Okunma: 1507 kez
Günümüzde, şehirde veya şehir yakınlarında yaşayan insanlar geceleri gökyüzündeki yıldızların çoğunu görememektedirler. Şehirde yaşayan nüfusun hızla artmasıyla, açık alan aydınlatmaları yapılmaya başlanmıştır. Bunun sonucu olarak gökyüzüne yayılan ışığın miktarı artmıştır. Ancak şehirden yeterince uzaklaşıldığında Samanyolunu ve pek çok yıldızı görebilmek mümkün olabilmektedir. Gökyüzünün aydınlatılmasının çevreye zarar verdiği ve doğal mucizelerden biri olan evreni görme hakkını engellediği bilinen bir gerçektir.
( www.genbilim.com )
Kentlerdeki gök ışıklılığı amatör ve profesyonel astronomi için ciddi bir tehdittir.
Çevreyi ve astronomik araştırmaları olumsuz yönde etkileyen gökteki
ışıklılığa ışık kirliliği adı verilmektedir. Gökyüzünün
aydınlatılmasıyla geceleri insanların güvenliği açısından artış
sağlanmadığı gibi, boşa harcanan ışık enerjisi kamaşmaya, enerji
israfına ve bunların sonucu olarak doğal kaynakların tahribine sebep
olmaktadır.
Işık kirliliğinin kontrolünde en büyük problem, ışık kirliği
kavramından haberdar olunmamasıdır. Dış aydınlatmanın özenli yapılması
ile ışık kirliliğinin önüne geçilebilir. Alınabilecek önlemler
arasında, geceleri yapılan aydınlatmanın ancak çok gerekli ise
yapılması, varlık algılayıcılarının veya zaman sayaçlarının
kullanımının yaygınlaştırılması, ışığın gökyüzüne değil yere doğru
yönlendirilmesi, renksel geri verim özelliği çok önemli değilse alçak
basınçlı sodyum buharlı lambaların kullanılması ve gözlem istasyonları
etrafında yerleşimden kaçınılması yer almaktadır.
2. Işık Kirliliği Nedir?
Işık kirliliği kısaca dış aydınlatmanın bir yan ürünü olarak da
tanımlanabilir. Işık kirliliğini azaltmak için aydınlatılması zorunlu
bölgelerin, yalnızca aydınlatılması gereken zaman diliminde ve gereken
düzeyde aydınlatılması gereklidir. Işık kirliliği hakkında bilgi
verirken, üç temel bileşenden bahsetmek gerekmektedir.
Gök parlaması
Işığın aydınlatılacak bölge sınırlarının dışına taşması
Kamaşma
2.1. Gece Gök Parıltısı
Gece gök parıltısı doğal veya yapay kaynaklardan meydana gelebilmektedir.
Doğal kaynaklar:
Ay ve yeryüzünden yansıyan güneş ışığı,
Atmosferin üst tabakalarındaki alçak seviyeli hava parlaklığı (geçici düşük dereceli aurora),
Gezegenler arasındaki toz bulutundan yansıyan güneş ışığı,
Atmosferde yayılan yıldız ışığı
Silik, henüz oluşmamış yıldızlar ve nebulanın oluşturduğu fon ışığıdır.
Nebula, belli belirsiz ışık lekeleri şeklinde görülen uzay objeleri
veya yayınık kozmik toz kütleleri ve gazdır.
Gök parlamasını arttıran yapay kaynak ise elektriksel aydınlatmadır.
Işık armatürlerden direkt olarak gökyüzüne yayılabilir veya yeryüzünden
yansıyan ışık atmosferdeki toz ve gaz molekülleri tarafından atmosfere
saçılarak, parlak bir fon yaratabilir. Yıldızları görmeyi engelleyici
bir etkisi vardır. Gök parlaması seviyesi, hava koşulları, atmosferdeki
toz ve gaz miktarı, gökyüzüne yansıyan ışık miktarı ve görüş açısına
bağlı olarak oldukça değişkendir. Kötü hava koşullarında ışığı
atmosfere yayan parçacık sayısı daha fazladır ve gök parlamasının
oldukça yüksek olması sebebiyle israf edilen ışık ve enerji miktarı
gözle görülebilir hale gelir.
Gök parlamasının yüksek olması, özellikle astronomi çalışmalarını
olumsuz etkileyen bir durumdur. Uzaydaki cisimlerin gözlemlenememesi
sakıncasını beraberinde getirir. Gök parlamasının artması gökyüzündeki
karanlık bölgelerin parıltısının da artması anlamına gelir. Siyah gök
fonunun üzerinde yıldızlar ve diğer gök cisimlerinin oluşturduğu
kontrast azalır. Astronomlar gözlem yapacaklarında havanın kuru,
gözyüzünün açık olduğu, karanlık geceleri tercih ederler. Şehir
dışındaki yerleşim alanlarının tipik gökyüzü koşullarındaki zenit
parıltısı, doğal gök koşullarındaki zenit parıltısından 5 ila 10 kat
daha fazladır. Şehir merkezlerinde ise zenit parıltısı doğal geri plan
parıltısından 25-50 kat daha parlak olabilir. Profesyonel ve amatör
astronomların ölçüm sonuçlarına göre, gök parlaması değerleri tüm
dünyada hızla artış göstermektedir.
Işık kirliliği konusunda bilinçlenmenin artmasıyla, profesyonel olarak
aydınlatma ile ilgilenen kişiler, gök parlamasını, elektriksel
aydınlatmayla ilişkisini kurmaya çalışarak, ölçmeye başladılar. Bu
oldukça çaba isteyen bir çalışmadır çünkü gök parlamasını etkileyen pek
çok faktör vardır. Sadece aydınlatmanın varlığı değil, armatürden
yayılan ışığın açısal dağılımı, yeryüzünden yansıyan ışık ve açısal
dağılımı, nem ve aerosollerin atmosferik etkileri gibi oldukça sık
değişen hatta anlık değişen olayların göz önünde bulundurulması
gereklidir. Aerosoller yapay kirlilik, yangın, volkanik patlamalar
etkisiyle oluşan atmosferdeki parçacıklardır.
Gece gökyüzünü incelerken, profesyonel astronomlar genellikle
gökyüzünün karanlık bölgesinin ölçüm değerlerini alırlar. Amaç arka fon
üzerindeki yıldız sinyalini kontrast farkı yardımıyla
belirleyebilmektir. Profesyonel astronomlar ölçümlerini zenit
noktasında alırlar. Gök parlaklığını ölçme yöntemleriyle ilgili
hazırlanmış teknik raporlar mevcuttur.
Pek çok amatör ve profesyonel astronom gök parlaması değerlerini, bu
değerlerdeki artışı gözlemlemek amacıyla kaydetmişlerdir. Toplanan bu
veriler kullanılarak, gök parlaması öngörüsünün yapılabilmesi amacıyla
çeşitli hesap yöntemleri geliştirilmiştir. En kaba yaklaşım
yöntemlerinden biri, Büyük Ayı takım yıldızının gözlemlenmesi ve çıplak
gözle kaç yıldızın görülebildiğinin sayılması prensibine dayanır.
Garstang (1986) ve Walker (1977) tarafından önerilen bir diğer
yöntemde, gök parlaması değerinin öngörüsünü aydınlatmayı hesaba katmak
amacıyla, kişi başına belirli bir parıltı değerinin çarpım katsayısı
olarak kullanması düşünmüştür. Ancak ışık kaynaklarının ışık dağılım
eğrileri, ışık kaynaklarının sayısı, gücü ve yansıyan ışık bilgileri
hesaplara dahil edilmemiştir. Ayrıca sayılan parametreler dahilinde
aydınlatma modelinin çıkarılmaması sebebiyle, mümkün olduğunca az yapay
ışık kullanmak dışında, gök parlamasının nasıl azaltılabileceği
konusunda detaylı bilgi verilmemektedir.
Işık kirliliği göçmen kuşlar için de ciddi bir tehlikedir. Geceleri
yıldızlardan faydalanarak yollarını bulan kuşlar, şehir ışıklarının
cazibesine kapılıp yollarını kaybedebilmektedirler. Bu şekilde meydana
gelen kuş ölümleri hiç azımsanamayacak orandadır. Deniz
kaplumbağalarının da ışık kirliliğinden olumsuz etkilendikleri bilinen
bir gerçektir. Sahilde yumurtalarından çıkan minik kaplumbağalar,
geceleri kara ile deniz arasındaki aydınlık farkından faydalanarak,
denize ulaşmaktadırlar. Sahile yakın yerleşim yerlerindeki kuvvetli
aydınlatma, kaplumbağaları deniz yerine tam ters istikamete
yönlendirebilmekte ve ölümlerine sebep olabilmektedir.
Işık Kirliliği geceleri çevre için gittikçe büyüyen bir tehdittir.
Aydınlatmanın aydınlatılacak bölge sınırlarının dışına taşması sonucu,
aydınlatılması istenmeyen mekanlarda olumsuz sonuçlarla
karşılaşılabilir ve dikkat dağıtıcı bir manzara yaratabilir. Ayrıca
enerji israfı da oldukça yüksek maliyetleri beraberinde getirir.
En önemli nokta, kaliteli aydınlatma yapılmasıdır. Önlemler alındığı
taktirde aydınlatmanın kalitesi arttırılabilir. Böylece gece görüş
kalitesi artar, daha güvenli ve daha estetik görünümlü bir çevre
yaratılabilir, enerji tasarrufu beraberinde daha az maddi külfet
getirir.
2.3. Kamaşma
Dış aydınlatma armatürleri fizyolojik ve psikolojik kamaşma
yaratmayacak şekilde yerleştirilmelidirler. Şekil 4’ te bir binanın dış
cephe aydınlatması için kullanılan armatürün, yayalar için yarattığı
kamaşma etkisi görülmektedir.
Şekil 4. Fizyolojik kamaşma ve konforsuzluk kamaşmasına bir örnek, Boğaziçi Üniversitesi kampusü
3. Işık Kirliliği - Astronomi İlişkisi
Az sayıda optik ve kızıl ötesi ölçümlerin alındığı ana astronomi gözlem
istasyonu vardır ve bu mekanların ışık kirliliğinden korunmaları
gerekmektedir. Uzay teleskopları kullanımı yeryüzü gözlem
istasyonlarının önemini azaltmamıştır. Yeryüzü astronomi istasyonlarına
ihtiyaç vardır ve bu istasyonlar sağlıklı çalışmalar yapabilmek
açısından oldukça önemlidirler.
Işık kirliliği ciddi bir sorun olmakla birlikte, oldukça etkili
çözümleri mevcuttur. Bu çözümler sayesinde yeryüzü optik astronomi
istasyonlarından etkin ölçüm sonuçları alınabilir ve gelecekte önemli
çalışmalar yapılabilir.
4. Yapay Işık Kirliliğine Karşı Alınabilecek Önlemler
Işık kirliliğine karşı alınabilecek başlıca önlemler şunlardır:
“Ne kadar çok ışık, o kadar iyi aydınlatma” düşüncesi doğru bir
aydınlatma yaklaşımı değildir. Aydınlatılması gereken bölgenin
ihtiyacını karşılayacak kadar aydınlatma yapılmalıdır.
Işık kaynaklarının özenle seçilmesi önemlidir. Enerji tasarrufu
sağlamak amacıyla, görülmeyen dalga boyundaki radyasyonun, yani
kızılötesi ve morötesi ışınımın filtrelendiği ışık kaynakları
kullanılmalıdırlar.
Işık kaynaklarının yaydığı ışığın, doğru yönlendirme ve yerleştirme ile
kontrol edilmesi gereklidir. Amaca uygun aydınlatma yapılmalıdır.
Aydınlatmanın aydınlatılacak bölge sınırlarının dışına taşmamasına özen
gösterilmelidir.
Işık kontrolü sağlayan zaman ve varlık algılayıcıları ile loşlaştırma
ünitelerinden faydalanılmalıdır. Günlük akışı olumsuz etkilemeden,
gecenin belirli bir saatinden sonra aydınlatma seviyesi düşürülmelidir.
Gök parlamasını arttırabilen hava kirliliği, zeminin yansıtma özelliği ve benzeri etkileri göz önünde bulundurmak gereklidir.
Ana gözlem istasyonlarının çok yakınında yerleşimi önlemek gereklidir.
Ayrıca gözlem istasyonlarının çevresinde yerleşim konusunda sıkı
denetlemeler yapılmalıdır.
Mümkün olduğunca monokromatik (tek renkli) ışık kaynakları
kullanılmalıdır. Özellikle yol, park alanları ve güvenlik
aydınlatmasında oldukça etkin olarak kullanılan sodyum buharlı
lambalar, günümüzde kullanılan monokromatik ışık kaynaklarına örnek
olarak verilebilirler.
· Her geçen gün artan aydınlanma nedeniyle, artan aydınlanma
giderlerini en aza indirmede ışık kirliliğinin de bir etken olarak ele
alınması, TSE standartlarının yeniden belirlenmesi ve üretilecek yeni
lamba ve armatürlere uygulanmasıdır.Hangi çeşit lambaların nerelerde
kullanılabileceği kurallara bağlanmalı, bu konuda yerel yönetimlere
yardımcı olacak yasal önlemler alınmalıdır.
Çevreye karşı duyarlılık da önce o toplumlarda gelişmiştir. Işık kirlenmesinde de durum aynıdır.
· Macaristan, ışık kirliliğine karşı eğitime ilkokuldan başlamıştır.
Etkili aydınlatma için armatürlerde uzmanlaşan firma sayısı giderek
artmaktadır. Gerektiğinde eski civa buharlı lambaları yeni armatürlü
düşük basınçlı sodyum lambaları ile değiştirilmektedir.
· Park ve bahçelerde dekoratif amaçlı kullanılan küre tipi armatürler
yerine, bulundukları yatay düzlemin üst tarafına ışık saçmayan, perdeli
aydınlatma lambaları kullanmalıyız.
· Bina dış cephe, reklam ve ilan panolarının aydınlatılması yukarıdan aşağıya doğru yapılmalı.
· Bazı park alanlarında çok kısa direklerin üzerinde çok yoğun
ışıklı projektörler kullanılmaktadır. Bu tip projektörler en az 15 m
yükseklikteki direkler üzerinde uygun açılarla yönlendirilerek
kullanılmalı.
· İki yanında binaların bulunduğu cadde ve sokaklarda enine çelik
halat askı sistemine takılan ve sadece yola ışık gönderen armatürler
kullanılmalı.
· Güvenlik amaçlı aydınlatmalarda harekete duyarlı, kendini otomatik
olarak açan sistemler kullanmalıyız. Bu sistemler elle de
kullanılabilmektedir. Böylece enerji giderimizi azalttığımız gibi
ışığın caydırıcı etkisinden yararlanabiliriz. Yapılan araştırmalar
gösteriyor ki göğü aydınlatma, suç işlemeyi engellemiyor. Suçun nedeni
ışık ya da karanlık değildir. Suçlular gökte aranmamalıdır!
· TSE standartlarını yeniden belirleyerek üretilecek yeni lamba ve armatürlere uygulamalıyız.
· Hangi çeşit lambaların nerelerde kullanılacağını kurallara bağlayarak, yasal önlemler almalıyız.
· Vitrin aydınlatmalarında zamanlayıcılar kullanmalıyız, ışık kaynakları gece 11′den sonra otomatik olarak kapanabilmeli.
· Gözlemevlerimizin bulunduğu bölgelerde ışık kirliliğine karşı
belli bir koruma alanı belirleyerek bu bölgeler için daha sıkı yasa ve
yönetmelikler uygulamalıyız. Örneğin Arizona’daki Kitt Peak Ulusal
Gözlemevi’nin ise 35 millik yarıçapa sahip bir çember koruma alanı
bulunmakta.
· Renk ayrımının önemsiz olduğu yerlerde düşük basınçlı sodyum lambalarını tercih etmeliyiz.
5. Sonuçlar
Işık kirliliği sadece amatör ve profesyonel astronomi için değil,
çevreyi korumak adına da ciddi bir tehdittir.Aydınlatma tasarımı ve
tesisatı tüm koşullar göz önünde bulundurularak ve ışık kirliliğine yol
açmayacak şekilde yapılmalıdır. Işık kirliği konusunda daha bilinçli
olunmalıdır. Dış aydınlatmanın özenli yapılması ile ışık kirliliğinin
önüne geçilebilir. Gördüğümüz sakıncalı aydınlatma örneklerinin
düzeltilebilmesi için hepimize görevler düşmektedir.

Etiketler:
Bilimler
Fizik
Işık Kirliliği
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |