GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow GenKalem arrow Şemsiye Paradoksu Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Şub 16 2008
Şemsiye Paradoksu Yazdır E-posta
  • Currently 4.2/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Rating: 4.2/5 (Toplam Oy: 13)


Mesut Darendeli   
Cumartesi, 16 Şubat 2008
Okunma: 1263 kez

Yaklaşık 2 hafta önce kendime yeni bir şemsiye almak için bir mağazaya gittim. Malum kış ortasındayız, çok fazla yağmur var. Daha fazla kendime ve kafamdaki bereye de işkence etmemek için yeni bir şemsiye almaya karar verdim. Aslında evde bir tane şemsiyem var. Genelde eşyalarımı tüm parçaları birbirinden ayrılıncaya kadar kullanırım.

Fakat bu şemsiye öyle birşey ki karşımdan gelen biri üfürse, tüm bacaklarını öteki tarafa çevirdiği için, yanımda taşıdığım günlerde kol kaslarımın gelişimine yardımcı olmaktan öte birşey vermiyor bana.

Her neyse mağazaya girdim, gayet nazik bir genç bayan karşıladı beni.

“Şemsiye almak istiyorum” dedim.

Büyük mü istersiniz, küçük mü? Renkli mi, siyah mı? Normal metal mi, hafif özel yapım metal mi? Desenli mi, desensiz mi?

Olduğum yerde kalıverdim. Birkaç saniye sonra sadece normal bir şemsiye istediğimi söyledim. Kızcağaz normal şemsiyenin nasıl birşey olduğunu bilmediğini söyledi. Açıklamaya çalıştım. Hani bu kadar model, desen yokken sadece bir tür şemsiye vardı ya ondan işte. Bir süre sonra daha tecrübeli bir iş arkadaşının yardımıyla, normal şemseyenin nasıl birşey olduğu konusunda hemfikir olduk nihayet.

Problem bu kadar fazla seçeneğin benim seçimim için orada bulunuyor olmasıydı aslında. O an itibari ile artık neyi seçmem gerektiği konusunda kesinlikle emin değildim. Halbuki dükanın içine girene kadar neyi alacağımı çokta iyi biliyordum. Normal şemsiye… Belki bana sunduğu diğer opsiyonlar benim kafamda ki normal şemsiyeden daha kullanışlı türdendi. Belki de bu yılın modası benim zavallı normal şemsiyemden çok uzakta başka bir desendi. Kafam karıştı. Tekrardan kızın yanına gittim bana söylediklerinin arasında ki farkları sormak için. Açıklamaya çalıştı, şemsiyeler hakkında ki geniş bilgi birikimini kullanarak. Oysa ki sadece normal bir şemsiye alacaktim ben. Fakat konumuz onlarca seçenek arasından mantıksızca hangisinin daha mantıklı olduğuna karar verme noktasına gelmişti . Mutlu bir şekilde kendimi yağmurdan korumak adına normal şemsiye satın almak için girdiğim dükkanda bir anda mutsuz oluvermiştim bile bu seçim yapma paradoksu içerisinde.

Bu yazının amacı hayatımızda ki seçim yapma eyleminin, nasıl kafamızı karıştırdığı, beklentilerin bazen bir kabusa dönüştüğü ve sonunda bizi nasıl mutsuz ettiği ile ilgili.

Hayatımızın her anında bizi dürtükleyen, çok basit görünse bile belki de mutsuzluklarımızın en önemli sebeplerinden birisi bu. Seçim yapma zorunluluğu. Amaç, bir şekilde yaşam standartlarını yükseltmeye yönelik; maddi ya da manevi. Fakat sonuç o ki; kontrol mekanizmamızı kilitleyen bu eylem, her alanda bizi olumsuz yönde etkiliyor: Eğitim, arkadaşlık, kariyer, seks, din ve daha binlercesi.

Öbür taraftan şu da bir gerçek ki bazı seçeneklerin olması güzel fakat, bu seçeneklerin daha fazla olması bunların daha iyi olduğu anlamına gelmiyor. Seçim yapmak bir tür özgürlük elbette. Ama ya bu seçimler kendi-kontrol mekanizmamızı kısıtlıyorsa? İşte o zaman klinik vakalardan tutunda, depresyona kadar gidiyor bu seçim yapma zorunluluğu.

Yıllar önce politikacı filozof Isiah Berlin çok önemli bir tespitte bulunmuş ve özgürlüğü 2’ye ayırmış. Pozitif Özgürlük ve Negatif Özgürlük. Negatif özgürlüğü tümden gelim şeklinde özetliyor yani özgürlükten gelen. Bu özgürlüğü bir daire şeklinde düşünürsek merkezden ne kadar uzaklaşırsak, yarıçapta o kadar büyüyeceğinden dolayı hareket, yani seçim yapma mekanizmamızda o kadar artıyor. Tam tersi pozitif özgürlükte ise tüme varım yani merkeze yaklaşma söz konusu. İçinde bulunduğumuz daire içinde merkeze ne kadar yaklaşırsak hareket alanımızda o kadar daralıyor.

Mesela bunu 5 yıldızlı otelin birinde tatil yapan birisiyle, küçük bir kasabada yaşayan bir insanı örnek alarak sentezlemeye çalışalım. Otelde ki kişi 1,5 saat yüzdükten sonra acıkmış olsun. Duşunu aldıktan sonra kendini doğruca, içinde yüzlerce çeşit yemek olan otelin restorantına atacaktır normal şartlarda. Kasabada ki adam ise aynı süre boyunca bir yerlerde çalışmış olsun. O da öğle paydosunda kendine güzel bir ziyafet vermek için, kasabanın mütevazi restoranlarından birine gitsin. Otelde ki adam karşısında yüzlerce çeşit yemek arasından birer lokma birşeyler alır kendine. Kasabada ki arkadaşımız ise yarım somun ekmekle güzel bir kuru fasulyeyi midesine çoktan indirmiştir bile. Şimdi ben size sormak istiyorum:

Kimin karnı daha çok doydu?
Kim restorandan daha mutlu ayrıldı?
Kim restorana bir daha ki gelişinde ne yapacağını daha iyi biliyor?

Seçme özgürlüğü, bahsettiğimiz türden özgürlüklere çok az ya da hiç miktarda katkı sağlarken, o seçimleri yapmak için harcadığımız enerji, bize mutsuzluk olarak hep geri dönüyor. Oysa onları düşünerek harcadığımız zamanları başka şeyleri düşünerek geçirsek kimbilir ne kadar verimli şeyler ortaya çıkacaktır.

Seçim paradoksu hayatımızın her alanına girmiş durumda. Kapitalist yaşam sitili, ya da onun adı herneyse bizleri hep gereksiz şeylerle meşgul eden, bir kısır döngü çarkından başka birşey değil ve ister istemez bizi bu çarkın bir dişlisi haline getiriyor. Sonuç olarak daha çok alış-veriş yapıyoruz, daha çok tüketiyoruz, doğaya daha fazla zarar veriyoruz, sevdiğimiz insanları üzüyoruz, kendimizi mutsuz ediyoruz.

Çocukken hatırlıyorum, bakkala gittiğim zaman raflarda gözümün ilk aradığı şeylerden birisi çubuk krakerdi. Çünkü sadece birkaç çeşit kraker vardı. Balık kraker ile çubuk kraker arasında bile seçim yaparken o küçücük beynimle mutsuz olduğum günleri hatırlıyorum. Eve geldiğim zaman çubukları yerken, keşke balık kraker alsaydım dediğim zamanlarda az değil.

Alt tarafı 6-7 yaşında, tek problemi kraker yemek olan bir çocuğum ve babamdan kopardığım harçlıkla kendi özgürlüğümün içsel sağlaması, o an için o seçimi yapmamı gerektiriyor ve sonunda mutsuzum.

Albert Einstein hayatı boyunca sadece 13 tane takım elbiseye sahip olmuş. Hepsi de birbirinin aynısı 13 tane siyah takım elbise. Her sabah uyandığımda dışarı çıkmadan önce, dakikalarımı harcadığım ne giysem acaba ikilemlerinde kafamın bir köşesinde hep hatırlarım bu örneği.

Peki bunun bir çözüm yolu var mı acaba? Ben çok düşündüm. Seçim yapmakla yapmamak arasında gidip gelen bir seçim yapma kaosu beni yine mutsuz etti.

Sanıyorum hayatta çok fazla büyük beklentiler içinde yaşamak pek iyi birşey değil. Sonrasında gelen büyük hayal kırıklıkları, psikolojik problemler hep bu paradoksun yansımaları.

Bu yüzden köyde yaşayan Mehmet Amca, şehirde yaşayan Mehmet Bey’den daha mutlu yada faanusta ki balık, okyanustakinden.

Sevgilerimle
Mesut Darendeli


Etiketler:  



1Seçim Yapmanın Dayanılmaz Zulmü
Erdost Yüksel 2008-02-20 05:31:27
Emeğine sağlık Mesut Ağabeyim. Seçim Yapmak konusu belki insanı mutluluğundan alıkoyar hale gelebilir ancak burada gözden kaçırılan bir şey olduğunu düşünüyorum. Seçim yapmak, tıpki aile sofrasından başka bir sofrada oturmak gibi, bir özgürlük de verir insana. "ne hakediyorsan onu yaşayacaksın" dayatılarına karşı bir meydan okumadır. Seçimlerimiz sonucunda olacaklara karşı da hazırlıklı olmayı da beraberinde getirir. İnsanın her seçimi, kendi kaderini tayin hakkıdır. Bu işi zorlaştıran etmenleri çok güzel yakaladığını ve yazdığını düşünüyorum yukarıda ve Einstein Amca'nın ömürlük öyküsü bir tebessüm bırakırken, imrendiredebiliyor insanı. Kendisini kanıtlamış bir insanın yaptığı bir şeye biz, "tarz" derken, aynı şeyi beni gibi sıradan bir insan yapınca bu "saçmalık" olabilmektedir. Bu da bize gösteriyor ki, normal ile anormal arasındaki fark artık o kadar da keskin değil. moda ve demode kavramları seçim özgürlüğümüzü güdümlü birer indirgemeye dönüştürmüş gitmiş. Oysa bu özgürlük, birinin eline tutuşturduğu bir şey yani elinin kiri değildir. Kendi kazandığın para gibidir ve değerini de bir o kadar bilmek gerekir. Tekrardan ellerine sağlık diyerekten mutlu günler diliyorum. 
 
saygılarımla,  
erdost. 
 
Not: Sanıyorum siteye aktarılışta oluşmuş, yazım hataları var. Bunların düzeltilmesi yazının okunurluğunu daha bir güzelleştirir diye de düşünüyorum. Sevgilerimle...

2altı üstü bir şemsiye ;)
Birgül Çelebi 2008-02-21 02:14:37
Teşekkürler, Mesut bey 
 
Yaşamak bu kadar basit işte, ömür hayatımda bu duyguyu keşfedeli uzun zaman olmadı ve bunun için malesef çok kişi yok teşekkür edebileceğim. Böyle düşünmenin bağımlısı oluveriyorsunuz, sölim. 


Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!
 

GenBilim

Mesut Darendeli

Yazar Hakkında:
He is a graduate of University of Cukurova with a degree in Molecular Biology and Genetics in Faculty of Medicine. He also was involved in professional scientific investigations. He has interned in different research centers and hospitals.He worked for more than six months in The Scientific & Technological Research Council of Turkey (TUBITAK), which is one of the biggest Research Centers in Turkey. He has also worked in the Molecular Biology Department in "SANKO Medical Center" in Gaziantep as an his internship, Turkey, which emphasizes experimental analysis at multiple levels of biological organization, from the molecule to organism, as well as computational biology, functional genomics and system biology. With those experiences he has gotten 3 published articles which can be found on PubMed. On his spare time, you can find him playing a game of chess, computer hardware. He is quite a fan of the sciences especially statistics. In fact, he has been awarded with the "2004 and 2006 Best Science Web Portal Reward" by Microsoft. He created three series which were among distinction. Mesut now calls New York City his home where he finds himself filled with.
Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Terim Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
GenBilim