Okunma: 697 kez
Osmanlı Devleti ‘nin ilk başkentlerinden biri olması hasebiyle Bursa, devletin, idarî, siyasî, dinî, ilmî, kültürel, sosyal ve ekonomik hayatında önemli derecede rol oynayan bir merkezdi. Çok daha sonraları gelecek olan Keçecizâde Fuad Paşa’nın “Bursa Osmanlının dibacesidir” sözü, Bursa’nın Osmanlı tarihinde oynadığı role işaret etmektedir.
Kurulusu, milattan önceki yıllara dayanan Bursa, daha sonra
Romalıların eline geçer. Roma’nın Doğu ve Bati olmak üzere ikiye
bölünmesinden sonra çevresi ile birlikte Doğu Roma İmparatorluğunun
(Bizans’ın) idaresinde kalmıştır.
Osmanlı Devleti ‘nin kurucusu olan Osman Bey’in siyasi
faaliyetlerinden bahsedilirken işaret edildiği gibi Osman Bey, Bursa’yı
kuşatma altına almış fakat fethine muvaffak olamamıştı. Bununla beraber
Bursa’ya Bizans’tan gelecek yardıma mani olmak için, şehrin yakınlarına
iki kale yaptırmış, bunlardan birine Ak Timur’u, diğerine de
Balabancık’ı muhafız olarak tayin etmişti. Böylece Osman Bey, Bursa’ya
dışardan gelebilecek yardim yollarını denetim altına almış oluyordu. Bu
sebeple 1315 yılından itibaren Bursa, Osmanlılar tarafından çevresinde
inşa edilen kaleler vasıtasıyla bir mânâda muhasara altına alinmiş
oluyordu.
Orhan Bey, 1326 yılında büyük bir kuvvetle Bursa üzerine yürür.
Âsikpasazâde ve Nesrî gibi kaynaklar, Osman Gazi’nin, Bursa’nın fethinden önce oklu Orhan’a:
“Oğul, sen önce Adranps (Orhaneli)’a git ki, o kâfirin babası Dinboz
gazasında benim Bay Koca’mın düşmesine sebep oldu.” diyerek onu Gazi
Mihal (Köse Mihal), Turgut Alp, Şeyh Mahmud ve Edibali’nin kardeşi oklu
Ahi Hasan’la gönderdi. Orhan Bey, bu tecrübeli komutanlarla görüşerek
Bursa’nın güneyinde ve bir bakıma Bursa’nın anahtarı durumunda olan
Adrenos kalesini alıp yıktırır. Orhan Bey’in gelişinden önce kaleyi
boşaltıp Elete dağına çıkmış olan halk ve kale beyi, Orhan’a itaatini
bildirirler. Bunun üzerine tekrar yerlerine iade edilen halka karsı
Orhan Bey, insaf ölçülerini asmayacak derecede merhamet ve hoşgörülü
bir şekilde davranır.
Bundan sonra Bursa önlerine gelen Orhan Gazi, Pınarbaşı mevkiinde
karargahını kurup kaleyi kuşatır. Bizans’tan beklenen yardımın
gelmeyeceğini anlayan ve kaleyi kurtarmaktan da ümidini kesen kale
beyi, Gazi Mihal Bey vasıtasıyla ve bazı şartlarla Bursa’yı teslim
edeceğini bildirdiğinden 2 Cemayizelevvel 727 (6 Nisan 1326) tarihinde
Bursa Osmanlılara teslim edilir. Kale muhafızı olan Evrenos da Müslüman
olarak Osmanlıların hizmetine girer. Orhan Bey, burayı aldıktan sonra
babasının na’şını buraya getirterek sonradan Gümüşlü Künbed diye meşhur
olan yere defe ettirir.
Gerek strateji, gerekse psikolojik bakımdan Osmanlılar için büyük
bir mânâ ve ehemmiyet ifade eden Bursa’nın fethini küçük bir hadise
olarak göstermeye çalışan Gibbons, bunu özellikle İstanbul’daki iç
çekişmelere ve halkın maddî sıkıntı içinde bulunmasına bağlar. Bu arada
Bursa’nın fethinden sonra Evrenos Bey’in Müslüman olduğunu, birçok
kimsenin de ona uyarak yeni fatihlerin (Osmanlıların) dinini kabul
ettiğini de belirtir. Böylece kuruluş dönemindeki Osmanlı Beyliği’nin
gücünü ve çevrelerindeki insanlar üzerinde meydana getirdikleri olumlu
havaya da işaret eder.
Bursa’nın fethinden sonra, Orhan Gazi için ele geçirilmesi gereken
hedef artik İznik olmuştur. Marmara havzasında bir sanayi şehri olan
İznik, o dönemlerde Bursa’dan daha mühim bir şehir olma özelliğine
sahipti. Burası Bizans’ın, Anadolu’daki en büyük şehirlerinden biri
olmakla kalmıyor, ayni zamanda Hıristiyanlık için dinî bir merkez olma
hüviyetini de taşıyordu. Nitekim miladî takvimin 325. senesinde Büyük
Kostantin tarafından günümüz Hıristiyanlığının akidelerinin tespitinde
rol oynayan en mühim konsol burada toplanmıştı. 1074 yılından Birinci
Haçlı Seferi (1097) ne kadar Anadolu Selçuklu Devleti’ne başkentlik
eden İznik, belirtilen tarihten itibaren Bizanslıların elinde idi.
Hatta 1204 yılından 1261 yılına kadar da Bizans İmparatorluğu’nun
merkezi olmuştu. Bundan başka İznik, Kocaeli yarımadası bakımından
stratejik önemi haiz olan önemli bir şehirdir.
Bursa’nın zaptından sonra Osmanlı Beyliği’nin merkezi buraya nakl
edilmiştir. Yeni hükümdar burayı yeni binalarla süslemişti. İnşa edilen
dinî ve sosyal eserlerle şehir, Müslüman Türk şehri olma hüviyetini
kazanıp yeni bir çehreye büründü. Orhan Bey, daha isin basında eski
kiliseleri mescide ve medreselere çevirdi. Bursa’da fakir ve yoksulları
doyurmak için imâret yaptırıp onlara vakıflar tahsis eyledi. Buradaki
bilgin ve hafızlara da maaş bağladı.

Etiketler:
Bilimler
Tarih
Bursanın Fethi (6 nisan 1326)
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |