Okunma: 404 kez
Yaşamımız boyunca bedenimiz devamlı değişir, her gün, her dakika, her saniye. Her sene bedenimizdeki molekül ve atomlarımızın % 98i yenilenir. Her sene tümüyle değişir ve yenileniriz. Her yaşayan canlı, sürekli parçalanıp bütünleşmek gibi birbirinin zıttı iki işlemin dengesiz bir dengesi içindedir. George Washington Üniversitesinde uygulamalı bilimler mühendisi olan Simon Berkovichin hipotezi; DNA kalıtsal madde taşımaz ama kalıtsal bilgiyi ve geçmiş anıları alma yeteneğine sahiptir.
Yaşamımız boyunca bedenimiz devamlı değişir, her gün, her dakika, her
saniye. Her sene bedenimizdeki molekül ve atomlarımızın % 98i
yenilenir. Her sene tümüyle değişir ve yenileniriz. Her yaşayan canlı,
sürekli parçalanıp bütünleşmek gibi birbirinin zıttı iki işlemin
dengesiz bir dengesi içindedir. George Washington Üniversitesinde
uygulamalı bilimler mühendisi olan Simon Berkovichin hipotezi; DNA
kalıtsal madde taşımaz ama kalıtsal bilgiyi ve geçmiş anıları alma
yeteneğine sahiptir. Simon Berkovich DNA bilgisinin bir barkot veya
eşsiz bir tanımlama anahtarı vazifesini gördüğünü, beynin yalnızca
bilgiyi bir alıcı verici gibi aktardığını ama bilgiyi depolayıp
işlemediğini söylüyor. Buna genetik yapılanma bilgisi de dâhil (bedenin
özel fonksiyonlu değişik hücre sistemleri ile yapılanma şekli). Quantum
Fizikçi Erwin Schrödingere göre; DNA statik bir moleküldür ve statiksel
uygulamalar evre-uzaydan gelen Quantum mekanik uygulamalardır. Onun
teorisinde DNA bir Quantum anten gibi yerel olmayan komünikasyon aracı
olarak işler.
Yeni biyoloji alanında Sınırları yıkan bir çalışma Yazar
Prof. Dr. Bruce Lipton eskiden Wisconsin Üniversitesi Tıp Fakültesinde
profesörlük yaparken aynı zamanda Stanford Üniversitesi Tıp
Fakültesinde araştırmacı bilim adamı olarak çalışmaktaydı. Yaşananlar
ve içinde bulunduğumuz boşluğu algılayışımız bile, hücrenin içindeki
bir alıcı tarafından alınıp elektriğe dönüştürülüp beden de öyle
kullanılır. Bu durumdan yola çıkan Prof. Lipton yaptığı deneylerde
hücre moleküllerinin bilgiyi işlerkenki mekanizmasını, yıllarca
çalışarak, detaylı bir şekilde inceledi. Araştırmalarının neticesinde
anlaşıldı ki, aslında genlerin bizim davranış ve bedenimizin üzerinde
sanıldığı gibi bir etkisi yok.
Dr. Lipton, bilakis hücrelerin dışında
oluşan etkilerle genlerin açıldığını veya kapandığını keşfetti. Dr.
Lipton, düşünce ve inançlarımızın doğru veya yanlış, pozitif veya
negatif olmasının, genetik hareketi etkileyip, genetik kodumuzu
değiştirdiğini ifade ediyor. Dr. Liptonun son derece umut dolu
çalışması Yeni Bilimlerde şapka çıkarılan, çığır açan bir temel
gelişmedir. Bize, farkındalığımızı tekrar eğiterek, nasıl sağlıklı
inançlar kazanacağımızı, dolayısı ile bedenimizde ve hayatımızda derin
pozitif bir etki yaratabileceğimizi gösteriyor.

Etiketler:
Bilimler
Genetik
Genler Değil
Biz Genleri Etkiliyoruz
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |