Okunma: 197 kez
8 Kasım 1953 Pazar gecesi saat 23.00′da Prof. Dr. Kamile Şevki Mutlu’nun ev telefonu çaldı. Prof. Mutlu, Ankara Tıp Fakültesi
Histoloji ve Ambriyoloji Kürsüsü Başkanı’ydı.Patalogdu. Arayan ise Ankara Valisi Kemal Aygün’dü…
Aygün, “Hocam” dedi, “10 Kasım günü Atamızın naaşını Anıtkabir’e taşıyacağız. Bunun için bir komite kurduk.
Naaşı geleneklere uygun olarak toprağa defnedeceğiz. Ancak bozulmadan korunduğunu belgelemek için muayene etmenizi rica
ediyoruz.”Prof. Mutlu önce reddetti. Mutlu, o sırada 40 derece ateşle
yatıyordu. Hastalığını gerekçe göstererek bu görevi bir başka
meslektaşının yapmasını rica etti.Ancak Vali Aygün ısrarcıydı: “Ben
sizi sarar sarmalar götürürüm, bu tarihi bir görev” dedi. Mutlu kabul
etti ve 9 Kasım sabahı Etnografya Müzesi’ne gitti. Başbakan Adnan
Menderes oradaydı.
Meclis Başkanı Refik Koraltan ve eski başkan Abdülhalik Renda da…Mutlu,
görevden affını istemekle ne büyük hata ettiğini o zaman anladı.
Gerçekten tarihi bir tanıklıktı bu… Ata’nın gül ağacından tabutu, 4
Kasım günü, geçici kabrinden çıkarılıp müzenin holündeki mermer
katafalka konulmuştu. Bir
hafta boyunca sırayla öğrenciler, subaylar ve generaller katafalk
başında nöbet tutmuştu. Nihayet tabutun açılma günü gelip de komite
üyeleri tamam olunca Prof. Kamile Mutlu “Başlayın” talimatını verdi.
Bunun üzerine tabutun vidaları söküldü. Tahta tabutun içinde madeni
bir sanduka bulunuyordu. Bu sandukada gaz birikmiş olma ihtimali
düşünülerek önce bir burgu ile delik açıldı. Gaz ya da koku
çıkmadı.Sanduka talaş doluydu. Sandukanın içi, muhafaza solüsyonu ile
ıslatılmış tahta talaşı doluydu. Bu talaş, naaşın ayak yönüne doğru
toplandı. Talaşın arasında, ağzı kapalı ve içi sıvı dolu bir şişe
bulundu. Bu,cesedi muhafaza için kullanılan solüsyondan bir numuneydi.
Üzerinde terkibi yazılıydı.Ata’nın naaşı beyaz kefene sarılmış, sonra
kahverengi bir muşambayla kaplanmıştı.
Sargıları açmaya başladılar. Herkes nefesini tutmuştu. Çünkü, “Naaş
çürüyüp bozulmuş, çıkan gazlar tabutu patlatmış, nöbetçi er, kokudan
bayılmış” diye bir sürü söylenti geziniyordu. Ve 15 yıl sonra ilk kez
Ata’nın yüzünü göreceklerdi.Kefenin sargıları aralanınca Prof. Kamile
Şevki Mutlu, orada bulunanların yardımıyla katafalka çıktı ve
Atatürk’ün yüzüne baktı. Ata’nın derisi kahverengi bir hal almış, ama
yüz hatları bozulmamıştı. Menderes sapsarı olmuştu Prof. Mutlu, gördüğü
tabloyu daha sonra şöyle anlatacaktı:”Yüzünü örten
ıslak pamuk kitlesi kaldırılınca Ata’nın heykel gibi duran yüzü ile
karşılaştım. Uzun sarı saçlarından ince bir tutam, sol göz kapağının
üzerine düşmüştü. Atatürk, Dolmabahçe Sarayı’ndaki yatağında uyuyor
gibiydi.” Prof. Mutlu, kenarda bekleyen komite üyelerini tabutun başına
çağırdı. Onlar da tek tek tabutun içine baktılar.En başta Başbakan
Adnan Menderes vardı. Koyu renk takım elbisesi içindeki Menderes de
yanındakilerin yardımıyla katafalka çıktı,ürkek bir şekilde aşağı,
tabuta doğru baktı.
O an ne olduğunu Prof. Kamile Mutlu’dan aktaralım: “Menderes çok
heyecanlandı.Rengi sapsarı oldu. Bir de baktım ki, müzenin kapısına
doğru gidiyor. Atatürk’ün yüzüne bakmadı. Tahmin ediyorum, kendinde o
kuvveti bulamadı. En sona Abdülhalik Renda kalmıştı. O da Ata’yla karşı
karşıya gelir gelmez tabutun yanına yığılıverdi. Salondaki herkes
Atatürk’ü tek tek gördükten sonra naaş, tekrar solüsyonla ıslatıldı.
Ata’nın başı pamuklarla örtüldü ve vücudu beyaz kefenle sarıldı.
Bu sırada bir komiser,orada görevli adli tıp doçenti Dr. Cahit
Özen’in yanına yaklaşıp avucunda taşıdığı bir kâğıdı gösterdi ve şöyle
dedi:”Bu kâğıdı,Atatürk’ün hemşiresi Makbule Hanım gönderdi.Kefenin
içine Atatürk’ün göğsü üstünekonmasını istiyor.”Doç. Özen, kâğıda bir
göz attı.
Eski Türkçe bir şeyler yazılıydı. “Böyle bir kâğıdı Atatürk kabul
etmez. Bize kızar, darılır” dedi.Komiser kâğıdı katlayıp cebine koydu
ve uzaklaştı. Bütün işlemler bittikten sonra
salonda bulunanlar naaşın iki yanından geçip hep bir ağızdan besmele
çektiler ve cesedi yeni tabuta yerleştirdiler. Bu tabut da 15
yıl içinde yattığı büyük gül ağacı tabutun içine konuldu. Üzeri
bayrakla örtüldükten sonra kapağı kapatıldı. Ve 10 Kasım sabahı,
Ata’nın naaşı 15 yıl önce onu Dolmabahçe’den Ankara’ya taşıyan top
arabasına yerleştirilip son durağı olacak Anıtkabir’e taşındı.
Artık ebediyen orada kalacaktı… Atatürk’ün tabutu, Menderes’in
huzurunda açılmıştı Ata’nın 15 yıl Etnografya Müzesi’nde bekletilen
naaşı,12 askerin omuzları üzerinde oradan alınmış ve 136 asteğmenin
çektiği bir top arabası ve matem marşı eşliğinde Anıtkabir’e
taşınmıştı.Radyodan naklen yayımlanan o görkemli tören, en az 15 yıl
önceki kadar hüzünlüdür.

Etiketler:
Bilimler
Tarih
Atatürkün Tabutu ve Nasıl Açıldığı
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |