Okunma: 1184 kez
“Endo” iç, içteki, içindeki; “simbiyoz” birlikte yaşam; "Endosimbiyoz" da birbirinin içinde beraber yaşama anlamında kullanılmaktadır.
Bu kuram kloroplast ve mitokondrinin kendi genetik materyallerine sahip oluşlarının bulunması ile önerilmiştir. “Hücrenin içerisindeki her olay hücrenin kendisi tarafından yönetiliyorsa, bu organellerde bağımsız genetik materyal olmasının nedeni ne olabilir?”
( www.genbilim.com )
sorusundan yola çıkılarak ortaya atılan bu kurama
göre; ilkel bir hücrenin içine yaklaşık iki milyar yıl önce bugün
mitokondri olarak tanımlanan fakat geçmişte oksijen fikse eden bir
bakterinin girdiği önerilmiştir. Bakterinin bu tür bir endosimbiyotik
ilişkiye girmesinin nedeni, bakterinin ilkel ökaryotun hücre içini
korumalı bir çevre ve besin maddesini devamlı sağlayabileceği bir ortam
olarak kabul etmesi olabilir. Bu bakteri, konak hücre tarafından
sindirilmemiş, konak hücrenin içerisinde ondan bağımsız bir şekilde
bölünmeyi ve çoğalmayı sürdürmüş, onunla ortak yaşamaya devam etmiştir.
Belirli bir zaman sonra da birbirlerinin genetik materyallerine uyum
sağlamışlar ve günümüz kompleks canlıların evrimleştiği atası haline
gelmiştir.

Endosimbiyoz
olayı ile bağlantılı olarak yapılan moleküler dizi analizleri
mitokondrinin Agrobacterium, Rhizobium, riketsia türlerine dahil bir
bakteriden türevlendiklerini göstermiştir. Bu bakterilerin günümüzde de
ökaryotik hücre içinde yaşabilme özelliklerinin olması bu postulatı
destekler niteliktedir.

Resimde embriyonik tavuk hücresindeki "riketsia"lar görülmekte
Benzer
şekilde fotosentetik bir bakteri olarak yaşayan kloroplastın da
endosimbiyotik yaşamı seçerek ilkel hücrenin içine girdiği
belirlenmiştir (mitokondri örneğinde olduğu gibi yapılan moleküler dizi
analizleri, kloroplast ile modern siyanobakterilerin de ortak bir
atadan evrimleştiklerini göstermiştir). Bu organellerin bakteri kökenli
olduğuna ilişkin olarak:
1- Mitokondri ve kloroplastın prokaryotlardakine benzer (70S) ribozomlar içermelerini (Ökaryotlarda 80S),
2-
Bu organellerin prokaryotlardakine benzer küçük dairesel bir DNA
molekülü (plazmidler) içermelerini (Ökaryotlarda doğrusal, heliks
yapılı DNA), DNA’yı saran “histon” proteinlerinin prokaryotlardaki gibi
bulunmamasını (Ökaryot çekirdek DNAsında var),
3- Organellerin rRNA moleküllerinin baz dizileri ile prokaryotlarınki arasında birçok benzerliklerin bulunmasını,
4-
İki organelde iki ya da daha fazla membrana sahiptir. En içte bulunan
zar kompozisyonları hücredeki diğer zar yapılarıyla
karşılaştırıldığında farklılık, prokaryot hücre zarıyla ise benzerlik
göstermesini,
5- Mitokondri ve kloroplastlar prokaryotlardaki
gibi “binary fission”a benzeyen bir süreçle bölünmelerini
gerçekleştirmelerini (Ökaryotlarda mitoz),
6- Tilakoid, klorofil gibi iç yapıların siyanobakterilerin yapısına benzerliğini,
7-
Transkripsiyonlarda başlangıç amino asitinin ökaryotlardaki gibi
Metionin değil, prokaryotlardaki gibi Metioninin modifiye hali olan
fMet aminoasiti olmasını,
8- Prokaryotlar gibi 1-10 mikron arasında boyuta sahip olmalarını gösterebiliriz (Ökaryotlar 50-500 mikron arası).

Etiketler:
Bilimler
Biyoloji
Endosimbiyoz Kuramı
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |