Okunma: 1014 kez
Tarihte en bilinen idam araçlarından birisidir giyotin, idam mahkumunun kafasını üst taraftan kesmek prensibiyle yapılmış bir çeşit idam aracıdır. Giyotin ilk kez 1792 yılında Jacques Nicholas Pelletier adlı bir hırsızı idam etmek için kullanılmıştır…
Gelişim
Giyotin, belirtildiği gibi Fransız Devrimi ile adını duyurmuştur. Kendisinden çok önce, Avrupa’nın uzun yıllar kullandığı giyotin benzeri araçlar bulunsa da Fransız yapımı bu makine standart bir idam biçimi olarak kullanılmaya başlanmıştır.
( www.genbilim.com )
Alet, adını mucidi Joseph-Ignace Guillotin’den alır. Bir doktor olan
Guillotin aynı zamanda bir meclis üyesidir. İdam cezalarını infaz etmek
için bir makine tasarlar. Amaç daha “insancıl” ve eski rejimden daha
modern, daha devrimsel bir idam cezası uygulamaktır.
Fransa’da giyotinden önce soylular genellikle kılıçla ya da baltayla
idam ediliyordu. Bunun yanında asılma da yaygın bir idam biçimiydi. Tüm
bunların yanında çok acı veren yakılma ve eziyet içeren cezalar da
bulunuyordu.
Bu, giyotine göre eski ve geri kalmış yöntemlerde idam bir anda
gerçekleşmiyor, acı verici bir süreç oluyordu. Hatta bu dönemde, ölüm
acısız ve hızlı olsun diye kurbanın ailesi cellatlara para bile teklif
ediyordu. Tüm bu şartlar altında devrimini gerçekleştiren Fransa, ölüm
cezalarını da modernleştirmeliydi, bunlarla birlikte 20 Mart 1792′de
giyotin resmi olarak Fransa’nın idam aleti haline geldi. 1939′da
kullanımı durduruldu fakat Fransa’nın 1981′de idam cezasını
kaldırmasına dek resmi idam aleti olarak kalmayı sürdürdü. Bu döneme
dek idamlar ya giyotinle ya da kurbanlara tüfekle ateş edilerek infaz
edilirdi.
Antoine Louis (1723-1792), Chirurgicale Akademisinin bir üyesiydi ve
giyotin konseptini ilk olarak gerçekleştiren insandı. Geliştirdiği bu
alete “lousion” ya da “loisette” deniyordu ve giyotinin atası
sayılırdı. Kurbanın kafasını tutan iki parçalı tahta (lunette) ve
belirli bir açıya sahip bıçak, Louis’in makinasında da bulunuyordu.
Giyotin ilk kez Nicolas J. Pelletier’in idamında, 25 Nisan 1792 tarihinde kullanıldı.
Mucit Guillotine hakkında yayılmış bir mit ise kendisinin, mucidi
olduğu giyotinle öldürüldüğüdür; ancak, bu yanlıştır. Dr. Guillotine 26
Mayıs 1814′te doğal sebeplerden ötürü ölmüştür. Dr. Guillotine, aletin
ve idam şeklinin kendi soyadıyla anılmasından rahatsız olmuş ve
soyadını değiştirmiştir.
Fransa’da Giyotin
Terörün Tırmanışı
Haziran 1793 - Temmuz 1794 arası Fransa’da “Terörün Tırmanışı” ya da
kısaca “Terör” olarak adlandırılır. Monarşinin çöküşünün ardından
yaşanan karışıklık, yabancı monarşist güçler tarafından saldırıya
uğrama korkusu ve monarşi sonrası karşı-devrim partileri Fransa’yı
tamamiyle bir paranoyaya sürükler. Devrimin gerçekleştirdiği demokratik
reformların birçoğu bu dönemde iptal edilir ve giyotinli idamlar
başlar. Bu dönemde Maximilien Robespierre, hükümetin en kuvvetli
adamlarından biri haline gelir ve Terör’ün simgesi sayılır. Devrim
Mahkemesi, binlerce insanı giyotine sürükledi. Asiller ve halk,
entelektüeller, politikacılar, fahişeler… Herkes her an idam
edilebilirdi. “Madam Giyotin” olarak anılan bu makineyle tanışmak için
“cumhuriyet karşıtı” ifadesi bile yeterliydi. Giyotin, “Madam Giyotin”
dışında “Ulusal Jilet” olarak da adlandırılmıştır. Tahminlere göre ölü
sayısı 15.000 ile 40.000 kişi arasındadır. XVI. Louis ve kraliçe Marie
Antoinette 1793 yılında idam edilir. Temmuz 1794′te Maximilien
Robespierre de giyotinle idam edilir.
Bu süre boyunca giyotinli idamlar, idam yerine toplanan kalabalığın
popüler bir eğlencesi haline gelir. Hatta bu dönemde idam saatlerinin
yazılı olduğu programlar satılmaya başlanır. Her gün gelen izleyiciler
en iyi izleme yerlerini öğrenirler. İdamları izlemeleri için
ebeveynler, çocuklarını da getirir. Terör’ün bitimiyle bu kalabalıklar
aniden dağılır. Aşırı tekrarlar bu ürkütücü eğlenceyi bile sıkıcı hale
getirmiştir.
Giyotin’in Sonu
Halka açık son idam mahkumu, 6 cinayet işlemiş Eugene Weidmann’dı.
17 Haziran 1939′da şu an Adalet Sarayı olan, fakat o zaman hapishane
olarak kullanılan bir binada kafası kesildi. Fransa’daki son idam
mahkumu Hamida Djandoubi’dir ve 10 Eylül 1977′de cezası infaz
edilmiştir. Fransa’da idam cezası 1981 yılında kaldırıldı.
Fransa Dışında Giyotin
Fransa dışında, 1792′den çok önce giyotin benzeri aletler
bulunuyordu, ancak özellikle Avrupa’daki ülkeler, bu “modern” idam
makinesini kullanmayı seçmiştir.
Dikkate değer bir örnek; Almanya’nın kullandığı “Fallbeil” (Düşen
Balta) denen alettir. Bu alet çeşitli Alman eyaletlerinde 17. yüzyıldan
beri kullanılmaktadır hatta Napolyon Bonapart zamanında geleneksel idam
aleti olur.
Giyotin ve tüfekle ateş ederek öldürme Almanya’daki legal idam
yollarıdır. Almanya’da 1871-1918 arasında, Weimar Cumhuriyeti’nde ise
1919-1933 yılları arasında kullanılmıştır.
Alman Federal Cumhuriyeti’nde 11 Mayıs 1949′da 24 yaşındaki Berthold
Wehmeyer adlı mahkum idam edilir ve bu giyotinli son idam olur. Batı
Almanya idam cezasını 1949 yılında kaldırır. Doğu Almanya idam cezasını
1987 yılında, Avusturya ise 1968 yılında kaldırmıştır. İsveç’te ise
giyotinli son idam 1910 yılında gerçekleşir.
Giyotin, Amerika Birleşik Devletleri’nde hiçbir zaman kullanılmaz. 19.
yüzyılda elektrikli sandalye kullanılmadan önce tartışıldıysa da
devreye girmemiştir. 1996 yılında Georgia eyaletinin meclis üyesi Doug
Teper, elektrikli sandalye yerine giyotin kullanımını önerir ve
suçlunun organlarının hastalara bağışlanabileceğini söyler. Ancak bu
öneri kabul edilmez.
Canlı Kafalar
Giyotinin ilk kullanımından itibaren Dr. Guillotin’in umduğu gibi
hızlı bir ölüm yolu olup olmadığı tartışma konusu olmuştur. Geçmişteki
idam yöntemlerinde acı çekmeyle ilgili minik kuşkular olmuştur. Ama
giyotinin icadıyla, “insancıl” bir ölüm yolu olması dolayısıyla, bu
konu ciddi bir biçimde tartışmaya açılmıştır. Giyotinin bıçağının
kafayı vücuttan çok hızlı ayırması yüzünden kurbanın acı çekme süresini
uzatması da olasıydı. Bıçağın yeterince çabuk kesmesi, beyne görece
ufak bir etki yapması ve küçük bir ihtimal de olsa aniden bilinçsizlik
haline geçilmesi de ihtimaller dahilindeydi.
İdamları izleyenler, hareket eden gözler ya da oynayan ağızlar
hakkında sayısız hikayeler anlatırdı. Hatta Charlotte Corday’in kopmuş
kafasının ensesine atılan bir tokatta bir kızgınlık ifadesi oluştuğu
bile söylenmişti.
Canlı kafalar yüzünden bilimadamları bir çok deney yaptı. Ancak
parmak şıklatmalara ve isimlerin telaffuzuna rağmen herhangi bir
tepkiyle karşılaşmadılar. Büyük ihtimalle damarların büzülmesi, gibi
bir sebepten dolayı kafaların surat ifadelerinin değiştiği söylendi.

Etiketler:
Bilimler
Tarih
Giyotin ve tarihi
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |