Okunma: 736 kez
Günümüzde, lösemi hastalarında kanser tipinin belirlenmesi, klinik seyrin önceden tahmin edilebilmesi, tedavisi şeklinin belirlenmesi ve erken aşamadamoleküler sitogenetik (FISH) testler istenmektedir. Bu testler ile hastalardaki translokasyon, inversiyon, delesyon vb. genetik deðiþiklikler saptanabilmektedir. Aşağıda; bu hastalarda uygulanan genetik testler belirtilmiştir.
|
Analiz
|
Kemik iliği hücrelerinden kromozom analizi
|
t(9;22) - BCR/ABL
|
|
Periferik kandan kromozom analizi
|
t(15;17) - PML/RARA
|
|
|
t( 8;21) - AML 1/ETO
|
|
Her2/Neu (c-erbB2) (17q11-12)
|
t(8;14) - IGH/MYC
|
|
P53 (17p13.1)
|
t(11;14)I - GH/CCND1
|
|
MYC (8q24)
|
t(14;18) - IGH/BCL2
|
|
MLL (11q24)
|
(4;14) - IGH/FGFR3
|
|
EGR1 (5/5q-)
|
t(12;21) - TEL/AML1
|
|
D7S486 (7/7q-)
|
t(16;16), inv(16) - CBFB
|
|
D13S319 (del13q14.3)
|
t(17p11.2-q21) - SMS/RARA
|
|
RB1 (13q14)
|
ATM/P53 (11q23-17p13.1)
|
|
LAMP1 (13q34)
|
CEP 8
|
|
MALT1 (18q21)
|
CEP 12
|
|
13q14.3 (D13S319) /13q34 (LAMP1)/CEP12
|
EGFR (7p11.1-q11.1)
|
HER2/Neu
Epidermal
growth faktör reseptör ailesinden olan ve meme kanseri patogenezinde
önemli rol alan Her2/Neu, 17. kromozomun uzun koluna (17q11.2-q12)
lokalize edilmiştir. Meme kanseri saptanmış hastaların yaklaşık %30
unda bu bölgede ekspresyon artışı saptanır. Ekspresyon artışı saptanan
olgularda tekrarlama riski yüksek olup prognoz kötüdür.
Günümüzde;
meme kanseri gelişen hastalarda, öncelikle Her2/Neu bölgesinin FISH
yöntemi ile analizi istenerek ekspresyon artışı olup saptanmaya
çalışılmaktadır. Sonuçların pozitif olduğu kişilerde trastuzumab
(Herceptin) kullanımı sonrasında başarı şansı arttırılmaktadır.
Merkezimizde, meme kanseri saptanmış hastalarda tedavi protokolünü belirleyebilen Her2/Neu FISH analizleri uygulanmaktadır.
MOLEKÜLER GENETİK ANALİZLER
Meme ve Over Kanseri
Sık
gözlenen meme kanseri, kadınlarda kanser nedeniyle meydana gelen
ölümlerin en önemli nedenidir. Ailesel meme kanseri saptanan olguların
%50 sinde hastalık BRCA1 ve BRCA2 gen mutasyonlarından kaynaklanır. 30
yaşın altında meme kanseri gözlenen kadınların yaklaşık %33 ü bu
mutasyonlardan birisi için taşıyıcıdır. Over kanserleri ise kadınlarda
kanser ölümlerinin 5. sırasında yer alır. Bunların %5-10 unda aile
öyküsü mevcuttur ve sıklıkla BRCA1 ve BRCA2 mutasyonlarından
kaynaklanır.
Aileden
bir mutasyonu almış olan kadınlarda meme ve over kanseri gelişme riski
genel populasyona göre anlamlı derecede artmıştır. BRCA1 mutasyonun
varlığında bu risk meme kanseri ve over kanseri için sırasıyla %85 ve
%45 dir. BRCA2 mutasyonlarında BRCA1 mutasyonları ile benzer olarak
artmış meme kanseri riski gözlenir ve bu risk over kanseri için %27 dir.
Meme ve over kanserli hastalarda BRCA1 ve BRCA2
gen bölgelerinin incelenmesi merkezimizde yapılabilmektedir. Yapılan
analizlerde genetik bölgedeki mutasyonların (değişikliklerin) yaklaşık %99 u saptanabilmektedir.
|
Kanser
|
BRCA1
|
BRCA2
|
|
Meme Kanseri (kadın)
|
85
|
85
|
|
Over Kanseri
|
45
|
27
|
|
Meme Kanseri (erkek)
|
-
|
5-8
|
|
Prostat Kanseri
|
15
|
20
|
|
Diğer kanserler
|
Artmýþ
|
25
|
Kalıtsal Non-Polipozis Kolon Kanseri (HNPCC)
HNPCC,
tüm kolorektal kanser vakalarının %12 sini oluşturur. Tanı için
güvenilir klinik markerlar henüz bulunmamaktadır. Bununla birlikte,
MLH1 ve MSH2 genlerindeki mutasyonların kolon kanserine yakalanma
riskini arttırdığı bilinmektedir. HNPCC vakalarının ~%90 ında bu iki
genden birisinde mutasyon saptanmaktadır. HNPCC genlerinin bilinmesi,
yaştan ve hastanın klinik geçmişinden bağımsız olarak genetik testlerin
yapılabilmesine olanak sağlamaktadır.
EGFR
Merkezimiz, akciğer kanseri saptanmış hastalarda tümör dokusunda EGFR
gen bölgesinin incelenmesi ve test sonuçlarının pozitif çıktığı
hastalarda tedavi aşamasında belirli ilaçların tercih edilerek
kullanılması aşamasını 2006 yılı başlarından itibaren takip etmektedir.
Bu şekilde hastaların tedaviye yanıt verme şansının yükseltilebildiği
konusu dikkatimizi çekmiştir.
Günümüzde
birçok hekim bu bilgiler ışığında akciğer ve pankreas kanseri saptanan
hastalarda bu testi istemekte ve test sonuçlarına göre Iressa (Gefitinib) ve Tarceva (Erlotinib) adlı ilaçları kullanarak başarı şansını arttırmaya çalışmaktadır.
EGFR
DNA analizlerinin akciğer ve pankreas kanseri saptanmış hastalarda
tedavi protokolünü yönlendirebilmesi ve yapılan çalışmalardaki bilimsel
verilere göre mutasyonların sıklıkla 18, 19, 20 ve 21. ekzonlarda bulunduğunun saptanması sonrasında merkezimiz bazı ön çalışmaları başlatmıştır (EGFR mutation database- http://www.cityofhope.org/cmdl/egfr_db/index.html). 2006
yılı ortalarında başlayan bu çalışmalarda EGFR geninde bu 4 önemli
ekzonun dizi analizlerinin yapılabilmesi için primerlar dizayn
edilmiş ve ön çalışmalara başlanmıştır.
Bu
çalışmalar sonrasında set-up aşaması ağustos ayında tamamlanmış ve
hasta kabulüne başlanmıştır. Merkezimizde EGFR genindeki bu 4 önemli
ekzon dizi analizi ile incelenerek mutasyonlar saptanabilmektedir.
FGFR3
Fibroblast
growth faktör reseptör 3 (FGFR3) geni, hücre büyümesinin ve
bölünmesinin regülasyonu gibi birçok önemli hücresel faaliyette rol
oynar. Bu gendeki mutasyonlar birden fazla hastalığa neden
olabilmektedir.
FGFR3
geninde oluşan mutasyonlar sıklıkla otozomal dominant kraniosinostoz
sendromlarında ve kondroplazilerde (Akondroplazi, Hipokondroplazi ve
Tanatoforik Displazi) karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte, mesane
kanseri ve daha nadir olmakla birlikte multiple myelom ile serviks
kanseri gelişen hastalarda da FGFR3 mutasyonları saptanmıştır.
Merkezimizde
de FGFR3 geninin 9, 10, 13 ve 15. ekzonları dizi analizi yöntemi
kullanılarak incelenebilmektedir. Bu sayede, Akondroplazi,
Hipokondroplazi ve Tanatoforik Displazi’nin yanı sıra mesane kanseri
gözlenen hastalardaki mutasyonlar da saptanabilmektedir.
Human Papilloma Virus
Kadınlarda
serviks kanserinin onaylanmış bilinen tek sorumlusudur. Aynı zamanda,
kronik üriner sistem enfeksiyonları, vaginosis ve vaginitis ile
ilişkilidir. Genellikle genital herpesle birlikte bulunur.
Bugüne
kadar genetik olarak 100 den fazla HPV tipi tanımlanmıştır. Bunların
bazılarının sebep olduğu siğiller yaygın olarak ellerde ve ayaklarda
bulunur, bazı siğiller ise servikste (rahim ağzı) gözlenirler ve bu
bölgede bulunmaları son derece tehlikelidir. Bunların bir kısmı
kadınlarda servikal kanserler için büyük bir risk faktörüdür.
Erkeklerde bulunan siğiller ise anogenital bölgede yerleşim gösterir ve
bu bölgeye ait nadir rastlanan kanserlerle ilişkilidir.
HPV
genital bölgede bulunan ve cinsel ilişki ile geçtiği gözlenen en yaygın
hastalıktır. Amerika’da bugüne kadar 20 milyon HPV vakası tanımlanmış
olup bu sayıya her yıl "bir milyon" yeni hasta eklenmektedir.
Kansız ve mukussuz olarak bir vaginal fırça yardımı ile kolayca alınan
vaginal smear örneğinden veya küçük bir müdahele sonrası kondilomun
kendisinden HPV DNA sını elde etmek (eğer HPV pozitif ise) mümkündür.
Merkezimizde, DNA eldesini takiben yapılan PCR sonuçları agaroz gel
görüntüleme ile izlenir. Jel görüntülemede (+) sonuç HPV DNA sının
varlığını gösterir. Daha sonra chip teknolojisi kullanılarak en sık
gözlenen 35 tip için inceleme yapılır. Pozitif olan fakat ilk
incelemede incelenen 35 tip içerisinde bulunmayan olgularda DNA dizi
analizi yöntemi ile inceleme yapılır. İstenen olgularda direk DNA dizi
analizi uygulanır.
DR. HAKAN BERKİL

Etiketler:
Bilimler
Genetik
Sitogenetik ve FISH Analizleri
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |