Okunma: 1020 kez
Anna FREUD
(1896-1982)
1910’dan beri sürekli babasının yazılarını okuyordu ancak psikolojiyle ciddi anlamda ilgilenmeye 1918’de başladı. 1920’de babasıyla birlikte Uluslar arası Psikanaliz Kongresine katıldı. 1922’de Viyana Psikanaliz Derneği üyelerine “Hayaller ve Saldırganlık” (Beating Fantasies and Daydreams) adlı yazısını sundu. 1923’te çocuklarla psikanaliz çalışmalarına başladı. 2 yıl sonra Viyana Psikanaliz Eğitim Enstitüsü’nde “Çocuk Analizi Tekniği” üzerine dersler verdi.
( www.genbilim.com )
Bu alanda yaptığı çalışmaları, anne-baba, öğretmenler için bir seri konferanstan
oluşan “Çocuk Analizinin Tekniği” (İntroduction to the Technique of Child
Analysis) adlı kitabında topladı. 1927-34 yılları arasında Uluslar arası
Psikanaliz Derneği’nin genel sekreterliğini yaptı. “Goethe Ödülü”nü aldı.
1935’te Viyana Psikalaniz Enstitüsünün yöneticisi oldu. 1935’te “Ego Savunma
Mekanizmaları” (The Ego and the Mechanisms) adlı kitabını yazdı. Kimsesiz
çocuklar için bir çocuk yuvası kurdu ve 80 çocukla yakından ilgilendi. Dorothy
Burlingham ile birlikte “Savaş Çocukları ve Ailesiz Çocuklar”ı yayınladı.
1950’lerden itibaren ABD de düzenli olarak konferanslar verdi. 1970’lerde,
çocukların duygusal yoksunluk nedenleri, sosyal zararları, sapmalar, gelişim
gecikmeleri gibi problemler üzerine yoğunlaştı. Yale Üniversitesi Hukuk
Fakültesinde “Suç ve Aile” üzerine seminerler verdi. 1980’de Harvard
Üniversitesi’nden “Fahri Doktor” unvanını aldı. Ölümünden sonra yıllarca
çalıştığı Hampstead Clinic’in adı “Anna Freud Center” olarak değiştirildi
Carl Gustav JUNG
İsviçreli Jung Freud'un öğrencisiydi ve 1912'de Freud'dan ayrıldı. Jung, ruhsal
dinamikleri anlamak için, hastanın kendisini değerlendirmesini dinlemenin
yeterli olmadığını, ortak (toplumsal) bir bilinç altının da olduğunu öne sürdü.
Bu toplumsal bilinç altının öğeleri, insanlık tarihinin başlangıcından bu yana
tüm insanların bilinçaltında tek tek taşıdıkları kültürel ilk örneklerdi. Jung,
ortak bilinçaltından yola çıkarak düşleri yorumladı.
Alfred ADLER
(1870-1937)
Adler de Freud'un öğrencisiydi ve O da Jung gibi 1912'de ustasından ayrıldı.
Sorunlarımızın kökenine inmektense, kendimizi pratikte işe yarayacak kadar
tanımanın önemli olduğunu düşünüyordu. Bu yüzden "bireysel psikoloji"yi kurdu.
Ona göre nevrozlar 5 yaşında yaşanan aşağılık yada üstünlük kompleksinden
oluşuyordu. Analistin görevi "toplumsal duyuşu" oluşturan nevrozları
dengelemekti.
Otto KERNBERG
Kernberg, Nesne İlişkileri Ekolü’nün A.B.D.’de ve dünyada yaygınlaşıp
benimsenmesinde büyük rol oynamış; 60’lı yılların sonundan bu yana yazdığı
makale ve kitaplar, verdiği seminerler ve konferanslar ile psikanalitik camianın
ilgi odağı olmuştur. Otto Kernberg, Klein, Hartman, Mahler, Anna Freud ve
Erikson gibi kuramcıların gelişim konusunda öne sürdüklerini çok başarılı bir
şekilde harmanlayarak kendine ait bir gelişim modeli oluşturmuştur. Kariyerinin
son yıllarında yoğun olarak “cinsel heyecan” ve “erotik arzu”nun doğası üzerine
yazmıştır. Kuramındaki gelişim modeli ve psikopatoloji etyolojisi açısından
cinsellik ve aşk duygularını araştırmaktadır. Psikanalize ve psikiyatriye en
önemli katkılarından biri, “sınır kişilik örgütlemesi”ni tanılandırılması,
sınıflandırılması ve terapisi ile ilgili çalışmalarıdır.
Karen HORNEY
(1885-1952)
1885'te Hammbur'da doğdu. 1904'te anne ve babası ayrıldı. Bu durum Karen'ın
stressli yaşamının başlangıcı oldu. 1906'da tıpfakültesine girdi. 1909'da hukuk
öğrencisi Oscar Horney ile evlendi. 1910'da annesi vefat etti. Ailesiyle
yaşadığı çatışmalar ve zor koşullar onu psikanalize yöneltti. Freud, "evlendiği
adam babasından farklı biri değil" demişti. Caren Horney, tıp öğreniminden sonra
Berlin Psikanaliz Enstitüsü'ne girdi. Birçok enstitüde görev alan Horney, New
York Psikanaliz Enstitüsü'ndeki görevine son verildikten sonra "Association for
the Advancement of Psychoanalysis"i kurdu. Psikanalizin ilerlemesine ve bireyler
arası ilişkilerin incelenmesine önemli katkıları olmuştur.
Melanie KLEİN
Temelde Freud’un izinde olan ve Budapeşte’den Berlin’e, oradan da 1926 yılında
İngiltere’ye göç eden Klein, çocuklarla sürdürdüğü psikanalitik çalışmalarında
ilgisini içleştirilmiş objelere odaklaştırarak psikanaliz kuramına farklı bir
boyut getirmiştir. Yaşamın ilk yılının ruhsal gelişimin en belirleyici dönemi
olduğunu vurgulayan Klein, 3-6 yaşları arasında yaşandığı düşünülen Oediepus
Kompleksinin aslında yaşamın ilk ayının ikinci yarısında yaşanan memeden kesilme
süreci içinde yer aldığı görüşündedir. Klein’a göre iç güdüsel dürtüler,
spesifik obje ilişkileri içine geçişmiş karmaşık ruhsal fenomenlerdir. Klein’ın
görüşleri başlangıçta İngiliz Psikanaliz Derneği’nde sert tartışmaların
yaşanmasına neden olmuştur. Zamanla kuruluş içinde Klein’ı destekleyenler, ona
karşı olanlar ve tarafsızlar olmak üzere 3 grup olmuştur. Klein ve Fairbairn’in
çalışmaları ile “Şizoid İnsan” tipi tanımlanmıştır.
Heinz KOHUT
(1913-1981)
Benlik Psikolojisi ekolünün kurucusu Heinz Kohut, geliştirdiği kuramı Freud'un
teorisinin tamamlayıcısı olarak görmekteydi. "Benlik nesnesi" kavramını ortaya
attı (Çocuk tarafından benliğin parçası olarak algılanan nesne-kişi). İnsan
yapısını iki kutuplu olarak görür. Bu durumu "iki kutuplu benlik" olarak
tanımlar. Bir kutupta hırslar ve tutkular, diğer kutupta ise idealler ve
değerler vardır. İnsanın psişik süreçleri bu iki kutup arasında gerilime
tabidirler. Kohut'a göre patalojik boyuttaki erotizasyon ve saldırganlık
Freud'un iddia ettiği gibi, birincil iç güdüler değil, hayal kırıklıkları
sonucunda oluşan tepkilerdir.
Otto RANK
(1884-1939)
Freud'un gözde oğullarından biriydi. Çok yoksul bir aileden geliyordu. 25 yaşına
kadar çilingirlik yapmıştı. Ancak öğrenim yaşamına devam etmeye karar vererek 25
yaşından sonra okulunu dışardan bitirdi. Tıp mezunu olmayan
psikanalistlerdendir. 28 yaşında Viyana Psikanaliz Derneğinin Sekreterliğine
başladı. 1924'te Amerikan Psikanaliz Derneğinin fahri üyesi oldu. Sandor
Ferenezi ile birlikte daha az otoriter, daha çok eşitlikçi, psikoterapi odaklı,
burada ve şimdi ilkesiyle hareket eden, gerçek ilişkiye dayanan, daha çok,
geçmiş öykü, karşı aktarım, bilinçaltı üzerinde yoğunlaşan bir terapi ilişkisi
geliştirdi. Rank'ın "Doğum Travması" (1924) adlı kitabı üzerine çıkan
tartışmalar Freud'dan ayrılmasıyla sonuçlandı. Otto Rank, görüşlerinde
anne-çocuk ilişkisi ve oediepus kompleksi üzerine yoğunlaşıyordu.

Etiketler:
Bilimler
Psikoloji
Ünlü Psikanalizciler
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |