Okunma: 339 kez
Osmanlı Hanedanından dokuzuncu padişah. Osmanoğullarının ilk halifesi. Babası II. Bayezid, annesi Dulkadiroğlu Ayşe Hatun’dur. Amasya’da doğdu. Amasya’da tahsil ve terbiye gördü. Daha sonra Trabzon sancakbeyi olmuştur. Buradaki uzun sancakbeyliğinde, İran serhaddi sayılan topraklar üzerinde bir hükümdar gibi saltanat sürmüş; babası II. Bayezid’in tahttan feragati üzerine, iki ağabeyi hayatta bulunmasına rağmen, tahta geçmiştir.
Yavuz Selim tahta çıktığında, kardeşleri yer yer Anadolu’da çeşitli
olaylar çıkarıyorlar, iç-gaileler bitmek bilmiyordu. Özellikle
Trabzon’da iken Safevîlerle yıllarca savaşan Yavuz, İran üzerine sefer
açarak Safevî meselesine son vermek istiyordu. Yavuz İran savaşına
karar vererek Anadolu’ya geçti. 1512-1513 kışında vaziyet o derece
büyük bir önem kazanmıştı ki, Yavuz İstanbul’a dönmedi ve kışı Bursa’da
geçirdi. Kardeşi Sultan Ahmet, babasının kendisine terk etmek istediği
saltanatı ele geçireceğine emindi. Nihayet 24 Nisan 1513′te Bursa
Yenişehri’nde iki kardeşin kuvvetleri karşılaştı. Yavuz, ağabeyinin
kuvvetlerini rahatça dağıttı. Esir edilen Sultan Ahmet, boğuldu. 47
yaşında idi. Sultan Ahmet’in 6 oğlundan 5′i de boğulmak suretiyle idam
edildi. Sultan Ahmet’in oğullarından Şehzade Murat ise kaçtı; 1513′te
Tebriz’de Şah İsmail’in kızı ile evlendi. Şah İsmail, Yavuz’u yenince,
Anadolu’yu ele geçirecek Rumeli’de ise damadını padişah yapacaktı.
Sultan Ahmet’in büyük oğlu olan Şehzade Murat, 1519′da ölmüştür. Sultan
Selim bunlardan başka evvelce ölen kardeşlerinin oğulları olan 5
şehzadeyi daha öldürttü. 12 Mart 1513′te ise Sultan Korkut idam
edilmiştir.
Yeni bir sefer için ordu 20 Mart 1514′te emir aldı. 23 Nisanda ordu,
Üsküdar’dan hareket etti; Temmuzda Erzincan’a ve 5 Ağustosta da
Erzurum’a vardı.
22 Ağustosta ordu, Çaldıran sahrasında, Şah İsmail’in muazzam
kuvvetleri ile karşı karşıya geldi. 23 Ağustos sabahı Çaldıran Savaşı
başladı. Çaldıran Savaşı Osmanlıların galibiyetiyle sonuçlandı. Şah
İsmail İran içlerine çekildi.
Yavuz Çaldıran sahrasında 2 gün kaldı. 26 Ağustosta yürüyüşe
başladı. 11 gün sonra Osmanlı ordusu, mukavemet görmeksizin Tebriz’e
girdi. Burada da ayrıca muazzam bir ganimet ele geçirildi. Yavuz 1.000
kadar Türk-Azeri sanatkâr, bilgin ve şâiri Tebriz’den İstanbul’a
şevketti.
Yavuz Tebriz’den çekildikten ve Azerbaycan, Safevîler tarafından
geri alındıktan sonra Şah İsmail, Amasya’ya Osmanlılara elçiler
göndermiş, ancak bir anlaşma yapılamamıştır.
Çaldıran yıkımından sonra İran, Doğu Anadolu ve Kuzey Irak’ı
savunmamış ve ülkeler, Osmanlılara geçmiştir. Yavuz, 11 Temmuz 1515′te
1. seferinden İstanbul’a döndüğü zaman, Doğu-Anadolu fütuhatı devam
ediyordu.
19 Mayıs 1515′te Kemah Kalesi fethedilmiştir. 12 Haziranda da
Dulkadiroğlu Beyliği, Osmanlı Devleti’ne katılmıştır. Yavuz, ana
tarafından mensup olduğu Dulkadiroğullarına büyük makamlar vermiştir.
Yavuz’un ana tarafından büyükbabası olan Dulkadiroğlu Alâüddevle
Bozkurt Bey, istiklâlini silâhla savunmuş, fakat Maraş’ın
kuzey-batısında Göksün yakınlarından geçen Turnadağı Meydan Savaşı’nda
Osmanlı kuvvetlerine yenilmiş, şehit düşmüştür. Yavuz, merkezi Maraş
olmak üzere Dulkadir Beyliğini kurmuş ve bunun başına “Paşa” unvanı ile
Dulkadiroğlu Ali Bey’i geçirmiştir.
Güney-doğu Anadolu’nun merkezi, Diyarbakır (Amid) şehri idi. Amid,
Çaldıran’dan önce Osmanlılara itaat etmişti. Ancak Şah İsmail, Amid’in
kaybının, Güney-doğu Anadolu’dan ebediyen vazgeçmek demek olduğunu
biliyordu. Tebriz’e döndükten sonra, Ustaclıoğlu Kara Hân’ı gönderip
şehri kuşattı. Çaldıran darbesinden sonra Safevîlerin askerî güçle
Amid’i muhafaza etmelerine imkân yok. Bunu bilen Safevîler, yerli Kürt
beylerini elde etmeye çalıştılarsa da başaramadılar. Bunun üzerine
Yavuz, Erzincan beylerbeyisi Bıyıklı Mehmet Paşa ile Amasya
beylerbeyisi Şâdi Paşa’yı Amid üzerine gönderdi. Vaziyeti gören Kara
Han, vuruşmayı kabul etmedi. Amid’i bırakıp güney-doğuya,
Mardin’e çekildi.
Güney-doğu Anadolu’da son Safevî mukavemeti Diyâr-ı Bekr
beylerbeyisi Bıyıklı Mehmet Paşa’nın 4 Mayıs 1516′daki zaferi ile
kırıldı.
Koçhisar’da Mehmet Paşa, Safevîleri tamamen imha etmiştir. Kara Hân,
Osmanlı tüfek ateşiyle vurulup ölmüştür. Kara Han’ın kardeşi Süleyman
Han, Mardin Kalesi’nde 7 Nisan 1517′ye kadar mukavemet etmekle beraber,
Mardin şehri, Osmanlılarda kalmıştır, Mardin Kalesi’nin de bir yıl
kadar sonra düşmesi ile, Safevîler, Güney-doğu Anadolu’dan
atılmışlardır. Koçhisar zaferi üzerine bu çevredeki bütün Safevî
kaleleri teslim alınmıştır. Urfa ve Siirt de Osmanlılara geçmiştir. Bu
arada Mardin ile Siirt arasındaki Hısn-ı Keyfâ, Eyyûbi Melikliği de,
Osmanlı toprağı olmuştur.
Sultan Yavuz Selim, 5 Haziran 1516′da 2. seferine çıkmak üzere,
Topkapı Sarayı’ndan Üsküdar’daki ordugâha geçti. Sefer, Mısır-Suriye,
Memlûk İmparatorluğu’na karşı idi. Bu, bir Osmanlı hükümdarının
Mısır-Suriye’ye karşı çıktığı ilk ve son seferidir. Veziriazam, Sinan
Paşa, Yavuz’dan 38 gün önce İstanbul’dan hareket etmiş, Kayseri’ye
gitmiş, buradaki 40.000 kişilik ordunun başına geçmiştir. Yavuz,
Memlûklere elçiler göndererek, seferin Safevîler üzerine ve İran’ı
fethetmek maksadıyla olduğunu bildirmiştir. Sultan Kansu, daha 18
Mayısta Kahire’den hareket ederek Suriye’ye gelmişti. Memlûkler,
Osmanlılarla savaş çıkarmamaya azamî gayret göstermekle beraber,
imparatorluklarını şiddetle savunmaya kararlı idiler. Bu sıralarda
Memlûk Sultanlığı, Osmanlı Devleti ve İran’dan sonra dünyanın en büyük
ve güçlü devleti vaziyetinde idi. Tebriz’de de panik başlamıştı. 27
Temmuzda Yavuz, Osmanlı-Memlûk sınırını geçmiş, 28 Temmuzda Malatya
yakınlarına gelmiştir. Artık seferin Memlûkler üzerine olduğu belli
olmuştur. 18 Ağustosta Osmanlılar, Besni yakınlarına gelmiştir. Besni
Yavuz’a teslim olmuştur. .
Ramazanoğlu Mahmut Bey, 1514 sonunda Osmanlılara itaat etmiş ve
Osmanlı hizmetine girdiğini, Yavuz’a bildirmiştir. Yavuz, Çukurova’da
Adana merkez olmak üzere, Ramazanoğullarını sancak beyliği ile
bırakmıştır. Ramazanoğlu Mahmut Bey, Yavuz, Mısır seferine çıkarken,
Osmanlı ordusunda idi. 27 Temmuzda Anadolu’dan gelen Ramazanoğlu
birlikleri, Osmanlılara katılmışlardır.
Yavuz, ikinci büyük meydan savaşım kazanmıştır (24 Ağustos 1516).
Sultan Kansu, Osmanlı kuvvetlerini Hitli şehrine pek yakın Dabık
Ovası’nda karşılamıştır.
Osmanlıların bu zaferinden sonra Yavuz, Haleb’e girdi. Haleb, Kuzey
Suriye beylerbeyliğinin merkezi yapıldı ve Karaca Paşa, ilk Haleb
beylerbeyisi oldu.
Memlûkler, Halife’yi ve Mukaddes Şehirler’i (Mekke, Medine ve Kudüs)
ellerinde tutmakla, İslâm dünyasına karşı üstünlük iddia ede
gelmişlerdi. Kudüs, aynı zamanda Hıristiyan dinin de mukaddes şehri
olduğundan, Memlûkler, Hıristiyan hacılarından da faydalanıyorlardı. Bu
savaşla bütün bu manevî üstünlükler, Osmanoğullarına geçmiştir.
Sultan Yavuz Selim Haleb’teki ilk Cuma namazında (29 Ağustos 1516)
halife ilân edilmiştir. Halifelik böylece Osmanoğullarına geçmiştir.
Daha sonra Kahire’de ve Mekke’de bulunan Emânâtı Mukaddese’nin de
İstanbul Topkapı Sarayı’ndaki Hırka-i Şerif Dairesi’ne nakli ve Kudüs,
Mekke ve Medine şehirlerinin Osmanlılara geçmesi ile, Yavuz’un
halifelik sıfatı tamamlanmıştır.
Yavuz, Haleb’den hızla güneye indi. 19 Eylülde de Hama, 21 Eylülde Humus alındı. Buralarda hiçbir Memlûk mukavemeti olmadı.
Sultan Yavuz Selim, 27 Eylülde Şam’a geldi. Emevîlerin bu tarihî
başkentinde 15 Aralığa kadar kaldı. Yavuz, Şam’da iken Osmanlı ordusu
Filistin’i fethetti. Lübnan kendiliğinden teslim oldu. Fethedilen
topraklarda 2 eyalet kuruldu. Haleb ve Şam, merkez oldu. Bu suretle
Kudüs sancağı, Orta Filistin’i, Gazze sancağı Güney Filistin’i içine
alıyordu. 15 Aralıkta Yavuz, Şam’dan ayrıldı. Canberdi Gazâli’nin
kumandasındaki 10.000 kişilik bir Memlûk kuvveti Filistin ile Sina
arasında dolaşıyordu. Vazifesi, Osmanlıların çölü geçmesine engel
olmaktı. Bu kuvveti yok etmek ve yolu açmak için Yavuz, 1 Aralıkta
veziriazam Sinan Paşa’yı Şam’dan Gazze’ye göndermişti. Hân-Yûnus
kasabası civarında Osmanlılar ile Memlûkler karşılaştılar. Sinan Paşa
9.000 Memlûk’ü öldürmek veya esir etmek suretiyle büyük bir meydan
savaşım kazandı. Lübnan umûmî valisi olan Canberdi Gazâb 1000 atlısı
ile perişan bir halde Mısır’a kaçtı.
30 Aralıkta, Yavuz Kudüs’e geldi. Yavuz 13 gün içinde Sina Çölü’nü
geçmiştir. 11 Ocakta el-Arîş köyüne varılmıştır. Sinan Paşa, 6.000 atlı
ile önden gidiyordu. Nihayet Süveyş Berzahı geçildi ve Mısır’a gelindi.
Ordu Kahire’ye yaklaştı.
Tumanbay, Kahire’yi fevkalâde tahkim etmiş ve ordusunu pek güzel hazırlamıştı.
24 Ocakta Osmanlılar, Kahire’ye girdi.
28 Ocakta II. Tumanbay, Kahire’ye girdi. Osmanlı ordusu ve Yavuz,
Kahire dışında idiler. Şehirde küçük bir Osmanlı birliği vardı. Sultan
Tumanbay, bu birliği kılıçtan geçirdi. Veziriazam Yunus Paşa Kahire’ye
girdi. Sultan Tumanbay’in ancak 10.000 askeri vardı. Mısırlılar, şehri
şiddetle savundular. Çok kanlı sokak vuruşmaları oldu. 30 Ocakta II.
Tumanbay Kahire’yi bırakmaya mecbur oldu. Şehir tekrar Osmanlıların
eline geçit ve kuvvetli birliklerle korundu.
Mekke Şerifi, oğlunu Kahire’ye gönderdi. Mukaddes Makamlar’ın
anahtarları, Mekke ile Medine’deki Emânât-ı Mukaddese, Yavuz’a sunuldu.
Bu suretle 6 Temmuz 1517′de Hicaz da, Osmanlılara dâhil oldu.
Gene 1517′de Kahire’ye gelen Yemen elçileri, Memlûklerin yerine
Yavuz Sultan Selim’in yüksek hâkimiyetini tanıdıklarını
bildirmişlerdir. Yavuz Sultan Selim, muzaffer Orduyu Hümâyûn ile 10
Eylül 1517′de Kahire’den çıktı.
19 Mayısta veziriazam Pirî Mehmet Paşa, kuvvetli bir ordu ile
Aylıtab’a Yavuz’dan ayrılmıştır. Hedef, başta Musul olmak üzere Kuzey
Irak’ın fethidir. Yavuz, bu suretle İran’a karşı ikinci seferine
başlangıç yapmış oluyordu.
Yavuz, büyük bir ihtişamla, büyük bir muvaffakiyetle İstanbul’a
dönüyordu. İslâm dininin başkanlığı demek olan halifelik, 767 yılından
beri bu sıfatı haiz olan Abbasilerden Osmanoğullarına, yani ilk defa
olarak bir Türk hanedanına geçmiştir. Mukaddes Emânetler, Osmanlı
Türklerinin elindedir. Mukaddes Şehirler (Mekke, Medine, Kudüs)’de
Osmanlıların idaresindedir. İstanbul’da Büyük Cihangir’i karşılamak
için en büyük merasimler hazırlanmıştır.
Yavuz’un bütün gösterişi, devlet işlerindedir. Husûsî hayatında
mahçub, mütevâzi ve sakin bir adamdır. Geceleri odasında gözlük takıp
kitap okuduğu anlarda, alelade bir Türk bilgininden hiçbir farkı
yoktur. Son derece sade giyinmektedir. İstanbul’da halkın hissiyatını
ve yapılacak merasimleri öğrenince son derece sıkılmıştır. Şahsına
gösterilecek olan bu derece alâyişten utandığı için, bir gün sonra
merasimle şehre girmesi lâzımken, birkaç saat önce, gece vakti, yanında
birkaç kişi ile kayığa binmiş, gizlice Topkapı Sarayı’na çıkmıştır.
Ertesi gün halk ve devlet adamları, Padişah’ın Saray’da olduğunu
öğrenmişler ve hiçbir merasim yapılamamıştır. Yavuz 25 Temmuz 1518′de
İstanbul’a gelmiş ve 4 Ağustosta da Edirne’ye hareket etmiştir. Yavuz,
Edirne’de, Avrupa’nın en kudretli deniz ve kara devletleri olan Venedik
ve Macaristan ile sulhu yenilemiştir.
20 Aralık 1518′de veziriazam Pirî Mehmet Paşa, Kuzey Irak’ı
fethetmiş olarak Edirne’ye döndü. Bu suretle İran imparatorluğunun en
kıymetli parçalarından olan Musul eyâleti Osmanlı topraklarına katıldı.
Yavuz, 22 Eylül 1520′de vefat etmiştir. Ölüm sebebi, sırtında çıkan
ve “şîrpence=aslan pençesi” denen bir.çıbandır. Ölümü, Veliaht
Süleyman, Manisa’dan İstanbul’a gelinceye kadar 8 gün saklanmıştır.

Etiketler:
Bilimler
Tarih
Yavuz Sultan Selim
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |