Okunma: 91 kez
İnsan yaşamını kolaylaştırmak için geliştirilen teknoloji ürünü cihaz ve sistemlerin yaydığı elektromanyetik sinyaller, insan sağlığını tehdit ediyor.
Özellikle yüksek gerilim hatları ve radyo-televizyon verici istasyonlarının yakınlarında oturanlar ile trafo merkezlerinde çalışanların sağlığını tehdit eden elektromanyetik dalgalar, günlük yaşamda kullanılan birçok cihazla risk oluşturuyor.
Sakarya Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı
Prof. Dr. Osman Çerezci, pilot il olarak belirlenen İstanbul, Ankara,
Bursa, Antalya, Samsun ve Sakarya'da, elektromanyetik kirlilik
konusunda ölçümler yaparak, elde edilen veriler hakkında rapor
hazırladı.
Yaklaşık 6 aylık bir çalışma sonucu hazırlanan
raporda, söz konusu bölgelerdeki yüksek gerilim hatları, trafolar ve
baz istasyonlarının yaydığı elektromanyetik radyasyon oranları
ölçülerek, kayda alındı.
Raporda, "Baz istasyonu, cep telefonu,
radyo-TV ve telsiz vericileri ile yüksek gerilim hatları nedeniyle
yayılan elektromanyetik radyasyonun nükleer radyasyon gibi etkili ve
korkunç olmasa da maruz kalan beden üzerinde zaman içinde oluşturacağı
etkiler hepimizi korkutmaya devam ediyor" ifadeleri yer alıyor.
Elektromanyetik radyasyon yayan cihazlar
Televizyon,
radyo, telsiz ve telefon vericilerine ait antenler ile evlerde
kullanılan televizyon, bilgisayar, mikrodalga fırın, saç kurutma
makinesi ve benzeri cihazların elektromanyetik radyasyon yaydığı
belirtilen raporda, daha önce yapılan deneylerde, mikrodalgalara yoğun
ve uzun süreli maruz kalanların alzheimer, parkinson ve ciddi göz
hasarı yaşadığı ifadelerine yer verildi.
Dijital cep telefonlarının baş çevresinde mikrodalga darbeleri ürettiği vurgulanan raporda, şu bilgiler yer aldı:
"Herhangi
bir nedenle her insan vücudunda kansere yol açabilecek özelliğe sahip
hasarlı hücreler bulunabilir. Böyle bir insanın bu hasarlı hücrelerinin
bir şekilde elektromanyetik alana (bilgisayar, cep telefonu veya
elektrikli bir aletten gelen) maruz kalması sonucu vücut bağışıklık
sistemi bozularak, kanserin hızlı bir şekilde gelişmesine yol açacağı
ifade edilmektedir.
Birçok bilimsel raporda cep telefonlarıyla
ilişkili olarak baş ağrısı, endişe, kısa süreli hatırlamada azalma,
giderek artan kronik yorgunluk, deri uyuşukluğu, stres, görüş alanında
daralma, kulak çınlaması gibi yaşam kalitesini düşürücü sağlık
sorunları olabileceği belirtilmektedir.
Cep telefonları
elektromanyetik dalgaları alıp vererek iletişim sağlar. Yani hem
radyasyon kaynağı hem de radyasyon alıcısıdır. Cep telefonu konuşması
anında radyasyon kafatasından beyine doğru ilerler ve hücrelerle
etkileşir."
Yüksek gerilim hatlarının yakınında yaşayanlar
Üzerinde özellikle durulan yüksek gerilim hatları ve trafoların
yakında yaşayanların önemli derece risk taşıdığı ifade edilen raporda,
şöyle denildi:
"Yüksek gerilim hatlarının, yakın çevresinde yaşayanlar için kanser
riskini artırdığı bilinmektedir. Hamilelerde sıklıkla düşüklere neden
olduğu, psikolojik rahatsızlıklar verdiği tespit edilmiştir. Arılarda
üretkenlik ve bal üretiminde düşüş gözlenmiştir.
Yüksek gerilim hatlarına yakın bölgede oturan insanların kansere
yakalanma riskinde yüklü partikül ve iyonların önemli rol oynadığına
dikkat çekilmektedir.
Yani yüksek gerilim hatları havada yüklü partiküller oluşturur ve
bunlarda havadaki kirliliklerle bütünleşerek insanların nefes almasıyla
iç bünyeye geçebilmektedir."
Radyo-TV verici antenleri
Radyo-TV vericilerinin de önemli derecede elektromanyetik radyasyon
yaydığı vurgulanan Sakarya Üniversitesinin raporunda, bir verici
anteninin bin tane baz istasyonu gücünde sinyal yaydığı ifade edildi.
Kentlerdeki radyo-TV yayını yapan antenlerin mutlaka çok yüksek,
özel bir kulede toplanması ve belirli bir mesafeye kadar yakınlarında
kesinlikle yerleşime izin verilmemesi gerektiği kaydedilen raporda,
İstanbul ve Ankara'daki verici antenlerinin bulunduğu noktalara dikkat
çekildi.
Elektrik trafolarına dikkat
Pilot illerde yapılan araştırmalarda, birçok semt ya da
mahallelerde bir veya birkaç tane trafo olduğu kaydedilen araştırmada,
özellikle büyük şehirlerdeki trafoların nereye yerleştirileceği
konusunun sorun olduğu belirtilen raporda, şu görüşler aktarıldı:
"Yaptığımız araştırmalarda bodrum katına yerleştirilmiş bir
trafonun yaydığı şiddetli manyetik alan nedeniyle 1. katta oturanları
ve bitişikteki daireleri sürekli elektromanyetik ışımaya maruz
bıraktığı belirlenmiştir. Böyle bir durumda bilgisayarların ve diğer
elektronik cihazların etkilenmesi kaçınılmazdır. Peki ya orada oturan
insanların durumu ne olacaktır?
Okul bahçelerinde oynayan çocuklar için de bitişiklerinde bulunan
trafodan yayılan manyetik alan bir şekilde olumsuz etkiler
oluşturabilecektir. Bu açıdan Milli Eğitim Bakanlığı'na önemli görevler
düşmektedir.
Elektromanyetik kirlilikten eğitim çağındaki çocukların etkilenmemesi
için çeşitli okul bahçelerine yerleştirilmiş trafoların okul
yakınlarından geçen iletim hatlarıyla beraber kaldırılarak, çevresi
yeterince boş olan uygun arazilere yerleştirilmelidir."
En fazla etkilenen gruplar
Elektrikli cihazların yaydığı elektromanyetik radyasyon nedeniyle
en fazla etkilenen risk grupları içine hamileler ve gelişim çağındaki
çocukların girdiği kaydedilen araştırmada, "Elektronik cihazlardan
yayılan elektromanyetik radyasyona karşı gerekli önlemler alınırsa,
endişe edilecek bir durum yoktur. Önemli olan kullanılacak cihazın
hangi şartlar altında zararlı ve zararsız olduğunu bilip ona göre
kullanmaktır.
Elektromanyetik radyasyon yayan cihazların insan sağlığına zarar
vermeme limitleri araştırmalar neticesinde tespit edilmekte ve bu
limitlere göre yasal düzenlemeler hazırlanmaktadır" uyarısında
bulunuldu.
Elektromanyetik radyasyon konusunda her ülkenin kendi
standartlarına göre limit değerler belirlediği aktarılan raporda, bu
değerlerin Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından da tanınan ve
uluslararası bir komisyon olan İyonize Olmayan Radyasyondan Koruma
Komisyonu (ICNIRP) tarafından belirlendiği hatırlatılarak, yayılan
radyasyonun frekansına bağlı olarak değiştiği vurgulandı.
Nasıl korunabiliriz?
Türkiye'de yüksek gerilim hatları ve trafolardan kaynaklanan
elektromanyetik radyasyon konusunda herhangi bir yasal düzenleme
olmadığının altı çizilen Sakarya Üniversitesi raporunda, kirlilikten
korunma önerileri de sıralandı.
Kişilerin söz konusu tehdit karşısında bilinçli olması ve riski
ciddiye alması gerektiği bildirilen raporda, korunma yöntemleri şöyle
sıralandı:
-Cep telefonu kullanımını azaltın. (Elektromagnetik kirlilik
kaynakları arasında en fazla risk cep telefonu kullanımı kaynaklıdır.)
-Mikrodalga fırın çalışırken yakınında bulunmayın.
-Çocukların televizyona yakın oturmasını engelleyin.
-Başınız yatak odasında kablo ve prizlere yakın olacak şekilde uyumayın.
-Elektromanyetik dalga yayan herhangi bir cihazın mümkün mertebe uzağında bulunun.
-Camilerde elektrikle alttan ısıtma sistemlerini önceden
çalıştırın. Cemaat camii içindeyken sistemi kapatarak, fişi mutlaka
prizden çekin.
-Radyasyondan korunmada beslenme önemlidir. Yüksek kalorili,
özellikle kızartılmış gıdalar tüketmekten kaçınılmalı. Toksinleri
bağlayarak vücudun korunmasında önemli rol oynayan elmadaki "pektin"
maddesinin alınması, brokoli, lahana, tere gibi yeşil sebze tüketimi,
laktobalit içeren yoğurt çökelek gibi süt ürünleri, korunmaya etki eden
faktörlerdendir.
-A, C ve E gibi vitaminlerin kullanımı kalsiyum ve magnezyum, bunun
yanı sıra selenyum, germanyum, vanadyum gibi eser elementler serbest
radikal oluşumunu engellemesi açısından gıdaya ilave olarak alınması
uzmanlarca tavsiye edilmektedir.
-Konutların yüksek gerilim hatlarından en az 100 m uzakta yapılması için gerekli yasal düzenlemenin yapılmalı.
-Bazı yerel yönetimlerin yüksek gerilim hatlarının altına önceden
yapmış oldukları yürüme, koşu yolları ve çocuk oyun parkları gibi
tesisler iptal edilmeli. Uyarı işaretleri bulunan panolarla halk ikaz
edilmeli.
-Yerleşim bölgelerinden geçen hatların yer altlarına alınması için proje geliştirilmeli veya güzergah değişiklikleri yapılmalı.
Ölçüm sonuçları
Raporda, Bursa ve Samsun'da yerleşim olmayan bölgelere
konumlandırılmış olan radyo-TV vericilerine ait değerlendirmeye dikkat
çekilerek, şehir içinde oluşturduğu elektromanyetik radyasyon
seviyesinin "limitlerin çok altında" kaldığı belirtildi.
İstanbul, Ankara, Sakarya ve Antalya'daki ölçümlerde ise
vericilerin yerleşim bölgelerine çok yakın olması dolayısıyla limitlere
yakın seviyede kirlilik oluştuğu kaydedilen raporda, Telekomünikasyon
Kurumunun sürekli denetim yaparak limit değerlerin korunması için
çalışma yaptığı vurgulandı.
Baz istasyonlarının oluşturduğu kirlilik konusunda ise 6 ilde
"birkaç tane dışında" kamuoyunda infial ve endişeye yol açacak seviyede
kirlilik olmadığı bildirilen raporda, şunlar kaydedildi:
"Söz konusu illerdeki baz istasyonlardaki kirliliğin, limit
seviyenin çok altında kaldığı gözlenmiştir. Halkımızı rahatlatacağını
umduğumuz bu sonucun oluşmasında Telekomünikasyon Kurumunun
yönetmeliğin tüm gereklerinin GSM operatörleri tarafından benimsenmesi
için gösterdiği ısrarcı ve kararlı tavrı çok önemli olmuştur.
Ayrıca şehirlerde tüm radyo ve TV vericilerinin tek bir yüksek kulede
toplanması amacıyla kurulan "Anten AŞ" projesinin gerçekleşmesi
halinde, elektromanyetik kirliliğin azaltılmasına ve kontrolüne yönelik
önemli bir
gelişme olacaktır."
Raporun son bölümünde kirlilik kaynakları arasında yapılan risk
sıralamasında, cep telefonları ve yüksek gerilim hatlarının "çok çok
riskli", radyo-tv vericilerinin "oldukça riskli, baz istasyonlarının
ise "az riskli" olduğu ifade edildi.
Uzmanlar, yapılan bilimsel araştırmalarda cep telefonlarının büyük
bir tehdit olduğu vurgusunu yaparak, mümkün olduğunca telefonla az
konuşulması, konuşma sırasında cihaz ile kulağın arasına en az bir
parmak mesafe konulması veya kulaklık kullanılması uyarısında bulundu.

Etiketler:
Haberler
Bilimsel Haberler
Yüzyılın tehdidi: Elektromanyetik kirlilik
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |