Oca
29
2008
|
Yeni Ekonomi ve Yeniden Yapılanma |
|
|
|
Oktay Vural
|
|
Salı, 29 Ocak 2008 |
Okunma: 958 kez
Alvin Toffler'in bahsettiği üçüncü dalga arlık kapılarımıza kadar gelmiştir. Üçüncü dalga, yeni bir ekonominin, yeni bir politikanın ve yeni bir toplumun doğumuna yol açmaktadır. Yeni enformasyon teknolojisi ile ticaret değişecek, devletler yeniden yapılanacak ve fertler kendini yeniden keşfedecektir.
Değişim, karşımıza fırsatlar kadar tehlikeler de çıkarmaktadır. Çince'de değişim tehlike ve fırsatı bir arada gösteren bir şekille ifade edilmektedir.
( www.genbilim.com )
Gelecek, bir bakıma bizlerin toplum ve ticaret hayatı olarak kendi kararlarımıza ve hareketlerimize bağlı olacaktır.
Yeni global durum dünya ekonomisini alt üst etmektedir. Rusya, bir anda damping politikasıyla, alüminyumdan gübreye kadar dünya fiyatlarını etkileyebilmektedir. Çin'deki insanların üçte ikisinin önceliği, daha fazla çalışmak suretiyle zengin olmaktır. Devrimin devam etmesini isteyen sadece %4'tür. Çin'de yüksek okuldan mezun olanlar ABD'den daha fazladır ve daha ucuza çalışmaktadır. Hong Kong, Hindistan ve diğer ülkelerden milyonlarca insan klavyeleriyle birbirine bağlanmaktadır.
İki kutuplu dünya ekonomisinden çok kutuplu bir dünya ekonomisine geçmiş bulunmaktayız. 1960'larda Doğu Asya dünya ekonomisinin üretiminde %4 pay sahibi iken, bugün %25 pay sahibidir. Bu bölgede büyüme hızı, diğer sanayileşmiş ülkelerden iki kat daha fazladır.
Yeni ekonomi artık dijital hale gelmiştir. Eski ekonomide bilgi akışı fiziki idi: çek, para, rapor, yüz yüze görüşmeler, analog telefon, radyo veya televizyon görüşmeleri, haritalar, fotoğraflar ve reklamlar... Bilginin depolanması ve işlenmesi dijitalleşmiştir. Bu durum fiziki temele dayalı işlemlerin yer aldığı paradigma için son derece önemlidir. Dijitalleşme, bilgiyi daha hızlı ve kolay kullanabilme imkanı vermiştir.
Yeni ekonomide bilgi, ürettiğimiz her-şeye ve üretme yöntemimize tatbik edilebilecek hale gelmiştir. Yeni ekonomide katma değerin çoğu beyin tarafından üretilecektir. Bugün de zirai ve ticari birçok iş bilgili insan işi haline gelmektedir. Bugünün sanayi işletmeleri de, zirai işletmeleri de eski ekonomiden farklıdır. Otomasyon her alana girmiştir. Artık ürünler bile akıllı hale gelebilmektedir.
Yeni ekonomide, ürünlere yeni fikirler eklemek ve yeni fikirleri ürüne çevirmek en önemli faaliyet alanı olmaktadır. Tüketici veya üretici olalım, yeni fikirler, yeni ekonomide zenginliğin kaynağını teşkil edecektir. Öle yandan, yeni ekonomide tüketici ile üretici arasındaki uzaklık azalacaktır.
Yeni ekonomide yapı da değişmektedir. Artık bilgi işlem (bilgisayar, yazılım, hizmet), enformasyon (uydu, kablo, telefon) ve kapasiteye (eğlence, basım, bilgi sağlama) dayalı sanayiler gelişmektedir.
Bilgi çağının yeni ekonomisinin, üretim, ticaret, hizmet sektörleri kadar, organizasyonların yapısında da değişikliklere yol açması kaçınılmazdır. Toplam kalite ve sürekli gelişme hareketi yeni gelişmelere bir cevap teşkil ediyordu. Ancak, gelişmelerin hızı, bunların bile yetersizliğini ortaya koydu ve değişim mühendisliği ön plana çıktı. Günümüzde bu bile başarı için yeterli değildir. Yeni yönetim teknikleri gelişmektedir. Yeni ekonomi ve bu ekonominin doğurduğu değişiklikler şirketler kadar, ülkelerin güç kazanma mücadelesini, devlet dediğimiz teşkilat yapısını da etkilemektedir.
Çağlar boyunca yürütülen ekonomi politikalarının en büyük hedefi güç kazanma ve refah olmuştur. Günümüzde, bu politikaların neticesinde gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler kategorisi oluşmuştur. Bu kategorik yaklaşımı sanayileşmiş ülkeler ve sanayileşmekte olan ülkeler şeklinde de nitelendirmemiz mümkündür. Çağımızda ülkelerin en büyük hedefi sanayileşmek olmuştur. Tarıma dayalı bir ekonomiden, sanayiye dayalı bir ekonomiye geçiş mücadelesi uzunca bir süredir devam etmektedir.
Bu mücadelede sanayileşen ülkeler güç ve refah sıralamasında en ön sıralarda yer alırken, henüz tarım ekonomisinden geçerek sanayileşen ülkeler arka sıralarda yer almaktadır. Global olarak değerlendirildiğinde, dünyada bu ikili güç yapısının oluştuğu görülmektedir. Sanayileşmiş yedi ülkenin ekonomik olduğu kadar siyasal, askeri ve sosyal bir gücü temsil etlikleri açıktır. Buna mukabil, gelişmekte olan ülkeler, bu güçlü ülkelerin aldıkları karar ve uyguladıkları politikaların etkisinde kalmaktadır.
Kalkınma politikalarının çoğu da tarım ve sanayinin ikili yapısı içinde oluşmuş ve tabiatıyla sanayileşmeyi hedef almıştır. Buna ilişkin ülkeler mücadelesi devam etmekle beraber, son derece hızlı meydana gelen gelişmeler yeni bir yapılanmanın geldiğinin sinyallerini vermektedir.
Üçüncü bin yıla girerken, bu bin yıla damgasını vuracak en önemli gelişmeler bilgi teknolojisinde meydana gelmektedir. Bilgi çağı olarak adlandırılabilecek önümüzdeki bin yılın kalkınma politikalarında da önemli değişikliklerin meydana gelmesine sebebiyet verecektir. Artık bu yeni çağda, ikili bir güç yapılanması yerine, üçlü bir yapı oluşacaktır. Güç dağılımında tarım ülkeleri aşağıda yer alıp sanayileşmiş ülkeler üstte yer alırken, bilgiye dayalı bir zenginliği oluşturan toplumlar üçüncü bir yapı olarak bunların üstüne çıkmakladır.
Yeni oluşan bu ekonomik yapılanmada, bilgiye hakim olan ülkeler en üstte, sanayileşmiş ülkeler ortada ve tarım ülkeleri en altta yer alacaktır. Bu üçlü yapı içinde her ülke bilgiye dayalı enformasyon teknolojisinin meydana getirdiği ekonomik üretimden pay almak için ciddi bir rekabet içine girmişlerdir. Bu yarış içinde tarıma dayalı ekonomiye sahip olan ülkeler de bulunmaktadır. Bu ülkeler de "çağ sıçramak" istemektedirler.
Böyle bir üçlü yapı oluştuğunda, en önemli soru bu yapılar arasındaki ilişkilerin nasıl olacağıdır. Acaba bilgi toplumu olan ülkeler mi dünyayı yönetecektir? Acaba yeni bir sömürge düzeni mi oluşmaktadır? Böyle bir yapılanma, geçiş döneminden sonra pek fazla mümkün değildir.19'uncu yüzyılda, Avrupa, gelişmekle olan ülkelerden elde ettiği hammaddeleri ülkelerinde kullanarak ürünlerini, tekrar o ülkelere satarak hakimiyetlerini uzun yıllar devam ettirmiştir.
Ancak, sanayi toplumunda fabrikayı ülke içinde tutmak oldukça kolay olmuştur ama, bilgi toplumunda bilgiyi saklamak o kadar kolay mümkün olmayacaktır. Telif haklan mevzuatlarına rağmen bilgiye kolaylıkla ulaşılabilmektedir. Bilginin dolaşımını ve ulaşımını son derece kolaylaştıran teknolojiler sayesinde ülkelerin güçlü ülkeler sıralamasının en üstlerine çıkma umutları daha fazla olacaktır.
Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişin çabası ve sıkıntıları içindeyken değişimin ortaya çıkardığı yeni ekonomi, bizlere yeni fırsatlar ve tehlikeler doğurmaktadır. Bilgi toplumlarının sanayileşmiş ülkelerin üstünde bir zenginliğe sahip olacağı yeni ekonomide, ülkemiz insanlarının refahını artırmak için yeni stratejiler ve yeni politikalar gereklidir.
Yeni ekonomide yöneten ile yönetilen arasındaki ilişkide de önemli değişiklikler vardır. Bir zamanlar Max Weber tarafından geliştirilen ve iş hayatına Frederick Taylor tarafından aktarılan bürokratik organizasyon reform hareketinin odağı olmuştur. Bilginin pahalı olduğu zamanlarda, kamu görevlileri vasıtasıyla bilgiyi düzenlemenin ve kullanmanın bir aracı niteliğindeki bürokrasi, sanayi çağı toplumunun merkezi teşkilatlanma örneğini teşkil etmektedir. Kamu görevlilerinin kendi konularındaki her şeyi öğrenmesi suretiyle, ilmi bilgilerine dayanarak en iyi çözümler bulmak suretiyle toplumu doğru yönlere kanalize etmeleri beklenmekteydi. Bu yaklaşım, uzun bir süre başarılı olmuştur.
Anık. buna dayalı bir yapının, topluma daha fazla hizmet etmesi mümkün görülmemektedir. Bürokratik yapı görevini tamamlamıştır. Bilgi çağında, küçük yazılım firmaları, ekiplere dayalı işletmeler veya tek şahsa dayalı yüz binlerce şirketler oluşturulmaktadır. Özel müteşebbisler bilgi otoyolu oluştururken, 96 hükümeder haberleşme teknolojisini, bilgiye erişimi kolaylaştırmayı ve yaygınlaştırmayı sürekli geciktirmiştir.
Yeni ekonominin yerleştiği çağdaş toplumda fert devamlı öğrenmekte ve gelişmektedir. Kurumlar içinde rekabet edici avantajı kaba kuvvet değil bilgi olan fertlerin çoğalması ile "ast" olmaya karşı direnç artmaktadır. Halk, işleri eliyle değil de aklıyla yaptığında, kontrol edilmeye karşı koyar, kendi kontrol etmek konumunda olmak ister.
Çoğunluğun bilgi sahibi ve uzman olduğu verimli bir toplumda, kim bir diğerini arzu ederek usta yada efendi olarak kabul eder. Demokratik toplumlarda halkın ihtiyaçlarına ve menfaatlerine hizmet edilmelidir. Halk tercihinin temeli otoriteye bağlı olmayıp, yöne tenlerin bir amaca, ihtiyaca hizmet etme kapa sitesine bağlıdır. Buna rağmen, sadece ne yaptığımız değil, ne ve nasıl düşünmemiz gerektiği de tayin edilmeye devam edilmektedir. Günümüzdeki verimsiz bürokratik yapıyla toplumun beklentilerine cevap verme imkanı kalmamıştır.
Bu gerçekler bizi doğrudan iki sonuca götürür:
1-Halen sahip olduğumuz resmi devlet teşkilat yapısının çok büyük bir kısmı eskimiştir.
2- Devletin işleyişiyle ilgili olarak oluşturulan ve kullanılan herşey sorgulanabilir ve bunların birçoğu yanlıştır.
Bu durumda, en önemli sorun, "yeniden yapılanmada hangi genel yaklaşımın benimseneceği"dir..
Bu sorun, iki temel klasik yaklaşımla çözüme kavuşturulmak istenmektedir. Reform adını verebileceğimiz birinci yaklaşım, mevcut uygulamaların nisbeten marjinal değişikliklerle daha verimli ve daha etkili olabileceği tezine dayanır. "Reform" yaklaşımı, teşviklerin değiştirilmesi, yeni yöneticilerin atanması ve genel olarak "israf, yolsuzluk ve istismarın" önlenmesi yoluyla mevcut sistemden elde edilen sonuçlarda büyük ölçüde iyileştirme sağlanacağını iddia eder. Söz konusu yaklaşım, daha önce denenmiş ve uygulamalar başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
Fesih adı verilen ikinci yaklaşımın dayandığı tez. sorunun devletin örgütlenme şemasının incelenmesi ve kuruluş veya idare veya başkanlıkların ortadan kaldırılması ile çözülebileceği şeklindedir. Şüphesiz, devlet şu anda, derhal durdurması gereken birçok görevi ifa etmektedir. Tekrarlanan ve çakışan görevlerin ifa edildiği birçok alanın birleştirilmesi suretiyle teşkilat şemasının basitleştirilmesi mümkündür. Ancak bunlar, politik açıdan olmasa bile çözümsel olarak "kolay" vakalardır. Birçok durumda "fesih" kavramı bir teşkilat semasındaki bir kutuya uygulanabilir. Ancak, bu kutunun ifa etmesi Öngörülen temel fonksiyona uygulanamaz.

Etiketler:
Bilimler
İktisat
Yeni Ekonomi ve Yeniden Yapılanma
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editor Yazar Hakkında:"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık."
Nicholas Murray
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
|