Okunma: 857 kez
Papalığın teşvikiyle, Hıristiyan Avrupalıların, Müslümanlara karşı
tertip ettikleri seferlerin umumî adı. En önemlisi dînî olmak üzere,
siyasî, sosyal ve iktisadî sebeplere dayanan Haçlı seferlerini, Papa
İkinci Urbanus, 1095 yılında toplanan Clermont Konsili’nde yaptığı
konuşmayla başlatmıştır. Asırlarca devam edip, milyonlarca insanın can
kaybına, devletlerin yıkılıp, ülkelerin tahrip olunmasına sebep
olmuştur.
( www.genbilim.com )
Doğu Hıristiyanlığının temsilcisi Bizans İmparatorluğu (395-1453), 1071
yılında Selçuklu Devleti (1038-1194) ile yaptığı Malazgirt Savaşı'nda
yenilince, Türklere Anadolu kapıları açıldı. Selçuklu akıncıları,
birkaç sene içinde Ege, Akdeniz ve Marmara kıyılarına ulaştılar ve
Bizans’ın başkenti olan İstanbul’u zorlamaya başladılar. 1075’te
Türkiye Selçuklu Devleti'ni kurup, İznik’i başkent yapmaları,
Avrupa’nın en büyük Hıristiyan devleti olan Bizans’ı kökünden sallamaya
başladı. Bu durum Avrupalıları telâşa düşürdü. Çünkü Bizans’ın düşmesi
Türklerin Avrupa’ya hakim olmasına yol açacaktı. Bunun önüne geçilip,
Türklerin durdurulması gerekiyordu. Hattâ Anadolu dahil bütün
Ortadoğu’dan atılmalıydılar. İkinci büyük sebep ise, iktisadî idi.
Avrupa, 11. asırda müthiş bir fakirlik içindeydi. Kralların sarayları
bile taş yığınlarından ibaretti. Altın, gümüş ve değerli madenlerin bir
çoğu, Türklerin ve doğu kavimlerinin elindeydi. Avrupa, en iptidaî
maddeler için bile doğuya muhtaçtı. Ziraat, çok ilkel usullerle
yapılıyordu. Sulama sistemi yoktu. Fransa, Almanya, Venedik gibi büyük
sayılan Avrupa devletlerinin senelik geliri, en mütevazı Türk
beylerinin gelirlerinden azdı. Halk, önüne gelenin yağma ve talanından
bıkmış, bir asilzâde veya eşkıya tarafından öldürüleceği günü
bekliyordu.
Bu sırada Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah vefat etmiş, iç karışıklıklar
baş göstermişti. Şiî-Fatımî Devleti, Selçukluların amansız düşmanı
olup, Hıristiyanların müttefikiydi. Bütün bunlar, Papa İkinci Urbanus’u
Hıristiyanları birleştirerek Müslümanların üzerine saldırtmaya teşvik
ediyordu. Böylece, bu papaz, Kudüs şehrini, Türklerin elinden almak
için faaliyete başladı. Sadece Pierre L’Ermite isminde yoksul bir
Fransız keşişi, etrafına 50.000 Fransız toplamıştı. Bunlar, Almanya’ya
gelince, kendilerine 50.000 Alman serserisi daha katıldı. Macaristan’da
ve Balkanlarda daha da çoğalan bu çapulcu ordusu, 1096-1270 seneleri
arasında tertiplenen sekiz Haçlı seferinin ilk ordusu oldu.
Birinci Haçlı Seferi (1096-1099)
Papaz
Pierre L’Ermite ve şövalye Yoksul Gautier öncülüğünde İstanbul’a gelen
bu topluluk, Bizans İmparatoru tarafından hemen Anadolu’ya geçirildi.
Bunlar, doğunun zenginliklerine kapılıp, yağma ve tahribatlar yaparak
yerli ahaliye zulmettiler. Anadolu Selçuklu Sultanı Birinci Kılıç
Arslan, İznik önlerinde bu ilk Haçlı kuvvetlerini durdurarak, kılıçtan
geçirdi. Bunların arkasından Aşağı Lorraine Dükü Gedefroi Bouillon’un
komutasındaki Haçlı ordusu yola çıktı. Bu orduda; birçok ünlü şövalye,
soylu, kont ve dukalar vardı. Avrupa’nın bütün imkânları kullanılarak
hazırlanmış olan bu ordu, 600.000 kişiden müteşekkildi. Almanya’nın
Rhein kıyılarında 10.000 Yahudi'yi kılıçtan geçiren bu Haçlı ordusu,
İstanbul’a doğru gelirken, ülkesinde de yağma ve katliam yapılmasından
endişe eden Bizans İmparatoru Aleksios Komnenos, onlarla anlaştı.
Haçlılar, erzak ihtiyaçlarının temini karşılığında, Anadolu’da
aldıkları yerleri Bizans’a vereceklerdi. Antlaşma sonrası Anadolu’ya
geçen Haçlılar, 1097 senesi Mayıs ayında Türkiye Selçuklularının
başşehri İznik’i kuşattılar. Kanlı çarpışmalar iki taraftan da ağır
kayıplara sebep oldu. Altı yüz bin kişilik Haçlı ordusu karşısında
verdiği kayıplara dayanamayan Birinci Kılıç Arslan, çarpışarak geri
çekildi. İznik, Bizans’ın eline geçti. Eskişehir istikametinden
Anadolu’ya giren Haçlı ordusuna karşı Sultan Birinci Kılıç Arslan
(1092-1107), yıpratma savaşlarına başladı. Anadolu’da Haçlıları en
stratejik bölgelerde yakalayıp, âni baskınlarla imha hareketlerine
girişti, pek çoğunu kırdı.
Haçlıların yanında, Bizans İmparatoru da, durumdan faydalanarak Türkiye
Selçuklularının batı bölgelerindeki topraklarını işgal etti. Ermeniler
ise, Türklerin Haçlılarla uğraşmalarını fırsat bilip, Toroslar'a bir
müddet hakim oldular. Altı yüz bin kişilik kuvvetle Anadolu’ya geçen
Haçlılar, Türklerin imha hareketi sonucu, Antakya Kalesi önlerine
geldiklerinde 100.000’e inmişti. 1097 yılı Ekim ayında Antakya’yı
kuşatan Haçlılar, kale içindeki Hıristiyan ahaliden birinin ihaneti
sonucu, dokuz ay sonra, Haziran 1098’de şehre girebildiler. Musul
Atabeği Kürboğa Beyin kumandasındaki Müslüman-Türk ordusu, Antakya’yı
Haçlılardan geri almak için teşebbüse geçti. Fakat şehir alınmak
üzereyken aralarında çıkan fitne, başarısızlığa yol açtı. Haçlılar,
yaptıkları huruç hareketiyle, bu Müslüman ordusunu dağıttılar.
Antakya’yı alan Haçlılar, kırk bine düşen kuvvetleriyle Kudüs’e hareket
ettiler. Şiî-Fatımîlerin elinde olan şehir, kısa sürede Haçlıların
eline geçti. Müslüman, Musevî ve Hıristiyanların yaşadığı ve her üç din
mensuplarınca da kutsal olan Kudüs, Haçlıların eline geçince, büyük bir
katliama uğradı. Yetmiş bin Müslüman ve Yahudi'yi, mabetlere sığınan
kadınlar ve çocuklar dahil, acımasızca kılıçtan geçirdiler. Şehrin
sokakları, kan ve cesetlerden geçilmez oldu.
Birinci Haçlı Seferi neticesinde Kudüs’te Katolik Latin Krallığı,
Antakya ve Urfa’da birer Haçlı devleti kuruldu. Hıristiyanlar
Ortadoğu’yu bu vesile ile tanıyıp, Doğu Akdeniz kıyılarına yerleştiler.
Müslümanlarca Mekke ve Medine’den sonra en mukaddes şehir olan
Kudüs’ün, Şiî-Fatımîlerce Haçlılara teslimi, büyük üzüntüye yol açtı.
Müslümanlar, Haçlıları Ortadoğu’dan atmak için hemen teşebbüse
geçtiler. 1144 senesinde Musul Atabegi İmâdeddin Zengî, Urfa’yı geri
aldı. Bu durum İkinci Haçlı Seferine sebep oldu.
İkinci Haçlı Seferi (1147-1149)
Urfa’nın Müslümanlar tarafından geri alınması üzerine, papa Eugenius’un
teşviki ve papaz Saint Bernard’ın propagandası neticesinde İkinci Haçlı
Seferi başlatıldı. Seferin komutanlığını, Yedinci Louis ile Almanya
İmparatoru Üçüncü Konrad yapıyordu. Alman İmparatoru komutasında 75.000
kişilik ilk kafile, Konya Ovasına geldi. Bu ordu, Türkiye Selçukluları
Sultanı Birinci Mesud tarafından imha edildi. Alman İmparatoru, canını
zor kurtararak, beş bin kişiyle İznik’e sığındı. Fransa Kralı Yedinci
Louis, 150.000 kişi ile yola çıktı. Alman İmparatorunun geriye kalmış
döküntü kuvvetleriyle İznik’te birleşti. Bu kalabalık orduya karşı
meydan muharebesi yapmayı uygun bulmayan Sultan Mesud, Haçlıları,
Toroslar geçidine çekti. Burada büyük kayıplara uğratılan Haçlıların
artıkları, Antakya’ya sığındılar. Şam’ı muhasara ettilerse de, Türkler
tarafından mağlup edildiler.
Üçüncü Haçlı Seferi (1189-1192)
Selahaddin Eyyubî, Şiî-Fatımî Devletini ortadan kaldırıp, Eyyubî
Devleti'ni kurduktan sonra, Haçlılara karşı harekete geçti. 1097
senesinden beri Haçlıların elinde bulunan Kudüs’ü, 1187 senesinde
Hattin Zaferinden sonra ele geçirdi. Hıristiyanların birkaç kıyı şehir
hariç, Ortadoğu’dan atılmaları, Avrupalıları endişelendirdi. Papa
Üçüncü Clemens’in teşvikiyle Fransa ve İngiltere Kralları ile Alman
İmparatoru, Üçüncü Haçlı Seferine katıldılar. Sonu hezimet olmasına
rağmen, Avrupa’nın en ünlü kral, imparator ve kumandanlarının katıldığı
bu sefer, meşhurdur.
Alman İmparatoru Friedrich Barbarossa, kara yolu, Fransız Kralı
Philippe Auguste ile İngiliz Kralı Arslan Yürekli Richard, deniz
yoluyla hareket ettiler. Alman İmparatoruna, Türkiye Selçukluları
Sultanı İkinci Kılıç Arslan, elçileriyle Anadolu’ya girmemesini teklif
etmişse de, kabul etmedi. Türkleri dinlemeyen İmparator Friedrich
Barbarossa, ordusunun büyük bir kısmını Selçuklu askerlerinin elinde
kaybetti. Sonunda, Akdeniz’e ulaşamadan nehirde boğuldu. Başsız kalan
ve ağır zayiat veren haçlılar, perişan bir vaziyette Filistin’e
ulaştılar. İngiltere Kralı, deniz yoluyla Kıbrıs’a varıp, Bizans
valisini adadan kovarak Latin Krallığını kurdu. Kıbrıs’tan Akka’ya
geçen Arslan Yürekli Richard ve deniz yoluyla Akka’ya varan Fransız
Kralı, uzun süren muhasaradan sonra kaleyi aldı. Kudüs’ü yeniden almak
için savaştılarsa da muvaffak olamadılar. Fransa ve İngiltere kralları,
acı tecrübeler ve ağır kayıplar neticesinde, Kudüs’ü alamayacaklarını
anlayınca, ülkelerine döndüler.
Dördüncü Haçlı Seferi (1204)
Papa Üçüncü Innocentius’un çağrısı, Foutges de Neville’nin propagandası
neticesinde Bonifacio’nun tertip ettiği bu Haçlı seferine Almanya
İmparatoru Altıncı Heinrich katıldı. Papanın itiraz etmesine rağmen
Haçlılar, Venedik gemileriyle İstanbul önüne geldiler. 1204 yılında,
Ortodoks Bizanslılardan İstanbul’u aldılar. Şehrin zenginliği, Katolik
Hıristiyanları şaşkına döndürdü. İstanbul’u yağmalayıp, tahrip ettiler.
Dindaşlarına her türlü zulmü, her çeşit kötülüğü yaptılar. Bizans
İmparatoru, tahtını İstanbul’dan İznik’e taşıdı. Bu olay, Bizans
tarihinde ilk defa oluyordu. Nihayet İstanbul’da 1261 senesine kadar
devam eden “Latin İmparatorluğu” kuruldu. Bu sefer sonunda Venedik ve
Ceneviz Devletleri, Yakındoğu’da, büyük nüfuz ve toprak parçaları elde
edip zenginleştiler. Haçlılar, dindaşları olan İstanbul’un Ortodoks
Hıristiyanlarına, çok zulüm ve eziyet yaptılar. İstanbul’un sanat
eserleri, zengin olmak hırsıyla tahrip edildi, evler yağmalanıp,
binlerce İstanbullu, şehrin tarihinde görülmemiş, insanlık dışı
tecavüzlere uğradı, soyuldu ve işkenceyle öldürüldü. Dördüncü Haçlı
Seferinden, Müslümanlardan ziyade, Ortodoks Hıristiyanlar zarar gördü.
Beşinci Haçlı Seferi (1217-1221)
Papa Üçüncü Honorius’un teşvikiyle Macar Kralı İkinci Andrias, Kuzey
Avrupa’dan gelen Haçlılarla, 1217 senesinde Akka’ya geldi. Kral
Andrias, Müslümanlar karşısında dayanamayınca, geri döndü. Geride
kalanlar Dimyat’a saldırıp, şehri aldılar. Daha sonra Kahire’ye
yöneldilerse de Eyyubîler tarafından bozguna uğratılıp, dağıtıldılar.
Altıncı Haçlı Seferi (1228-1229)
Papa Dokuzuncu Gregorius’un teşvikiyle Alman İmparatoru Üçüncü
Frederich tarafından tertip edildi. Alman İmparatoru Kudüs’e kadar
geldi. Eyyubî Sultanı Melik Kâmil’in dış baskılardan bunaldığı bir
devrede, Haçlıların Kudüs’e gelmeleri antlaşma zemini doğmasına sebep
oldu. Antlaşma ile Kudüs Haçlıların eline geçti. Fakat Türkler
tarafından mağlup edilmeleri sonucunda şehir, tekrar Eyyubîlere teslim
edildi.
Yedinci Haçlı Seferi (1248-1254)
Kudüs’ün Müslümanlar tarafından alınması üzerine, Fransa Kralı St.
Louis tarafından tertip edildi. Mısır’da yeni kurulan Memlûklular,
Haçlıları, 1250 senesinde, Mansûre Meydan Muharebesinde mağlup edip,
Fransa Kralını da esir aldılar. Haçlılar dağıldı. St. Louis, Dimyat’ı
Müslümanlara verip ülkesine döndü.
Sekizinci Haçlı Seferi (1268-1270)
Antakya’nın
Müslümanlar tarafından fethedilmesi ve Yedinci Haçlı Seferinin öcünü
almak için Fransa Kralı St. Louis tarafından düzenlendi. Bu seferin
hedefi, Kudüs olmayıp, Akdeniz kıyılarındaki Müslüman denizciler
üzerineydi. St. Louis, Tunus’a çıktıysa da, salgın hastalıktan öldü.
Fransa ordusu geri döndü. Bu sefer de başarısızlıkla sonuçlandı.
1096-1270 seneleri arasında, Müslümanlara karşı düzenlenen Haçlı
seferleri sonucunda, bir takım Lâtin devletleri kuruldu. Bunlar, Kudüs
Krallığı, Kıbrıs Krallığı, Trablus Kontluğu, Antakya Prensliği, Urfa
Kontluğu, İstanbul Lâtin İmparatorluğu, Mora Prensliği, Atina Dukalığı,
Kefalonya Kontluğu, Naksos Dukalığı, Saint Jean Şövalyeleri idi. Bu
Lâtin devletleri, Türkler tarafından ortadan kaldırıldı ve Haçlılardan
hiçbir iz bırakılmadı. Fakat Haçlı seferleri, 1270 senesinde son bulmuş
değildir. Her zaman Hıristiyanlar, Müslümanlara karşı askerî kuvvet
birleşiminin yanında; siyasî, kültürel ve ekonomik alanlarda da cephe
birliği içinde olmuşlardır.
Asırlarca devam eden Haçlı seferleri sonucu, pek çok kan döküldü ve
milyonlarca insan can verdi; nice ülkeler harap oldu. Bu seferler,
dinî, siyasî, sosyal, kültürel, iktisadî birçok hâdiselere sebep oldu.
Müslümanlara karşı savaşa katılmaya teşvik için, Avrupa’da bir çok
Hıristiyan tarikatları kuruldu. Seferlere iştirak için Avrupalıların
dindarına, maceraperestine, işsiz-güçsüzüne ayrı ayrı vaadlerle
propaganda yapılıp, Müslümanların karşısında bütün bunların boş çıkması
neticesinde, papalığın ve kiliselerin otoritesi sarsıldı.
Bu seferler sonunda Hıristiyanlar, Müslümanları yakından tanıdılar.
Harp meydanlarında aslanlar gibi cesurca dövüşen Müslümanların, aslında
çok merhametli, iyiliksever, misafirperver olduklarını yakından
gördüler. Müslümanların, papazların bahsettikleri gibi olmaması,
Avrupalı Hıristiyanların daha önceki düşüncelerini değiştirdi.
Papalık, bu seferlerin masraflarını karşılamak gayesiyle,
Hıristiyanların ruhanî işleri için vergi almak âdetini çıkardı.
Bulunduğu çevrenin kilisesine vergisini vermeyenler, Hıristiyanlıktan
aforoz edildi. Misyonerler faaliyetlerini artırıp, Asya ve Afrika’da,
Hıristiyanlığı yaymaya çalıştılar.
Haçlı seferlerine katılan şövalyelerin, Müslümanlar karşısında
güçsüzlüğü anlaşılınca, derebeylik idaresi zaafa uğradı. Merkezî
otoritenin hakimiyeti artıp, Avrupa’da krallık rejimi kuvvetlendi. Köle
durumundaki köylü, toprak sahibi efendilerinden arazi alarak, mal mülk
sahibi oldu. Avrupa’da aralarında büyük eşitsizlik ve adaletsizlik
uçurumu bulunan sınıflar arasındaki fark, kısmen azaldı.
Doğu sanat ve medeniyetini tanıyıp, İslamî eserlere hayran olan
Haçlılar, Müslümanlardan sanat ve teknik alanda birçok yenilikleri ve
keşifleri öğrendiler. Pek çok eseri yağmalayarak Avrupa’ya kaçırdılar.
Bu ise, Avrupa’da ilim ve tekniğin gelişmesine sebep oldu.
Müslümanlardan kâğıt ve pusulayı da öğrenen Haçlılarda gemicilik çok
gelişti. Venedik, Cenova, Marsilya, Pisa gibi Akdeniz limanlarının
önemi artıp, ticarî faaliyetler hız kazandı. Bu şehirler, serbest
bölgeler mahiyetini alıp, Batı ve Doğunun ticareti gelişti.
Haçlı seferleri neticesinde Müslümanlar, Bizanslılar ve Yahudiler çok
zarar gördü. İslâm ülkeleri ve devletleri harap oldu. Yüz binlerce
Müslüman; Anadolu, Mısır, Suriye ve özellikle Kudüs’te kılıçtan
geçirilip, yerleşim alanları yağmalanarak yakılıp yıkıldı. Kadınlar ve
çocuklar bile hunharca öldürüldü. Haçlıların kılıcından sadece
Müslümanlar değil, Yahudiler, özellikle Ortodoks Bizans da nasibini
aldı. İstanbul’un zenginliğine hayran kalan Latin Katolikler, şehrin
sanat eserlerini zengin olmak hırsıyla yağmaladılar. Ortodoks ahaliye
saldırıp mal, can ve ırzlarına ziyadesiyle zarar verdiler.
İstanbullular, şehri terk etmek zorunda kaldı. Haçlı zulmü o kadar
arttı ki, asırlardır İstanbul’da bulunan Bizans İmparatorluk tahtı,
şehirden çıkarılıp, önceden Türkiye Selçukluları Devletinin başşehri
olan İznik’e taşındı. Bizanslılar, 1261 senesinde İstanbul’u
Haçlılardan geri aldılar.
Haçlı seferleri sonucunda, İslâm medeniyetini tanıyan Avrupa’da, ilim
ve teknikte gelişmeler olup, merkezî otoritenin kuvvetlenmesi yanında,
Müslümanlara karşı asırlarca devam edecek askerî, siyasî, iktisadî ve
kültürel politikanın da tespit edilip, safha safha tatbikine sebep
olmuştur.
Osmanlı Devleti'ne ve diğer Müslüman devletlere karşı, 1364
Sırpsındığı, 1389 Birinci Kosova, 1396 Niğbolu, 1444 Varna, 1448 İkinci
Kosova, 1453 İstanbul, 1538 Preveze, 1571 Kıbrıs, 1683 Viyana
Kuşatması, Osmanlı Devletinin yıkılması ve 1919-1922 İstiklal
mücadelemizde Haçlılar ittifak edip, Müslümanlara karşı cephe aldılar.
Hattâ Kudüs’ün elimizden çıkması üzerine, müttefikimiz olan Almanlar,
bayram yaptılar.
Batılıların geçen asırlarda ve günümüzde, İslâm ülkelerine karşı tatbik
ettikleri yayılmacılık ve sömürgecilik hareketleri, İslâm dinine
saldırmaları ve Müslümanları dinlerinden uzaklaştırmak için yaptıkları
bütün dejenerasyon faaliyetleri, geçmişteki Haçlı seferlerinin, hâlen
soğuk savaş, kültürel ve ekonomik savaş olarak devam ettiğini
göstermekte, bugün bile pek çok eserimiz çalınarak batıya
kaçırılmaktadır. Aksine, batıdan ülkemize kaçırılmış bir tek eser bile
görülmemiştir. Batı, her hususta bunu bugün bile tatbik etmektedir.
Kaynak
* "Haçlı Seferleri Tarihi CİLT 1,2,3" Steven Runcıman,1992,Ankara, çeviren : Prof.Dr.Fikret Işıltan
* Uluslararası Haçlı Seferleri Sempozyumu (23-25 Haziran 1997 İstanbul) XXVI. Dizi, Sayı 8, 1999 TTK

Etiketler:
Bilimler
Tarih
Tarihteki Haçlı Seferleri
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |