Okunma: 791 kez
Binlerce yıllık Şanlı tarihimizin bir başka altın sayfalarından olan Çanakkale zaferi, herkeze ders olmalıdır ve bugünlerin kolay kazanılmadığını bilmemiz açısından bir başka önemlidir.Ne yazıkki Cumhuriyetimizin ilanından sonrada bazı kesimler bugün olduğu gibi Atalarımızı red etme ve kötüleme yarışına girmişlerdir.Bugün biraz azalmış olsada derslerde bile tarih hep yanlış öğretilmiştir.
Ama ne mutlu ki böyle atalarımız var ve bizler için Türkiye için
canlarını vermişler şehit olmuşlardır.Onlara ALLAH ‘tan rahmet dileriz.
Çanakkale Savaşı yalnız bizim tarihimizin değil yakın dünya
tarihinin en önemli savaşlarından biridir. Çanakkale Boğazı’nı savaş
gemileriyle zorlayarak aşma, böylece İstanbul’a kavuşma isteği Avrupa
büyük devletlerinin öteden beri özlemidir.
1914 yılında I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla İtilaf devletleri bu
isteklerini gerçekleştirme fırsatının doğduğuna inandılar. Bu inançla
İngiltere ve Fransa işbirliği yaparak 3 Kasım 1914 günü alacakaranlıkta
Bozcaada’dan Boğaz’ın ağzına doğru yaklaştılar. Buradan
istihkamlarımıza doğru ateş açtılar, İngilizler Seddülbahir ve Ertuğrul
tabyalarını, Fransızlar da Anadolu yakasında Kumkale ve Orhaniye
tabyalarını havantopu ile dövdüler.
Cephaneliğimize isabet eden top mermisiyle on bir ton barut havaya
uçtu, subay ve erlerimiz şehit düştü, İngiliz Donanma Komutanı Amiral
Carden Çanakkale önlerinde gösteriler yaptı, düşman denizaltıları
boğazı geçmeye kalktılar.
24 Kasım 1914 günü bir Fransız denizaltısı Boğaz sularında görüldü. bu
denizaltıyı gören topçularımız düşman üstüne ateş yağdırmaya başladı. 2
Aralık günü İngiliz denizaltısı da bir deneme yaptı. Derinden engelleri
aşarak Boğaz’a girdi. Yediyüzelli metre ilerde bulunan Mesudiye
zırhlısına torpil atarak bu gemimizi batırdı. Zırhlımızda bulunan
subaylardan on’u ve erlerimizden yirmi dördü şehit düştü.
19 Şubat 1915 günü düşman savaş gemileri öğleye kadar uzun menzilli
bir bombardımana girişti. Boğaz’a iyice sokuldular. Tabyalarımız akşama
doğru düşman savaş gemilerine karşılık verdi. Ertuğrul ve Orhaniye
tabyalarından atılan ateş karşısında düşman oldukça bocaladı.
İtilaf devletleri gemileri diledikleri gibi ilerleyemiyor,
amaçlarına ulaşamıyordu. Lodos fırtınasını başarısızlıklarının nedeni
olarak görüyorlardı. Havalar düzelince yeni saldırılar düzenlendi. Yine
sonuç alınamayınca düşman gemilerine komuta eden Amiral Carden görevden
alındı. Yerine 17 Mart 1915 günü Robeck atandı. Yeni komutan 18 Mart
1915 günü donanmayla Boğaz’a saldıracağını, yakında İstanbul’da
olacağını Londra’ya bildirdi.
Bu arada Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Albay Cevat Çobanlı
17/18 Mart gecesi boğaz’a mayın hattı döşenmesi emrini verdi. Aldığı
emir gereği Binbaşı Nazmi Bey Nusret Mayın gemisi ile o gece yirmi altı
mayın, Boğaz’a on birinci hat olarak döşendi. Boğaz’daki mayın sayısı
on bir hat olarak 400′ü aşmıştı.
18 Mart 1915: İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden oluşan, o
dönemin en büyük deniz gücü, üç filo olarak sabahleyin Çanakkale
Boğazı’na girdi. Bu donanmanın ilk grubunu oluşturan filoda,
İngilizlerin Queen Elizabeth zırhlısı ile İnflexible, Lord Nelson ve
Agamemnon savaş gemileri bulunuyordu.
İkinci grupta İngiliz Kalyon Kaptanı komutasında Ocean,
İrresistible, Wengeance Majestic gibi savaş gemileri yer almıştı.
Üçüncü filo ise Prince, Bouvet, Suffren gibi Fransız savaş gemilerinden
oluşuyordu.
İngilizler ve Fransızlar zayıf Türk savunmasını kolayca susturarak
Boğaz’ı kolayca geçebileceklerim umuyorlardı. Bu umut ve güvenle 18
Mart 1915 günü düşman savaş gemileri şiddetli bir ateşe başladılar.
Rumeli Mecidiyesiyle merkez bataryaları şiddetli bir ateşe tutuldu.
Boğazdaki düşman gemileri Hamidiye istihkamlarına yüklendi. Bunu gören
Dardanos bataryaları ateşi üzerlerine çekmeye çalıştı. Az sonra, tüm
gemiler, Dardanos’a saldırdı. Dardanos tabyamız saldırılara şiddetle
karşı koydu. Bu arada Mesudiye tabyası da ateşe başlamıştı. Mesudiye
üzerine ateş açılınca Hamidiye onun yardımına koştu. Bu arada kıyı
bataryalarımız düşman üstüne ateş yağdırmaya başladılar. Bunalan düşman
kaçmak isterken topçu atışlarıyla karşılaşıyordu. Düşman gemilerine göz
açtırılmıyordu. Karşılıklı bu korkunç bombardıman bir saat kadar sürdü.
Bu karşılıklı bombardımanı bir yabancı yazar şöyle anlatıyor:
«İnsan manzarayı gözlerinin önünde canlandırabilir. Kaleler, toz
duman bulutları içinde kaybolmuşlarda Yıkıntıların arasından arada bir
alevler yükseliyordu. Gemiler, çevrelerinde fışkıran sayısız su
sütunları arasında yavaş yavaş hareket ediyorlar, bazen duman ve
serpintiler arasında iyice görünmez oluyorlardı. Tepelerden ateş eden
havan toplarının alevleri görülüyor, ağır toplar yer sarsıntıları gibi
gümbürdüyordu.»
Bombardıman sırasında Türk tabya ve bataryaları büyük zarar
görmüştü. Amiral Robeck Fransız gemilerini geri çekerek İngiliz savaş
gemilerini ileri sürdü. Tam bu sırada müthiş patlamalar oldu. Bouvet ve
Suffren savaş gemileri mayına çarparak sarsıldılar, manevra
kabiliyetini kaybettiler. Bir gece önce Nusret mayın gemisinin döşediği
mayınlar görevlerini yapmışlardı. Boğazın berrak sulan üzerinde bir dev
gibi yatan Bouvet ve Suffren’e tarihi Hamidiye bataryamızın keskin
nişancıları ateş açtılar. Çanakkale Geçilmez kitabının yazarı Alan
Moorehead olayı şöyle anlatıyor.
«Saat 13.45′de Suffren’in az gerisindeki Bouvet müthiş bir
patlamayla sarsıldı. Güverteden göğe kesif bir duman yükseldi.
Gittikçe hızlanarak yana yattı, devrilip gözden kayboldu. Olayı
görenlerden birinin ifadesine göre «Bir tabak, suda nasıl kayıp giderse
o da öylece kayıp gitti.»
Türk tabyaları, Boğaz’ı geçmeye çalışan düşman gemilerine durmadan
ateş ettiler. Bu arada düşman Boğazdaki mayınları temizlemek için mayın
tarayıcılarını boğaza soktu. Tabyalarımız mayın tarayıcılarına ateş
açtılar. Açılan ateş yağmur gibi yağmaya başlayınca düşmanlar panik
içinde kaçtılar. Bu arada düşman savaş gemilerinden İnflexible,
İrressitible büyük hasar gördü. Batanlar oldu. Daha sonra Queen
Elisabeth ve Agamemnon yaralandı. İtilaf devletleri Çanakkale Boğazı’nı
denizden aşamadılar. Büyük kayıplar vererek: Çanakkale Boğazı’nın
geçilemeyeceğini öğrendiler.
İtilaf devletleri Çanakkale Boğazı’nın savaş gemileri ile aşamayınca
bu kez çıkarma yapmayı planladılar. Artık Çanakkale kara savaşları
başlıyordu. Kara savaşında düşmanın nereden çıkarma yapabileceği
tartışıldı. Mustafa Kemal Kabatepe ve Seddülbahir’den, Alman komutan
Von Sanders ise Bolayır ve Anadolu yakasından çıkarma yapılabileceği
görüşündeydi. Alman komutanı Von Sanders’in görüşü ağır bastı, ve
askerler o yöreye yerleştirildi.
Düşman güçleri 25 Nisan 1918 sabahı Mustafa Kemal’in düşündüğü
noktadan saldırdı. 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal Kocaçimen’de
Conkbayır’da, savaştı. Cephanesi biten askerlere:
— Süngü tak emrini verdi. Daha sonra ;
— «Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye
kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar
geçebilir» dedi. Tarihin bu en büyük siper savaşı başlamıştı. Siperler
arası uzaklık sekiz on metre kadardı. Türk siperlerinden hiçbir asker
ayrılmıyordu. Şehit düşenlerin yeri hemen dolduruluyordu. Her adım
başına bir mermi düşüyor; toprak adeta tüterek kaynıyordu. Düşman
dalgalar halinde Conkbayır’a doğru ilerliyordu. Bu arada Mustafa Kemal,
Anafartalar Grup Komutanlığına atandı. Anafartalar Savaşı’nda düşmanın
attığı şarapnel misketi Mustafa Kemal’in göğsüne isabet etti. Ancak
cebindeki saate çarptığından bir şey olmadı.
Kısa sürede Türk ordusu her yerde büyük başarılar kazandı. Düşman
şaşkına döndü, bozguna uğradı. Çanakkale kara savaşlarının en önemli
cepheleri; Kumkale, Beşike, Bolayır, Seddülbahir, Anbumu, Kabatepe,
Conkbayırı ve Anafartalar’dır. 19 - 20 Aralıkta Anafartalar ve Arıburnu
cephesi, 8 - 9 Ocak’ta Seddülbahir düşmanlar tarafından boşaltıldı.
Böylece 1915 baharında parlak umutlarla karaya ayak basan birleşik
düşman ordusu 1916 kışında bozguna uğrayarak çekip gitti.
Çanakkale savaşlarında 250 binin üzerinde askerimiz şehit düştü. Düşman kayıpları ise bu rakamın üstündedir.
Çanakkale savaşlarının unutulmaz kahramanı, Anafartalar Grup
Komutanı Mustafa Kemal’in başarısı ilerde başlayacak Ulusal Kurtuluş
Savaşı’mızın kaynağı oldu.
Bağımsızlığımızı savunmak, yurt topraklarımızı korumak için yapılan
savaşlar kutsaldır. Çanakkale, Ulusal Kurtuluş Savaşımız kutsal destan
savaşlara birer örnektir.

Etiketler:
Bilimler
Tarih
18 Mart Çanakkale Zaferi
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |