Okunma: 4968 kez
Bugünkü anlamıyla istatistik ve olasılığın konusu başlıca; Şans oyunları İnsan hayatı ve ölçümlerine ilişkin biriken kayıtlardan kaynaklanır. Bu kaynakların her ikisi de, gerçekten tanımlanabilir biçimde, onyedinci yüzyılın ortalarından itibaren ortaya çıkar .Klasik olasılık kavramı bu kaynakların ilkinden, deneysel olasılık kavramı ise isatistikler üzerine kurulu ikinci kaynağa bağlı olarak gelişmiştir.
( www.genbilim.com )
1650 yıllarında kumar fransız toplumunda çok yaygındı. Zar, kart,
para atışı, rulet gibi oyunlar oldukça gelişmişti. Paraya olan
ihtiyacın artması bazı formüllerle kumar şansının hesaplanacbileceği
düşüncesini getirdi.Méré gibi etkili, sözü geçen kumarbazlar Pascal,
Fermat ve daha sonra d’Alembert ve De Moivre gibi zamanın önde gelen
matematikçilerinin bu konuda yardımcı olabileceğini düşündüler.
Matematikçilerin problemi benimsemesiyle klasik olasılık konusu
şekillendi.
Olasılığın (prior) tanımı 1654 yılında Pascal ve Fermat arasındaki
yazışmalarda formüle edildi. Huygens 1657 yılında konuyla ilgili ilk
bilimsel eseri yayınladı. Meşhur Bernoulli teoremi ve binom dağılımı
1713 yılında ortaya atıldı. Olasılıkların çarpılması kuralı başlığıyla
bilinen genel teorem de Moivre tarafından 1718 yılında öne sürüldü ve
1733’den 1738’e kadar normal olasılık dağılımı ve merkezi limit
teoreminin bir özel durumu yine aynı matematikçi tarafından tartışıldı.
Normal dağılışla ilgili daha ileri gelişmeler Gauss tarafından
gerçekleştirildi. Aşağı yukarı aynı zamanlarda “En Küçük Kareler”
kuralı Legendre tarafından formülleştirildi. Laplace 1812 yılında şans
oyunlaryla ilgili matematiksel teorinin tam bir özetini verdi. 1812
yılından hemen sonra ise klasik matematikçilerle olan temas bir bakıma
kaybolmuştu. Konuya ilişkin daha sonraki gelişmeler teorik ve
uygulamalı alanlarda çalışan istatikçiler tarafından gerçekleştirildi.
Gaunt’ın 1662 yılında İngiltere’deki hayat ve ölüm kayıtlarını
yayınlaması olasılığın ve deneysel olasılığın bugünkü biçimine
dönüşmesinde ilk adım oldu.
Birkaç yıl sonra bu kayıtlar ve bunlarla ilgili yorumlar Halley
tarafından önemli derecede geliştirildi. Halley’e bazen bu nedenle
istatisliğin babası bile dendi.
İstatistik 200 yıllık bir zaman süresince çok fazla ilerleme sağlamadan
gelişimini surdürdü. 1920 yılında matematikçilerle etkin temas tekrar
sağlanarak ve bugun matematikteki gelişmelere bağlı olarak birçok yeni
yeni uygulama alanı ile bu ilişki sürmektedir.
Olasılık teorisinin başlangıcı ifade edildiği gibi şans oyunlarıyla
ilgili fiziksel gözlemlerde yatmaktadır. Yansız bir para biriminden
bağımsız olarak bir çok kez atıldığında yazıların göreli sıklığının,
yani tüm atışlar sonunda gözlenen toplam yazı sayısının toplam atış
sayısın oranının ½ sayısına yakın olmasının çok muhtemel olduğu
bulunmuştur. Benzer şekilde iyice karıştırılmış 52’lik oyun oyun kağıdı
destesinden bir kağıt cekilip, bu kağıdı desteye koyup desteyi tekrar
kurarak kağıt çekme işlemi aynı koşullarda birçok kez tekrar edilirse,
desteden elde edilen maça sayısının tüm çekiliş sayısına oranının, yani
maçaların göreli sıklığının ¼ sayısına yakınsadığı görülür.
Kart demetinde tek kart seçildiğinde 52 mümkün sonuç vardır.
Sonuçlardan herhangi birini diğerinden farklı kılacak bir sebep
olmadığından konuyla ilk ilgilenenler uygun sonuçların bütün mümkün
sonuçlara oranını, yani 52’lik destede toplam 13 maça olduğundan 13/52
veya 1/4’ü bir maça elde etme olasılığı olarak adlandırılır.
Olasılığın klasik tanımı olarak bilinen ve bir olayın olasılığının
tüm meydana gelişler eşit şanslı olduğunda olayla ilgili sonuçların
sayısının tüm mümkün sonuçlara oranı olarak veren tanım kısıtlayıcı ve
kısır döngülüdür. Tanım sırasında “eşit şanslı” diye olasılığı
tanımlarken olasılık kavramı kullanılmaktadır. Bu nedenle bu düşünceyi
olasılık teorisinin temeli olarak alamayız. Bununla beraber olasılık
teorisiyle ilk ilgilenenler yine de geçerli ve faydalı sonuçlara
ulaşmışlardır.
Benzer şekilde, olasılığın göreli sıklık tanımı da problem
yaratacaktır. Sn n bağımsız denemede bir olayın meydana gelişlerinin
sayısı ise, fiziksel olarak Sn/n göreli sıklığın bir limite
yakınsayacağı beklenir. Bununla beraber limitin varlığı matematiksel
anlamda ileri sürülemez. Yansız bir paranın birbirinden bağımsız birçok
kez atılması durumunda Sn/n oranının 1/2 değerine yakınsaması
beklendiği halde, paranın daima yazı gelmeside akla uygun bir sonuçtur.
Bir başka değişle Sn/n oranın 0 ile 1 arasında bir sayıya yakınsaması
ya da Sn/n oranının bir limiti olması da mümkündür.
Olasılık teorisinin matematiksel olarak gelişirken rastgele deneyin
tüm mümkün sonuçlarının oluşturduğu örnek uzayı denen gibi bir küme
tanımına ihtiyaç duyulur. Doğal olarak farklı deneyler için da farklı
olur. Bir zar atıldığında ={1, 2, 3, 4, 5, 6 }dır. Bununla beraber
aynı deneye bağlı olarak her atışta çift (Ç) veya tek (T) sayı elde
edilmesi ile ilgiliysek = {Ç, T}dir. Görüldüğü gibi aynı deney için
ilgilendiğimiz sonuçlara bağlı olarak farklı örnek uzayları da
tanımlanabilmektedir.
Genel olarak her deneyin sonucu örnek uzayı da bir tek noktaya
karşı gelmelidir. Sonuçları önceden tahmin edilemeyen bir deneyin
(rastgele deney) uygulanması ile oluşturulan örnek uzayının her alt
kümesi bir olaydır. Bir olayı belirten A kümesindeki her nokta A
olayına uygun bir sonucu ifade eder. Buradan hareketle her deneyin
sonucu örnek uzaydaki bir noktaya karşı geleceğinden ya kesin olay,
örnek uzayının dışındaki bir olaya ise imkansız olay denir.
İmkansız olay örnek uzayındaki noktaları içermediğinden boş küme ile
belirtilir. ’nın bütün alt kümelerini olay olarak nitelemek her zaman
mümkün olmayabilir. ’daki bir noktaya ilişkin sonuçtaki bazı bilgileri
atabilir veya ölçemeyebiliriz.O zaman cıkarılan veya eksik olan bu
bilgiye bağlı olarak A olayının meydana gelmesi hakkıda karar
verilemiyebilir.Örneğin bir para 5 kez atıldığında sadece ilk 3
atıştakı sonuçlar kaydedilmiş olsun .Bu durumda A={en az dört
yazı}ölçülemez. Olasılığın kümesel cebirine bağlı olarak geliştirilmesi
küme kavramı ve kümeler cebirinin incelenmesine bağlı olduğundan daha
sonraya bırakılmıştır.
Olasılığın genel konusu
Matematiksel
İstatistiksel verilerin ölçümleri
Doğa teorisi
Bilginin kendi teorisinin bir karışımıdır.
Bu nedenle bu konuda bilgisini genişletmek isteyen herkez kaçınılmaz
olarak bunların tümünü kapsayacak bir gelişmenin zorunlu olduğun görür.
Dolayısı ile olasılık teorisine girişte matematiğin bazı temel
konularına değinmek, aksiyomatik yapıyı kurup bunu geliştirmemizde bize
yardımcı olcaktır. Bu nedenle ilk olarak küme kavramı bu küme cebiri,
kartezyen çarpımlar, fonksiyon kavramı ve kümelerin sayılabilirliği
konularına değindikten sonra olasılık kavramı ele alınacak, olasılık
uzaylarına kadar olan bir gelişime yer verecektir.

Etiketler:
Bilimler
Matematik
Matematikte Olasılığın Tarihi
|
| 1 | Rabia Yolalan 2008-07-27 12:41:52 ya benim olasılık ile ilgili anlamadığım şey mesela elimizde 100 renk top var ve sarı topu seçme olasılığımız yüzde bir oluyor dimi? ama 100 kere top çektiğimizde sarı gelmeye bilir . Nasıl olasılık yüzde bir oluyor?
| | 2 | bence 
Birgül Çelebi 2008-07-31 11:42:48 her çekişte renkli gelme olasığı 1/100. Olasılık adı üstünde birkere çekme olasılığımızdaki değer bu. 100 kere çektiğimizde elbette hiç renkli gelmeyedebilir.
|
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |