Okunma: 820 kez
Osmanlı İmparatorluğu döneminde göz ardı edilen konulardan biri de eğitim olmuş, özellikle imparatorluğun son dönemlerine doğru, öteki işlerde olduğu gibi, bu konuda önemli bir çalışma yapılmamıştır. Bu ihmalin bir sonucu olarak bu olumsuzluklardan önemli bir bölümü Cumhuriyet’e de yansımıştır.
Kendisi savaştan sonra çok daha büyük sorunların beklediğini bilen Mustafa Kemal (Atatürk), Sakarya Savaşı öncesinde, 16 Temmuz 1921 tarihinde toplanan Eğitim Kongresi’nde yaptığı konuşmada, bu noktaya değinerek, “Silahıyla olduğu gibi dimağıyla de mücadele mecburiyetinde olan milletimizin, birincisinde gösterdiği kudreti ikincisinde de göstereceğine asla şüphem yoktur” diyerek, bu noktaya işaret etmek istemişti.
Savaşın kazanılmasından sonra, kendisine “şimdi ne yapmak
isterdiniz?” diye sorulduğu zaman, “Maarif Vekili olarak milli irfanı
yükseltmek en büyük emelimdir.” diye yanıt vermişti. Atatürk “mektep”le
ilgili görüşlerini açıklarken de şunları söylemişti;
“İlim ve fen teşebbüsatının merkezi faaliyeti ise mekteptir.
Binaenaleyh mektep lazımdır. Mektep namını hep beraber hürmetle,
tazimle zikredelim. Mektep genç dimağlara, insanlığa hürmeti, millet ve
memlekete muhabbeti, şerefi istiklali öğretir... İstiklal tehlikeye
düştüğü zaman onu kurtarmak için, takibi muvafık olan en samimi yolu
belirtir... Bunu temin eden mekteptir.”
Atatürk, eğitimde rasyonel düşünceyi, eğitimin kişiye uygulamada
sağlayacağı yararları gözler önüne sererken, bilimin tek yol gösterici
olması gereği üzerinde durmuş, bu yöntemle özgür düşünceye sahip,
yaratıcı, barışçıl, üretici demokrat insanların yetiştirilebileceği
kanısına sahip olmuştur ki; bu amaç ve yöntem bilgi toplumuna ulaşmanın
en kısa, en sağlıklı yoludur. Mustafa Kemal’e göre; bunu sağlamak için,
öncelikle bilmezliğin ortadan kaldırılması, halka okuma-yazmanın yanı
sıra ulusunu, yurdunu, dünyasını tanıtacak kadar tarihi, coğrafi ve
ahlaki bilgiler verilmesi ve matematik esaslarının öğretilmesi
gerekmektedir. Atatürk, “bir ulusun gerçek kurtuluşunun eğitim
işlerinde başarılı olmakla”, olabileceğini savunmuş ve “eğitim
programlarının toplumsal yaşantımızın gerçeklerine ve yaşadığımız çağın
gereklerine bağlı olması” konusu üzerinde durmuştur.
Cumhuriyet’in eğitim düzeninde bu amaçlara uygun bir yöntem
geliştirebilmek amacıyla, Türkiye’ye dünyaca tanınmış bilim adamları ve
eğitimciler davet edilmiştir ki; bunlardan biri de Colombia
Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. John Dewey’dir. Dewey, Türk
eğitimi ile ilgili olarak 1924 yılında hazırladığı raporunda;
“Vatandaşların heyeti mecmuası, memleketin siyasi, iktisadi ve harsi
(ekonomik ve kültürel) inkişafına (gelişmesine) iştirak edecek bir
terbiye almalıdır” demiş ve bazı önerilerde bulunarak;
“Bilhassa zirai tedrisatı ve ikmal tedrisatı (olgunlaştırma eğitimi),
halk mektepleri ve iktisadi teavünü (ekonomik yardımlaşmayı) gibi
meseleleri tetkik etmek üzere Danimarka’ya bir komisyon göndermelidir”
şeklinde görüşlerini açıklamıştır.
Türkiye’de, özellikle yetişkinlerin eğitimi amacıyla kurulan Millet
Mektepleri’nin, Danimarka Halk Okulları’ndan etkilenmesinin bu gerekçe
ile açıklanabileceği kanısındayım. Millet Mektepleri açılmadan önce,
Milli Eğitim Bakanı İsmail Safa (Özler) zamanında (1923’te), İlköğretim
Genel Müdürlüğü’ne bağlı bir Halk Eğitim Bürosu kurulmuş ve bu Genel
Müdürlük, halk eğitimi çalışmalarını yürütmekle yükümlü tutulmuştur. Bu
Genel Müdürlük, eğitim ve öğretimin birleştirilmesinden sonraki
yıllarda çalışmalarına hız vermiş ve 1927–28 yılları arasında 3.304
adet Halk Dershanesi açarak, 64.302 kişinin belge almasını sağlamıştır .
Bu deneme, Arap harfleri ile yaygın bir eğitim çalışmasının
gerçekleştirilemeyeceğini, bir kere daha ortaya koymuştur. Türk diline
ve yazım kurallarına uygun olduğu kadar, öğrenilmesi de kolay olduğu
bilinen ve adeta uluslararası bir alfabe durumunda olduğu anlaşılan
Latin kökenli yeni harfler, 1 Kasım 1928 tarihinde kabul edilmiştir .
Aynı gün, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir konuşma yapan Başbakan
İsmet Paşa (İnönü), yeni harfleri öğretmek amacı ile Hükümetin bütün
memlekette “Millet Mektepleri” adı altında halk eğitimi kurumları
açacağını ve vatandaşların işlerini aksatmadan bu harflerle onların
okur-yazar duruma getireceklerini müjdelemiştir .
Başbakan 8 Kasım 1928 tarihinde yaptığı açıklamada da, bu okullardaki
eğitim süresinin iki, dört ya da altı ay devam edeceğini belirli
yerlere gelemeyecek durumda olan vatandaşlar için, gezici Millet
Mektepleri açılacağını, en büyüğünden en küçüğüne kadar bütün
bürokratların buralarda görev alacaklarını belirttikten sonra, bu
yöntemle yılda bir kaç yüz bin kişinin okutulmasının planlandığını
söylemiştir. Başbakan, bu “Mekteplerin” Genel Başkanlığını ve
Başöğretmenliği’ni de Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın kabul ettiğini
duyurmuştur .
Bakanlar Kurulu, 11 Kasım 1928 tarihinde, Millet Mektepleri
Yönetmeliği’ni onaylamış ve bu yönetmelik 24 Kasım 1928 tarihli Resmi
Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir . Böylelikle Millet
Mektepleri resmen kurulmuştur. Ancak bu yönetmelik bir yıl sonra, Milli
Eğitim Bakanlığı’nın önerisi ve Bakanlar Kurulu’nun 22 Eylül 1929
tarihli oturumunda kabul edilen değişikliklere uğramıştır. Bu
değişiklikleri içeren yeni yönetmelik aynı tarihte Cumhurbaşkanı
tarafından da onaylanarak yürürlüğe konmuştur . (Her iki yönetmelikte
incelenerek, özellikle 1929 yönetmeliği esas alınmıştır.) Bu
yönetmeliklere göre açılan Millet Mektepleri’ni kısaca incelemekte
yarar vardır.
A. Millet Mekteplerinin Amaçları ve Yönetim Örgütleri :
1928 yılında yapılan yönetmeliğe göre, (A) ve (B) derslikleri olmak
üzere iki derslik açılması ve (A) dersliklerinde hiç okuma-yazma
bilmeyenlerin; (B) dersliklerinde ise, Arap harfleri ile okur-yazar
olanlara yeni Türk harflerinin öğretilmesi amaçlanmıştır, (md.l) 1929
yılında hazırlanan yönetmeliğe göre ise, (A) dersliklerinin yalnızca
yeni harfleri öğretmesi; (B) dersliklerinde de okuma-yazma öğrenmiş
olan vatandaşlara “hayat ve maişetlerinin (geçimlerinin) ve vatandaşlık
sıfatlarının istilzam ettiği (gerektirdiği) ana bilgilerin verilmesi
amaçlanmıştır. (1929-md. l,4,45). Başka bir deyişle bu eğitim
kurumlarında “iyi vatandaş, iyi insan” yetiştirilmesi felsefesine bağlı
kalınmıştır. Eğitim süresi 1928 yönetmeliğine göre; (A) dersliklerinde
dört, (B) dersliklerinde iki ay iken bu süreler, 1929 yönetmeliğinde
her iki derslik için de, dörder ay olarak belirlenmiştir.
(1928-md.2)-(1929-md.4–5).
1.Yönetim örgütleri ve görevleri: Millet Mekteplerinin Genel Başkanlığı
ve Başöğretmenliği’ni Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal (Atatürk) kabul
etmiştir. (1928-md.4; 1929-md.9). TBMM Başkanı, Başbakan, Bakanlar
Kurulu Üyeleri, Genel Kurmay Başkanı ve CHP Genel Sekreteri bu
kuruluşun başkanları olarak kabul edilmiştir. (1928-md.5; 1929-md.l0).
Ayrıca kadın-erkek her Türk vatandaşı bu kuruluşun üyesi ve yardımcı
organları olarak kabul edilmiştir. (1928-md.3); (929-md.8). Milli
Eğitim Bakanlığı’nın bu kuruluşlar için yol göstermesi, emirler vermesi
ve çalışmaları denetlemesi, her üç ayın sonunda genel başkanlığa bir
rapor vermesi, İlköğretim Genel Müdürlüğü’ne bağlı olan Halk Eğitimi
Şubesi’ni verilen emirleri uygulaması ve Millet Mektepleri’nin Maarif
Eminlikleri’ne bağlı olması öngörülmüştür. (1928-md.6,7,8). 1929
yönetmeliğine göre, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yetkileri
arttırılmıştır. (1926’da sayıları 13 olan Maarif Eminlikleri 1931’de
kaldırılmıştır.
a) Millet Mektepleri’nin en önemli bölümlerini iller oluşturmakta idi.
(1928-md.10; 1929-md. 14). İl Yönetim Kurulları; Vali’nin
başkanlığında, Savcı, Defterdar, Baş Mühendis, Sağlık Müdürü, Jandarma
Komutanı, Özel İdare Müdürü, İl Encümeni’nden bir üye, Emniyet Müdürü,
Belediye Başkanı, CHF Saymanı, Milli Eğitim Müdürü’nden oluşuyordu.
(1928-md.l0). 1929 yönetmeliğinde İl Yönetim Kurulu’ndan Savcı,
Defterdar, Baş Mühendis, Sağlık Müdürü, Jandarma Komutanı, Emniyet
Müdürü, Özel İdare Müdürü gibi devlet görevlilerinin üyeliğine son
verilmiş, bu arada Türk ocağı Başkanı bu kurula alınmıştır
(1929-md.15). Aynı madde ile bu kurulun yetki ve sorumluluklarını Vali,
Milli Eğitim Müdürü ve CHF Saymanı’ndan oluşan bir komiteye
bırakabileceği kabul edilmiştir.
İl Yönetim Kurullarının görev ve sorumlulukları 1929 yönetmeliği ile
genişletilmiştir. Bu kurulların kendi sınırları içinde en çok vatandaşı
eğitebilmek amacıyla yer sağlamak, il özel bütçesinden parasal kaynak
ayırmak, öğretim araçlarının ve yayınların zamanında sağlanması,
özendirme çalışmalarının etkin bir biçimde yürütülmesi; Halk Okuma
Odalarının açılması; buraların döşenmesi, aydınlatılması, ısıtılması,
CHP ve Türk Ocağı gibi ulusal kuruluşlarla işbirliğine gidilmesi, bu
kuruluşlardan ve yardımsever vatandaşlardan bağış toplanması, parasal
koşulların uygun olması durumunda, il ve ilçe merkezlerinde Köy \atı
Dershanelerinin açılması ve buraların yönetilmesi gibi görev ve
sorumlulukları vardı. (1929-md.15). İl Yönetim Kurullarının başkanı
olan valilerin; birincisi 15 Aralık tarihine kadar gönderilmesi gereken
rapor olup, bu raporda; açılmış olan Millet Mektebi sayısı,
görevlendirilen öğretmen ve devam eden öğrenci sayısının yer alması
istenmiştir, ikinci rapor ise, 14 adet hazırlanarak 15 Marta kadar
postaya verilmiş olacaktı. Bu raporda da, birinci rapordaki
değişikliklerin ve belge alanların sayısı ile halkın eğitilmesine
ilişkin genel görüşlerin yer alması öngörülmüştür (1929-md.l7). İl
Yönetim Kurulları’nın genel sekreterliği görevini Eğitim Müdürü’nün
üstlenmesi ve bu kişinin yönetim kurulunun işlerini kolaylaştıracak
önlemleri alması, bir çalışma programı hazırlaması ve öğretim
kurumlarını bitirenlere belge verilmesi gibi görevleri vardı
(1929-md.l8).
b) İlçe Yönetim kurulları: 1928 yönetmeliğine göre bu kurulun üyeleri,
Kaymakamın başkanlığında; Savcı, Mal Müdürü, Jandarma Komutanı, Polis
Komiseri, Belediye Başkanı, CHP Saymanı’ndan oluşmakta iken; 1929
yönetmeliğine göre, Savcı, Jandarma Komutanı, Polis Müdürü ve Mal
Müdürü gibi görevlileri bu kurulların dışında bırakılmış ve Türk Ocağı
Başkanı bu kurula alınmıştır. Kurulun genel sekreterliğini Eğitim
Müdürlerinin yapması ve bu kurulun, kendi yönetim birimleri içinde, il
yönetim kurullarının görevlerini yapmaları planlanmıştır (1928–15;
1929–19).
c) Bucak Yönetim Kurulları: Bu kurulun üyeleri arasında, Bucak Müdürü,
Başöğretmen, Öğretmen, varsa Belediye Başkanı, CHP Bucak Saymanı ve
1928 yönetmeliğine göre Jandarma Komutanı gibi görevliler yer
almışlardır. Jandarma Komutanı, 1929 yönetmeliğinde bu kurulun dışında
bırakılmıştır (1928-md.l3; 1929-md.20).
d) Köy ve Mahalle İhtiyar Kurulları: Bu kurullarda muhtarlar, ihtiyar
kurulların üyeleri ve öğretmenler görev almışlardır. Gerek bucak
yönetim kurulları ve gerekse köy ve mahalle yönetim kurullarının
görevleri, kendi alanlarında, il yönetim kurullarının görevlerine
benzemektedir (1929-md.21).
B. Millet Mekteplerinin Yapısı:
Millet Mektepleri sabit, gezici ve özel olmak üzere üçe ayrılmakta
olup, daha öncede belirttiğimiz gibi, bunlar kendi içinde (A) ve (B)
derslikleri diye adlandırılmakta idi. 1929 yönetmeliğine göre, bunlara
ek olarak Köy Yatı Dershaneleri ve Halk Okuma Odalarının açılması
öngörülmüştür.
1. Saftır Millet Mektepleri: Genellikle okul olan yerlerde açılan
eğitim kurumları olup, 1929 yılından itibaren buralarda açılan (A) ve
(B) dersliklerinde öğrenim süresi dört ay olarak belirlenmiştir. Bu
dersliklerden ihtiyaca göre kadın, erkek ve karışık cinslerin devam
edebileceği sınıfların açılabilmesi yetkisi, yönetim kurullarına
bırakılmıştır. Derslere her yıl 1 Kasım’da bayram havası içinde
başlanması haftada, üç gün ve en az altı saat ders yapılması;
Pazar-Perşembe günleri de saat 15.30’dan sonra kadınların, aynı
günlerin akşamları saat 19.30’dan sonra da erkeklerin derslere
girmeleri uygun görülmüştür . Ancak bu gün ve saatler zorunlu olmayıp,
yönetim kurullarının kararı ile uygun zamanlara alınabilmekteydi.
Derslere devam konusuna büyük önem verilmiş ve üçte iki devam
etmeyenlerin bitirme sınavlarına alınmamasına ve öğrencilerin devam
durumlarının karnelerine işlenmesine özen gösterilmiştir. Dikkati çeken
bir başka önemli nokta da, gerek basın yolu ile ve gerekse konferanslar
aracılığı ile propaganda çalışmalarına gösterilen özendir.
2. Gezici Millet Mektepleri: Okulu olmayan köylerde yalnızca bir dönem
için açılan ve 1928 yönetmeliğine göre öğretim süreleri en az bir buçuk
ay olup, dersleri, Sabit Millet Mekteplerinde olduğu gibi
yapılmaktaydı. 1929 yönetmeliği ile öğretim süreleri dört aya
çıkarılmıştır (1929-md.32–34). Bu eğitim kurslarında, öğleden önce
12–16 yaş arasındaki çocukların, öğleden sonra da 16–45 yaş arasındaki
yetişkinlerin devam etmeleri ve yetişkinler için ayrı kurlar
düzenlenmesidir. (1929-md.36), buralara atanacak öğretmenlerin kadro
fazlası öğretmenlerden ve öğretmenlik yapmaya elverişli aydın
kişilerden seçilmesi ve bunlar için sınavlar yapılması öngörülmüştür
(1929-md.37–38). Eğitim yapılacak yerin, yönetim kurulu tarafından
belirlenmesi, buraların ısıtılması, aydınlatılması, döşenmesi gibi
giderlerin, varsa köy sandığından, bu yoksa köy halkının katkıları ile
gerçekleştirilmesi, ders araç-gereçlerini götürmeleri ve köye en yakın
bucak merkezi ile sıkı ilişki içinde bulunmaları, götürdükleri bu
malzemeler için, ayda elli lirayı geçmemek üzere, yönetim kurulunca
uygun görülecek miktarda bir ücret alabilmeleri, ancak bu gibi
öğretmenlerin köylü için yük olacak ve onu sıkıntıya sokacak
isteklerden kaçınmaları zorunluluğu getirilmiştir. (1929-md.41, 42, 43,
44)
3.Özel Millet Mektepleri: Bu kurslar, Devlet Kuruluşları, Belediyeler,
Tekel Müdürlükleri, Bankalar, Demiryolu ve Liman İdareleri,
Hapishaneler, sermayesinin yarıdan fazlası devlet tarafından karşılanan
şirketlerde çalışanlarla, sürekli olarak en az yirmi memur, işçi veya
rençper çalıştıran fabrika iş adamı ve çiftlik sahiplerinin bu kişilere
okuma-yazma öğretmeleri zorunluluğu getirilmiştir. Bu gibi yerlerin
denetleneceği ve sorumluluklarını yerine getirmeyenler hakkında
soruşturma açılacağı belirtilmiştir. Bu kursların her türlü
giderlerinin ilgili kuruluşlar tarafından karşılanması öngörülmüştür
(1928-md.36, 37; 1929-md. 45, 46, 47). Bu kursların da ders
programları, öğretim süreleri ve sınavları da Sabit Millet
Mekteplerinde olduğu gibidir.
4. Köy Yatı Dershaneleri: Okulu olmayan köylerde yaşayan 12–18 yaşları
arasındaki köy çocuklarını okutmak ve aydın birer insan olarak
yetiştirmek amacıyla, il ve ilçe merkezlerinde açılması planlanmıştır.
Bu okullara devam eden yoksul köy çocuklarından ücret alınmamakla
birlikte durumu uygun olan öğrencilerden yılda dört taksitte olmak
üzere, 100 lira alınmıştır. Bu okulların giderlerinin bir bölümü de
Millet Mektepleri bütçesinden karşılanmıştır. Bu okullardan 1930
yılında, Afyon ilinde S, Kastamonu, Tosya ve Tekirdağ’da ise 1’er tane
olmak üzere, toplam 8 adet açılmıştır . Bu okullar, daha sonra açılacak
olan Köy Enstitülerinin de habercisi olmuştur.
5. Halk Okuma Odaları: 1930 yılında açılmasına başlanan bu odaların
amacı; okuma-yazmayı öğrenmiş olan vatandaşlara okuma-yazmayı
sevdirmek, yetişkinlerin ilgilendikleri konularda bilgi sahibi
yapılmaları idi . Bu odalardan 1933 yılına kadar 119’u kentlerde, 659’u
da köylerde olmak üzere, toplam 778 adet açılmıştır. Buralara 5885’i
kadın, 5î294’ü de erkek olmak üzere, 57179 kişi devam etmiştir . Bu
odalar Millet Mekteplerinin bir yan kuruluşu olarak kabul edilebilir.
C. Millet Mekteplerinin Gelir Kaynakları ve Giderleri:
Millet Mekteplerinin gelir kaynaklarından en önemlileri arasında; genel
bütçeden eğitim için ayrılan ödenek, il özel bütçesinden ayrılan para,
yönetim kurullarının yöre halkından topladığı bağışlar, ziraat, ticaret
odaları, CHP, Türk Ocağı ve benzeri kuruluşlardan alınan yardımlar,
yöre belediyelerinden yapılan katkılar, devam etmeyenlerden alınan para
cezaları ve “Gazi Hitabesi Plağı”ndan elde edilecek gelirler, yer
almıştır .(1928–33).
Bu kurumların en önemli giderleri arasında ise, ders araç-gereçleri;
ısıtma aydınlatma giderleri ve öğretim kadrolarına verilen dönem
ücretleri geliyordu. Öğretmenlere, Başöğretmenlere ve Eğitim
Memurlarına bir dönem ücreti olarak 50, İlköğretim Müfettişlerine 60 ve
Eğitim Müdürlerine 90 lira verilmesi uygun bulunmuştur (1929–22).
D.Millet Mekteplerinde Okutulan Dersler:
Yetişkinlerin günlük yaşamlarında en çok yararlanabilecekleri konulara
ait bilgilerin verilmesi amaçlanmıştır. Bu dersler arasında şunlar yer
almıştır: Okuma-Yazma: Yeni harflerle okuma-yazmayı öğrenmiş olanların
düz gün bir biçimde okumalarını ve düşüncelerini en iyi biçimde
anlatabilmelerini sağlamaya yönelik olan bu derslerde, halk kültüründen
ilginç örnekler, günlük gazete haberleri, kadınlar için ev bilgileri,
dergi yazılarının yanı sıra, gündelik yaşamda en çok kullanılan
yazışmalar mektup-dilekçe-telgraf-senet v.b. öğretilmekteydi. O
günlerde gazetelerin yayımladığı “Halk Sayfaları” büyük bir özenle
okunmakta idi .
1. Hesap ve Ölçüler: Günlük yaşamda en çok gerekli olan basit hesap
işlemleri, dört işlem, uzunluk ölçüleri (metre, arşın, okka, dirhem,
gram, kilogram), para birimleri (lira, kuruş, santim, para), arazi
ölçüleri (ar, dönüm, evlek) ve bunların kullanılmaları öğretiliyordu .
2. Sağlık Bilgileri: Bu dersin amacı kişilere insan vücudu ile ilgili
temel bilgilerin kazandırılması, bulaşıcı hastalıklarla savaş
yöntemlerinin öğretilmesi, içkinin zararları, hava, su, gıda maddeleri
hakkında temel bilgiler, çocuk bakımı, açık hava ve güneşin yararları,
gündelik yaşamda karşılaşılması olası kazalar (zehirlenme, hayvan
ısırmaları vb.), çevrenin temiz tutulması ve korunması gibi konular
üzerinde bilgiler verilmekteydi. Başka bir deyişle bu dersin amacı
sağlıklı insan yetiştirmektedir.
3. Yurt Bilgisi: Bu derslerde vatandaşlara Türk bayrağı, tarihi,
vatanı, coğrafyası, komşularımız, Cumhuriyetin kuruluşu, Atatürk’ün
yaptığı hizmetler, Bağımsızlık Savaşımız, Anayasa, seçimler, TBMM,
Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın görevleri, Belediyelerin görevleri,
vergiler ulusal bayramlar askerlik, yargı, devlete dilekçe verme,
sultanların baskı ve zulümleri ile ilgili bilgiler vermekteydi. Bu
bilgilerin gerçek amacının, bireylere ulusal bilinci aşılamak,
Cumhuriyet’e ve devrimlere bağlı aydın düşünceli insanlar yetiştirmek
olduğu söylenebilir. Bu derslerde söylenen şu cümle bu amacı özlü bir
biçimde anlatmaktadır: “İyi bir Türk vatandaşı; vatanını sever,
milletini sever, ödevini bilir, çalışır, insancıldır”. Bütün bu
derslerin genel amacı ise; Atatürk’ün daha Sakarya Savaşı öncesinde
toplanan Eğitim Kongresi’nde, gündeme getirdiği “bilmezliğin ortadan
kaldırılması” idi.
E. Sınavlar ve Belge Alanların Kazanacakları Haklar:
Sınavlar her dönem sonunda (A) dersliklerinde Alfabe, okuma, yazma,
yazım kuralları ve basit hesap işlerinde; (B) dersliklerinde ise
okuma-yazma, hesap ye ölçüler, sağlık bilgileri ve yurt bilgisi
derslerinden yapılmaktaydı. Sınavlarda ilk üç dereceye girenlere
Atatürk’ün imzasını taşıyan birer Anayasa armağan edilmekte ve bu
kişiler halk yayınlarından bedava olarak yararlanmaktaydılar. Dışarıda
özel okullarda ve evlerinde ders alanlarında bu sınavlara katılarak
belge almaları zorunlu tutulmuştur. Millet Mekteplerine devam ederek
belge almayanların, 1931 yılı Mayıs’ından itibaren köy ve mahalle
kurulları, devlet kuruluşları, belediye, şehremaneti, banka, tekel,
demiryolu, liman idareleri, bankalar, en az yirmi memur, işçi yâda
rençper çalıştıran şirket, fabrika ve çiftliklerde görev alamayacakları
belirtilmiştir. Ancak sağlık koşulları ve geçim durumu uygun olmayanlar
bu zorunluluk dışında tutulmuşlardır (51929–49). Millet Mekteplerine
devam edenlerin, halka mesleki ve teknik bilgiler vermek amacıyla
açılan Halk Dershanelerine, dil, ticaret ve sanat kurslarına öncelikle
alınması karara bağlanmıştır. Derslere devam etmeyenlerden 5–60 lira
arasında değişen miktarda para cezası alınması da kabul edilmiştir
(1929–40) . Bu bilgilerden de kolaylıkla anlaşılacağı gibi, Millet
Mekteplerine halkın devamını sağlamak için, her türlü özendirici
önlemler alınmış, ceza da caydırıcı bir uygulama olarak konulmuştur.
Türkiye’de yeni harflerle halka okuma-yazma öğretme çalışmaları, yeni
Türk Harfleri Yasası kabul edilmeden ve Millet Mektepleri Yönetmeliği
hazırlanmadan önce başlatılmış ve Atatürk’ün yanı sıra, çok sayıda
bürokrat ve öğretmen derslere başlamış, hatta milletvekilleri bile bu
konuda çalışmalarda bulunmak üzere, kendi seçim bölgelerine gitmek
yolunu seçmişlerdi. Bunlar arasında; Ali (Rize), Ahmet (Kars), Mehmet
Ali (Artvin), Mehmet Emin (Karahisar), Kazım (Giresun), Rana (Samsun),
Bekir Lütfü (Tokat), Recai (Ordu), Adil (Samsun) Beylerden oluşan dokuz
kişilik bir grubun da Karadeniz yöresine gitmeleri, Başöğretmen
Atatürk’ü çok mutlu etmiş ve bu gruba, 14 Eylül 1928 tarihinde bir
telgraf çekerek kendilerini kutlamışlardır . Yeni harfler konusunda
Türkiye’de başlayan çalışmalar, Amerika Birleşik Devletleri başta olmak
üzere, birçok ülkede ilgi ile karşılanmıştır .
Yeni Harfler Yasası’nın kabulü ve Millet Mektepleri Yönetmeliği’nin
hazırlanması ve kabul edilmesinden sonra 1 Ocak 1929 tarihinde Millet
Mekteplerinin resmen açılışı yapılmıştır. Türk tarihinde tam anlamıyla
bir “eğitim seferberliği” diye nitelendirebileceğimiz bu dersliklerden
bir gün içinde, yalnızca İstanbul’da 2500 adet açılmış ve aynı gün 1208
derslikte eğitim çalışmalarına başlanmıştır .
Bu arada, yeni harfler ve Millet Mektepleri konusunda büyük çabalar
harcayan genç ve idealist Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati Bey’in
aniden ölümü üzerine, bu görevi de üstlenen Başbakan İsmet Paşa, 1
Şubat 1929 öğretmenlere gönderdiği bir kitapçıkta, yetişkin
öğrencilerine özenle yaklaşmalarını istemiş ve “derslerinden bir
öğrencinin azalmasının bile, kendileri tarafından bir izzeti nefis
meselesi” yapılması gereğine dikkati çekmiştir . Büyük bir disiplin
içinde başlayan bu çalışmalardan elde edilen sonuçları, kısaca
incelemekte yarar olduğu kanısındayım.
F. (A) Dersliklerinin 1928–1935 Öğretim Döneminde Yaptığı Çalışmalar:
Bu dersliklerden kentlerde 9812 erkek, 4198 kadın ve 26’sı da karma
olmak üzere toplam olarak 14036 adet açılmış, buralarda 19089 öğretmen
görev yapmıştır. 367731’i erkek, 249457’side kadın olmak üzere 617280
öğrenci devam etmiş ve bunlardan 190852’si erkek, 125443’ü de kadın
olmak üzere, 316295 kişi belge almıştır. Dışarıda özel öğrenim gören
64635 erkek ve 11041 kadın olmak üzere, 75676 kişi belge almıştır.
Toplam olarak kentlerde öğretim veren (A) Dersliklerinden toplam
olarak, 255487’si erkek ve 116484’ü kadın olmak üzere 391966 yetişkin
belge alınmıştır . Bu duruma göre; kentlerdeki başarı aynı yıllar
arasında açılan ve köylerde çalışmalarını sürdüren (A) dersliklerinden
26163’ü erkek, 8655’i kadın ve 139’u da karma olmak üzere toplam 34957
adet açılmıştır. Bu dersliklerde 32727 öğretmen görev almış,
dersliklerde 1008331’i erkek ve 480361’i kadın olmak üzere 1488692 kişi
devam etmiştir. Bunlardan 493709’u erkek ve 160136’sı kadın olmak üzere
653845’i belge almıştır. Dışarıda özel öğrenim görenlerden de 28996’sı
erkek, 11347’si kadın olmak üzere belge alan 40343 kişiyi buralardan
belge alanlara katarsak, toplam olarak bu dersliklerden de 522705’i
erkek ve 171480’i kadın olmak üzere 694185 kişinin belge aldıkları
anlaşılır ki , köylerde sağlanan başarı oranının da % 46,6 olduğu
anlaşılır.
1928–1935 öğretim yılları arasında kent ve köylerde toplam olarak
35957’si erkek, 12853’ü kadın ve 165’i de karma olmak üzere 48993 adet
(A) Dersliği açılmış; buralarda 1376074’ü erkek, 729818’i kadın olmak
üzere 2105892 yetişkin devam etmiş ve bunlardan 684561’i erkek,
285579’u da kadın olmak üzere 970140 kişi belge almıştır. Dışarıda özel
öğrenim görenlerden ise, 93631’i erkek, 22388’i kadın olmak üzere
116019 kişi belge almıştır. Başka bir deyişle, bütün (A)
dersliklerinden belge alanların genel toplamı 1086159’u bulmuştur . Bu
dersliklerin Türkiye genelindeki başarı oranı da %51,5’i bulmuştur. Bu
dersliklerden 1928–29 öğretim döneminde 485632 kişi belge almıştır ki;
bu toplam, yedi yıllık öğretim döneminde belge alanların % 44,7’sini
oluşturmaktadır. Daha sonraki yıllarda karşılaşılan başarı oranındaki
düşüş, ilk yıllardaki ilgi ve coşkunun giderek azalmasından ileri
gelmiştir.
G. (B) Dersliklerinin 1928–1935 Öğretim Döneminde Yaptığı Çalışmalar
Bu dönem içinde bütün Türkiye’deki kentlerde 4402 erkek, 1101 kadın ve
6 karma olmak üzere 5509 derslik açılmış; 130798’i erkek, 66141’i kadın
olan 196939 yetişkin devam etmiştir. Devam edenlerden 84200’ü erkek,
41143’ü kadınlar olmak üzere toplam 125343 ve dışarıda özel öğrenim
görenlerden de 20583’ü erkek, 2785’i kadın olmak üzere 23368 yetişkin
belge almıştır”. (B) dersliklerinden kentlerde belge alanların genel
toplamı ise 104784’ü erkek, 43927’si kadın olmak üzere 138711’i
bulmuştur. Bu dersliklerin başarı oranı % 53,2’yi bulmuştur. Köylerde
açılan (B) dersliklerin sayısı da 26163 erkek, 8655 kadın ve 139 karma
olmak üzere toplam 34957’yi bulmuş, bu dersliklerde 32727 öğretmen
görev almıştır. Köylerdeki dersliklere de 142191’i erkek, 42308’i kadın
olmak üzere 184514 yetişkin devam etmiştir . Dersliklere devam
edenlerden 90902 erkek, 24737 kadın olmak üzere, 115639 kişinin yanı
sıra, dışarıda özel öğrenim görenlerden de 3204 erkek, 542 kadın olan
3746 kişinin belge aldığı düşünülürse, buralardan belge alanların
sayısının toplam olarak 119385’i bulduğu anlaşılır. Köylerde belge
alanların 94111’i erkek, 25279’u kadınlardan oluşturmaktadır. Köylerde
sağlanan başarı oranı da % 64702’dir .
Yedi dönemlik çalışmalar sırasında kentlerde ve köylerde açılan (B)
dersliği sayısı, 9080 erkek, 2222 kadın ve 78 karma olmak üzere 11380
derslik açılmış ve buralara 266989 erkek, 107964 kadın olarak toplam
380953 yetişkin devam etmiştir. Dersliklere devam edenlerden 174202
erkek, 65880 kadın olmak üzere 240982 yetişkin belge almıştır. Dışarıda
özel öğrenim gören 23787’si erkek, 3327’si kadın olan 27114 yetişkini
de belge alanlara katacak olursak, 198895 erkek ve 69206 kadın olmak
üzere (B) dersliklerinden toplam olarak 268096 belge alındığı
görülecektir . Bu dersliklerin Türkiye genelindeki başarı oranı ise, %
70,3’ü bulmaktadır.
Bu çalışmalar sonucunda, 1927 yılında Türkiye’de okur-yazarlık oranı %
10,5 iken, bu oranın 1935 yılında % 20,4’e yükselmiştir. 1927 yılında
erkeklerde okur-yazarlık oranı % 13, kadınlarda % 4 iken, bu oranlar
1935 yılında erkeklerde % 29,3’e, kadınlarda ise % 10,5’e çıkmıştır.
Başka bir anlatımla, erkeklerdeki okur-yazarlık düzeyi % 16,9,
kadınlardaki okuryazarlık düzeyinde ise % 6,5’lik bir artma dikkati
çekmektedir .
Bu oranlarda 1928–35 öğretim dönemlerinde ilkokulları bitiren
öğrencilerin sayısı da dâhildir. Ancak bunların belirtilen oran
içindeki yeri ancak % 1,3’tür. Bu oran düşüldükten sonra ortaya çıkan
19,1’lik oran Millet Mekteplerinin çalışmaları sonucunda
sağlanabilmiştir. Bu ise, Türkiye’de okur-yazar oranının yılda ortalama
olarak % 2,7 yükseltildiği anlamına gelmektedir . Öte yandan % 19,1’lik
orandan, daha önce Arap harfleri ile okur-yazar olan nüfusu düşmemiz
gerekse bile, yedi yıllık dönem içinde % 8,6’lık bir artış sağlandığı
anlaşılır ki, bu artış, Cumhuriyet’in devraldığı okur-yazar oranından
daha fazladır . Bu artış, daha sonraki yıllarda da sürdürülebilmiş
olsaydı, 1960 yılına gelindiği zaman Türkiye nüfusunun %100’ünün
okur-yazar hale getirilebileceği savunulmuştur ki , bunda belli ölçüde
gerçek payı vardır.
Millet Mekteplerinde elde edilen olumlu sonuçlar giderek düşüş
göstermiştir. Bu olumsuzlukta merkezi yönetimlerin ilk yıllardaki ilgi
ve desteği göstermemelerinin etkisi olmuştur. Örneğin; 1928–29
döneminde (A) dersliklerinden 485632, (B) dersliklerinden de 111378
yetişkinin belge alması Cumhurbaşkanı M. Kemal Atatürk’ü çok mutlu
etmiş ve 1 Kasım 1929 tarihinde TBMM’ni açarken yaptığı konuşmada bu
mutluluğunu; “Millet Mektepleri normal tedrisat haricinde kadın ve
erkek, yüz binlerce vatandaşın nurlanmasına hizmet etti” diyerek, dile
getirmiştir. Gerçekten de Millet Mekteplerinin ilk yıllarında,
başlangıçta sözünü ettiğimiz merkezi yöneticileri, her yıl Nisan ayı
içerisinde Başbakan’ın başkanlığında ve Milli Eğitim Bakanı’nın
raportörlüğünde toplanarak, bir durum değerlendirmesi yaparken
(1929-md.54); Milli Eğitim ve Mülkiye Müfettişleri sıkı bir denetim
uygulaması içinde bulunurken, çalışmaların daha verimli olduğu
görülmektedir. Bu ilgi ve denetimlerin azalması ile verim de azalmıştır.
Bu olumsuzluklarda, dünya ekonomik bunalımı sırasında, Türkiye’de de
yaşanan önemli ekonomik sorunlar, Osmanlı’dan devralınan dış borçların
getirdiği yük, var olan kaynakların sanayileşme konusuna yöneltilmesi,
Millet Mekteplerine genel bütçeden gerektiği kadar payın ayrılamaması
ve bu kuruluşların yerel yönetimlerce finanse edilmesinin öngörülmesi
gibi nedenler, etkili olmuştur. Öte yandan 1932 yılında çalışmalarına
başlayan ve büyük umutlarla kurulan Halkevlerinin altıncı şubesi “Halk
Dershaneleri ve Kurslar Şubesi” adı verilerek , halkın eğitilmesi, bu
kuruluşlara bırakılmıştır. Halkevleri, Türkiye’nin siyasi, ekonomik,
toplumsal ve kültürel yaşamına önemli katkılarda bulunmakla beraber,
Millet Mektepleri Yönetmeliği ile ulaşılmak istenen amaç, bütünüyle
gerçekleştirilememiştir.
Sonuç olarak söylemek gerekirse, Millet Mektepleri, yazı değişimi ile
sonrasında, bizzat Cumhuriyetin kurucusu ve Türk Devrimi’nin önderi
Atatürk tarafından örgütlenmiş ve önemli bir işlevi yerine getirmiştir.
Dr. Mustafa Albayrak
ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 29, Cilt: X, Temmuz 1994
1 Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, (1906-1938), Cilt: II, Ankara, 1959, s. 18.
2 Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, Cilt: IV, Devlet Basımevi, İstanbul, 1931, s. 247.
3 ASD, Cilt: II, s. 43.
4 A. Afetinan, Türkiye Cumhuriyeti Rejimi ve Türk Devrimi, Ankara, 1970, s. 136.
5 ASD, Cilt: II, s. 44.
6 John Dewey, Türkiye Maarifi Hakkında Rapor (1924), s. 6.
7 John Dewey, Türkiye Maarifi Hakkında Rapor, Seri: B, No: 1, 1939.
8 Şevket Gedikoğlu, Halk Eğitimi, 2. Baskı, Ankara, 1978, s. 258.
9 Cevat Geray, Halk Eğitimi, 2. Baskı, Ankara, 1978, s. 258.
10 Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridesi, Cilt: V, (1 Teşrinisani 1928), s. 11-12.
11 A.g.e., s. 9.
12 A.g.e, s. 31.
13 Resmi Gazete, (24 Kasım 1928), sayı: 1048.
14 Millet Mektepleri Teşkilatı Talimatnamesi, Ankara, 1928.
15 Millet Mektepleri Teşkilatı Talimatnamesi, Ankara, 1929 (Millet
Mekteplerinin yönetim örgütü ve yapısı konusunda 1928 ve 1929 tarihli
yönetmeliklerden yararlanılmış ve bu nedenle sık sık dipnot
verilmemiştir).
16 Hakimiyet-i Milliye, (1 Kasım 1930).
17 Hakimiyet-i Milliye, (23 Şubat 1930).
18 Başvekalet İstatistik Umum Müdürlüğü, Maarif (1933-34), Halk Okuma Odaları ve Umum Kütüphaneler İstatistiği, İstanbul, 1935.
19 A.g.e.
20 Cumhuriyet, (2 Kasım, 1929).
21 A. Bedri Ediş, Milli Eğitim Düsturu, Cilt: III, 3. Baskı, İstanbul, 1949, s. 189-190. A.g.e., s. 190-192. A.g.e., s.
22 192-193. A.g.e., s. 193.
25 Cumhuriyet, (2 Kasım 1929).
26 Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Tamim ve Telgrafları, Cilt: V, Ankara, 1972, s. 162.
27 American Board of Commissioners for Foreign Missions (ABCFM Records), Unit: 5, Vol: 8, Reel: 507, 1928.
28 Bilâl N. Şimşir, Türk Yazı Devrimi, Ankara, 1992, s. 236.
29 Maarif (1933-34), Halk Okuma Odaları...
30 T.C. Başvekalet İstatistik Umum Müdürlüğü, Maarif (1928-1935),
Millet Mektepleri Faaliyetler İstatistikleri, İstanbul, 1935. s. 70
(Millet Mektepleri ile ilgili sayısal bilgiler bu kaynaktan alınmış,
oranlar tarafımdan hesaplanmıştır. M.A.).
31 A.g.e., s. 70-71.
32 A.g.e. 70-71.
33 A.g.e. s. 70-71.
34 A.g.e. s. 70-71.
35 A.g.e. s. 70-71.
36 A.g.e. s. 70-71.
37 Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü, Türkiye’de Toplumsal ve Ekonomik Gelişmenin 50. Yılı, Ankara, 1973, s. 79.
38 Mustafa Albayrak, Millet Mektepleri (1928-1935), Ankara Üniversitesi
DTCF, T.C. Devrim Tarihi Kürsüsü’nde 1978 yılında yapılmış lisans tezi,
s. 58.
39 A.g.e., s. 58-59.
40 İlhan Başgöz-Howard E. Wilson, Türkiye Cumhuriyeti’nde Eğitim ve Atatürk, Ankara, t.y., s. 31.
41 M. Nuri Kodamanoğlu, Türkiye’de Eğitim (1923-1960), 2. Baskı, Ankara, 1964, s. 31.
42 Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt: I, (1919-1938), 2. Baskı, Ankara, 1961, s. 361.
43 C.H.F. Halkevleri Talimatnamesi, Ankara, 1932, s. 15-16.

Etiketler:
Bilimler
Tarih
Millet Mekteplerinin Yapısı ve Çalışmaları (19281935)
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |