Okunma: 1521 kez
Fransız İhtilalinin Osmanlı Devleti Üzerindeki Etkileri
Fransız İhtilali, meydana geldiği tarihe damgasını vurmuş ve bütün toplumları etkilemiş bir olaydır. İhtilal öncesi Avrupasına bir göz attığımızda, halk kilisenin taassubu altında inliyordu. Ülkeler küçük derebeyliklere bölünmüştü ve ağır vergiler halkı iyece fakirleştirmişti. İhtilalin öncesinde, halk isyan derecesine ulaşmıştı.
( www.genbilim.com )
1 Tarihte her olayın mutlaka bir sebebi vardır. Fransız İhtilalinin de
sebebi vardır. İhtilal öncesi, İhtilali hazırlayan şartlar mevcuttur. 5
mayıs 1789 tarihi başlangıç olarak kabul edilen Fransız İnkılâbı,
meydana getirdiği gelişme ve olaylarla çeyrek yüzyıl Avrupa’nın siyasi,
ekonomik ve sosyal hayatını değiştirdi.
2 Fransa’nın toplum yapısında çok büyük eşitsizlikler vardı. Soylular
ve papazlar sınıfı imtiyazlara sahipti. Ticaretle meşgul olan ve şehir
merkezlerinde oturan burjuvalar ise zengin olmuşlardı. Hiçbir hakkı
olmayan köylüler ise çalışmak ve vergi vermekten başka hiçbir hakka
sahip değillerdi. Fransa Kralı XVI. Louis yaptırmış olduğu Versailles
sarayında lüks içerisinde yaşıyor ve her türlü israfı yapmaktan geri
kalmıyordu. Kilise, halkı sürekli taassup içinde tutuyor ve krala
ihaneti en büyük suç sayıyordu. İhtilalinin fikir alanındaki sebepleri
ise Diderof ve d’Albert’in öncülük ettiği ansiklopedistler vasıtasıyla
toplumun alt tabakasına yeni fikirler yayılıyordu. Cumhuriyet ve
demokrasi anlayışı yavaş yavaş yayılıyordu. J. J. Rousseau, Voltair,
Montesguieu halkı bilinçlendiriyordu.
3 Kralın’da beklenen reformu yapmaması üzerine, soylular ve papazlar
ve halk temsilcileri arasında oy kullanımı yüzünden çıkan anlaşmazlık
büyüdü. Çünkü sınıf esası üzerine oy kullanılmasında halk temsilcileri
halkın % 96’sını temsil etmesine rağmen her zaman soylular ve
papazların dediği oluyordu. Böylece devam eden olaylar ihtilâli meydana
getirdi. Ulusal meclis, Kurucu meclis, Yasama meclisi, Konvention,
Directoire, Konsüllük dönemi sırasıyla Fransa’da Cumhuriyet ve
demokrasi gelişti. Kral ve eşi idam edildi. Halkın hareketi başarıya
ulaşmış oldu. Siyasi, dinî, ekonomik nedenlerle meydana gelen ihtilal,
Fransa’yı çok farklı yerlere taşıdı ve o tarihten sonra meydana gelen
tüm milliyetçilik ayaklanmalarına temel teşkil etti.
Fransız inkılâbı sonucunda, bazı yeni devletler kurulurken, bazı büyük
devletler parçalandı. Dünyada yeni olaylar ve oluşumlar meydana geldi.
Fransa’da 1789 yılında halik ve burjuva sınıflarının krala ve zadegana
karşı meydana getirdiği ve başarıya ulaşan bu inkılâb aynı zamanda
Osmanlı Devleti, Avusturya-Macaristan, İngiltere, Rusya gibi devletler
için pek de olumlu bir olay olmadı.
4 -1789 Fransız İhtilalinin mahiyeti, o sırada Avusturya ve Rusya
ile savaş halinde olan Osmanlı Devleti’ni uzun süre ilgilendirmedi.
1791-92 Ziştovi ve Yaş antlaşmasından sonra biraz ilgilendiyse de
1791’de kralın yetkilerinin sınırlandırılması, hatta azli ve idamı
Osmanlıyı endişelendirmedi.
5 - İhtilalin en önemli mesajı “milletlerin kendi kaderini
kendisinin belirlemesi” prensibi milletlerarası camiaya yerleşti.
Osmanlı Devleti, Fransız İhtilalini Avrupa’nın iç meselesi olarak
görüyor, hiç ilgilenmiyordu. Ancak Fransa’nın 1797’de, Yedi adalara el
koyup Yunanlıları bağımsızlık için kışkırtmasıyla milliyetçilik
prensibinin ve ihtilalin önemi ancak anlaşılabildi.
6 - Bu dönemde Fransız İhtilaline karşı tarafsız kalan pek az
ülkeden biriydi. Osmanlı ülkesinde İhtilal yanlıları, kahvehanelerde
broşür dağıtıyorlardı. Hak, özgürlük ve eşitlikten bahsediyorlardı. Bu
dönemde, ortaya çıkan yeni düşüncelerin Osmanlılar tarafından ne ölçüde
anlaşıldığını kestirmek olanaksızdır.
7 - III. Selim ihtilalci Fransa’yı desteklemiştir. Bu da Osmanlı’nın
kendisi için çok yakın gelecekte tehlike oluşturacak olan bu olayı tam
olarak anlayamadığını gösterir.
8 - Fransa, ihtilalden çok kısa bir süre sonra yayılmacı politikalar
içerisine girmiştir. Amerika bağımsızlığa destek vererek el altından
Amerika’daki İngiliz kolonilere silah satıyordu. Aynı zamanda Osmanlı
ülkesi olan Mısır’a çok geçmeden saldırmıştı.
9 - Fransa’nın Osmanlı Devleti üzerindeki bu gizi hesaplarına
rağmen, Osmanlıyla, Fransa arasında Kanuni döneminden bu yana devam
eden ve sürekli gelişen bir dostluk vardı. İki devlet arasındaki ticari
ve diplomatik faaliyetler çok eskiye dayanıyordu. Fransız İhtilali
başladığında bu olayı Fransa’nın iç sorunu olarak gören Osmanlı
Devleti, bir İslâm devleti olması hasebiyle kendi ülkesinde Avrupa
ölçülerine göre bir adaletsizlik, eşitsizlik, siyasi ve sosyal
bozukluklar mevcut değildi.
10- Üstelik Fransa dostu olan bir ülke olmasına rağmen çok
uzaktaydı. Buradaki gelişmeleri ancak dolaylı yollardan
öğrenebiliyordu. Osmanlı Devleti bir çok problemle uğraşması, çöküş
sürecine girmesi dolayısıyla böyle bir işle uğraşmaya vakitte
bulamıyordu.
11- 1792 yılında Fransa, yeni rejimini korumak ve rejimini ülkelere
tanıtmak üzere doğal sınırlarının dışında savaşlara girişti. Bunun
karşısında Osmanlı Devleti tarafsızlığını ilan etti. Fransa’nın
Osmanlı’yı parçalamak isteyen Rusya ve Avusturya’yı yenmesi İstanbul’da
sevinçle karşılandı. Fransa’nın isteğine rağmen Osmanlı Devleti bu yeni
rejimi hemen tanımak istemedi. Osmanlı yöneticilerine göre Fransa’nın
yeni rejimi Avrupa’nın sorunu idi. Osmanlı’nın Avrupa hukukuna dahil
olmadığını öne sürüyorlardı. Osmanlı hükümeti ihtilal karşısında
gerçekten tarafsız davranıyordu.
12- 1793’te Fransa İstanbul’a olağanüstü elçiler göndererek, Fransa
Cumhuriyet hükümetinin tanınmasını Türkiye ile Fransa arasında anlaşma
yapılmasını ve Türkiye’nin savaşa girmesini istedi ama Türk hükümeti
bunu reddetti. Çünkü Fransa’nın Cumhuriyetini tanımakla Avrupa’ya karşı
cephe almak istemiyordu. Prusya Fransa’yı tanıdıktan sonra Osmanlı
Devleti Fransa Cumhuriyetini tanıdı.
13- Bu tarihten sonra Fransa, Osmanlıyı Rusya ve Avusturya aleyhinde
savaşa sokmak istiyordu. Osmanlı buna yanaşmadı. Napolyon orduları ile
Avrupa’da bir çok orduları yenerek Compo Formio anlaşmasıyla
üstünlüğünü kabul ettirdi.
14- 1798’de Mısırı işgal eden Fransızlarla Osmanlılar arasındaki
münasebetler bitmişti. 1798’de Pramidler savaşını kazanan Mısır’dan
İngilizler ve Ruslar sayesinde onların desteğiyle çıkarabildi. Ama bu
seferde Mısır’a İngilizler yerleşti. Fransızlar gittikleri bütün
yerlerde milliyetçilik akımlarını yayıyorlardı. Mısır’a girip çıkan
Fransızlar Kölemenleri Osmanlı aleyhine kışkırttılar. Daha sonra da
işgal ettiği yedi adadan çekilmesi üzerine bölgeye Ruslar geldi. Tıpkı
Fransızlar gibi Ruslar da Rumları Osmanlı aleyhine kışkırtmaya
başladılar. Diğer taraftan Ruslar Balkanlarda ulusçuluk faaliyetlerini
yaymaya devam ettiler.
Fransızlar, propagandalarını çekilmiş oldukları bölgelerde,
sürdürdüler. Türkçe, Rumca, Ermenice’ye tercüme ettikleri
milliyetçiliğe ve Cumhuriyete dair eserleri özel adamları Akdeniz
adalarına gönderdiler.
15 - Yunan isyanları 6 Mart 1821’de Eflak Buğdan’da başladı. Etnik-i Eterya bu faaliyeti yürütüyordu.
16 - Fransa’nın çabaları ve zararlı faaliyetleri sonucunda, Osmanlı
milleti olan gayr-i müslim Hıristiyan teb’a başta olmak üzere bir süre
sonra müsüman teb’a devlete karşı isyan etmiştir.
1804 tarihinde Sırplar isyan etmişlerdir. 1821’de Morada isyan meydana
gelecektir. 1830 yılında Yunanistan bağımsız olarak bir devlet
kuracaktır.
17- Daha sonraları Fransızlar, Cezayir’i işgal edecekler ve bunun
yanı sıra M. Ali Paşa’ya destek vererek Vali’nin devletine karşı cephe
almasına sağlayacaklardır.
Rusya ise Balkanlarda Osmanlı aleyhine propaganda yaptığı gibi, Kırım’a
girerek, Kırım’da yaşayan Türkleri bağımsızlık vaadetmek, girişmiş
olduğu türlü entrikalarla Kırım’ı Osmanlı’dan ayırarak ilhak etmiştir.
Artık büyük devletler Osmanlı’nın içişlerine müdahale ediyorlar ve her
taraftan Osmanlıyı çökertmeye çalışıyorlardı. 1839 Tanzimat Fermanı ve
daha sonra Avrupalı devletlerin baskıları sonucunda, 1856 yılında ilan
edilen Islahat Fermanıyla gayrimüslim tebaya çok geniş haklar
veriliyordu. Bu ıslahat Fermanını, Osmanlı kabul etmek zorunda
kalmıştır.
18 - Fransa’nın tarihteki Osmanlı Politikası daha önce anlattığımız
örneklerde görüldüğü üzere, müspet bir yön yoktur. Fransa pek çok
olayda Osmanlı Devleti’ni kendi menfaatleri için kullanacağı paravan
veya alet olarak görmüştür.
19 - Çeşitli ırkları, farklı dinlere mensup milletleri bünyesinde
barındıran Osmanlı Devleti için milliyetçilik akımı Osmanlı için gerçek
bir felaket olmuştur. Avrupalı devletlerin kültürel, ekonomik, siyasi
ve askeri baskıları sonucunda Osmanlı Devleti her tarafında isyanların
başladığı her devletin müdahalesinin olduğu bir devlet haline gelmişti.
Tüm planlar Osmanlı’yı parçalamak için yapılıyordu. 1856 Islahat
Fermayıla gayrimüslim teb’aya bir takım haklar verdiyse de Avrupalı
devletlerin isteklerinin ardı arkası kesilmek bilmedi. Rusya
Balkanları, Fransa Cezayir’i, İngiltere, Kıbrıs ve Mısır,
Avusturya-Macaristan, Bosna Hersek’i, ilhak etmek için zikrolunan
yerlere girmişlerdi.
20 - Osmanlı Devleti’nin ortaya attı ve ne Osmanlıcılık ne de
İslamcılık gibi projeler Osmanlıyı çöküşten kurtaramamıştır.
Meşrutiyet’in ikinci kez ilan edildiği 1908 tarihinde
Avusturya-Macaristan, Bosna Hersek’i topraklarına katmasının yanı sıra
Bulgaristan’da bağımsızlığını ilan etmiştir. Osmanlılar bu durumu
kabullenmek zorunda kaldılar.
21 - Tunus, Fas, Karada gibi bir çok ulus Osmanlı’yı karşı önceden isyan etmişlerdi.
İtalyanlar, Trablusgarb’ı işgal ederek Kuzey Afrika’daki son Osmanlı
toprağını da aldılar. I. ve II.Balkan Savaşları sonucunda Osmanlı
Devleti bir çok toprağını kaybetti. Arnavutluk devleti bu savaş
sonucunda imzalanan anlaşmalarla ortaya çıkmıştı.
22 - Milliyetçilik hareketlerinin artık önü alınamıyordu. 1870 ve
1871’de siyasi birliklerini tamamlayan İtalya ve Almanya tüm projeleri
Osmanlı üzerine endekslemişlerdir. İtalya, Kuzey Afrika’yı egemenliğine
aldı. Almanya ise Osmanlı Devletini bir Pazar olarak görüyordu.
I. Dünya Savaşına Almanya’nın yanında giren Osmanlı, savaştan
yenilgiyle çıkınca bir çok toprağını kaybettiği gibi savaş sonunda da
imzalanan Mondros Ateşkes anlaşmasıyla adeta itilaf devletlerine teslim
olmuştu.
Osmanlı müslüman teb’ası olan Araplar, İngilizlerin ve Fransızların
propagandası sonucunda I. Dünya Savaşında Osmanlı’yı arkadan vurdular.
Osmanlı artık ata yurdu olan Anadolu’yu kurtarmak için çalışıyordu.
Sonuç olarak şunu ifade etmekte çok büyük yararlar vardır. 1789’da
ortaya çıkan milliyetçilik akımlarıyla ilgilenmeyen Osmanlı 1918’lere
ve Lozan Anlaşmasının yapıldığı 24 Temmuz 1923 tarihine gelindiğinde bu
akımdan en çok zarar gören devletti.
Osmanlı Devleti artık parçalanmış ve yeni milletler, yeni devletler ortaya çıkmıştır.
Türk milleti ancak nefsi müdafaa yaparak milliyetçilik akımının ancak
nefsi müdafaa yaparak milliyetçilik akımının pençesinden
kurtulabilmiştir. Ruslar Ermenileri bir maşa olarak kullanıp Türk
ordusunu ve Türk milletini uzun süre uğraştırmıştır. 1915’te Suriye’ye
tebcir edilmişler ama bu beladan bir türlü kurtulamamıştır.
Türk Milleti M. Kemal Atatürk önderliğinde yapılan Millî mücadeleyi
olağanüstü gayret ve mücadeleyle, nefs-i müdafaa yaparak binbir
güçlükle kazanabilmiştir.ransız İhtilalinin Osmanlı Devleti Üzerindeki
Etkileri
Fransız İhtilali, meydana geldiği tarihe damgasını vurmuş ve bütün
toplumları etkilemiş bir olaydır. İhtilal öncesi Avrupasına bir göz
attığımızda, halk kilisenin taassubu altında inliyordu. Ülkeler küçük
derebeyliklere bölünmüştü ve ağır vergiler halkı iyece
fakirleştirmişti. İhtilalin öncesinde, halk isyan derecesine ulaşmıştı.
1
Tarihte her olayın mutlaka bir sebebi vardır. Fransız İhtilalinin de
sebebi vardır. İhtilal öncesi, İhtilali hazırlayan şartlar mevcuttur. 5
mayıs 1789 tarihi başlangıç olarak kabul edilen Fransız İnkılâbı,
meydana getirdiği gelişme ve olaylarla çeyrek yüzyıl Avrupa’nın siyasi,
ekonomik ve sosyal hayatını değiştirdi.
2
Fransa’nın toplum yapısında çok büyük eşitsizlikler vardı. Soylular ve
papazlar sınıfı imtiyazlara sahipti. Ticaretle meşgul olan ve şehir
merkezlerinde oturan burjuvalar ise zengin olmuşlardı. Hiçbir hakkı
olmayan köylüler ise çalışmak ve vergi vermekten başka hiçbir hakka
sahip değillerdi. Fransa Kralı XVI. Louis yaptırmış olduğu Versailles
sarayında lüks içerisinde yaşıyor ve her türlü israfı yapmaktan geri
kalmıyordu. Kilise, halkı sürekli taassup içinde tutuyor ve krala
ihaneti en büyük suç sayıyordu. İhtilalinin fikir alanındaki sebepleri
ise Diderof ve d’Albert’in öncülük ettiği ansiklopedistler vasıtasıyla
toplumun alt tabakasına yeni fikirler yayılıyordu. Cumhuriyet ve
demokrasi anlayışı yavaş yavaş yayılıyordu. J. J. Rousseau, Voltair,
Montesguieu halkı bilinçlendiriyordu.
3
Kralın’da beklenen reformu yapmaması üzerine, soylular ve papazlar ve
halk temsilcileri arasında oy kullanımı yüzünden çıkan anlaşmazlık
büyüdü. Çünkü sınıf esası üzerine oy kullanılmasında halk temsilcileri
halkın % 96’sını temsil etmesine rağmen her zaman soylular ve
papazların dediği oluyordu. Böylece devam eden olaylar ihtilâli meydana
getirdi. Ulusal meclis, Kurucu meclis, Yasama meclisi, Konvention,
Directoire, Konsüllük dönemi sırasıyla Fransa’da Cumhuriyet ve
demokrasi gelişti. Kral ve eşi idam edildi.
Halkın hareketi başarıya ulaşmış oldu. Siyasi, dinî, ekonomik
nedenlerle meydana gelen ihtilal, Fransa’yı çok farklı yerlere taşıdı
ve o tarihten sonra meydana gelen tüm milliyetçilik ayaklanmalarına
temel teşkil etti.
Fransız inkılâbı sonucunda, bazı yeni devletler kurulurken, bazı büyük
devletler parçalandı. Dünyada yeni olaylar ve oluşumlar meydana geldi.
Fransa’da 1789 yılında halik ve burjuva sınıflarının krala ve zadegana
karşı meydana getirdiği ve başarıya ulaşan bu inkılâb aynı zamanda
Osmanlı Devleti, Avusturya-Macaristan, İngiltere, Rusya gibi devletler
için pek de olumlu bir olay olmadı.
4
1789 Fransız İhtilalinin mahiyeti, o sırada Avusturya ve Rusya ile
savaş halinde olan Osmanlı Devleti’ni uzun süre ilgilendirmedi. 1791-92
Ziştovi ve Yaş antlaşmasından sonra biraz ilgilendiyse de 1791’de
kralın yetkilerinin sınırlandırılması, hatta azli ve idamı Osmanlıyı
endişelendirmedi.
5
İhtilalin en önemli mesajı “milletlerin kendi kaderini kendisinin
belirlemesi” prensibi milletlerarası camiaya yerleşti. Osmanlı Devleti,
Fransız İhtilalini Avrupa’nın iç meselesi olarak görüyor, hiç
ilgilenmiyordu. Ancak Fransa’nın 1797’de, Yedi adalara el koyup
Yunanlıları bağımsızlık için kışkırtmasıyla milliyetçilik prensibinin
ve ihtilalin önemi ancak anlaşılabildi.
6
Bu dönemde Fransız İhtilaline karşı tarafsız kalan pek az ülkeden
biriydi. Osmanlı ülkesinde İhtilal yanlıları, kahvehanelerde broşür
dağıtıyorlardı. Hak, özgürlük ve eşitlikten bahsediyorlardı. Bu
dönemde, ortaya çıkan yeni düşüncelerin Osmanlılar tarafından ne ölçüde
anlaşıldığını kestirmek olanaksızdır.
7
III. Selim ihtilalci Fransa’yı desteklemiştir. Bu da Osmanlı’nın
kendisi için çok yakın gelecekte tehlike oluşturacak olan bu olayı tam
olarak anlayamadığını gösterir.
8 Fransa, ihtilalden çok kısa bir süre sonra yayılmacı politikalar
içerisine girmiştir. Amerika bağımsızlığa destek vererek el altından
Amerika’daki İngiliz kolonilere silah satıyordu. Aynı zamanda Osmanlı
ülkesi olan Mısır’a çok geçmeden saldırmıştı.
9
Fransa’nın Osmanlı Devleti üzerindeki bu gizi hesaplarına rağmen,
Osmanlıyla, Fransa arasında Kanuni döneminden bu yana devam eden ve
sürekli gelişen bir dostluk vardı. İki devlet arasındaki ticari ve
diplomatik faaliyetler çok eskiye dayanıyordu. Fransız İhtilali
başladığında bu olayı Fransa’nın iç sorunu olarak gören Osmanlı
Devleti, bir İslâm devleti olması hasebiyle kendi ülkesinde Avrupa
ölçülerine göre bir adaletsizlik, eşitsizlik, siyasi ve sosyal
bozukluklar mevcut değildi.
10 Üstelik Fransa dostu olan bir ülke olmasına rağmen çok uzaktaydı.
Buradaki gelişmeleri ancak dolaylı yollardan öğrenebiliyordu. Osmanlı
Devleti bir çok problemle uğraşması, çöküş sürecine girmesi dolayısıyla
böyle bir işle uğraşmaya vakitte bulamıyordu.
11
1792 yılında Fransa, yeni rejimini korumak ve rejimini ülkelere
tanıtmak üzere doğal sınırlarının dışında savaşlara girişti. Bunun
karşısında Osmanlı Devleti tarafsızlığını ilan etti. Fransa’nın
Osmanlı’yı parçalamak isteyen Rusya ve Avusturya’yı yenmesi İstanbul’da
sevinçle karşılandı. Fransa’nın isteğine rağmen Osmanlı Devleti bu yeni
rejimi hemen tanımak istemedi. Osmanlı yöneticilerine göre Fransa’nın
yeni rejimi Avrupa’nın sorunu idi. Osmanlı’nın Avrupa hukukuna dahil
olmadığını öne sürüyorlardı. Osmanlı hükümeti ihtilal karşısında
gerçekten tarafsız davranıyordu.
12
1793’te Fransa İstanbul’a olağanüstü elçiler göndererek, Fransa
Cumhuriyet hükümetinin tanınmasını Türkiye ile Fransa arasında anlaşma
yapılmasını ve Türkiye’nin savaşa girmesini istedi ama Türk hükümeti
bunu reddetti. Çünkü Fransa’nın Cumhuriyetini tanımakla Avrupa’ya karşı
cephe almak istemiyordu. Prusya Fransa’yı tanıdıktan sonra Osmanlı
Devleti Fransa Cumhuriyetini tanıdı.
13
Bu tarihten sonra Fransa, Osmanlıyı Rusya ve Avusturya aleyhinde savaşa
sokmak istiyordu. Osmanlı buna yanaşmadı. Napolyon orduları ile
Avrupa’da bir çok orduları yenerek Compo Formio anlaşmasıyla
üstünlüğünü kabul ettirdi.
14
1798’de Mısırı işgal eden Fransızlarla Osmanlılar arasındaki
münasebetler bitmişti. 1798’de Pramidler savaşını kazanan Mısır’dan
İngilizler ve Ruslar sayesinde onların desteğiyle çıkarabildi. Ama bu
seferde Mısır’a İngilizler yerleşti. Fransızlar gittikleri bütün
yerlerde milliyetçilik akımlarını yayıyorlardı. Mısır’a girip çıkan
Fransızlar Kölemenleri Osmanlı aleyhine kışkırttılar. Daha sonra da
işgal ettiği yedi adadan çekilmesi üzerine bölgeye Ruslar geldi. Tıpkı
Fransızlar gibi Ruslar da Rumları Osmanlı aleyhine kışkırtmaya
başladılar. Diğer taraftan Ruslar Balkanlarda ulusçuluk faaliyetlerini
yaymaya devam ettiler.
Fransızlar, propagandalarını çekilmiş oldukları bölgelerde,
sürdürdüler. Türkçe, Rumca, Ermenice’ye tercüme ettikleri
milliyetçiliğe ve Cumhuriyete dair eserleri özel adamları Akdeniz
adalarına gönderdiler.
15 Yunan isyanları 6 Mart 1821’de Eflak Buğdan’da başladı. Etnik-i Eterya bu faaliyeti yürütüyordu.
16
Fransa’nın çabaları ve zararlı faaliyetleri sonucunda, Osmanlı milleti
olan gayr-i müslim Hıristiyan teb’a başta olmak üzere bir süre sonra
müsüman teb’a devlete karşı isyan etmiştir.
1804 tarihinde Sırplar isyan etmişlerdir. 1821’de Morada isyan meydana
gelecektir. 1830 yılında Yunanistan bağımsız olarak bir devlet
kuracaktır.
17
Daha sonraları Fransızlar, Cezayir’i işgal edecekler ve bunun yanı sıra
M. Ali Paşa’ya destek vererek Vali’nin devletine karşı cephe almasına
sağlayacaklardır.
Rusya ise Balkanlarda Osmanlı aleyhine propaganda yaptığı gibi, Kırım’a
girerek, Kırım’da yaşayan Türkleri bağımsızlık vaadetmek, girişmiş
olduğu türlü entrikalarla Kırım’ı Osmanlı’dan ayırarak ilhak etmiştir.
Artık büyük devletler Osmanlı’nın içişlerine müdahale ediyorlar ve her
taraftan Osmanlıyı çökertmeye çalışıyorlardı. 1839 Tanzimat Fermanı ve
daha sonra Avrupalı devletlerin baskıları sonucunda, 1856 yılında ilan
edilen Islahat Fermanıyla gayrimüslim tebaya çok geniş haklar
veriliyordu. Bu ıslahat Fermanını, Osmanlı kabul etmek zorunda
kalmıştır.
18
Fransa’nın tarihteki Osmanlı Politikası daha önce anlattığımız
örneklerde görüldüğü üzere, müspet bir yön yoktur. Fransa pek çok
olayda Osmanlı Devleti’ni kendi menfaatleri için kullanacağı paravan
veya alet olarak görmüştür.
19
Çeşitli ırkları, farklı dinlere mensup milletleri bünyesinde barındıran
Osmanlı Devleti için milliyetçilik akımı Osmanlı için gerçek bir
felaket olmuştur. Avrupalı devletlerin kültürel, ekonomik, siyasi ve
askeri baskıları sonucunda Osmanlı Devleti her tarafında isyanların
başladığı her devletin müdahalesinin olduğu bir devlet haline gelmişti.
Tüm planlar Osmanlı’yı parçalamak için yapılıyordu. 1856 Islahat
Fermayıla gayrimüslim teb’aya bir takım haklar verdiyse de Avrupalı
devletlerin isteklerinin ardı arkası kesilmek bilmedi. Rusya
Balkanları, Fransa Cezayir’i, İngiltere, Kıbrıs ve Mısır,
Avusturya-Macaristan, Bosna Hersek’i, ilhak etmek için zikrolunan
yerlere girmişlerdi.
20
Osmanlı Devleti’nin ortaya attı ve ne Osmanlıcılık ne de İslamcılık
gibi projeler Osmanlıyı çöküşten kurtaramamıştır. Meşrutiyet’in ikinci
kez ilan edildiği 1908 tarihinde Avusturya-Macaristan, Bosna Hersek’i
topraklarına katmasının yanı sıra Bulgaristan’da bağımsızlığını ilan
etmiştir. Osmanlılar bu durumu kabullenmek zorunda kaldılar.
21
Tunus, Fas, Karada gibi bir çok ulus Osmanlı’yı karşı önceden isyan etmişlerdi.
İtalyanlar, Trablusgarb’ı işgal ederek Kuzey Afrika’daki son Osmanlı
toprağını da aldılar. I. ve II.Balkan Savaşları sonucunda Osmanlı
Devleti bir çok toprağını kaybetti. Arnavutluk devleti bu savaş
sonucunda imzalanan anlaşmalarla ortaya çıkmıştı.22 Milliyetçilik
hareketlerinin artık önü alınamıyordu. 1870 ve 1871’de siyasi
birliklerini tamamlayan İtalya ve Almanya tüm projeleri Osmanlı üzerine
endekslemişlerdir. İtalya, Kuzey Afrika’yı egemenliğine aldı. Almanya
ise Osmanlı Devletini bir Pazar olarak görüyordu.
I. Dünya Savaşına Almanya’nın yanında giren Osmanlı, savaştan
yenilgiyle çıkınca bir çok toprağını kaybettiği gibi savaş sonunda da
imzalanan Mondros Ateşkes anlaşmasıyla adeta itilaf devletlerine teslim
olmuştu.
Osmanlı müslüman teb’ası olan Araplar, İngilizlerin ve Fransızların
propagandası sonucunda I. Dünya Savaşında Osmanlı’yı arkadan vurdular.
Osmanlı artık ata yurdu olan Anadolu’yu kurtarmak için çalışıyordu.
Sonuç olarak şunu ifade etmekte çok büyük yararlar vardır. 1789’da
ortaya çıkan milliyetçilik akımlarıyla ilgilenmeyen Osmanlı 1918’lere
ve Lozan Anlaşmasının yapıldığı 24 Temmuz 1923 tarihine gelindiğinde bu
akımdan en çok zarar gören devletti.
Osmanlı Devleti artık parçalanmış ve yeni milletler, yeni devletler ortaya çıkmıştır.
Türk milleti ancak nefsi müdafaa yaparak milliyetçilik akımının ancak
nefsi müdafaa yaparak milliyetçilik akımının pençesinden
kurtulabilmiştir. Ruslar Ermenileri bir maşa olarak kullanıp Türk
ordusunu ve Türk milletini uzun süre uğraştırmıştır. 1915’te Suriye’ye
tebcir edilmişler ama bu beladan bir türlü kurtulamamıştır.
Türk Milleti M. Kemal Atatürk önderliğinde yapılan Millî mücadeleyi
olağanüstü gayret ve mücadeleyle, nefs-i müdafaa yaparak binbir
güçlükle kazanabilmiştir.

Etiketler:
Bilimler
Tarih
Fransız İhtilalinin Osmanlı Devleti Üzerindeki Etkileri
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |