GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Bilimler arrow Psikoloji arrow Hangi Nükleer Teknoloji Tartışması Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Haz 27 2006
Hangi Nükleer Teknoloji Tartışması Yazdır E-posta
(1 Oy)



GenBilim Admin   
Salı, 27 Haziran 2006
Okunma: 1332 kez

Zararlı atıklar, maliyet, terör ve kaza gibi risklerleriyle nükleer enerji, Türkiye’nin gündeminde. Sağlıklı bir kamuoyu tartışması için, Soğuk Savaş döneminin mi, yoksa henüz denenmemiş yeni teknolojilerin mi kullanılacağının bilinmesi gerekiyor.Batı ülkelerinde gerek yapım ve işletme maliyetlerinin yüksekliği, gerekse kamuoyu baskısıyla rafa kaldırılan nükleer enerji, genellikle politik bir seçim olarak ortaya çıkıyor. Dünyadaki mevcut santrallerin tümü eski teknoloji ürünü. ABD’de son 30 yılda yeni bir nükleer enerji santrali için sipariş verilmezken, nükleer şirketleri, olumsuz imajı yıkmak ve yeni ihaleler almak için yeni kuşak santral modelleri geliştiriyor. Ancak, yeni kuşak teknolojiler ve yeni santral mimarileri henüz Batı ülkelerinde somut olarak kabul görmedi. ( www.genbilim.com )



NÜKLEER’İN KISA GEÇMİŞİ

İlk nükleer reaksiyon 2 Aralık 1942’de University of Chicago’da gerçekleştirildi. ABD, nükleer silah projesi Manhattan Project’in meyvesi olan atom bombalarından ilki ‘Little Boy’u (Küçük Çocuk) 6 Ağustos 1945’te Hiroşima’ya, ikincisi Fat Man’i de (Tombul Adam) 15 Ağustos’ta Nagasaki’ye attı.

İlk nükleer reaktörler, Soğuk Savaş’ın başlarında ABD ile SSCB arasındaki rekabetin sonucu olarak dünyaya geldiler. ABD’nin Idaho eyaletindeki reaktör Experimental Breeder Reactor I adlı deney santrali, 20 Aralık 1951’de ilk nükleere dayalı elektrik enerjisini üretti. İlk sivil amaçlı nükleer elektrik üretimini SSCB, 27 Haziran 1954’te Obninsk, Kaluga Oblast reaktöründe gerçekleştirdi.

BATI’DA 30 YILDIR YENİ NÜKLEER SİPARİŞİ YOK

Dünyanın en büyük nükleer kapasiteli ülkesi olan ABD’de 104 adet sivil amaçlı ticari nükleer reaktör bulunuyor. Nükleer reaktörler toplamda 98.000 megavat enerji üretiyor. Lazca rock yapan Karadeniz kökenli Kazım Koyuncu`nun 2005 yılında vefat etmesiyle kamuoyundaki Çernobil tartışmaları alevlenmişti.

ABD’de son nükleer reaktör Mayıs 1996’da faaliyete geçti. Ülkede son 33 yılda, yeni bir nükleer reaktör yapımı projesi başvurusu onaylanmadı. Son onay 1973’te yapılmıştı. Ülkede yeni nükleer yatırımlar sadece mevcut reaktörlerde güncelleme ve kapasite artırımı şeklinde yapılıyor. Örneğin, santrallere yeni nükleer atık depoları ekleniyor.

Dünyada 443 adet nükleer reaktör bulunuyor. Bunların bazıları da, Türkiye’nin komşuları Bulgaristan, Ermenistan ve son zamanlarda tartışmalara konu olan İran İslam Cumhuriyeti de bulunuyor. Nükleer geçmişi İslam Devrimi’nin öncesine dayanan İran, şimdilerde ise Rusya ile uranyum zenginleştirme anlaşması imzalayarak teknoloji transferine gitti.

Nükleer reaktörlerin 21’inci yüzyıldaki en büyük handikapı verimsizlik tartışmaları. ABD’de gerek bilim dünyası, gerekse politik taraflar nükleerin diğer enerji türleri ile ticari anlamda rekabet edip edemeyeceğini tartışıyor. ABD’nin yanı sıra Batı Avrupa’da da nükleer enerjiye talep son 20 yılda, özellikle Çernobil sonrasında düşüşe geçti. Gelişmiş ülkeler, sürdürülebilir, yönetimi kolay ve verimli enerji türlerine yatırım yolunu seçti.

ABD’Lİ ŞAHİNLERİN YENİ SÖYLEMİ

Bush yönetimi, resmi söylemde ‘enerjinin çeşitlendirilmesi’ olarak adlandırılan, ABD’nin dış kaynaklı petrole bağımlılığını azaltmak çerçevesinde nükleer enerjiyi yeniden gündeme taşıdı. ABD ve Kanada’da nükleer santral yanlılarının dile getirdiği en önemli sav, özellikle Irak Savaşı’ndan sonra artan petrol fiyatlarıyla gündeme gelen enerji bağımlılığı. ABD’de özellikle şahinler ve Wall Street çevreleri nükleer enerjiyi petrole bağımlılıktan kurtulmak için bir çare olarak sunuyor.

KAMUOYU BASKISI İŞE YARIYOR

Batı toplumlarında son yıllarda ortaya çıkan nükleer karşıtı tavır da, yeni projelerin önünü tıkıyor. Daha önce ABD’nin New York eyaletinde Shoreham nükleer reaktörü 1985’te kamuoyunun karşı çıkması nedeniyle kapatılmıştı. Yine 1980’lerde birçok nükleer reaktör projesi yine kamuoyunun onaylamaması nedeniyle geri çekilmişti.

YENİ KUŞAK SANTRALLERİ PAZARLAMAK GÜÇ

Nuclear Energy Institute (Nükleer Enerji Estitüsü) üst düzey yetkilisi Marvin Fertel, dünyadaki mevcut nükleer santrallerin en az 23 yıllık olduğunu, artık yeni kuşak nükleer santrallerin yapılması gerektiğini söylüyor. Ancak, yeni kuşak olarak tanımlanabilecek herhangi bir nükleer santral projesi, henüz ABD’de dahi resmi onay bulmadı.

ABD’de nükleer enerjiye getirilen standartları aşması halinde de, herhangi bir santral projesinin onay alması garanti değil. Radyoaktif madde dünyanın çeşitli yerlerinde saklanıyor. En büyük tehlike bunların terörist kişilerin eline geçmesi.

ABD’li çevreler yeni bir nükleer santral inşaatının yeniden gündeme gelmesi halinde dahi, bunun start almadan önce denetleyici kurullarda çetin müzekerelerle tartışılacağını ve somuta dönüşmesinin en az 10 yıl alacağını tahmin ediyor. ABD ve Batı Avrupa’da son yıllarda yeni nükleer siparişi olmadığı göz önüne alındığında, yeni koşullar altında nükleer enerji şirketlerinin yeni müşteriler bulup bulamayacakları bir soru işareti.

NÜKLEER ŞİRKETLERİ YENİ PAZAR ARAYIŞINDA

Nükleer enerji şirketleri bu durumda pazarladıkları malın imajını düzeltme yoluna gidiyor. Öncellikle nükleer reaktörlerin maliyetini düşürerek, müşterilere daha uygun ödeme şartları sunuyor. Yeni teknolojiler sayesinde inşaat süresini kısaltmaya çalışan nükleer enerji şirketleri, müşteri olacak ülkelerle ‘ayrıcalıklı’ anlaşmalar imzalayarak, bazı başlangıç giderlerini üstlenerek ticari koşulları cazip kılmaya çalışıyor. Yeni teknolojiyle 1.400 megavatlık bir nükleer santralın yapımı 3 milyar dolara maloluyor ve 7 yıl sürüyor. Nükleer karşıtları reaktörlerin yüksek yapım ve bakım maliyetlerine dikkat çekiyor.

İSVEÇ RÜZGÂRA, FİNLANDİYA ‘NÜKLEER’E

Nükleer enerji konusunda ülkeler farklı stratejiler takip ediyor. Elektrik enerjisinin yüzde 50’sini nükleerden elden İsveç, ülkenin elektrik enerjisinin yüzde 3’ünü üreten en eski nükleer santrali kapatıp, rüzgar enerjilerine odaklanma yoluna gidiyor. Komşusu Finlandiya ise, nükleer santrali gündemine alarak Batı’da son yıllardaki nükleere karşı soğuk duruşu delen tek ülke oldu.

NÜKLEER ATIKLAR CABASI

Nükleer reaktörlerin çıkardığı nükleer atıklar ise ayrı bir problem. Nükleer santraller sera etkisi üreten herhangi bir gaz çıkarmasa da, ürettikleri nükleer atıklar bir o kadar zararlı. Bu atıkların nasıl saklanacağı ABD’de hala tartışılan bir sorun. Örneğin, nükleer atıkların geçici olarak Utah’da bir vadide saklanması fikrine, en başta bunların nakliye güzergâhındaki komşu eyaletler, kendi sınırları içinde atıklara tahammül edemeyecekleri savıyla itiraz etti. Nükleer atıklar binyıllarca doğada kalıyor.

ÇERNOBİL FACİASI ‘BİLİNEN’İ GÖSTERDİ

Nisan 1986’da Dünya, bir kez daha Einstein’ın ne kadar haklı olduğunu anladı. Atom araştırmaları yapmış ve bunlardan geri adım atmış olan Albert Einstein, psikoanalizin kurucusu Sigmund Freud’a yazdığı bir mektupta nükleer teknolojilerin dünyanın sonu olacağını, sağ çıkabilen insanların uygarlık yarışına ancak Taş Devri’nden başlayacağı öngörüsüne bulunmuştu.

Gerçekten de Çernobil kazası Einstein’ın öngörüsüne bir örnek teşkil etti. Çernobil kazası o zamanki reaktörün güvenlik sistemlerindeki aksaklıklar ve vurdumduymazlıkların sonucunda gerçekleşti. Basit ve önlenebilir gibi gözüken bu kaza kısa zamanda bir faciaya dönüşmüştü. Kazanın hemen akabinde 47 kişi yaşamını yitirdi. Bunların 28’i kazayı mutakiben maruz kaldıkları radyasyon sonucunda hastanede öldü; santralin 300 çalışanı daha radyasyondan hasta oldu. Kazanın faturası, reaktörün yetersiz güvenlik teknolojilerine kesildi.

KARADENİZ BÖLGESİ ETKİLENMİŞTİ

Esas facia ise bölge halkını vurdu. Bölge halkı hızla evlerini terkederek kentleri kasabaları boşalttı. En az 130 bin kişi direkt olarak radyasyona maruz kaldı. Çernobil`deki patlamadan sonra radyasyondan kaçan halk hızla kasabaları boşaltmıştı.

Belarus, Ukrayna’nın yanı sıra, Rusya, Türkiye’nin kuzeyi de dahil olmak üzere Karadeniz çanağındaki ülkeler de radyasyon bulutlarından olumsuz etkilendi. Ukrayna’da birçok çocukta kan kanseri vakaları görüldü. Türkiye’de de Karadeniz bölgesinde kanser vakalarında artış kaydedildi. Dünya Sağlık Örgütü WHO bölgeyi hala gözlem altında tutuyor.

Ukrayna ve Karadeniz’i kansere boğan radyasyon bulutları, Çernobil’deki radyoaktif maddenin sadece yüzde 5’iydi. Uzmanlara göre Çernobil faciası “Yeni bir gerçeği ortaya çıkarmadı, zaten bilinen tehlikeleri ortaya koydu.”


Etiketler:  



1yapmayanlar ?
HAKAN TURGAN 2006-06-30 04:58:43
kim yapmiyormus? birde ona bakalim, 
 
uluslararası atom enerji ajansna göre dünyadaki elektrik üretiminin %17'si dünyada faal olarak çalışmakta olan 442 adet nükleer santraldan sağlanmaktadır. dünya nükleer santrallardan vazgeçmemiş olup, 14 ülkede, 36 adet nükleer santral da inşa halindedir. nükleer santrallara sahip olan ülkeler elektrik enerjisi programlarını yaparken nükleer santrallara yer vermektedirler. 
 
nükleer santralların ortalama 30-40 yıllık ömürleri vardır. 1960-1970 yıllarında kurulan nükleer santralların 2000-2010 yıllarında sökülmesi ancak yerine yeni nükleer santralların yapılması bugünden programa alınmış durumdadır. 
 
isveç’te 1980'de yapılan referandum neticesinde ülkedeki tüm nükleer santralların 2010 yılında devreden çıkartılmalarına karar verilmiştir. ancak bu karar şarta bağlanmıştır. bu kararın uygulanmasının ülkede işsizliğe ve pahalılığa sebep olmaması gerekmektedir. nitekim karardan sonra isveç'te nükleer santral devreden çıkartılmamıştır. italya ve avusturya ülkelerinde yapılan referandumlarda nükleer santral programları askıya alınmıştır. ancak italya bu durumun ekonomiye verdiği zararı dikkate alarak 2010 yılında 4000 mwe'lik nükleer santralı işletmeye almayı planlamıştır. 
 
japonya, g. kore, rusya, çin ve fransa ülkelerinde nükleer santral adedini artırıcı programlar yapmışlar ve bunları uygulamaya koymuşlardır.

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!
 

GenBilim
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
GenBilim
GenBilim
GenBilim