Okunma: 488 kez
İlk Türk Parlamentosu, “Meclis-i Umumi” (Genel Meclis) adı altında ve iki meclisli olarak, 20 Mart 1877′de çalışmalarına başladı. İki dereceli seçimler sonucu oluşan “Heyet-i Mebusan” veya bazen ifade edildiği gibi “Meclis-i Mebusan” (Milletvekilleri Heyeti), 69′u Müslüman ve 46’sı Müslüman olmayan 115 üyeden oluşuyordu. Doğrudan doğruya padişahça atanan “Heyet-i Ayan” veya diğer adıyla “Meclis-i Ayan” (Seçkinler Heyeti) ise, 26 üyeden kurulmuştu.
Genel Meclis’in çalışmaya başlamasından kısa süre sonra 23 Nisan
1877′de Rusya, Osmanlı Devleti’ne savaş açtı. Savaş sırasında, millet
temsilcilerinin hükümeti eleştirmeleri ve sert çıkışları karşısında,
Heyet-i Mebusan 28 Haziran 1877′de padişahça dağıtıldı. Ardından
yapılan seçimler sonucu 13 Aralık 1877′de, Türk tarihinin ikinci millet
temsilcileri meclisi toplandı. Ancak, Rus savaşının kötü bir gelişme
göstermesi sonucunda, bu yeni Meclis de 14 Şubat 1878′de padişah
tarafından tekrar dağıtıldı.
Zamanın padişahı II. Abdülhamit 1878′den 1908 yılına kadar Meclis’i
toplamadan ülkeyi idare etti. 1908 yılı başlarında giderek artan dış
gelişmeler ve son derece şiddetlenen aydınlar muhalefeti nedeniyle,
Meclis’i Umumi yi 23 Temmuz 1908′de toplantıya çağırmak zorunda kaldı.
Böylece, II. Meşrutiyet dönemi açılmış oluyordu. Aynı zamanda
Anayasanın yeniden uygulamaya konduğu bu dönem, Türk siyasî hayatında
“özgürlük ilanı” olarak da anılır. Anayasa, 1909, 1912, 1914, 1916
yıllarında sekiz kez değiştirildi. Bu yolla, 1876 Anayasasının yapısı
çoğu kez önemli değişikliklere uğradı.
Değişiklikler sonucunda, padişahın zararlı faaliyetleri iddiasıyla
vatandaşları yurtdışına sürgün etme hakkı kaldırıldı. Basın özgürlüğü
genişletildi ve sansür yasağı konuldu.
Vatandaşlara toplantı ve dernek kurma özgürlükleri tanındı. Artık
siyasî partiler de kurulabilecekti. Ayrıca, hükümet Meclis’e karşı
sorumlu tutulmuştu. Padişahın dilediği zaman Meclis’i dağıtması hükmü
sıkı kayıtlar altına alındı. Gensoru kurumu yerleşti. Padişahın yasama
yetkisine belli sınırlar getirildi. Meclis üyelerine doğrudan doğruya
kanun teklifi verme hakkı tanındı. Meclis Başkanını, padişah müdahelesi
olmadan Meclisin seçmesi kabul edildi. Bir padişah tahta çıktığı zaman,
Meclis-i Umumi önünde Anayasa hükümlerine uymaya ve millete sadakat
yemini edecekti.
1909 yılında yapılan bu anayasal değişikliklerin getirdiği
demokratik parlamenter sistem, iç ve dış olaylar nedeniyle uzun süre
yaşayamadı. Yıpratıcı bir siyasal mücadele ortamına, 1911′deki
Trablusgarp Savaşı ve Ekim 1912′de başlayan Balkan Savaşlarının acılı
günleri de eklenince, 1914 ve 1916 yıllarında Anayasada yapılan
değişikliklerle padişahın Meclis’i dağıtma yetkisi aşama aşama
artırıldı. Ayrıca, en güçlü parti durumunda bulunan “İttihat ve
Terakki’nin tek parti diktatörlüğü, demokratik gelişmenin önünü tıkayan
önemli nedenlerden birini oluşturdu.
Balkan Savaşlarının 1913 sonbaharında yapılan anlaşmalarla sona
ermesinden bir yıl sonra Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşına
katılmak durumunda kaldı. Savaşın bitim yılında, 3 Temmuz 1918′de VI.
Mehmet (Vahdettin) Osmanlı Devleti’nin son padişahı olarak tahta
çıkmıştı. Birinci Dünya Savaşı yenilgiyle sonuçlandı: 30 Ekim 1918
tarihinde imzalanan Mondros Mütarekesi’nden sonra da, padişah VI.
Mehmet, 21 Aralık 1918′de Meclis-i Mebusan’ı dağıttı. Kamuoyunun bütün
tepkisine rağmen, Meclis-i Mebusan’ı Anayasanın açık hükmünü çiğneyerek
ancak 12 Ocak 1920′de yeniden toplattı.

Etiketler:
Bilimler
Tarih
İlk Türk Parlamentosu
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |