Okunma: 222 kez
Osmanlı Hanedanı’ndan yirmi ikinci padişah. Babası Sultan IV. Mehmet, annesi, Emetullah Rabia Gülnûş Sultan’dır. İstanbul’da doğdu. Amcası II. Ahmet’in ölümü ile tahta çıktı (1695)
Sultan II. Mustafa, iyi eğitim görmüş, şair, musikişinas, hattattı. Şehzadeliğinde gördüğü hadiselerden çıkardığı tecrübelerle devlet idaresini vezirlere emânet etmemeye kararlıydı. Gayretli ve kahramandı. Devletin derdine çare bulmak için elinden geleni yapmaya hazırdı. Ancak, tahta çıktığında Osmanlı orduları dört cephede savaşıyorlardı.
Bu sırada Venediklilerle İzmir açıklarındaki Koyun Burnu ve Sakız
Adası çevresinde geçen deniz savaşları Osmanlıların lehine
sonuçlanmıştı. Kaptan-ı derya Mezamorta Hüseyin Paşa, Venedik, Papalık
Malta ve Toskana müşterek Haçlı filosunu Ege Denizi’nden atmıştı. Bu
arada düşmanın eline geçen Sakız Adası da 5 ay sonra yeniden
Osmanlıların eline geçmişti.
Ege Denizi’nde Venediklilerle savaşılan II. Mustafa’nın ilk
günlerinde, 1695 başlarında, Kırımlılar da yeniden Lehistan’a
girmişlerdi. Kral Sobiesky, iyi Türkçe bilen Brianowsky’yi sulh
müzakeresi için Bağçesarayı’na göndermişse de, bundan bir sonuç
alamamıştı. Bunun üzerine Selim Giray Han sonradan kalgay olan 3. oğlu
Şehbâz Giray’ı 70.000 atlı ile Lehistan’a gönderdi. Şehbâz Giray, Lwow
(Lem-berg) banliyölerine kadar Galiçya’yı çiğnedi. Birçok yer tahrip
edildiği gibi 30.000 de esir, Kırım’a getirildi. Venedik, Ege
Denizi’nde yeniden faaliyete geçmişti. 77 parçalık Venedik donanması
Sisam Adası açıklarına geldi. Düşmanı karşılamak için 14 Eylül -de
hareket eden Mezamorta Hüseyin Paşa 17 Eylül -de Venedik donanmasını
buldu. Türk toplarının ateşi karşısında Venedik donanması, karardığın
basmasından faydalanarak Midilli açıklarına çekildi. 19 Eylülde
kaptan-ı derya Venedik donanmasını bu sularda da yakaladı. Meydana
gelen çatışmada birçok gemi battı; bir kısmı da hasara uğradı. Bunun
üzerine düşman donanmasında panik başladı. Venedik donanması kaçmaya
kalktı. Ancak kaçarken bir gemisi daha battı ye 10 gemisi bir daha
kullanılmayacak derecede ağır hasara uğradı. Osmanlıların hiç zararı
yoktu. “Yara muharebesi” denen bu vuruşmada 300 Türk şehit ve yaralısı
olduğu halde 5.000 düşman öldü. Bu büyük zaferden sonra Venedik, Ege
Denizi’nde herhangi bir başarıdan ümidini kesti.
Sultan II. Mustafa, Sakız zaferini haber aldıktan birkaç gün sonra,
2 Mayıs 1695’te Sürmeli Ali Paşa’yı azletti ve Elmas Mehmet Paşa’yı
sadarete getirdi.
25 Mayısta II. Mustafa, pek sevgili hocası Erzurumlu Feyzullah
Efendi’yi saltanatının sonuna kadar muhafaza edeceği meşihat makamına
getirdi.
Sultan II. Mustafa, Elmas Mehmet Paşa ile beraber 30 Haziran 1695′te
Avusturya cephesi için, Edirne’ye hareket etti. Bu sefere şeyhülislâm
Hacı Feyzullah Efendi de katılıyordu. Padişahın bizzat ordunun başına
geçmesi orduda büyük güç kaynağı olmuştu. Bu savaşta Avusturyalıların
tahkim ettiği Lippa alınmış, Lugos üzerine harekete geçilmişti.
Avusturya ordusu Lugos ‘u vermemek için Osmanlı ordusuyla karşılaştı
ise de, II. Mustafa ordunun ön saflarında bizzat vuruşarak üç saat
içerisinde mutlak bir galibiyet kazanmıştı. Bu, I. Viyana bozgunundan
sonra kazanılmış en büyük zaferdi. II. Mustafa’ya Gazilik unvanı
verildi.
Osmanlı ordusu İstanbul’a dönerken Ruslar üçyüz bin kişilik bir
kuvvetle Azak’ı kuşattılar. Ancak üç aylık bir kuşatmadan sonra büyük
kayıplarla çekilmek zorunda kaldılar. Beş yıl sonra Ruslar,
hazırladıkları büyük bir donanma ile (3 Haziran 1696), Azak Kalesi’ni
muhasaraya başladılar. Azak garnizonu henüz değiştirilmemiş ve kale
tamir edilmemişti. Onun için kalenin akıbeti tehlikedeydi. Bunun
üzerine İstanbul’dan kuvvetler sevk edilmiş, fakat çok geç kalınmış,
muhasara başlamış ve gelişmişti. Kale iki aylık bir savunmadan sonra 6
Ağustosta teslim oldu.
II. Mustafa devrinde cereyan etmiş en önemli olay Avusturya ile
yapılan ve Osmanlıların kesin mağlubiyetiyle sonuçlanan
Osmanlı-Avusturya savaşıdır. Bu savaşta Osmanlı kuvvetleri, biraz da
komutanların kendi aralarındaki anlaşmazlıkları yüzünden Avusturya’nın
meşhur generali Prens Ojeni komutasındaki kuvvetlere yenilmiş ve meşhur
Karlofça Antlaşması’nı imzalamak zorunda kalmıştır. Karlofça
Antlaşması’yla Osmanlıların Avrupa’da yayılma devri sona ermiş ve
gerileme devri başlamıştır.
Macaristan’ın kaybı ve netice itibariyle bütün savaşın Osmanlı
yenilgisiyle bitmesine sebep olan Zenta bozgunu, Osmanlı tarihinin en
kötü olaylarından biridir.
II. Mustafa saltanatının barış yıllarında bazı ıslahatlar yapmak
gerektiğine inanıyordu. Devlet adamları arasında kıyasıya bir çekişme
vardı. Şeyhülislâm Feyzullah Efendi bütün iktidarı elinde
bulunduruyordu. Onun tasvibi alınmadan hiçbir şey yapılamıyordu.
Sonunda yine onun oyunlarıyla 1702′de sadrazamlığa getirilen Rami
Mehmet Paşa derhal büyük çapta faaliyete girişti. Bütün imparatorlukta
asayiş meselesini ele aldı. Hac yollarını düzeltti. Vergilerde ıslahat
yaptı. Göçebe aşiretlere toprak dağıtıp yerleştirdi. Bayındırlık
eserleri yaptırdı. Eski binaları tamir ettirdi. Selanik ve
Bursa’daki büyük dokuma fabrikalarını yenileştirdi, genişletti.
Üretimlerini arttırdı. Avrupa kumaşlarının imparatorluğa ithalini
yasakladı. Kapıkulu ocaklarını sık sık teftiş ettirdi ve yolsuzluklara
engel olmaya çalıştı. Bütün bu ıslahatı, kendisine birçok düşman
kazandırdı. Bilhassa asker olmaması, sivil idareden gelen nadir
sadrazamlardan biri bulunması, tenkit edildi. Üstelik artık herkesin
sevgisini kaybetmiş olan Feyzullah Efendi tarafından iktidara
getirildiği için, Rami «Paşa yıpranıyordu. Büyük diplomat ve devlet
adamı, daha sadaretinin ilk aylarında bu ortam içinde bunaldı. 49
yaşında genç, bilgili, azimli bir adamdı. Devletin iç bünyesindeki
bozuklukların mutlaka düzeltilmesinin şart olduğunu kavramıştı.
Feyzullah Efendi ile arası açıldı. Şeyhülislâmın kendisinden önce ve
sonra hiçbir şeyhülislâmda görülmedik derecede nüfuz kazanması ve
kendisine sorulmadan bir şey yapılmaması Rami Paşa’yı bıktırdı.
Rahmi Paşa, Feyzullah Efendi’nin her makamı akrabası ve adamları ile
doldurmasına razı olabilecek bir adam değildi. Ulemâ, kendilerine bütün
yüksek görevleri kapatan bu görülmemiş şeyhülislâma can düşmanı haline
gelmişlerdi. II. Mustafa’nın bu derecede gafleti şaşırtıcıdır. Zenta ve
Karlofça’dan sonra tamamen ye’se düştüğünü gösteriyordu.
Edirne, padişahın daima bu şehirde oturmasının nimetlerini topladığı
için sakindi. Fakat İstanbul, yukarıda sayılan birçok sebepten dolayı
kaynıyordu. Nihayet huzursuzluk sipahilere ve yeniçerilere de sirayet
ederek “Edirne Vakası” denilen olay patlak verdi . Şeyhülislam
Feyzullah ve dört oğlu azledildi. Şeyhülislâm öldürüldü. II. Mustafa
tahttan indirildi. Hapsedilen II. Mustafa bu hayata fazla dayanamadı,
19 Aralık 1703′de öldü.

Etiketler:
Bilimler
Tarih
2.Mustafa
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |