) sadrazamlığa, Yemişçi Hasan Paşa tayin edildi.
Hasan Paşa, Budin’e doğru yürüdüğü sırada, Avusturya ordusu Kanije
Kalesi’ni kuşatmıştı. Avusturyalılarla kalede yapılan savaş sonunda
düşman yenilgiye uğratılarak kale kurtarıldı. 1601 yılında Erdel-
Eflâk- Boğdan’da yeniden karışıklıkların çıkması üzerine Osmanlı
Devleti savaş hazırlığına başladı. Yemişçi Hasan Paşa, Belgrat’ı
kuşattı ve 31 gün kuşatmadan sonra geri almayı başardı (Ağustos 1602).
Celâli ayaklanmalarının en çok yayıldığı bir sırada, 1603 yılı
başından itibaren İstanbul’da da karışıklıklar baş gösterdi.
Sipahilerin şikâyeti üzerine Saatçi Hasan Paşa kaymakamlıktan
azledildi. Bu sırada Belgrad’da bulunan Yemişçi Hasan Paşa İstanbul’a
döndü. Ayaklananlar, Yemişçi Hasan Paşa’nın asılmasını istiyorlardı.
Padişah, bu isteği önceden reddetti ise de sonunda Yemişçi Hasan Paşa
azledilerek asıldı (16 Ekim 1603). Yerine Kasım Paşa sadrazam tâyin
edildi.
Bu yıl içerisinde İran’la, 1590 yılında İstanbul’da yapılmış olan
antlaşma hükümleri bozuldu. Tebriz’de çıkan olaylar yüzünden Osmanlı-
İran savaşı başladı. Bu savaşta, Osmanlılar yenildiler (21 Ekim 1603).
Tebriz, İranlıların eline geçti.

Etiketler:
Bilimler
Tarih
3.Mehmet
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |