Okunma: 1036 kez
İnsanlık tarihinin, ateş, elektrik, tekerlek, matbaa, atomun parçalanması kadar önemli buluşları arasına giren “gen haritası”nın çıkarılması, bilim dünyasında büyük sevince neden oldu. Özellikle, tıpta bilinmeyenlerin giderek azalmasını ve genetik kökenli hastalıkların tedavisini beraberinde getirecek olan bu muhteşem buluş aslında ne anlama geliyor ?
İnsan
genom Projesinin temel amacı, insan DNA’sında
bulunan 3 milyar kadar baz çiftinin dizilimini
ve bunların % 2-5 ‘ini oluşturan genlerin
yerini bulmak. Bu aslında zor bir iş; çünkü
insan genomunda kesin sayısı şimdilik bilinmiyor
olsa da 40 bin ile 80 bin arasında gen olduğu
sanılıyor. Dış görünüşümüzdeki onca farklılığa
rağmen, aslında biz insanların kalıtsal
yapısı büyük ölçüde birbirine benzer. İnsanların
DNA yapılarının %99, 9’u ortaktır. İnsan
Genom Projesi de bu ortak genleri bulmayı
hedefliyor. Yaklaşık 15-20 yıldır bu projeyle
uğraşılmasına rağmen henüz genom projesi
tam olarak çözülebilmiş değildir. Ortaya
çıkacak veri bankası, insanı insan yapan
genlerin yanında bir insanı başkalarından
ayıran genleri de gösteren eşsiz bir kaynak
olacak.
Bu proje ile elde edilen bilgilerin 21.
y.y ’da tıp dünyasında çok büyük yenilikler
ve keşifler getireceği beklenmektedir. Bu
bilgiler aynı zamanda, bir çok genetik hastalığın
tedavisini de mümkün kılabilecektir. İnsan
Genom Projesi’nde ilk beş yıllık hedeflerin
arasında aşağıdaki amaçlar bulunmaktadır:
-
İnsan genomunun haritasını çıkarmak
-
Model olarak kullanılabilecek diğer bazı
canlıların da gen haritalarını çıkarmak
-
Veri toplanması ve dağılımı
-
Etik, kanuni ve sosyal düşünceler
-
Araştırma eğitimi
-
Teknoloji gelişimi
-
Teknoloji transferi
Bunlar
da Olacak mı?
Gen haritası talebi!
21. yüzyılın genetik mucizesine yetişenler
gün gelecek yalnız eş seçerken değil, sağlık
sigortası
yaptırırken, birilerini işe alırken ya da
birilerine ev kiralarken; muhataplarından
birer adet "gen haritası" talep
edebilecekler.
Genetik
ayrımcılık!
Bilimsel buluşların ne pahasına olursa olsun
önüne geçilemeyeceği açık. Hayatı uzatmak
ve çare bulunamayan hastalıklara getirilebilecek
radikal tedavi olanakları; bazı maliyetlere
katlanmayı kaçınılmaz kılıyor. Tamam. Ama
tüm bunlar tüyler ürpertici bir "genetik
ayrımcılığın" eşiğinde olduğumuzu engellemiyor
yine de. Irk, din, etnik ayrımcılıktan sonra;
bir de "genetik ayrımcılık" çıkacak
gibi başımıza.
Ayrımcılığın ilk işaretleri!
Yeni ayrımcılığın ilk işaretleri kendini
ele vermeye başladı bile. "El Pais"te
çıkan bir habere göre, İngiltere'de bazı
sigorta şirketleri şimdiden, sağlık sigortası
yapmadan önce müşterilerinden "genetik
analiz" istiyor ve sigorta ücretini,
analiz sonuçlarına göre saptıyormuş. Poliçe
için söz konusu şirkete başvuran kişide
Alzheimer ya da belli bazı kanser türlerine
genetik yatkınlık varsa, ücret beş misline
çıkabiliyormuş.
Genetikle
at başı giden enformatik devrimi sayesinde
bu noktaya çok kısa sürede ulaşılabileceği
söyleniyor. Moleküler biyolog Dr. Francesca
Lancillotti, "DNA’nın 12 bin genini
okuyabilmek; bundan 20 yıl önce oldukça
zaman alırken, enformatik sayesinde bu işlem
şimdi sadece bir dakikada yapılabiliyor.
Bir yanıyla büyüleyici, bir yanıyla ürkütücü
bir gelişme bu. Ne var ki, bilim korku tanımaz.
Girdik bir kez yarışa. Kemerleri bağlayıp,
her şeye hazırlıklı olmak lazım...!"
21. yüzyıl tepemizin üstünde cereyan eden
bir "çifte devrimle" gümbür gümbür
yol alıyor. Ne etik, ekonomik, siyasi, sosyal
tartışmalar; ne de mevcut yasalar erişebiliyor
çifte devrimin hızına.
Bütün bu çalışma kaça mal oldu ?
Tüm deneyin maliyetinin 200 milyon dolar
civarında olduğu hesaplanıyor.
* Genomu nerede “okuyabilirim" ?
İnternet üzerinde. Ama, bir hayli zamana
ihtiyacınız var. Çünkü 4’er harften (A,T,C,G)
oluşan 3 milyar harflik bir dizinden söz
ediyoruz. Bu 3 milyar harfin okunması 9,5
yıl sürüyor.
Türkiye de bu projenin içinde mi?
Maalesef. Dünyada gelişmiş bir çok ülke
bu çalışmanın içerisine girmişken, Türkiye’de
henüz bu konuda parmakla gösterilecek örnek
bir çalışma, ya da araştırma kurumları bulunmamaktadır.
Üniversiteler bünyesinde kısmen yapılmaktadır.
Çünkü henüz yetişmiş elemanlarımız yoktur.
Ama geçtiğimiz 7-8 yıl içinde gerek okulumuzdan,
gerekse ülkemizin diğer güzide okullarından
yetişmiş, Genetik Mühendisliğinde okuyan,
doktorasını yapmakta olan bir çok öğrencimiz
bulunmaktadır. Bunların bir kısmı ülkemizde
bir kısmı ise yurt dışında lisans ya da
doktora seviyesinde eğitim almaktadırlar.
İnancımız şudur ki; geleceğin Genetik Mühendisleri
yetişmektedir ve yetiştiklerine inandıkları
ve imkân sağladığımız gün ise ülkemize bu
teknolojiyi taşıyacaklardır.
Tüm hastalıklara çare olacak mı
?
Büyük bir ihtimalle. Bütün hastalıklar,
insan genlerindeki arızalar ve yanlış diziliş
nedeniyle oluştuğundan, genetik yapının
tam olarak anlaşılması ve bunları “düzeltmenin"
yolunun bulunması, hastalıkların da önlenmesi
anlamına gelebilecek. Sadece genetik değil,
çevresel faktörlerin neden olduğu hastalıklara
da, daha ileri tedavi yöntemlerinin geliştirilebileceği
sanılmaktadır.
Faydalarını ne zaman görebileceğiz
?
Alzheimer ve bazı kanser türlerinin tedavisinde,
şimdiden bazı ilerlemeler sağlandığı biliniyor.
Önümüzdeki birkaç yıl içinde yeni tedavi
yöntemleri ve ilaçların, dünyanın çeşitli
yerlerindeki araştırmacılar tarafından ortaya
çıkarılması söz konusu olabilecek. Ancak
kalp hastalığı gibi, hem genetik hem de
çevresel nedenleri bulunan hastalıklar için
daha uzun yıllar (20, 30, 40 yıl) beklenmesi
gerekecek.
Sakıncaları da olacak mı ?
Elbette. Belirli hastalıklara neden olan
belirli genler saptandığında, bu genlere
sahip insanların kayıtları, işyerlerinin
ve sigorta şirketlerini eline geçebilecek.
Bu da, işe alınma ve sigortalama anında
“tercih edilmeme" nedeni olabilecek.
Doğumdan önce bebeğin genetik ‘arıza’sının
ortaya çıkması, anne ve babalara “doğumdan
vazgeçme" opsiyonu tanıyacak. Zengin
ve yoksul ülkeler, bir ülkenin zengin ve
yoksul bölgeleri ve vatandaşları arasında,
genetik teknolojisinin kullanımı açısından
farklılıklar, kaçınılmaz olarak yaşanacak.
Bu da, sağlık ve yaş ortalaması açısından
farkın açılmasına yol açacak.
Deneyler kimin genleriyle yapıldı?
Tesadüfi olarak, her ırk ve cinsten önce
12, sonra da 24 insanın sperm ve kanları
kullanılarak yapıldı. Her ne kadar her insanın
genetik yapısı, bir diğerinden farklılık
gösterse de genel farklılık oranı (varyasyon)
binde 2 oranında yaşanıyor. Bu yüzden, elde
edilen bulguların tüm insanlığa uygulanabileceği
ve herkesin derdine çare olabileceği düşünülüyor.
Genom projesinin Geldiği Son Nokta
Genom projesi, ne basında abartıldığı gibi
hastalıkları tamamen bitirip ölümsüzlüğü
getiren ne de faydasız bir çalışma değildir.
Elbetteki insan sağlığına faydaları olmuştur,
olacaktır da. Ama bunlar hiçbir zaman için
sanıldığı gibi ölümsüzlüğü getirmeyecektir.
Yalnızca, yaşarken daha sağlıklı bir hayat
sürülebilecek ya da birçok hastalık belki
tarihe karışacaktır. Ama hiçbir zaman için
bu proje sayesinde insanlık, sanıldığı gibi
bütün hastalıklarına çare bulamayacaktır.
Şu an itibariyle bu çalışmayı yürüten bilim
adamları, genom projesine ek olarak yeni
bir projeye daha imza attılar; “Proteom
Projesi”. Bu projeyle vücuttaki bütün proteinlerin
incelenmesi amaçlanmaktadır.
protein nedir?
“Proteom Projesi”ni oluşturan proteinler,
vücudumuzu meydana getiren temel yapı taşlarımızdan,
hem de önemlilerinden birisidir. Aynı zamanda
günlük beslenmemizde önemli bir yer tutan
organik besin kaynaklarımızdan birisidir.
Protein temel olarak, 20 çeşit amino asitin
farklı kombinasyonlarla bir araya gelmesiyle
oluşur. Vücutta 5-10 amino asitten oluşan
küçük proteinler bulunabildiği gibi, 500-1000
amino asitin bir araya gelerek oluşturduğu
dev proteinler de bulunabilir. Proteinlerin
en önemli özelliği, canlılara özgü olmasıdır.
Yani her bir canlının protein yapısı birbirinden
farklı olduğu gibi, bir canlıda bulunan
proteinler de birbirinden farklı olabilmektedir.
Proteinleri birbirinden farklı kılan özellik
ise, DNA’nın kontrolünde, DNA şifresine
uygun bir şekilde amino asitlerin yan yana
getirilmesiyle oluşmasıdır. Bir proteini
meydana getiren amino asitlerin sıra, sayı
ya da çeşidinin değişmesi, oluşacak proteinin
farklı olmasına neden olacaktır. protein
yapımına katılan 20 çeşit amino asitin her
birini bir rakama benzetirsek, rakamların
bir araya gelerek oluşturduğu sayıya da
protein deriz. Dolayısıyla 20 farklı rakamdan
ne kadar fazla sayı kombinasyonu oluşturabileceğimizi
sizin hayal gücünüze bırakıyoruz.
Proteinlerin Görevleri nelerdir
-
Enzimlerimizin (Vücudumuzdaki işçiler)
yapısına katılır
-
Hormonlarımızın yapısına katılır
-
Kaslarımızın yapısına katılır
-
Hücre zarımızın yapısına katılır
-
Vücut enerjimizin elde edilmesinde kullanılır
-
Vücut savunmamızda görev yapan antikorlarımızın
yapısına katılır
Proteom, genom projesini destekleyecek
mi?
Proteom projesi ile vücuttaki proteinler
tanınacak, dolayısıyla proteinlerden oluşan
enzimler tanınmış olacaktır. Bu da, her
işini, hatta kendini eşlemeyi dahi enzimlere
yaptıran DNA’nın, dolayısıyla genom projesinin
daha iyi anlaşılmasına yardım edeceği kanaatindeyiz.
Umarız tüm bu gelişmeler insanlığın faydasına
olur. Her türlü teknolojik gelişmeyi kendi
amaç ya da çıkarları uğruna kullanmaktan
çekinmeyen kötü ruhlu insanların elinde
bir vahşete yol açmamasını temenni ediyoruz.
Sağlıklı ve mutlu yarınlara kavuşmak temennilerimizle…
Zafer ZENGİN
Biyoloji Öğretmeni

Etiketler:
Bilimler
Genetik
İnsan Genom Projesi
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |