Okunma: 318 kez
Heredot’un anlattıklarına göre eski Yunan’da şifreli bir mesaj gönderilmek istendiğinde, kölelerin kafa derisi üzerinde mesajlar aktarılmaktaydı. Önce bir kölenin kafası traş edilir, daha sonra da ilgili mesaj kafasına kazınır ve saçlarının uzaması beklenirdi. Birkaç ay sonra da köle, hedefine doğru yola çıkar ve gittiği yerde tekrar kafası traş edilerek mesaj okunurdu.
Artık ne kölelerimiz ne de aylar boyu bekleyecek zamanımız var.
Ayrıca pek zarif bir fikir olmayan bu yöntem yerine gelişen zaman
içerisinde pek çok yeni yöntem keşfedilmiştir. Örneğin Roma imparatoru
Julius Sezar generallerine gönderdiği mesajların okunmaması için üç
yana kaydırma mantığını kullanan bir şifreleme yöntemi geliştirmiştir.
Sezar, mesajlarındaki yazılarda, örneğin “A” harfi yerine “D”, “B”
harfi yerine “E” kullanmaktaydı. Oldukça basit ve hedefine ulaşan bu
yöntem o çağın şartları için yeterli olmuştur.
Gelişen zaman içerisinde değişen şifreleme yöntemleri birbirini
izlemiş, kimi zaman çözülen bir şifre imparatorlukların kaderini
değiştirmiştir. Örneğin 1587 yılında İngiliz Kraliçesini devirmek için
adamlarıyla haberleşmede kullandığı basit değiştirme yöntemi çözülen
İskoçya Kraliçesi, bu hatasını idam edilerek ödemiştir.
1. Dünya savaşında Almanların çözmemesi için bir Amerikan Telefon ve
Telgraf şirketinden bir çalışan olan Gilbert Vernam tarafından
hazırlanan “bir kerelik bloknot” yöntemi, savaş boyunca Amerika
Birleşik Devletleri’nin mesaj güvenliğini sağlamıştır. Bu sistemde
şifrelenecek metin ASCII kodundaki karakterlere dönüştürülür ve bir kez
şifreyi çözmede kullanılacak gizli anahtar, mesajı okuyan kişi
tarafından imha edilirdi. Böylece tek seferlik mesajlaşmalar güvenli
bir iletişimi oluştururdu.
2. Dünya savaşında ise filmlere konu olan Enigma makinesi Almanların
en güvendiği şifreleme tekniğiydi, ta ki; Ruslara esir düşen bir Alman
savaş gemisinde ele geçirilen Enigma makinesinin İngilizlere şifre
kırıcılar tarafından çözülmesi, savaşın kaderini değiştirmiştir.
Almanların tüm haberleşmesini dinleyen İngilizler, bu bilgi ile uzun
süre Almanların ne yapacaklarını erkenden öğrenip ona göre taktik
hazırlama şansına sahip olmuşlardır.
Enigma makinesi temel olarak; klavyesinden girilen karakterlerin makine
içerisinde birbiri ile değişik şekillerde algoritma oluşturacak
şekillerde yazıları kodlayan üç adet diskten oluşmaktaydı. Enigma’daki
diskler Almanlar tarafından önce 5’e ve daha sonra da 8’e
çıkarılmıştır. Ancak büün bu tedbirler İngilizlerin ilk bilgisayarların
atalarından olan, IBM bilgisayar sistemi ile kodları çözmesini
engelleyemedi.
Enigma’nın şifresinin çözülmesi ile bilgisayarları yakınlaştıran bu
süreç, sonraki zamanlarda bilgisayarların şifreleme işlemlerinde daha
çok kullanılması ve günümüzde de vazgeçilmez bir parçası olma durumunu
getirmiştir.
Günümüz bilgisayar destekli şifreleme teknikleri oldukça, yüksek
bilgi gerektiren karmaşık güvenlik önlemleriyle yoğrulmuş teknikler
içerir. Her biri bir öncekinden daha güvenli olduğunu iddia ederken,
her geçen gün bir öncekinin nasıl şifresinin nasıl kırıldığına şahit
olmaktayız. Dolayısıyla öğrendiğimiz temel yöntem teorik olarak hiçbir
şifreleme yönteminin kırılamaz olmadığı ve sonlu bir süre sonunda
şifresinin çözüleceğidir. Belki 1 ay belki 1000 ay sonra ama mutlaka
tüm şifrelerin çözülebileceği unutulmaması daima tavsiye olunmakta.
Bu yazıda bu şifreleme yöntemlerinden biz kullanıcılar için en
etkili kullanılacak alan olan evimizdeki, işyerimizdeki dosya ve
klasörlerimizin şifrelenerek korunmasıyla ilgili yazılımlardır. Her
birimizin basit ve kullanışlı bir teknikle, şüpheli gözlerden
saklanmasını isteyeceğimiz dokümanlar bulunabilir. Örneğin işyerindeki
bir satış raporu, veya sevgilimize yazdığımız bir şiirin,
bilgisayarımızı kullanan diğer kişilerce görünmesini istememek en doğal
hakkımız!
Yalnız dikkat edilmesi gereken en temel nokta, hangi programı
kullanırsak kullanalım, şifrelemekte kullandığımız bir parola mutlaka
olacaktır. Bu parolayı asla unutmamalı ve başkalarının görebileceği
ortalık bir yerde bulundurmamalıyız. Yoksa bütün bu karmaşık
matematiksel formüllere dayanan şifreleme mantığının temelinde yatan
“insan” faktörü devreye girer ve şifremiz çözülür!
Klasik Şifreleme Teknikleri
Tarih içerisinde değişik teknikler kullanılarak şifreli mesajlar
iletilmeye çalışılmıştır. Bir dönem uygulanan kölelerin kafasına
kazılan yazılarla mesajlaşma haricinde, şu teknikler de
kullanılmaktaydı;
Harf İşaretleme: Bir yazı içerisindeki bazı karakterlerin daha derin
kazılmasıyla ancak belli bir açıdan gelecek ışıkla okunan yazılar.
Görünmez Mürekkep: Belirli bir ısıda veya kimyasal bir sıvıya batırılarak okunur hale gelen yazılar.
İğne Delikleri: Yazıdaki belirli karakterler iğne ile delinerek işaretlenmesi temeline dayanıyordu.
Sezar Tekniği: Bilinen en eski “yerine koyma“ tekniğidir. Her harf
alfabedeki kendinden üç sonraki harfin yerine konularak yazışmalar
yapılmaktaydı.

Etiketler:
Bilimler
Tarih
Şifrelemenin Tarihi
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |