Okunma: 759 kez
Osmanlı Hanedanı’ndan üçüncü padişah. Babası Orhan Gazi, annesi Nilüfer Hatun’dur. 1362′de tahta çıktı. I. Murat, Rumeli fethinin, ağabeyi Süleyman Paşa’dan sonra ikinci kahramanı idi. Ağabeyinin yanında birinci sınıf bir kumandan olarak yetişmişti. Ankara’nın yeniden fethinden sonra I. Murat hükümdar olmak isteyen kardeşleri İbrahim ve Halil beylerle kısa bir mücadeleden sonra yenmiş ve öldürtmüştür. Edirne Osmanlılar için önemli bir şehirdi ve Bizans idâresindeydi; fakat halk bu idareden memnun olmadığı gibi, Bizans da şehri savunabilecek kudrete sahip değildi.
( www.genbilim.com )
Sultan I. Murat, Ankara’dan Rumeli’ye geçtiği zaman beraberinde
getirdiği büyük birliklerle Edirne’yi kolayca fethetmeyi düşünüyordu.
Sonuçta da böyle oldu.
Daha 1345′de Edirne’de önemli bir halk ihtilâli olmuş, şehrin ileri
gelenleri kılıçtan geçirilmişti. Halkın memnuniyetsizliği yanında
düzeni sağlayan Osmanlı idaresine kucak açacakları muhakkaktı. Edirne,
1362 Temmuzunda fethedilmiştir. Türk idaresinde gittikçe büyüyen
Edirne, İstanbul’un fethinden sonra bile devletin ikinci taht şehri
sayılmakta devam etmiştir. İstanbul’un fethine kadar padişahlar bazen
Bursa yerine Edirne’de oturmayı tercih etmişlerdir.
Gene bu arada Bizans’ın eline geçmiş olan Malkara, Keşan ve İpsala,
Gazi Evranos Bey tarafından alınmıştır. Hacı İlbey ise Enez Körfezi
üzerinde ve Meric’in batısında bulunan Dedeağaç Umanını fethettikten
sonra kuzeye doğru Meric’i takip ederek Dimetoka’yı açmıştır.
Kırklareli de alındıktan sonra, Babaeski, Narhisar arasında Sazlıdere
mevkiinde müttefik Bizans-Bulgar ordusunu bozan Osmanlılar, Edirne’ye
girmişlerdir.
Bir müddet Edirne’de kalan Sultan Murat, Lala Şahin Paşa’yı Rumeli
Beylerbeyi olarak orada bıraktı. Kendisi Dimetoka’ya geldi ve burada
bir cami ve saray yaptırdı. Lala Şahin Paşa’ya Güney Bulgaristan’ın,
Evranos Bey’e Batı Trakya’nın fethi emrini verdi. 1363′de Eski Zağra ve
Filibe fethedildi. Bu suretle Rodop ve Balkan dağları arasındaki Doğu
Rumeli’nin en önemli kısmı, Osmanlı İmparatorluğu’na katıldı. Aynı yıl
Evranos Bey, Batı Trakya’da Gümülcine’yi aldı. Tamamen çevrilen Bizans,
Sultan Murat’la yaptığı antlaşma ile bir çeşit Osmanlı himayesini kabul
etmek zorunda kaldı.
1364 Osmanlı-Bizans antlaşması, Bizans’ın Osmanlıları girdikleri yerlerden çıkarma ümidine de son veriyordu.
Osmanlıları Balkanlar’da durduracak tek kuvvet, kudretli Macaristan
Krallığı olabilirdi. Orta Avrupa ve Balkanlar’da birçok ülkeye hâkim
olan Macarlar ise, zorla Katolik mezhebini büyük çoğunluğu Ortodoks
olan Balkanlar’a sokmak istedikleri için, Balkan kavimleri tarafından
hoş görülmüyorlardı. Osmanlılara hayran olan ve yüzyıllardan beri
hasret kaldıkları ideal bir idareye kavuşan Balkanlar’ı bu idareye
karşı ayaklandırmak mümkün olamazdı.
Papa’nın teşvikiyle Avrupa devletlerinin bir araya gelmesi ve
Osmanlılara karşı I. Haçlı seferini düzenlemeleri artık mukadderdi.
Çünkü Osmanlı fütuhatının istikameti belli olmuştu. Liderler Papa V.
Urbanus, Macaristan kralı I. Lajos idi. Sırbistan kralı V. Orus, Bosna
prensi I. Tvrtko, Eflâk (Romanya) prensi onun yanında idiler. Daha bir
sürü prens Haçlı ordusuna katılmıştı. Haçlılar, hızla ilerleyip
Edirne’nin kuzey-doğusunda bugün Sırpsındığı adını taşıyan ilçenin
güneyinde, Meriç kenarına kondular. Edirne’ye birkaç kilometrede
idiler. Bu yeni fethedilen mühim Osmanlı şehri, kesin bir tehlike
içindeydi. Sultan I. Murat, ordusu ile Bosna’da idi. Rumeli Beylerbeyi
Lala Şahin Paşa’nın kuvvetleri mahduttu. Böylece büyük bir düşman
ordusuna karşı ancak Sultan Murat’ın başkumandanlığındaki Osmanlı
ordusu karşı çıkabilirdi. Sultan Murat’ın yetişmesi anına kadar
düşmanın Edirne’yi alıp Gelibolu’ya inmesi ise, işten bile değildi.
Hacı İlbey’in 10.000 akıncı gazi - dervişi vardı. Muvaffak olmadığı
takdirde en büyük mesuliyetlere muhatap tutulacak olduğunu bilen bu
kumandan son derece cüretli bir harekete emir verdi .
1365′de Dalmaçya kıyılarının güneyindeki Dubrovnik Cumhuriyeti,
Osmanlı himayesini kabul eden bir anlaşma imzaladı. Yüzyıllarca
Osmanlılar, yıllık vergi karşılığında bu devletçiğin işlerine
karışmadılar. Dubrovnik’in himaye altına alınmasıyla Osmanlılar, yeni
bir denize, Adriyatik Denizi’ne dayanmış oluyorlardı.
Gümülcine’de oturan Gazi Evranos Bey, Sırpsındığı’ndan az sonra
Serez’i aldı. Fakat henüz Drama ile Kavala, Bizanslılarda idi. Serez’in
bir iki defa Osmanlılarla Bizanslılar arasında el değiştirmiş olması
muhtemeldir. Bu suretle 1364′ten itibaren Osmanlılar Makedonya’ya ayak
bastılar.
Gene 1365′de Sultan I. Murat, Katalanlar’ın elinde bulunan
Karabiga’yı, karadan ve denizden tazyik ederek aldı. Bu suretle bütün
Batı Anadolu’da Hıristiyanların elinde Alaşehir ile İzmir kalmış
oluyordu.
Sultan I. Murat, 1366′dan itibaren büyük bir imar hareketine de
girişti. Bilecik’te Sırpsındığı zaferine şükretmek üzere bir cami,
Yenişehir’de imaret, tekke, Bursa’da cami, imaret, medrese, kaplıca,
han yaptırdı. Edirne’de saray, cami, medrese, imaret inşa edildi.
1366′da İmparator V. İoannes Palaiologos’un dayısı olan Savoia kontu
VI. Amadeus, 5 savaş gemisiyle Çanakkale Boğazı’na girdi. Gelibolu’yu
düşürdü. 9 ay sonra bu önemli şehir Bizans’a bırakıldı. Fakat bir
müddet sonra yetişen Osmanlılar şehri geri aldılar.
1367′de Timurtaş Paşa, Tunca üzerinde Yanbolu’yu, Lala Şahin Paşa
ise Samakov’u Sultan I. Murat da 1368′de Hayrabolu’yu, 1369′da
Kırklareli, Pınar-hisar, Vize’yi Bizanslılardan geri aldı. Buraları
evvelce fethedilip bir ara Bizans tarafından işgal edilmişti.
Trakya’nın fethi bitmişti. 1371′de Çatalca da Sultan I. Murat
tarafından alındı.
1370′e doğru merkezi Tırnova’da olan Bulgaristan krallığı,
Osmanlılara bağlılığını bildirdi. Kral Şişman’ın kız kardeşi Prens
Mariya, Sultan Murat’la evlendi. 1372′de Sultan Murat Çirmen zaferinden
sonra Köstendil’i aldı ve bu suretle Sırbistan’a ayak basılmış oldu.
10 yılda Gelibolu’dan Sırbistan’a gelinmiş, Adriyatik Denizi’ne
kadar nüfuz ve tesir sahası kurulmuştu. Avrupa, Osmanlılara karşı II.
Haçlı seferini tertip ederek Sırp sındığı’ndan 7 yıl sonra talihini
tekrar denemek istedi. Ancak, bu defa ki ordu Sırpsındığı’ndakinden
daha azdı ve esas kuvvetleri Sırplar teşkil ediyordu. Savaşta
başkumandan olan Sırbistan kralı Vukaşin ve kardeşi öldürülmüş, Eflâk
Prensi de kaçmıştı. Bunun üzerine Sırbistan’da hanedan değişmiştir.
Çirmen zaferinden faydalanan Türk akıncıları bir taraftan Adriya
sahillerini, diğer taraftan Yunanistan’a inerek Attika Yarımadası’nı
taradılar. Bu suretle Osmanlı Devleti’nin tesir sahası hemen bütün
Balkanlar’ı içine alan bir genişliğe erişti. 1374′te Sırbistan,
Osmanlılara, Bulgaristan ve Bizans gibi bağlılığını bildirdi; vergi
vermeyi de kabul etti. Nitekim 1372′de Çatalca’yı Sultan Murat’a
bırakan ve iyice kuşatılan Bizans, 1373 anlaşmasında Osmanlı padişahına
bağlılığını bildiriyordu.
Bu sırada Doğu-Roma İmparatorluğu 30.000 km2′ye inmişti.
Makedonya fütuhatına veziriazam Çandalı Kara Halil Paşa
başkumandanlık ediyordu. Struma ile Vardar arası güneyde Beşik Gölü’ne
kadar, Selanik ile Halkidike Yarımadası müstesna olmak üzere
fethedildi. Vardar da geçildi Vardar ile Vistrica arasında, başta
Karaferye olmak üzere birçok yer açıldı. Bu suretle güney atıda
Teselya, güney-doğuda Epir, doğuda Arnavutluk, Osmanlı İmparatorluğu’na
sınır oluyordu.
Selanik’ten hareket eden Bizanslılar, Serez’i almak istedilerse de,
muvaffak olamadılar. Gazi Evranos Bey, karargâhını Gümülcine’de, yani
Batı-Trakya’dan Serez’e yani Güney Makedonya’ya nakletti. Kuzeyde de
Sultan I. Murat Sofya’nın güney kıyısındaki Köstendil’i almıştı.
Köstendil’de Bulgar prensi Konstantin saltanat sürüyordu. Sultan I.
Murat, Prens Konstantin’in 3 kızından biriyle kendi evlenmiş, diğer
ikisini oğulları Şehzade Bayezid ile Şehzade Yakub’a almıştı.
Köstendil, Sırbistan’ın kapısı idi ve Osmanlı Devleti’ni tanıyan Sırp
Krallığı’nı yakından kontrol için çok müsaitti.
1373 ve 1374 yıllarında Kuzey Makedonya, 1375′te Kosova’da mühim
yerler fethedildi. 1376′da Kuzey Bulgaristan’da saltanat süren Bulgar
kralı daha sıkı şartlarla Osmanlı Devleti’ne bağlılığını bildirdi. Lala
Şahin Paşa’dan sonra Gazi Timurtaş Paşa, Rumeli beylerbeyi oldu ve
fetihlere devam etti. 1383′te Timurtaş Paşa Arnavutluk’un doğu ve
Karadağ’ın güney bölgelerinin fethiyle uğraşmaya başladı.
1375′de Sultan Murat, Güney Sırbistan’ın en mühim şehri olan Niş
önüne geldi. 25 günlük bir kuşatmadan sonra Niş Timurtaş Paşazâde Yahşi
Bey tarafından fethedildi.
1375′de Hamidoğlu İlyas Bey ölmüş, yerine Kemâleddin Hüseyin Bey
geçmişti. Bu zat, Sultan Murat’ın tazyikiyle 80.000 altın karşılığında
Hamid Beyliği’nin yarısından fazlasını Osmanlılara satmaya mecbur oldu.
Sattığı yerler Akşehir, Beyşehir, Seydişehir, Yalvaç, Şarkikaraağaç, ve
çevresi idi. Bu suretle Osmanlı toprakları, Karaman ve Germiyan
devletlerini birbirinden ayırmakla ve Germiyan’ı Osmanlıların kucağına
düşürmekle kalmıyor, Osmanoğullarını Akdeniz sahillerine 70 km.
mesafeye getiriyordu. Kuzeyden olduğu gibi, bu sefer batıdan da
Karamanoğulları, Osmanlılar tarafından çevriliyordu.
1378′de ise Germiyan beyi Süleyman-Şah Bey, Mevlâna’nın
torunlarından olan kızı Devlet Hatun’u Sultan Murad’ın oğlu Şehzade
Yıldırım Bayezid’e verdi ve gelinin çeyizi olarak Kütahya, Tavşanlı,
Emer (Eğrigöz), Simav ve çevresini Osmanlılara bıraktı. Afyon ilinin en
büyük kısmı da Osmanlı topraklarına katıldı. Süleyman Şah, Kula’yı
başşehir yapıp bu kasabaya çekildi.
1382′de Gazi Timurtaş Paşa, Manastır’ı fethetti. Niş ile Manastır
bir ara Sırplar tarafından geri alındı; 1385′te Manastır, 1386′da Niş
kesin şekilde fethedildi. 1385′de Arnavutluk’un kapısı olan Ohri
fethedilmiş, Ohri Gölü çevresi açılmıştır. Sofya fâtihi, İnce Balaban
Bey’dir ve 10 yıl Bursa ablukasını idâre eden Osman Gazi’nin
yoldaşlarından Balaban Bey’in oğludur. Sofya, Rumeli beylerbeyliğine
merkez olmuştur.
1384′de ihtiyar vezir Lala Şahin Paşa, son seferini Bosna’ya yapmış
ve Osmanlılar ilk defa bu tarihte Bosna topraklarına ayak basmışlardır.
Veziriazam Çandarlı Halil Hayreddin Paşa’nın 1385-1386 Arnavutluk
seferi önemli idi. Hayreddin Paşa, 1385′te îlbasan yakınlarında Davul
çayı kıyısında geçen Savra meydan savaşında II. Balşa’nın
kumandanlığındaki Arnavut ordusunu imha etti. Prens, ölenler arasında
idi. Ertesi yıl Osmanlılar, Akçahisar, İşkodra başta olmak üzere hemen
bütün Kuzey Arnavutluk’u fethettiler. Fakat Sultan I. Murat, üssünden
bu kadar uzak bir yerde Türk ordusunun Venedik gibi büyük bir devletle
savaşa girmesini kesinlikle uygun görmedi. Çok önemli olan İşkodra,
ancak bir yüzyıla yakın bir zamandan sonra büyük zorluklarla
Venedik’ten alınabilecektir. Arnavutluk’un en önemli şehrinin Venedik’e
iadesinden sonra Osmanlıların eline sadece Doğu Arnavutluk kalıyordu.
1385′te Savcı Bey, Edirne’de babasına vekâlet ederken, Bizans’ın
teşvik ve yardımı ile ayaklanmıştır. Hızla yetişen Sultan I.Murat,
ayaklanmayı bastırmış, Şehzade Savcı Bey, Dimetoka’da yakalanıp idam
edilmiştir.
1388 de Sultan I. Murat’la Ali Paşa’nın seferi, Bulgaristan’ın
fethini tamamlamıştır. Ali Paşa Silistre, Tutrakan, Ziştovi, Niğbolu
gibi Tuna’nın güneyindeki bütün önemli kaleleri, Plevne ve Lofça’yı
almış, Deliorman ve Dobruca, Osmanlı hâkimiyetine geçmiştir.
Osmanlılar, Macaristan’la karşılaşmışlardı ve daha büyük
karşılaşmalar olması mukadderdi. Fakat Osmanlı donanmasının zayıf
olduğu Sultan I. Murat Hüdâvendigâr zamanında Venedik ile savaştan
kaçınılmıştır. 1373 Venedik-Macaristan savaşından Sultan Murat,
Venedik’e yardımcı olarak 5.000 Osmanlı piyadesi göndermişti. Sultan
Murat’ın askerlik ve siyasetteki dehâsı sayesinde Papa’nın birçok
teşebbüsü akim kalmıştır. Meselâ V. Urbanus’un28 Ocak 1369 tarihli
nâmesinde, Venedik ile Ceneviz’i Osmanlılara karşı savaşa sevk etmek
istemesi, tamamen neticesiz olmuştur. Her iki cumhuriyet de,
topraklarına tecavüz etmez görünen Sultan I. Murat’a karşı bir savaşı
göze almayı, çılgınlık saymışlardır. Bu şekilde Avrupa’dan ayrılan
Bizans İmparatorluğu ile Sırbistan Krallığı, Sultan Murat’a vergi
vermeye mecbur olmuşlardır.
1386 sıralarında Memlûk ve Osmanlı imparatorlukları arasında bir
dostluk anlaşması yapılması Karamanlıları telaşlandırmıştır. Çünkü
kuzeyden ve batıdan Osmanlılar, doğudan Memlûklar ile sarılmış olan
Karaman Devleti, güneyde Akdeniz’e ve Memlûklere tâbi Kıbrıs Karlığına
dayanıyordu. Alâeddin Ali Bey kayınpederi Gazi Sultan Murat’ın Balkan
fütuhatı ile meşgul olduğu sıralarda Avrupa devletleri ile
münasebetlere girdi ve Osmanlı nüfuzunu kırmak istedi. Bu suretle bir
yüzyıldan biraz fazla sürecek olan Karaman siyasetini açmış oldu.
Candaroğullarının Osmanlılara tâbi olması ve Osmanlı ordusuna yardımcı
birlik göndermesi, Karamanlıları büsbütün ürküttü.
Savaşa Karamanoğlu’nun Osmanlıların Hamidoğullarından satın
aldıkları Beyşehri işgalleri yol açtı. Saldırı kırılmadığı takdirde
Karamanlıların ve ondan cesaret alan diğer beyliklerin Balkan
fütuhatının en kritik anlarında Osmanlıları Anadolu’da rahatsız
edeceklerini takdir eden Sultan I. Murat, Anadolu’ya geçti. Bursa’ya
geldi. Anadolu beylikleri üzerinde nüfuzunu göstermek için
Kastamonu’daki Candaroğlu’ndan yardımcı birlik istedi Bu birlik
gelince, Ali Paşa ve oğlu Veliaht Şehzâde Bayezid Bey’le beraber
Karaman seferine hazırlandı. Osmanlı ordusunda, Bizans ile Sırbistan’ın
anlaşma gereğince vermeye mecbur bulundukları yardımcı birlikler de
vardı. Bu suretle Sultan Murat, Anadolu beylerine kudretinin derecesini
göstermek istiyordu.
Sultan Murat’ın Karamanoğlu üzerine yürüyen ordusu 70.000 kişi idi.
Ordu Karahisar’da (Afyon) konaklayıp savaş divânı kuruldu. Sol kanadın
kumandasına Veliaht Şehzade Bayezid Bey, sağ kanadınkini de Şehzade
Yakub Bey aldı. Bayezid Bey’in yanında Efrûz Bey’le Candar ve Sırp
yardımcı birlikleri bulunuyordu. Yakub Bey’in yanında Anadolu
beylerbeyisi Sarı Timurtaş Paşa vardı. Rumeli beylerbeyisi Kara
Timurtaş Paşa, padişah ile beraber orta kısımda idi.
Konya yakınlarında 1386 Kasımında geçen meydan savaşında, Osmanlı
askeri Karaman kuvvetlerini kolayca dağıttı. Savaşta Bayezid Bey büyük
bir kabiliyet gösterdi ve çok hızlı manevraları ile zaferin en kısa
zamanda elde edilmesini temin etti. Bu savaştaki muvaffakiyetinden
dolayı kendisine “Yıldırım” lakabı verilmiştir.
Bu hadise üzerine Anadolu’da Karaman nüfuzu kırılmış, Osmanlı
nüfuzu, Sultan Murat’ın seferde gösterdiği siyaset sayesinde, bütün
Anadolu’da parlamış, adeta Toroslar’a Fırat’a dayanmıştır. Bununla
Osmanlı hâkimiyetini kabule yanaşmayan Karamanoğlu, Sultan Murat
uzaklaşır uzaklaşmaz, Kosova’yı hazırlamakla meşgul olan Haçlılarla
müzakerelere girişmiş, fakat korkusundan Kosova’da Osmanlı ordusuna bir
birlik göndermekten de geri kalmamıştır.
Beyşehri’ni geri alan Sultan Murat, 1387′de Bursa’ya dönmüştür.
Balkanlar’da ise, Dobruca’daki Moğol Prensliği Osmanlı metbuluğunu
tanımış, bu suretle Osmanlı hâkimiyeti Tuna deltasına dayanmıştır.
Karamanoğlu’nun savaşarak ittifak ettiği Bosna Krallığı’nı
cezalandırmak için Lala Şahin Paşa, 20.000 kişilik bir kuvvetle
Bosna’ya girmeye hazırlanmıştır. Fakat böyle bir hareketi bekleyen ve
uzun zamandan beri hazırlanan düşman, Niş yakınlarında Ploşnik’te
Osmanlı ordusunu bozmuştur. 1388′de geçen bu savaşta 30.000 kişilik
Bosna ve Sırp müttefik ordusu 20.000 Osmanlı askerini mağlup etmiş,
ancak 5.000 asker dönebilmiş, gerisi şehit olmuş, yaralanmış veya esir
düşmüştür. Ploşnik bozgunu, Haçlılara cesaret vererek onları akıbeti I.
Kosova Meydan Savaşı’nda belli olacak Osmanlı Türklerine karşı III.
Haçlı seferini hazırlamaya sevk etmiştir.
Düşman faaliyet derecesini kavrayan Sultan I. Murat, hızla önemli
tedbirler aldı. Ali Paşa’ya 30.000 asker vererek, Bulgaristan’da
Osmanlıların elinde bulunmayan son yerlerin fethini ve müttefiklerle
birleşmeye mahal kalmadan Bulgar kuvvetlerini imha etmesini buyurdu.
Ali Paşa bu işi en kısa zamanda muvaffakiyetle başardı. Diğer taraftan
Teselya fethedildi, tik defa olarak Attika Yarımadası’nı ve Atina
Dükalığı’nı çiğneyen Osmanlı Akıncıları, Mora’ya girdi ve yarımadayı
yağmaladı. Tuna’ya, kuzeye doğru atlayan Osmanlı kuvvetleri, Eflak’ı
tehdide başladı. Bulgaristan Krallığı’nın başşehri Tırnova da bu arada
alındı. Diğer taraftan Karaman, Aydın, Menteşe, Saruhan, Hamid, Teke,
Candar beylerine emir yazılarak derhal birliklerini Rumeli’ne
göndermeleri bildirildi.
Bulgaristan fethini tamamlayan Ali Paşa, güneye indi. Yanbolu’da Sultan I. Murad’m ordusu ile birleşti.
Osmanlı Ordusu Yanbolu’dan Tatarpazarcığı yoluyla Sofya’ya geldi.
Güney-batıya sapılarak Köstendil’e gelindi ve bu istikamette olduğu
haber alınması üzerine büyük Haçlı ordusuna doğru yürüdü, önder Gazi
Evranos Bey ve Paşa Yiğit’in akıncıları gidiyordu. Priştine’nin
güneyindeki Kosova sahrasında müttefik ordusu ile Osmanlı ordusu karşı
karşıya geldi. Müttefikler, büyük devlet olarak Macaristan ve Lehistan,
ikinci derecede devletler olarak da, Sırbistan, Bosna Krallığı, Eflâk,
Boğdan, Hırvatistan, Bohemya, Arnavut prenslikleri ve can çekişmekte
olan Bulgaristan Krallığı idi. Haçlı ordusu, Türk ordusundan sayı
bakımından hayli üstündü.
Sultan Murat’ın Haçlı seferinin hazırlanışını çok önceden haber
alışı, fevkalâde faydalı olmuştu. Ali Paşa, 30.000 kişilik ordusu ile
Tuna’ya kadar olan Bulgaristan’ı imparatorluğa katmış, Bulgar
kuvvetlerini ezerek, Haçlılarla birleşmesine engel olmuştu. Mora’ya
kadar yapılan akınlar da düşmana dehşet vermişti. Sultan I. Murat’ın
Mora’yı almaya niyetli olduğunu sanan Venedik, büyük ölçüde savaş
hazırlıklarına başlamıştı. Bu müddet içinde bütün Anadolu beylerinin
birlikleri de yetişmişti. Sultan Murat da yanında Germiyan (Kütahya)
sancakbeyi olan büyük oğlu Veliaht Şehzade Bayezid Bey ve Karasi
(Balıkesir) sancakbeyi olan küçük oğlu Yakub Bey olduğu halde Ali Paşa
ile birleşmişti. Orduda, o zaman pek ilkel olan bir topçu birliği de
bulunuyordu.
Osmanlı, sağ kanadına Yıldırım Bayezid, sol kanadına Yakub beyler
kumanda ediyorlardı. Her iki .kanatta ihtiyat olarak 1.000′er okçu
vardı. Bunlar savaşın en kızgın devresine kadar müdahale etmeyecekler,
bu devrede düşmanı yoklamaya başlayacaklardı. Rumeli beylerbeyi Kara
Timurtaş Paşa, Veliahdın; Anadolu beylerbeyi Sarıca Paşa, Şehzade
Yakub’un maiyetinde idiler. Evranos Bey’in akıncıları sağ kanatta,
Anadolu beyliklerinin birlikleri ise sol kanatta yer almıştı. Orta
kısımda Başkumandanla veziriazam Çandarlızade Ali Paşa bulunuyordu. Sağ
kanat ihtiyatına Malkoç Bey, sol kanat ihtiyatına ise Hamidoğlu
veliahdı Mustafa Bey kumanda ediyordu. Topçu birliğinin başında Haydar
Ağa vardı (Osmanlılar ilk defa bu savaşta top kullanmışlardır).
Düşmanda da bir topçu müfrezesi vardı. Başkumandan, Sırbistan
hükümdarı Lazar idi. Sağ kanada yeğeni ve damadı Prens Brankoviç, sol
kanada da Bosna kralı Tvrtko kumanda ediyordu.
Büyük meydan savaşında Osmanlılar, müttefikleri tamamen imha
ettiler. Kesin neticeyi Yıldırım Bayezid aldı. Sol kanat bozulmak
üzereyken kendine has pek hızlı bir manevra ile yetişip düşmanı çeviren
Veliaht-Şehzade, müttefiklerin korkunç yarma hareketlerine rağmen
kıskacını açmadı ve perişan olan düşmanı yok etti. Başkumandan Lazar da
dahil olmak üzere bütün düşman ordusu, Kosova sahrasında kaldı. Küçük
ve dağlık düşman müfrezeleri kaçmak isterlerken arkalarından yetişen
Şehzade Yakub Bey tarafından kılıçtan geçirildi.
Savaşın sonuna doğru artık zafer tamamen belli olunca, Sultan Murat,
savaş sahasını gezip son emirlerini verirken, bir şey söylemek,
isteğiyle yanına sokulan yarak bir Sırp asilzadesi, Lazar’ın damadı
Miloş tarafından hançerle kalbinden vurularak şehit edildi. Miloş,
Osmanlılar tarafından derhal parçalandı.
Padişahın iç organları Kosova sahrasına gömüldü. Cenazesi Bursa’ya nakledilip Çekirge’deki türbesine defnedildi.

Etiketler:
Bilimler
Tarih
1.Murat Dühavendigar
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |