|
Türkiye Petrol ve Su Kaynakları |
|
|
|
GenBilim Editor
|
|
Salı, 29 Ocak 2008 |
Okunma: 1473 kez
Son araştırmalar, dünyadaki su kullanımının 2000'li yıllara doğru bir sorun yaratacağı sonucuna varmaktadır. Özellikle Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde su kıtlığının kapıda olduğu anlaşılmaktadır. Bu bölgelerdeki yıllık toplam iç su kaynaklarıve bunların kullanımı bir sınıra ulaşmaktadır. Kişi başına düşen su tüketimi kıtlık yaşayan bu bölgele-rde diğer bölgelere kıyasla çok düşüktür.
( www.genbilim.com )
Türkiye'nin de yer aldığı bu bölgede su kaynaklan ve bunların kullanımı önümüzdeki yıllarda bazı sorunlar yaratabilecek bir durumdadır.
Türkiye'nin komşu ülkelerinin süratle silahlanması ve GAP projesinin sık sık tartışma konusu yapılması yeni bazı projelerin üretilmesini gerektirecektir.
Su konusunun petrol kadar önemli olacağı bir dönem önümüzdedir. Bu, Türkiye için bir fırsat yarattığıgibi önemli bazı tehlikeleri de beraberinde getirmektedir.
1994 yılında yayınlanan John Bulloch ve Adel Darwisfı'in "Su Savaşları" konulu kitabı bu konudaki tehlikeye işaret etmektedir Bu kitapta yer alan bazı görüşleri önemini dikkate alarak aşağıda özetlernekte yarar görüyoruz.
Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti için hazırlanan bir .risk değerlendirme raporunda; dünyada en az on yerde su kaynaklarının yetersizliği sebebiyle savaş çıkacağı tahmin edilmiştir. Bu kriz noktaları çoğunluğuyla Ortadoğu'dur. Bu konuda Pentagon Türkiye Suriye Savaşı'nın gündeme gelebileceği ihtimali üzerinde durmuştur. ABD'nin Ortadoğu olaylarıyla çok yakından ilgilenmesi petrol kadar su ile ilgilidir. Dünyada bugün görünürde birpetrol bolluğu varsa da bu yüzyılın sonuna doğru bu bolluğun sona ereceği hesaplanmaktadır.
Su sorununun en şiddetli ve tehlikeli olduğu bölge Ortadoğu'dur. Bu bölgedeki ülkelerin ağır silahlar ve nükleer güçle donanmış olması bölgedeki tansiyonu daha da artırmaktadır.
Birleşmiş Milletlerin "Su Kaynakları" konusunda düzenlediği konferansıarda bu konular sık sık tartışmaya açılmaktadır. 1991 yılında Dublin'de yapılan "Su ve Çevre Konferansı"nda şu iki- konunun altı özellikle çizilmiştir:
- Su kaynakları etkin bir şekilde kullanılmamaktadır ve hovardaca israf edilmektedir.
- Su kıtlığı kısa bir süre sonra kalkınnıa hızlarında en az petrolün eksikliği kadar etki yapacaktır.
Yapılan araştırmalar, 2000 yılında pek çok ülkenin1975 yılında sahip oldukları suyun ancak yarısına sahip olabileceklerini, buna karşılık su ihtiyacının iki katına çıkacağını belirlemiştir. Bu gelişmeler Ortadoğu'da da ha da kötümser bir tablo yaratmaktadır. Bölgedeki toplam nüfusun 2000 yıllarında bugünkü nüfusa kıyasla % 50 artarak 450 milyona yaklaşacağı hesaplanmıştır. Bu da bir kriz noktasına süratle yaklaşıldığını göstermektedir. Bazı bilim adamları bu kriz noktasının 2050 yılı olduğunu ifade etmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde tüm hastalıkların % 80'i ve ölümlerin l/3'ü kirli sularla ilgili bulunmaktadır.
Dünyada toplam 1,4 milyar km3 su bulunmaktadır.Ancak bunun %98'i tuzludur. Temiz suyun yarısından fazlası da buz dağları halindedir.
Hangi ölçü, hangi rakam alınırsa alınsın dünyada ve özellikle Ortadoğu su kıt bir meta haline gelmektedir. Politikacılar su kıtlığının doğurduğu tehlikelerin bilincindedirler. BM Genel Sekreteri Butros Gali çekinmeden şu görüşü ortaya koyabilmiştir. "Ortadoğu'da bir sonraki savaşın nedeni su olacaktır..." Ürdün Kralı Hüseyin de "Su dışındaki bir sebeple ülkesinin İsrail'le bir daha savaşmayacağını" ifade etmiştir.
Dünyayı su kıtlığı sebebiyle ortaya çıkabilecek savaşlardan koruyabilmek için anlamlı bir işbirliği şarttır. Bu işbirliğinin içinde şüphesiz suyun daha rasyonel ve etkili kullanılması da vardır. Aksi halde dünyayı nelerin beklediğini şimdiden kestirmek çok .zordur. Unutmayalım ki, Mısır, Nil sularına bir tehdidin savaş nedeni olduğunu İlan etmiştir. İsrail, kuzeydeki Galile Gölüne su akışını azaltacak bir baraj yapımı halinde Suriye'ye saldıracağını ilan etmiştir.
"Su Savaşları" kitabı şu ifadelerle bitmektedir: "Ortadoğu'da bugün kesin olan tek şey; suyun petrol kadar önemli bir meta haline gelmiş olmasıdır. Sahip olanlar için su, bir manivela aracı ve gücünü gösterme yoludur. Yeterli suyu olmayanlar için milli güvenliğin sağlanmasının yolu ise elde olanı artırmaktır. Bu iki alan, çoğunlukla çatışır. Yanıt işbirliğidir, ama işbirliği en azından komşular ya da ülke gruplar arasında dostça ilişkilere bağlıdır. Yakın gelecekte devletlerarası çekişmelerin devam edeceği görülmektedir. Devletler anlaşmaya vardıklarında ise, bu anlaşmalar yeni muhalif grupları doğuracak ve Ortadoğu'daki silah bolluğu göz önüne alındığında, bunlar terörist kampanyaları için gerekli her şeyi sağlayacaklardır. Özellikle su tesislerine yönelecek operasyonlar olasıdır ve böyle bir eylemi destekleyecek ilk ülke Irak olacaktır. Zengin ülkeler daha çok tuzdan arındırma tesisleri yaparak yaşamaya devam edeceklerdir ve yeni enerji formlarını sağlayacak teknolojik gelişmeler büyük gelirleri olan ülkeler için yararlıolacaktır. Şu anda tuzu alınmış suyun sulamada kullanılması çok masraflı olduğundan Suudi Arabistan ve Libya gibi ülkelerin planları kullanılan fosil su tükenene kadar devam edecektir. Bu da, 20 ila 60 yıllık bir süredir. Bu zaman içinde de politikacıların inancına göre teknik yenilikler bulunacaktır.
Artan nüfus ve azalan kaynaklar, Ortadoğu'yu su kıtlığından zarar görecek tüm bölgelerin en duyarlısı yapmaktadır. Yeterli kaynak sağlamak için bu bölgelerde savaşlar yapılmıştır ve politikacılar milli çıkarlarını korumak için askeri gücü kullanmaya hazır olduklarını söylemişlerdir. Arap ve İsraillilerin arasındaki sürekli çatışmanın yanı sıra, Araplar arası çekişmeler gerilla gruplarının doğmasma neden olmuştur ve yeni yeni gruplar da sahneye çıkma sıralarını beklemektedir. Ortadoğu'da şiddet potansiyeli her zaman vardır ve bu yeniden gündeme geldiğinde, ki mutlaka gelecektir, üzerinde savaşılan alanlar, çatışmanın nedeni olarak gösterilen şeyin tek neden olmadığını gösterecektir.
Savaşlar toprak, özerklik, insan hakları ya da sınırları koruma negenlerine bağlı görüneceklerse de, geleceğin bütün çatışmalarını etkileyecek tek şey; bölgenin su durumudur. Su savaşları yoldadır."
Türkiye'nin su konusunda yeni fikirler üretmesi yeni projeler yapması şarttır. Bu arada "Barış Suyu" projesi gibi projelerin tekrar gündeme getirilmesinde büyük yarar vardır.
Barış Suyu Projesi, öğrendiğimiz kadı:myla Seyhan ve Ceyhan Nehirlerinden Ortadoğu'ya su pompalamak şeklinde düşünülmüş bir projeydi. Daha sonraları yapılan çalışmalar pompa istasyonlarının kullanacağı enerji sebebiyle projeyi fizibIolmaktan çıkardığını göstermiştir. Bununla beraber, bu projeyi yeni veriler ışığında ele almakta yarar vardır.
Manavgat Çayı'ndan Ortadoğu'ya su temin etme projesi gerçekleştirilmek üzeredir. Manavgat'tan poİnpalarla Akdeniz'deki platforma 500.000 m3 su pompalama ve bunun tankerlerle Ortadoğu Ülkelerine nakli konularını içeren projenin 75 milyon dolara malolacağı hesaplanmaktadır. Bunun 25 milyon doları sarf edilmiştir. Suyun dağıtımının özel firmalar kanalıyla yapılması planlanmaktadır. Böyle bir şebekeyi kuracak firmanın 50 milyon doları sağlaması halinde projenin süratle gerçekleşmesi bahis konusudur.
Türkiye bu gibi projeleri üretmek ve gerçekleştirmek durumundadır. Böylece su kozunu iyi kullanmak kaydıyla Türkiye önümüzdeki yüzyıla daha güçlü bir ülke olarak girebilir.

Etiketler:
Bilimler
İktisat
Türkiye Petrol ve Su Kaynakları
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |