Okunma: 78808 kez
Büyük Selçuklu Devleti, Selçuklular hanedanının kurduğu ilk devlettir. Selçuklular tarafından kurulan diğer devletler ise, Kirman Selçuklu Devleti, Irak Selçuklu Devleti, Suriye Selçuklu Devleti ve Anadolu Selçuklu Devleti’dir. 1038-1157 arasında hüküm süren Büyük Selçuklular, en güçlü oldukları dönemde Harezm, Horasan, İran, Irak, Suriye, Arap Yarımadası ve Doğu Anadolu’ya egemen olmuş Türk devletidir.
Selçuklu hanedanına adını veren Selçuk Bey’in başkanı olduğu Kınık
boyu, Oğuz boylarından biriydi. Kınıklar, 10. yüzyılda öbür Oğuz
boylarıyla birlikte Orta Asya’da yaşıyorlardı. Selçuk Bey’in
önderliğinde, 10. yüzyılın ikinci yarısında göç ederek Cend bölgesine
yerleştiler ve İslam dinini benimsediler. Bu göçebe topluluk,
Karahanlılara ve Samanilere savaşlarda asker vererek karşılığında geniş
otlaklar elde ettiler. Selçuk Bey’in 1009′da ölümünden sonra daha da
güneye indiler.
Selçuk Bey’in oğlu Arslan Bey’in yönetiminde, Karahanlıları ve
Gaznelileri endişelendirecek kadar güçlendiler. Arslan Bey’in
Gaznelilerce tutuklanması ve 1032′de ölmesinden sonra, Selçuk Bey’in
torunları Tuğrul Bey ve Çağrı Bey bağımsızlıklarını elde etmeye
giriştiler. 1035′te büyük bir Gazneli ordusunu yenerek Horasan içlerine
doğru ilerlediler. 1037′de de, bugünkü Türkmenistan’da yer alan Merv
kentini ele geçirdiler. 1038′de Gaznelileri ikinci kez yendiler ve
Nişabur kentine girerek bağımsızlıklarını ilan ettiler. Tuğrul Bey
sultan sanıyla hükümdar ilan edildi ve Büyük Selçuklu Devleti de
böylece kurulmuş oldu.
Hükümdarları Selçuk Bey - Selçuk bey Dokak’ın oğludur.
Sultan Tuğrul Bey (1040 - 1063)
Sultan Alp Arslan (1063 - 1072)
Sultan I. Melik Şah (1072 - 1092)
Sultan Mahmud (1092 - 1093)
Sultan Rükneddin (1093 - 1104)
Sultan Melik Şah (1104 - 1105)
Sultan Mehmed (1105 - 1118)
Sultan Mu’izzeddin (1118 - 1157)
Sultan Karacalı Aslan
Egemenlik Alanı Kapladığı Alan: doğuda Balkaş, Issık Gölleri, Tarım
Havzası; batıda Ege ve Akdeniz sahilleri , kuzeyde Aral Gölü, Hazar
Denizi , Kafkasya, Karadeniz; güneyde Arabistan dahil Umman Denizi’ne
kadar olan alandır. (10.000.000 km 2).
Siyasi Tarih
Kuruluş Devletin kurucusu kabul edilen Selçuk Bey Hazar
imparatorluğunda subaşı(Ordu komutanı) görevinde idi.Giriştiği taht
mücadelesini kaybedince ailesi ve ordusu ile birlikte İran yönüne
özellikle de Horosan bölgesine göç ettiler.Selçuk Bey önce
Samanoğulları’na sığındı.Burada müslümanlığı benimsedikten sonra
Samanoğulları devletinin yönetiminde söz sahibi oldu.Samanoğulları
Devleti yıkılınca Selçuk Bey,Müslüman halkıyla birlikte Horosan
bölgesine yerleşti.Teşkilatlı devlet düzenine girmesi Tuğrul ve Çağrı
beyler dönemindedir.Devletin ilk yöneticisi Tuğrul Bey’dir.
Dandanakan Savaşı ve sonrası
Büyük Selçuklu DevletiGazneli Sultanı I. Mesut, Büyük Selçuklu
Devleti’ni ortadan kaldırmak amacıyla güçlü bir orduyla Selçuklu
topraklarına girdi. Gazneli ve Büyük Selçuklu orduları, Merv
yakınlarında Dandanakan denen yerde karşılaştılar. Mayıs 1040’ta
yapılan Dandanakan Savaşı’nda, Büyük Selçuklular Gazneli ordusunu ağır
bir yenilgiye uğrattı. Bu savaştan sonra Büyük Selçuklu Devleti’nin
Harezm ve Horasan’da varlığı kesinlik kazandı. Tuğrul Bey, bu savaşın
ardından giriştiği fetihlerle bütün İran’ı denetimi altına aldı. Büyük
Selçuklu sınırları, batıda Bizans, güneybatıda Büveyhiler, kuzeybatıda
Gürcistan topraklarına dayandı. 1048′de Erzurum yakınlarındaki Pasinler
Ovası’nda birleşik Bizans-Gürcü ordusunu yenen Büyük Selçuklular, Doğu
Anadolu içlerine akınlar düzenlemeye başladılar. İslam dünyasının
dinsel önderi konumundaki Abbasiler, bu dönemde Bağdat’ı elinde tutan
Büveyhilerin siyasal baskısı altındaydı. Tuğrul Bey, Halife Kâim’in
çağrısı üzerine 1055′te Bağdat’a girdi ve Büveyhileri halifeliğin
merkezinden çıkardı. Bu olayın ardından Büyük Selçukluların İslam
dünyasındaki itibarı arttı.
Alp Arslan ve Melikşah Dönemi Tuğrul Bey [1063]’te ölünce kardeşi
Çağrı Bey’in oğlu Alp Arslan tahta geçti. Alp Arslan Büyük Selçuklu
topraklarını daha da genişletti. 1071′de Malazgirt Savaşı’nda Bizans
İmparatoru Romen Diyojen’i yenerek tutsak aldı. Malazgirt zaferinin
asıl önemi, Anadolu’yu Türklere açmış olmasından gelir. Anadolu
içlerine akınların sürdüren Büyük Selçuklu komutanları yeni topraklar
ele geçirdiler ve bağımsız yeni devletler kurdular. Alp Arslan 1072′de
ölünce Büyük Selçuklu Devleti’nin başına oğlu Melikşah geçti. 1072-1092
arasında hüküm süren Melikşah dönemi, Büyük Selçuklu Devleti’nin en
parlak dönemi oldu.
Gerileme ve Dağılma dönemi Melikşah’tan sonra sırasıyla başa geçen
Mahmud (1092-1094), Berkyaruk (1094-1105), II. Melikşah (1105-1105) ve
Muhammed Tapar (1105-1118) dönemlerinde Büyük Selçuklu Devleti gücünü
ve eyaletlerdeki merkezi denetimini giderek yitirdi. Hanedan üyeleri
yönettikleri bölgelerde bağımsız davranmaya başladılar. Daha önce
bağımsızlıklarını ilan etmiş olan Selçuklu hanedanın kurduğu
devletlerden yalnızca Anadolu Selçuklu Devleti, yüz yılı aşkın bir süre
daha ayakta kalabildi.Ayrıca devletin gerilemesinin de bir sebebi haçlı
seferleri ,fatimilerin çatışması,hasan sabbahın batinilik
propogandaları ve Oğuz boylarının ayaklanmaları olmuştur.Bunun
sonucunda ise Abbasi padişahları Selçuklu egemenliğinden kurtulmak için
bir takım çalışmalar yürütmüştür.Bunlar Selçuklu Devleti’nin
yıkılmasına neden olan etkenler ve nedenlerdir.
Devlet yapısı Büyük Selçuklu Devleti’nin örgütlenme biçimi,
kendisinden önceki İslam devletlerine benziyordu. Hint-İran devlet
anlayışını yansıtan bu örgütlenmede, eski Türk devlet geleneğinin de
belirgin etkisi vardı. Eski Türk devlet geleneğinde olduğu gibi, Büyük
Selçuklu Devleti’nde de ülke toprakları hanedanın ortak malı
sayılıyordu. Bundan dolayı Büyük Selçuklu toprakları eyaletlere
bölünmüştü. Eyaletlerin yönetimi de melik olarak adlandırılan hanedanın
erkek üyelerine bırakılmıştı. Tuğrul Bey’den önce boy başkanına Oğuz
geleneğine göre yabgu deniyordu. İslam dininin benimsenmesinden sonra,
hükümdarlar İslam devletlerindeki geleneğe uyarak Suriye Selçukluları
ile Kirman Selçukluları’na Irak Selçukluları da katıldı. Büyük Selçuklu
topraklarına göçen yeni Oğuz boyları da iç düzeni büyük ölçüde
sarstılar. 1118′de tahta çıkan Sencer’in ülke topraklarını yeniden
birleştirme çabası da başarılı olamadı. Nitekim Sencer, ayaklanan
göçebe Oğuzlara 1153′te tutsak düştü. İki yıl sonra kaçarak kurtulduysa
da ülkede iktidarını yeniden sağlayamadan 1157’de öldü. Büyük Selçuklu
Devleti böylece sona erdi. Bu karışıklık döneminde Harezmşahlar, Büyük
Selçuklu toprakların büyük bölümünü ele geçirdiler. Bir süre daha
direnen Kirman Selçukluları 1175’te, Irak Selçukluları da 1194’te
yıkıldı. sultan unvanını kullandılar. Başkentte oturan sultan, devletin
mutlak egemeniydi. Bütün atamalar ve toprak dağıtımı sultanın
buyruğuyla yapılıyordu. Ayrıca sultan yüksek yargı kurullarına da
başkanlık ediyordu. Hükümdarların “danışman”ı konumundaki kişiler
yönetimde önemli rol oynuyorlardı. Alp Arslan döneminde bu göreve
getirilen Nizamülmülk, İslam geleneği uyarınca vezir unvanı aldı ve
devlet yönetiminde köklü değişiklikler yaptı. Nizamülmülk, devlet
yönetimine ilişkin anlayışını Siyasetname adlı kitabında da
anlatmıştır. Büyük Selçuklu Devleti’nde devlet işleri “Divanı Âlâ ” adı
verilen bir kurulda görüşülür ve karara bağlanırdı. Ayrıca maliye,
askerlik ve adalet işleriyle uğraşan başka divanlar da vardı.
Meliklerin yönetimindeki eyaletlerde de büyük ölçüde merkezdeki
örgütlenme örnek alınmıştı.Devlet islam kültürünü yaygınlaştırmak için
görevler üstlenmiştir.
Toprak yönetimi ve ordu Büyük Selçuklu ülkesinde tarım yapılan
topraklar ikta denen bölümlere ayrılmıştı ve iktalar hizmet
karşılığında belirli süre için ileri gelenlere veriliyordu. Bu usulle
verilen topraklar has, ikta ve haraci olarak üçe ayrılıyordu. Has
toprakların geliri doğrudan sultan ailesine veriliyordu. İkta sahipleri
ise, toprakları işleme karşılığında belli sayıda asker besliyor ve
savaş zamanlarında orduya katılıyorlardı. Haraci olarak adlandırılan
toprakların geliri de doğrudan devlet hazinesine aktarılıyordu.
Alp Arslan dönemine kadar beylere bağlı göçebe Türkmenlerden oluşan
ordu Nizamülmülk tarafından yeniden yapılandırıldı. Nizamülmülk,
aylıklı askerlerden oluşan sürekli bir ordu kurdu. Bu aylıklı askerlere
“gulam” deniyordu ve bunlar temel olarak başkentte iktidarı korumakla
görevliydi. Savaş sırasında asıl ordu ise ikta sahiplerinin
yönetimindeki atlı askerlerden oluşurdu. Ayrıca bağlı devletler de
savaş zamanlarında sultanın ordusuna asker gönderiyorlardı. Melikşah
döneminde orduda 50 bin kadar atlı asker olduğu bilinmektedir.
Toplumsal ve ekonomik yaşam Büyük Selçuklu Devleti’ndeki Oğuz boyları
ve başka bazı topluluklar göçebeydiler. Oğuz boylarının başında bir bey
bulunuyordu. Bu göçebe topluluklar geçimlerini hayvancılıkla
sağlıyorlardı ve otlak bulmak için de mevsimlere göre yer
değiştiriyorlardı. Devlet göçebe topluluklardan otlak vergisi alıyordu.
Yerleşik nüfus ise çiftçilik, zanaatçılık ve ticaretle uğraşıyordu.
Kentlerdeki tüccar ve esnaf, işkollarına göre loncalar biçiminde
örgütlenmişti. Merkezi devlette görevli memurlar ile sürekli ordudaki
askerler maaş alıyorlardı. Büyük Selçuklular ticaretin gelişmesini
destekliyor ve kervan yollarının güvenliğini sağlıyorlardı. Bu dönemde
en önemli uluslararası ticaret, Uzakdoğu’dan Avrupa’ya kadar uzanan
İpek Yolu ve Baharat Yolu aracılığıyla gerçekleşiyordu. Tarımın
gelişmesi için sulama kanalları vardı. Yün, pamuk, ipek dokumacılığı
çok gelişmişti.
Büyük Selçuklu Devleti’nde öğrencilerin, yolcuların ve yoksul halkın
doyurulduğu sosyal yardım kurumu olan imarethaneler vardı. Devletin
yönetici-memur kadroları, Nizamülmülk’ün kuruluşuna öncülük ettiği
Nizamiye medreselerinde yetiştiriliyordu.
Eğitim, bilim ve sanat Büyük Selçuklular, kendilerinden önce var
olan medreselerde öğretimi sürdürdüler, ama bununla yetinmediler. Vezir
Nizamülmülk’ün öncülüğünde ve onun adını taşıyan yeni medreseler
kurdular. Nizamiye medreselerinin ilki 1067’de Bağdat’ta açıldı. Daha
sonra Isfahan, Rey, Merv(selçukluların başkenti), Belh, Herat, Basra,
Musul gibi kentlerde yeni Nizamiye medreseleri kuruldu. Medrese
sisteminde programlı ve belli bir yönteme dayanan eğitim ilk kez bu
medreselerde verildi. Medreselerde din konularının yanı sıra matematik,
felsefe, dil ve edebiyat gibi dersler de okutuluyordu ve medreselerde
zengin kitaplıklar vardı. Medreselerin dışında da ülkenin çeşitli
yerlerinde kurulmuş kitaplıklar bulunuyordu. Melikşah döneminde önce
Isfahan’da, sonra Bağdat’ta birer gözlemevi kuruldu. Büyük Selçuklular
Arapça’yı din ve bilim dili, Farsça’yı edebiyat ve devlet dili,
Türkçe’yi ise saray ve orduda günlük konuşma dili olarak
kullanıyorlardı.
Büyük Selçuklular, var olan kentleri bayındır hale getirirken yeni
kentler de kurdular. Ülkenin pek çok yerinde yeni kurumlar ve yapılar
inşa ettiler. Bunlar cami, medrese, kervansaray, hastane, köprü, çeşme,
imaret, han, hamam, türbe ve kümbet gibi yapılardı. Büyük Selçuklular,
ince ve uzun minarelerle cami mimarisine yeni bir anlayış getirdiler.
Isfahan’daki Mescid-i Cuma bu anlayışla yapılmış en eski örnektir.
Büyük Selçuklu anıtmezarları olan kümbetler de yaygın mimari
yapılardır. Kümbetler içten kubbe, dıştan ise piramit ya da konik bir
çatıyla örtülüyordu. Dört köşeli, çok köşeli ya da yuvarlak formdaki
Büyük Selçuklu kümbetleri genellikle iki katlı olarak yapılıyordu. Bu
kümbetlerin alt kat mezar, üst kat ise mescit olarak kullanılıyordu.
Büyük Selçuklu sanatında hat (yazı), minyatür, ahşap ve taş
oymacılığı, çinicilik, maden işleme, cilt ve çeşitli süsleme sanatları
da gelişmişti.
Selçukluların yıkılma sebepleri Merkezi otoritenin zayıflaması
Taht kavgaları
Oğuz isyanları
Haçlı seferleri
Atabeylerin bağımsız hareket etmesi
Abbasi halifeliğini korumak için büyük mücadelelere girmeleri
Fatimiler ve Şiilerin yıpratmaları
Şehzade ayaklanmaları
Gazneliler ve Karahanlıların istilası
Batınilik hareketleri
Ülke topraklarının hanedan üyelerinin ortak malı sayılması
Kötü padişahlar

Etiketler:
Bilimler
Tarih
Büyük Selçuklu Devleti
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |