GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | GenKampüs | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | İngilizce Makaleler | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Bilimler arrow Psikoloji arrow Eşler arasında koşulsuz sevgi Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Mar 13 2008

Eşler arasında koşulsuz sevgi Yazdır E-posta
(2 Oy)



 Facebook'ta Paylaş

Doğan Cüceloğlu   
Perşembe, 13 Mart 2008
Okunma: 5464 kez

29 Ekim Pazar günü BRT'de 10:30'daki Temiz Aile Temiz Gelecek - Doğan Cüceloğlu ile Sohbetler Programında evlilik öncesinde gerekli koşullardan birinin evlenecek olan kişilerin duygusal olgunluğa erişmesi olduğunu ifade ettim. "Sevgi nedir?" diye sordum ve sorduğum soruya kendim cevap vermek üzere şunları söyledim:

"Sevgi bir eylemdir. Bu eylemi yapan kişi sevdiği kişinin gelişmesini ve mutlu olmasını ister; eyleminin temelindeki niyet budur."

"Peki bunun karşılığında ne bekler?" Bu soruya da yine kendim cevap verdim: "Bu eylemin karşılığında kişinin beklediği, sevdiği kişinin mutluluğudur; onun ötesinde başka bir beklentisi yoktur."

İçinde yetiştiğim toplumun sevgi ile ilgili beklentilerini bildiğim için konuyu geliştirirken şunu söyledim: "Değerli izleyicilerimin bazıları, bunun kerizlikten başka bir şey olmadığını düşünüyor olabilirler. Ne demek karşılıksız sevmek; öyle şey olmaz. Ancak enayiler böylesine bir duygu içinde olurlar."

Bu düşünceye yine kendim cevap verdim ve şöyle dedim: "Kısa vadeli mi düşünüyorsunuz, yoksa uzun vadeli mi? Eğer kısa vadeli düşünen biri iseniz ve yaşamınızı kısa vadeli beklentiler üzerine kurmuşsanız, o zaman yukarıda söylediğim türden bir sevgi sizin yaşamınız çerçevesinde gerçekten 'kerizlik' olarak algılanacaktır. Ama, uzun vadeli bir düşünceyle, ömür boyu birlikte olacağınız birisiyle ilişkinizde bu anlayış varsa, o zaman böylesine sevmenin anlamı tüm hayatınızı etkileyecektir!"

Bu tema üzerinde konuyu biraz daha derinleştirmek istiyordum, ama konuklarımız arasında, sağımda, orta sıralarda oturan bir hanımefendi "Söyleyeceğim çok önemli bir şey var!" yüz ifadesi ile elini kaldırıyor ve gözümün içine bakıyordu. Benim beklentim, "Bu bayan benim söylediklerimi destekleyecek ve 'Benim böyle bir evliliğim var ve ömür boyu mutluluk yaşadım,' diyecek şeklinde idi. Gerçi orta yaşlı hanımefendi pek öyle mutlu ve rahat gözükmüyordu; hatta oldukça asabi ve gergin gözüküyordu. Kendisine söz verdim.

"Doğan Bey," diye söze başladı ve şöyle devam etti: "Ben dediğiniz şekilde sevdim ve 22 yaşında evlendiğim kişinin gelişmesi ve mutlu olması için elimden gelen her şeyi yaptım. Onun mutluluğu benim için önemliydi. Ve sizin dediğiniz gibi o gelişti, güçlendi. Üç çocuğumuz oldu. Onların ikisi evli; kendi aileleri içinde mutlular. Evdeki kızım üniversiteye gidiyor ve hayatından memnun."

Hanımefendi bunları söylerken içimden beklentimin doğru olduğunu ve bayanın, 'Benim böyle bir evliliğim var ve ömür boyu mutluluk yaşadım' demekte olduğunu düşünüyordum. Ama, düşüncem doğru değilmiş. Hanımefendi, çok anlamlı bir "Ama," kelimesinin ardından şunları söyledi:

"Ama, şimdi kendinden 37 yaş küçük bir öğrenciyle aşk hayatı yaşıyor. Onun için bir ev tuttu; beraber yaşıyorlar. Zina suç olmaktan çıktı, bir şey yapılamıyor. Toplum gittikçe çürümeye başladı. Kendisi toplumun ileri kişilerinden biri olacak durumda olan bu kişi, bu kadar yıllık ailesini bıraktı. Ve şimdi benden boşanmak istiyor. Sevgimin karşılığı bu mu olacaktı?"

"Ben dediğiniz türden bir sevgiye inanmıyorum. Kadın kocasını denetlemeli, öyle pek serbest bırakmamalı. Gelişip kendini bulunca kocanın gözü dışarda oluyor. Onun o kadar gelişmesine çanak tutunca siz kendiniz kaybediyorsunuz. Kusura bakmayın ben böyle düşünüyorum."

Bu sözleri söylerken konuk olarak gelmiş bayanların birkaçı kafalarını tasdik anlamında sallıyorlar ve hanımefendi ile aynı kanıda olduklarını belirtiyorlardı.

"Şu anda ona karşı ne hissediyorsunuz?" diye sorduğumda hiç beklemeden çok net bir cevap verdi:

"Nefret ediyorum!"

Hangi beklenti içinde sevgi?

Hanımefendinin söyledikleri üzerinde çok düşündüm. Herkesin önünde bu kişisel öykü üstünde daha çok konuşmak yakışık almayacağı için programın geri kalan kısmında başka konukların soru ve gözlemlerine geçtim. Ama, 'nefret eden bu bayanın' söyledikleri hiç aklımdan çıkmadı.

Cevap vermeye çalıştığım temel soru şu:
"Bu bayan gerçekten sevmiş olabilir mi?"

Kendisi gerçekten sevdiğini söylüyor. Gerçekten sevip sevmediğini bilecek kişi o değil mi? Sevgi içerde bir duygu olarak belirir ve bu temel duygu kişinin tüm eylemlerine 'sevgi'nin damgasını vurur. O, "Sevdim ve severek onun gelişmesi yönünde davrandım," diyor ise, kim onun dediğini yalanlayabilir? Kişi duygusunu ancak kendisi bilmez mi?

"Bu bayan gerçekten sevmiş olabilir mi?" sorusunu sormama neden olan temel gözlemim şu: "Benim dediğim anlamda seven bir insan nasıl olur da o sevdiği kişiden böylesine kesin ve net bir şekilde nefret edebilir?"

Benim dediğim anlamda o temiz sevgiyi genellikle anne ve babanın çocukları sevmesinde bulabilirsiniz. Bu tür anababalar çocuklarına gelişme olanakları sağlamak için çırpınırlar. Kendileri yorulurlar, hırpalanırlar ama çocuğun eğitimi için olanak sağlama çabasını devam ettirirler. Bu anababalara sorarsanız, "Niçin bu kadar kendinizi hırpalıyorsunuz, okumasa ne olur sanki?" diye, size hayretle bakarlar; çünkü onlar çocuklarını seviyorlar. Ne demek sevmek? Onun gelişmesi ve mutlu olması için elinden geleni ardına koymamak demektir. Bunun karşılığında ne beklerler? Eğer bu gerçekten saf bir niyet ise, o zaman onun gelişip mutlu olmasından başka hiç birşey.

Eğer anababa değişik koşullar ileri sürüyorsa, "Biz elden ayaktan düşünce bize bakarlar; okurlarsa daha iyi bakarlar!" diyorsa, o zaman çocuklar okuyup kendilerine bakmadığı zaman çocuklarına kızarlar.

Eğer anababa çocuğu kendilerine iyice bağlamak , bağımlı kılmak için onu okula gönderiyor ve olanaklar sağlıyorsa, çocuk gelişip kendi gönlünce birini sevdiği zaman o çocuğa çok kızarlar; " Yazıklar olsun sana verdiğimiz emeklere!" derler. Çocuk kendisi olmaya ve bağımsızca hareket etmeye devam ederse, onu evlatlıktan reddedip, ondan 'nefret' dahi edebilirler.

Ne demek istiyorum? Demek istediğim şu: Olumsuz duygular genellikle bir beklenti zemini üstünde oluşurlar. Kişi beklediğiniz şeyi yapmadığı zaman üzülürsünüz, kızarsınız, nefret edersiniz. Programa konuk olarak gelmiş bayan bana öyle geliyor ki, benim sevgiden ne demek istediğimi hiç anlamamıştı. O konuştukça kafasını sallayan diğer hanımlar da sanırım böyle bir sevginin olabileceğine inanamıyorlardı. Benim sevgi tanımım gerçekten uzak bir hayal veya rüya gibi geliyordu insanlara.

Değerli okurum, televizyon programında konuşan bayan olduğu için bu yazımda bir bayanın erkeğe olan sevgisinden söz ettim. Bir erkeğin kadına olan sevgisinden söz ediyor olsa idim, hiçbir şey değişmezdi. Yani, "Sevgi bir eylemdir. Bu eylemi yapan kişi, sevdiği kişinin gelişmesini ve mutlu olmasını ister; eyleminin temelindeki niyet budur." Kişi kadın ya da erkek olmuş farketmez.

Peki neden insanlar bu tür bir sevgiyi anlamakta, daha doğrusu böyle bir sevginin var olabileceğine inanmakta zorlanıyorlar? Bu insanlarda anlayış kıtlığı mı var?

Hayır; bu tür sevginin olabileceğine inanmakta zorlanan insanlarda hiçbir zihinsel bozukluk yok. Onlar da diğer insanlar kadar akıllı veya onlar kadar aptal. Onlar bu tür sevgiye inanmakta zorlanıyorlar, çünkü böyle bir sevginin olduğunu yaşamlarında görmediler; kendi anababalarının birbirleriyle ve çocuklarıyla olan ilişkilerinde görmediler ve yaşamadılar.

Peki neden insanlar böyle bir sevgiyi yaşayamadılar?

Çünkü "mış gibi bir sevgi ortamı"nda büyüdüler.



Etiketler:  



1Yolumuzu çizsek, iş bitecek.
Birgül Çelebi 2008-03-13 17:14:06
"Peki neden insanlar bu tür bir sevgiyi anlamakta, daha doğrusu böyle bir sevginin var olabileceğine inanmakta zorlanıyorlar? Bu insanlarda anlayış kıtlığı mı var?" 
 
çok güzel bir yazı, genbilimdeki bazı makalelerin çıktısını alıyorum boşluk bulduğum zamanlarda (bankada, veznelerde sıra beklerken)çantamdan çıkarıp zihnime kazıyorum bilinçsel gelişimimiz için ne çok ihtiyacımız var. Bu ve benzeri makaleler tekrar tekrar okunmalı ki 40 kere kendimize akıllı diyelim.

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Google!Live!Facebook!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Blinklist!Furl!Yahoo!Squidoo!
 

GenBilim
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
GenBilim
İngilizce Makale Kategorileri

Automobiles

Business

Computers

Entertainment

Food

Health & Medical

Sports

Technology & Science

Travel

Other

Untitled 1
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


GenBilim

GenBilim
GenBilim

GenBilim
        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
GenBilim
GenBilim
GenBilim
Son Etkinlikler
Eylül
Klonlama Kursu (Gen Klonlama Yöntemleri) 19 Eylül, 2010 (08:00) - 23 Eylül, 2010
GenBilim