Okunma: 95 kez
Metabolik sendrom Derneği Başkanı Prof. Dr. Aytekin Oğuz, ''Metabolik sendrom pandemisinden (bütün dünyayı içine alan salgın) Türkiye maalesef nasibini, fazlasıyla almış durumda'' dedi.
Oğuz, "yaşam tarzı bozukluğu hastalığı" olarak da adlandırılan metabolik sendromun (bel çevresinin fazlalaşması şeklinde kendini gösteren kilo fazlalılığı, tansiyon yüksekliği, şeker dengesizliği) bütün dünyayı saran bir salgın haline geldiğini ve Türkiye'nin de bu salgından fazlasıyla nasibini aldığını ifade etti.
Metabolik Sendrom Derneği tarafından Antalya Belek'te düzenlenen 5'inci
Metabolik Sendrom Sempozyumu çerçevesinde düzenlenen basın
toplantısında konuşan Dernek Başkanı Prof. Dr. Aytekin Oğuz, 2003
yılında kurulan Metabolik Sendrom Derneği'nin dünyada ilk kez
Türkiye'de faaliyete geçtiğini söyledi.
Dünyada 2005 yılında
metabolik sendrom diye bir hastalığın var olup olmadığı tartışılırken,
Türkiye'de Metabolik Sendrom Derneği'nin faaliyette olduğunu hatırlatan
Oğuz, "Bu durum, Türkiye'de hekimlerin metabolik sendrom gibi çok
önemli bir kavramı ne kadar erken yakaladıklarının ve bu anlamda
etkinliklere ne kadar erken başladıklarının göstergesi" dedi.
Metabolik
sendromun dünyaya duyurulmasında önemli çalışmaları olan Prof. Dr.
Scott Grady'nin nisan ayında basılan uluslararası bir dergideki
yazısının başlığının "Metabolik Sendrom Pandemisi" olduğuna dikkati
çeken Oğuz, "Epidemi salgın demektir. Endemi, bir bölgede bölgesel
olarak meydana gelen salgın anlamına gelir. Pandemi ise bütün dünyayı
içine alan salgın anlamındadır" diye konuştu.
Oğuz ayrıca,
"Pandemi dendiği zaman hekimlerin yürekleri titrer. Pandemi, ciddi bir
ifadedir. (Pandemi çıktı) dendiği zaman, veba, kolera pandemisi gibi
kabus günleri akla gelir. Metabolik Sendrom pandemisinden Türkiye
maalesef nasibini, biraz fazlasıyla almış durumda" dedi.
Kızılderililerle benzerlik
Aytekin
Oğuz, Prof. Dr. Scott Grady'nin ABD'de elde ettiği verilerle Türkiye
verilerini karşılaştırdıklarını ve ilginç sonuçlar ortaya çıktığını
anlattı.
Türkiye'deki metabolik sendrom sıklığının ABD'deki
beyazlar ve siyahlara benzemediğini belirten Oğuz, "Türklerde metabolik
sendrom görülme sıklığının en çok benzediği grup, Kızılderili
Amerikalılar. Bu grupta yüzde 35 oranında metabolik sendrom sıklığı
saptanmış. Türkiye'deki rakam da erişkinlerde yüzde 35" dedi.
Aytekin
Oğuz, bir gazetecinin, Kızılderililerin atasının Türkler olduğu
yönündeki iddiaları hatırlatması üzerine de, "İnsanların alışmış
oldukları yaşam tarzlarındaki ciddi değişiklikler obezite ve metabolik
sendrom ile ilişkili. Yüzyıllar boyu daha az hareketli yaşayan
topluluklarla, hareketli, avcı, toplayıcı, göçebe yaşayan kesimlerin
durgun hayata geçmeleri arasında fark var. Kızılderililerin
orijinlerine bakarsanız, birkaç yüzyıl önce son derece aktif bir yaşam
sürüyorlardı" dedi.
Oğuz, "Belki de ilk çağlardaki gibi bir
yaşam sürüyorlardı. İlk çağlarda metabolik sendrom insanların sorunu
değildi. Amerikan verilerine baktığımızda, Amerikan Kızılderililerin
metabolik sendrom sıklığı, bizim son bulduğumuz veri olan, yüzde 35'lik
Türk toplumundaki metabolik sendrom sıklığı ile birebir uyum gösterdi.
Genetik faktörlerle yaşam tarzının değişmesinin ortak etkisi bu.
Kızılderililer esas yaşamlarından farklı bir yaşama geçtiler. Onlar
Amerikan toplumuna entegre oldular ve onlar gibi yaşamaya başladılar.
Türk toplumu da aslında hareketli yaşayan bir toplumdu. Ama biz de
Kızılderililer gibi durgun bir yaşam sürmeye başladık" diye konuştu.
Karın bölgesi obezitesi
Prof.
Dr. Aytekin Oğuz, 14 ilde yapılan abdominal (karın bölgesi obezitesi)
ile ilgili araştırmanın ilk sonuçları hakkında da bilgi verdi.
Yapılan
araştırmada Türkiye'de abdominal obezitenin görülme sıklığının yüzde
44.3 bulunduğunu belirten Oğuz, "Yani bel çevresi 102 santimetrenin
üzerinde olan erkekler, erişkin nüfusun yüzde 22.7'sini, bel çevresi 88
santimetrenin üzerinde olan kadınlar da erişkin nüfusun yüzde 54.3'ünü
oluşturuyor" dedi.
Aytekin oğuz, "102'ye 88 santimetrelik bel
çevresi sınırlarına göre yaptığımız analize göre Türkiye'nin Metabolik
Sendrom prevalansı yüzde 35 oranında. Kadınlarda yüzde 36, erkeklerde
yüzde 32.9. Eğer bel çevresi sınırlarını 80-94 santimetre olarak kabul
edersek, Türkiye'de metabolik sendrom prevalansı yüzde 39.5. Kadınlarda
yüzde 41.8, erkeklerde yüzde 34.5" diye konuştu.
Oğuz,
hipertansiyon, diyabet, kolestrol bozukluğu, obezite, yağlı karaciğer,
alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması, safra taşı, uyku apnesi,
horlama, gut, depresyon ve polikistik over sendromunun da metabolik
sendroma neden olduğunu kaydetti. Sempozyum bugün sona erecek.

Etiketler:
Haberler
Bilimsel Haberler
Metabolik sendrom pandemisi Türkiye'de
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |