Okunma: 532 kez
Osmanlı Hanedanından on beşinci padişah. Babası Sultan III. Mehmet’tir. 1617′detahta çıktı.
Sultan I. Mustafa, ağabeyinin saltanatı boyunca her an, cellât tehdidi altında yaşamış, bu sebeple şuuru bozulmuştur. Tedavisi de imkânsızdı. Kösem Sultan’ın ocak ağalarını elde etmek için büyük servetler dağıtması, netice vermedi Kösem Sultan’ın zekâsı ve sertliğinden çok çekindiği üvey oğlu II. Osman tahta geçirilmek üzere Sultan I. Mustafa, halledildi. Sultan I. Mustafa’nın birinci saltanatı 3 ay, 4 gün sürmüştü.
( www.genbilim.com )
Akli dengesizlikler gösteren hükümdar, şeyhülislâm Es’ad Efendi’nin
“Şuuru yerinde olmayanın hilâfeti caiz olmayacağına” dair fetvasıyla
tahttan indirildi. Sadaret kaymakamı vezir Sofu Mehmet Papa’nın
teşebbüsüyle bu iş hiçbir gürültü olmadan gerçekleştirildi; Sultan I.
Mustafa tekrar dairesine döndü.
Ancak Sultan II. Osman’ın katliyle 4 yıl sonra, bu defa Veliaht
Şehzade Murat’ın (IV. Murat) hakkı çiğnenerek I. Mustafa tekrar tahta
çıkartıldı.
Sultan II. Osman’ın katli, Davud Paşa’yla adamlarının marifetiydi.
Davud Paşa sadareti 24 gün muhafaza edebildi. Mere Hüseyin Paşa 13
Haziranda Davud Paşa’nın yerine sadrâzam olmuş ve 8 Temmuza kadar ancak
25 gün iktidarda kalabilmiştir.
Sadaret değişikliğinden 8 gün sonra 21 Haziran‘da geçen bir olay,
bütün İstanbul halkını tesiri altında bıraktı ve Sultan II. Osman
faciasının sorumlularının mutlaka cezalandırılmaları yoluna gidilmekten
başka çare olmadığı anlaşıldı. Sultanahmed Olayı adı verilen bu olayda
bir sipahi 80 askeri öldürüp, yaraladıktan sonra ele geçirildi.
Sultanahmed Olayı’ndan 3 gün sonra 24 Haziranda Sultan I. Mustafa, eski
usul üzerine Cuma selâmlığına çıktı. Sultan Osman’ın yaptığı kıyafet
inkılâbı terk edildi. 30 Haziranda Mere Hüseyin Paşa’nın Sultan II.
Osman’ı tutan ilmiye sınıfını cezalandırmak için bazı evkaf gelirlerini
Hazine’ye alması imparatorluktaki yüzlerce sosyal hayır eserinin ve
âbidenin parasız, bakımsız kalmasına ve mahvolmasına sebep oldu.
Mere Hüseyin Paşa, 7 Temmuz gecesi Yeniçeri Ağası Deli Derviş Ağa’yı
azledip Mudanya’ya sürdü. Kapıkulu askerinin bir kısmım şu veya bu
bahaneyle İstanbul’dan çıkarttığı için aleyhindeki memnuniyetsizlik
fazlalaştı. 8 Temmuz sabahı Kapıkulu ocakları, sadrazamın
değiştirilmesi için Valide Sultân’a heyet gönderdiler. Valide Sultan,
teklifi kabul etti. Heyet ile karşı karşıya konuştu. Bundan sonra Mere
Hüseyin Paşa azledildi ve Lefkeli Mustafa Paşa, sadarete getirildi.
Mustafa Paşa’nın sadareti, 2 ay 14 gün sürdü. 21 Eylülde azledildi.
Bunun üzerine 2. vezir Gürcü Mehmet Paşa, sadrazam oldu. I. Ahmet
devrinde iki defa sadaret kaymakamlığı yapan Mehmet Paşa, tecrübeli bir
vezirdi.
Mehmet Paşa 21 Eylülde iktidara geldiği zaman, II. Osman faciası
bütün imparatorluğa yayılan bir memnuniyetsizlik doğurmuş bulunuyordu.
Anadolu’dan, halkın yeniçerilere karşı çok kötü hareket ettiği
haberleri geliyordu. Katillerin cezalandırılmamış olması, halkta aşırı
bir teessür ve gazab uyandırmıştı. Bu arada 1 Ekimde vezir Damad Receb
Paşa’nın donanmayla Karadeniz’den 500 Kazak esiriyle İstanbul’a
gelmesi, halkı bir müddet meşgul etti. Fakat 17 Kasımda Erzurum
beylerbeyisi Abaza Mehmet Paşanın Sultan II. Osman’ın intikamını almak
üzere ayaklandığı haberi bütün İstanbul’a yayıldı. Bu Anadolu’da son
haftalar içindeki hareketlerin en önemlisiydi.
Bu sırada Anadolu’da yalnız valiler değil, halk da Sultan II.
Osman’ın intikamının alınmasını istemekte ve Sultan I. Mustafa’nın
saltanatının gayr-ı meşru olduğunu iddia etmekte idiler.
Kapıkulu sipahileri, 31 Aralık 1622′de Sultan II. Osman’m kan dâvası için tekrar ayaklandılar.
Sultan I. Mustafa, iyice şuurunu kaybetmiş; saray dairelerinin
kapılarım vuruyor, Sultan Osman’ı arıyordu. Bayram tebrikinde padişahın
yalnız ilmiye sınıfına ayağa kalkıp diğer sınıfların tebrikini tahtında
oturduğu halde kabul etmesi kanun ve gelenekti. Sultan I. Mustafa’nın
bütün gelenleri ayakta karşılaması ve oturmayı reddetmesi de deliliğini
göstermektedir.
1622 yılının son günleri yaklaşırken Abaza ihtilâli de Anadolu’da
gerçek bir yaygınlık kazanmıştı. Divân, Paşa’yı Sivas’a tayin ettiğini,
derhal Erzurum’u bırakıp Sivas’a gitmesini bildirmiş, Erzurum’a eski
Diyarbakır beylerbeyisi Mustafa Paşa’yı yollamak istemişti. Fakat Abaza
Paşa 17 Kasımda Erzurum’dan çıkmak niyetinde olmadığını ve Mustafa
Paşa’yı şehre kabul etmeyeceğini bildirdi. 23 Aralık!ta yeniçeriler,
tehlikenin nereden geldiğini anlayıp toplu halde Dîvân’a gittiler ve
Abaza işinin halledilmesini istediler.
Bunun üzerine Valide Sultan, Abaza’nın Erzurum’dan azledildiğini
bildirdi. Bu kararın uygulanması, yani Abaza’nın Erzurum’dan atılması
gerekiyordu. 2 Ocak 1623′de Sipahiler topluca Divân-ı Hümâyûn önüne
geldiler. Bu sırada I. Mustafa!dan bir hatt-ı hümâyûn geldi. Asîlere
okunan bu hatt-ı hümâyûnda “Sultan Osman’ı ben kati olsun demedim.
Davud Paşa öldürdü, katilleri kim ise haklarından gelinip katlolunsun.”
deniliyordu. Hattın ayaklanmadan korkan Valide Sultan tarafından
yazdırıldığı veya bazı saray mensupları tarafından yazdırtıldığı ve
Sultan I. Mustafa’nın haberi bile olmadığı kesindir. Hattın okunması
üzerine sipahiler, katilleri aramaya başladılar. Akşama doğru, Sultan
Osman’ın katillerinden Cebecibaşı Kara Mezak Çavuş ele geçirildi ve
öldürüldü.
7 Ocakta toplanan Divân-ı Hümâyûn Davud Paşa’nın idamı için karar verdi.
Halk, padişah katili diye andığı Davud Paşa’nın Yedikule yolundaki
çeşmede idamını istiyordu. Yedikule’ye giderken Sultan Osman’ın susayıp
bu çeşmeden bir tas su içmesi, halk üzerinde unutulmaz bir intiba
bırakmıştı. Çeşme başına getirilen padişah katili ise ceplerinden
Sultan I. Mustafa’nın hatt-ı hümâyûnu, Rumeli ve Anadolu kazaskerinin
fetvalarını çıkanp, bunların hükmünü icra etmekten başka bir suç
işlemediğini söylüyordu. Çeşme önünde büyük bir kavga başladı ve Davud
Paşa ata bindirilip Orta Camii’ne götürüldü. 8 Ocak günü Davud Paşa
boğduruldu. Böylece padişahın hattı ve Divân’-in emri icra edilmedi.
Gürcü Mehmet Paşa’nın sadareti, 5 Şubat 1623′e kadar sürdü. Mehmet
Paşa’yı düşürmek için yalnız Valide Sultan değil eski sadrazam Mere
Hüseyin Paşa da çalışıyordu, ikisi de yeniçeri ve sipahilere büyük
rüşvetler dağıttılar. 5 Şubat günü Divân toplantısından çıkan Mehmet
Paşa, Kapıkulu zorbalarının aleyhte toplanmaları ve tahrik edici
sözleri üzerine ,sarayına gitmekten vazgeçti. Derhal Saraya gidip
mühr-i hümâyûnu Valide Sultan’a vererek istifa etti. Bunun üzerine
zorbalar şefleri Mere Hüseyin Paşa’yı seçtiler.
13 Martta Erzurum’dan gelen bir haberci ihtilâlin kuvvetlendiğini
Divân önünde anlattı. Abaza Mehmet Paşa vergileri kendi hesabına
topluyordu. 15.000 kişilik bir ordusu vardı. Maraş beylerbeyisi Yusuf
Paşa ile Sivas beylerbeyisi müstakbel sadrazam Tayyar Mehmet Paşa ve
daha birçok beylerbeyi ve sancak beyi İstanbul’dan değil, Erzurum’dan
emir alıyorlardı. Abaza Paşa, Erzurum’dan Ankara’ya gelmiş, katılan
beylerbeyilerle beraber kuvveti 40.000 kişiyi bulmuştu. Ankara Kalesi
Abaza’ya . mukavemet etmiş, bunun üzerine Abaza, Bursa’ya ve oradan
baharı beklemek üzere Niğde’ye çekilmişti.
30 Ağustos 1623′te Mere Hüseyin Paşa iktidardan düştü. Paşa,
herkesin nefretini kazanmıştı. Fatih Camii’nde şeyhülislam Yahya
Efendi’nin de katılmasıyla toplanan ulemâ şimdiye kadar bir kadıya
dayak atılmasının görülüp işitilmemiş bir şey olduğunda birleşti ve
Mere’nin katli vâcib olduğuna dair fetva imzaladı. Mere’den rüşvet alan
yeniçeriler, Fatih Camii’ne geldiler. Ulemâ’ya dağılmalarını ihtar
ettiler. Ulemâ bu ihtara kulak asmadı. Bunun üzerine yeniçeriler
ulemâyı zorla camiden çıkardılar. Olay sırasında ilmiyeden birkaç kişi
yaralandı ve öldü. Zorla camiden çıkartmak hadisesi de şimdiye kadar
Osmanlı tarihinde görülmemişti. Bunun üzerine Abaza Mehmet Paşa’yı
desteklemeye karar veren ulemâ Mere’ye ve yeniçerilere karşı şiddetli
bir muhalefete girişti. Fâtih Camii olayından çok müteessir olan halk,
ilmiye sınıfını tutuyordu. Mere, muhaliflerini sokakta öldürtüp denize
attırmak gibi hareketlerle muhalefeti korkutacağını sanıyordu. Ulemâ
nın ileri gelenlerinden birkaç kişiyi de sürmüştü. Sipahiler de
muhalifler arasındaydı ve soygun furyasında yeniçerilerden daha az pay
almış olmaktan dolayı müteessirdiler. Mere, yeniçerilere sipahileri
kanlı bir şekilde sindirmek için yeniden mansıplar, rüşvetler dağıttı.
Ancak sadrazamın niyetini öğrenen sipahiler, ayaklandılar. Yeniçeri
kethüdası Lâdikli Bayram Ağa yeniçeri subaylarını topladı. Sipahilerle
kanlı bir olay çıkardıkları takdirde bütün kuvvetlerin yeniçerilere
karşı vaziyet alacağını söyledi. Bunun üzerine yeniçeriler sipahilerle
kavgadan vazgeçerek sadrazamın değiştirilmesi için onlar, ulemâ ve
bütün halkla işbirliği yapmaya karar verdiler. Mere’nin dağıttığı
rüşvetler boşa gitti. Bundan sonra Mere Hüseyin Paşa, mühr-i hümâyûnu
Valide Sultan’a göndererek istifa etti.
Ispartalı Kemankeş Kara Ali Paşa sadrazam oldu. Ali Paşa, Sultan I.
Mustafa’yı tahttan indirmenin zamanı geldiği hususunda ulemâ ve halkla
aynı fikirdeydi. Eski sadrazamlardan Damad Halil ve Gürcü Mehmet
paşalar bu iş için Ali Paşa’yı teşvik ediyorlar, tahta çıkacak olan
Veliaht Murat’ın annesi Kösem Mâhpeyker Haseki de el altından büyük
faaliyet gösteriyordu. Yeni sadrazam Ali Paşa, 11 günlük bir müzakere
ve çalışmadan sonra, Sultan I. Mustafa’nın tahttan indirilmesi için
herkesle mutabık kaldı. Bu suretle I. Mustafa’nın 2. saltanatı da sona
erdi. IV. Murat’ın saltanatının sonunda doğru eceliyle ölüp Ayasofya avlusuna gömüldü.

Etiketler:
Bilimler
Tarih
1.Mustafa
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |