Okunma: 1641 kez
GİRİŞ
ilk defa 2003 yılında Uzak Doğu'da ortaya çıkan ve giderek yayılarak global bir tehlikeye dönüşen kuş gribinin (avian influenza, H5Nl), insan sağlığını tehdit eden boyutunun yanı sıra, ülkeler üzerinde ciddi ekonomik, sosyal ve kültürel sonuçlar doğurduğu gözlenmektedir.
( www.genbilim.com )
Avian influenza evcil ve yabani kanatlılar ile
memeli hayvanların çoğunda solunum ve sindirim sistemine ait belirtilerle
birlikte ortaya çıkan, insanlardaki grip benzeri bir hastalıktır. H5NI virüsü
ile ortaya çıkan kuş gribi türünün insana kolayca bulaşabilen bir hastalık
olmadığı, bununla birlikte kanatlı hayvanlarla yakın temas içerisinde veya
hayvan dışkısının ve atıklarının bol olduğu ortamda bulunulmasının insana
bulaşma riskini artırdığı kabul edilmektedir. Bu konuda duyulan aşın
tedirginlik, hastalık insana bulaştığında ileri düzeyde ölümcül sonuçlar
doğurması ve virüsün mutasyona uğrayarak insandan insana geçme olasılığından
kaynaklanmaktadır. Zira, influenza virüsünün ailesinden gelen "H5Nl
"in, DNA değişimine çok yatkın bir virüs olduğu bilinmektedir. Bu hastalık
kuşlara ve domuzlara bulaşabilmektedir. Bilhassa kümes hayvanlarının
yetiştirildiği çiftliklerde hayvanların birbirine çok yakın ortamlarda
yaşamaları nedeniyle salgın tehlikesi oldukça yüksektir. Öte yandan, göçmen
kuşların hastalığın yaygınlaşmasındaki rolü üzerinde tartışmalar
sürmektedir.
KUŞ
GRİBİ VAKALARININ TARİHSEL GELİŞİMİ
Anılan hastalığa yakalanmış tavuklarda yüksek
ölüm oranıyla seyreden bu hastalık olgusu ilk kez 1878 yılında İtalya'da
belirlenmiş ve hastalık "tavuk vebası" olarak adlandırılmıştır. Bu
hastalığın etkeninin bir virüs olduğu 1901 yılında ortaya konulmuş olmasına
karşın, etkenin memeli influenza A virüsleriyle ilişkili olduğu ancak 1955
yılında kanıtlanabilmiştir.
Influenza
ailesinden gelen H5NI virüsü ilk kez 2003 Şubat ayında Hong Kong'da bir kişinin
ölümüyle ortaya çıkmıştır. Bunun ardından Aralık 20O3'te Güney Kore'de ilk kuş
gribi salgını yaşanmıştır. Ocak 2004'te Çin ve Japonya' dan sonra Tayland ve
Vietnam'a da sıçrayan hastalık, anılan ülkelerde sekiz kişinin ölümüne yol
açmıştır. Virüs, 2004 Mart ayından başlamak üzere Asya'daki kuş sürüleri
arasında yayılmış ve bu sürülerle batıya doğru ilerlemeye başlamıştır. 2004
yılında kuş gribi virüsü 32 kişinin ölümüne neden olmuştur. Şubat 2005'te
Vietnam'da 12 ölümlü vaka yaşanmıştır. Dünya Sağlık Örgütü, Ocak 2004'ten Mayıs
2005'e kadar Vietnam, Kamboçya ve Tayland'da 53 kişinin öldüğünü duyurmuştur.
Ekim 2005'te, Türkiye'nin yanı sıra, Asya'dan gelen
göçmen kuşların geçiş yolunda bulunan Romanya, Yunanistan, Rusya, Makedonya,
Hırvatistan, İtalya, Almanya ve İsveç'te kuş gribi vakaları gözlenmiştir. 2006
yılının ilk çeyreğinde Avrupa'da yayılmaya devam eden hastalık, Orta ve Doğu
Avrupa'dan sonra Batı Avrupa sınırına da ulaşmıştır. Dünya Sağlık Örgütü, 6
Nisan 2006 tarihi itibariyle, tüm dünyada kuş gribi teşhisi konulmuş 192 insan
vakası bulunduğunu ve büyük çoğunluğu Asya'da olmak üzere, hastalığa
yakalananlardan 109 kişinin yaşamını kaybettiğini bildirmiştir.
TÜRKİYE'DE GÖZLENEN AVIAN INFLUENZA
VAKALARI
Türkiye, Avrupa ve Asya arasında göçmen
kuşların önemli göç yolları üzerinde bulunmaktadır. Birçok göl, nehir, ıslak
arazi ve doğal kuş bölgesine sahip olan Türkiye, asırlardır doğudan batıya ve
kuzeyden güneye geçiş ülkesi olma özelliğini korumaktadır.
2005 yılının Ekim
ayında Kuzeybatı Anadolu'da (Balıkesir-Manyas) ilk kuş gribi vakası ile
karşılaşılmış, etkin karantina ve itlaf yöntemi ile hastalık kısa sürede
denetim altına alınmıştır. Bu önlemlerin ülke çapına yayılmasına rağmen, 27
Aralık 2005 tarihinden itibaren ülkemizin çeşitli bölgelerinde yeniden kuş
gribi vakalarına rastlanılmıştır. 2006 Ocak ayı içerisinde farklı şehirlerden
toplam 21 kişide kuş gribi virüsü tespit edilmiş; bunlar arasında 17’sinin
tedavisi değişik tarihlerde yapılarak taburcu edilmiş, dört çocuk bilinçsizlik
nedeniyle hayatını kaybetmiştir.
Son vakayı takiben
Türkiye' de yeniden hazırlanan ulusal pandemi planı uygulanmakta olup, ilgili
tüm bakanlıklar, kurumlar ve mahalli idareler alarm durumundadırlar. Ayrıca
sivil toplum örgütleri ve özel sektörle işbirliği halinde hastalığın önlenmesi
için gerekli tedbirler alınmaktadır. Zoonoz Hastalıkları Milli Komitesi,
Hastalıkların Kontrolü Milli Merkezi ve mahalli düzeyde hastalık kontrol
merkezleri kurulmuştur. Uygulanan pandemi planı dönemsel olarak gözden
geçirilerek güncelleştirilmekte ve sahada uygulanmaktadır.
Bu çerçevede, kuş gribi görülen yerler
öncelikle karantina altına alınarak bölgeye her türlü hayvan girişi ve çıkışı
engellenmiş, nakil araçlarının geçişine ancak dezenfekte edildikten sonra izin
verilmiştir. Sağlık Bakanlığınca özellikle kuş gribi vakalarının rastlandığı
bölgelerdeki hastanelerin tıbbi gereç, ilaç ve doktor yönünden takviyesi
yapılmıştır. Ayrıca, Çevre ve Orman Bakanlığınca da yabani hayvan avcılığı
yasaklanmıştır. Kanatlı hayvanların itlaf edilmesi çalışmalarının hastalık
tamamen ortadan kalkıncaya kadar süreceği anlaşılmaktadır. Türkiye'de itlaf
edilen kanatlı hayvan sayısı 2,5 milyonu geçmiştir (Başta Almanya ve Fransa
olmak üzere Batı Avrupa ülkelerinde de etkin bir itlaf çalışması yürütülmüş
olup, itlaf edilen kanatlı hayvan sayısının 10 milyonu geçtiği
bildirilmektedir).
İnsan vakalarına ilişkin olarak da, kanatlı
hayvanlarla temas ettiklerinden şüphelenilen şahıslardan alınan kan örnekleri
çeşitli sağlık kurumlarında test edilmiş; olası ve kesinleşmiş vakalar gözlem
altına alınmış ve bu hastalar için enfeksiyon kontrol önlemleri uygulanmıştır.
Ayrıca, yüksek risk altındaki bölgelerde enfeksiyonu kontrol
altında tutmak için ayrı konsültasyon büroları
kurulmuştur. Burada güdülen amaç, hastalığın kuşlardan kümes hayvanlarına,
oradan da insana geçmesini önlemektir.
ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ
Kuş gribiyle mücadelede uluslararası işbirliği
ve özellikle pandemi planının etkin olarak uygulanması alınabilecek başlıca
önlemi oluşturmaktadır. Anılan hastalık insanlar tarafından yeterince
bilinmediği için tehlike dünya çapında genişlemektedir. Bu nedenle, dünya
çapında sürdürülebilir bir işbirliği ve uluslararası bilgi paylaşımı
büyük önem taşımaktadır. Bu konuda çalışma yürüten Dünya Sağlık Örgütü, Gıda ve
Tarım Örgütü, Uluslararası Hayvan Sağlığı Teşkilatı, Dünya Bankası gibi
uluslararası' kuruluşların, kuş gribine karşı hazırlanacak projelerin acilen
uygulanması için daha fazla fon tahsis etmeleri beklenmektedir.
2006 Ocak ayı başında Çin Halk Cumhuriyeti'nin
başkenti Pekin'de, Avrupa Komisyonu ve Dünya Bankası tarafından, kuş gribiyle
mücadeleye yardım için düzenlenen konferansta, katılımcılarca, yoksul ülkelerdeki
sağlık ve veterinerlik hizmetlerinin geliştirilmesi ve küresel denetim
sistemlerinin artırılması için toplam 1.9 milyar ABD
Doları tutarında yardım taahhüt edilmiştir. Bu
meblağ BM ve Dünya Bankasının talep ettiği tutardan yaklaşık 400 milyon ABD
Doları daha fazladır. Bağışçı ülkeler ve kuruluşlar arasında 330 milyon dolarla
ABD, 250 Milyon dolar1aAB başı çekmektedirler.
Ayrıca, uluslararası kuruluşlar, hükümetler,
sivil toplum örgütleri ve özel sektörün işbirliği ile top yekün bir mücadele
programının geliştirilmesi ve uygulanmasının kesin bir gereklilik olduğu
görülmektedir. Kapasite geliştirme çalışmaları da bu hastalıkla mücadelede hiç
şüphesiz önemli bir unsuru oluşturmaktadır.
TÜRKİYE'NİN ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ÇAĞRILARINA
YANITI
Bu bağlamda, kuş gribi vakalarının Türkiye'de
yaşanmaya başladığı günden itibaren uluslararası kamuoyu bilgilendirilmiş,
uluslararası kuruluşlarla etkin ve kapsamlı işbirliği yürütülmüştür. Bu konuda
"şeffaflık" ilkesi benimsenmiş; kuş gribine ilişkin elde edilen bütün
bilgi ve veriler uluslararası toplulukla paylaşılmıştır.
Vakaların
ortaya çıkması üzerine, Dünya Sağlık Örgütü, Gıda ve Tarım Örgütü ve
Uluslararası Hayvan Sağlığı Teşkilatı ülkemize temsilcilerini göndererek
gelişmeleri ilk elden izlemişler ve ilgili kurumlarımızla işbirliğinde
bulunmuşlardır. Türkiye'nin, tam bir şeffaflık ve ilgili uluslararası
kuruluşlarla işbirliği içerisinde yürüttüğü çalışmalar uluslararası topluluk
tarafından başarılı bulunmuştur. AB Komisyonu, Türkiye'deki kuş gribi vakalarıyla
mücadele çalışmalarına yardımcı olmak üzere, mali işbirliği projeleri
kapsamında, katılım öncesi fonlardan dört milyon Euro'luk meblağın Türkiye 'ye
tahsis edilmesinin planlandığını açıklamıştır. Keza, Dünya Bankası, kuş
gribiyle mücadele için Türkiye'de 35 milyon ABD Dolarlık bir projeyi yaşama
geçirmeye karar vermiştir. Projenin 15 milyon ABD Dolarlık bölümünün Dünya
Bankası kredisi olarak verilmesi, geri kalanının uluslararası kuruluşlar ve
hükümetlerin hibesinden oluşması öngörülmektedir.
HASTALIĞIN TÜRK EKONOMİSİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Kuş gribi vakaları kanatlı hayvan ve turizm
sektörlerimizi etkilemiştir. Bu konuda Hükümet tarafından öncelikle kanatlı
hayvan sektörüne yönelik kimi destek önlemleri ivedilikle uygulamaya
konulmuştur. Mevcut gelişmeler, dış ticarette ve turizm sektöründeki çetin
rekabet koşullarının, bazı yabancı rakip firma ve kuruluşların bundan istifade
etmeye çalışabildiklerini göstermektedir. Bununla birlikte, Türk ekonomisinde
son dönemde yakalanan istikrar ve güven ortamı, ekonomideki makro dengelerin bu
tür arızi olaylarla bozulmayacağına işaret etmektedir.
Türkiye'de
Kanatlı Hayvan Sektörü
Kanatlı hayvan sektörü ülkemizde gerek üretim
ve gerek milli gelire katkı yönünden önemli bir yere sahip olup, ı 00 bin
kişiye doğrudan istihdam olanağı sağlamakta; dolaylı olarak ise 2 milyon
kişinin en önemli gelir kaynağını oluşturmaktadır. Kümes hayvancılığı sektörü
yıllık 2.5 milyar ABD Doları tutarında bir ciro büyüklüğüne sahiptir. Sektörde
sayısı on bini aşan üretim işletmelerinde, yıllık yaklaşık 300 milyon
kanatlı hayvan üretilmektedir. Bu işletmelerin yaklaşık %75-80'i entegre tesis
olma özelliğine sahiptir. Geri kalanı ise kırsal kesimde yaşayan ve çoğunlukla
kendi ihtiyacını karşılamaya yönelik üretim yapan aile işletmelerinden
oluşmaktadır.
Türkiye'nin yıllık yemek için ürettiği
hayvansal ürünler, resmi rakamlara göre yaklaşık 2.500.000 tonu
bulmaktadır.
Bunun içerisinde; Beyaz et: 900.000 ton,
Yumurta: 600.000 ton, Kırmızı et: 600.000 ton, Balık: 400.000
tondur.
Görüldüğü gibi üretimin % 60'ından fazlası
beyaz et ve yumurtadan oluşmaktadır.
Beyaz et ve yumurta sektörümüz son 20 yy.da
yaptığı büyük atılımla Avrupa Birliği ülkeleri, Amerika Birleşik Devletleri,
Kanada gibi gelişmiş ülkeler ile aynı standartlara sahip olarak ve uluslararası
hijyen koşullarında üretim yapmaktadır. Entegre tesislerde yüksek biyogüvenlik
önlemleri altında, son derece sağlıklı şartlarda, ileri teknoloji ürünü
tesislerde gerçekleştirilen üretim, muntazam bir şekilde pazara sunulmaktadır.
Nitekim, tavukçuluk sektöründe entegre üretim sistemi uygulayan işletmelerde
kuş gribi vakası görülmemiştir. Bu vakalara daha çok göçmen kuşlarla temas
halinde olan açık köy tavukçuluğu işletmelerinde rastlanmıştır. Hastalık
entegre kümeslerde görülse dahi, bu hayvanların ürünleri hiçbir zaman
tüketiciye sunulmamaktadır. Zira, hastalığın görüldüğü yerde yok edilmesi, gıda
güvenliği ile ilgili zorunluluğun ötesinde tesislerin hayatta kalması için de
temel koşul olarak görülmektedir.
Kuş gribi vakaları nedeniyle Ocak ve Şubat
2006'da tavukçuluk sektöründe günlük zararın 1O milyon YTL'yi bulduğu ve iki
aylık zararın toplam 300 milyon YTL'yi aştığı açıklanmıştır. Bu sektörün
borsaya kote hisse senetlerinin değeri Ocak 2006'da bir haftada yüzde 30
düşmüştür. Hükümet tarafından çıkarılan yönetmelikler uyarınca, tavukçuluk
sektörü için itlaf edilen kanatlı karşılığında nakdi tazminat, kredi faizi
indirimi ve borç ertelemesi gibi bazı mali kolaylıklar sağlanmıştır.
Beyaz Et İhracatı
Beyaz et sektöründe AB ülkeleri önemli bir
ithalat merkezi konumundadırlar. Genellikle göğüs eti ve türevIerini tercih
eden AB ülkeleri, bu gereksinimlerini daha çok Brezilya ve Tayland'dan
karşılamaktadırlar. Türkiye ise lojistik anlamda çok yakın bir konumda
bulunmasına karşın potansiyelini kullanamamaktadır. AB ülkeleri, yılda 450 bin
ton piliç eti almaktadır. Türkiye bu ülkelere olan 20 bin ton civarındaki beyaz
et ihracatını, bir yıl içinde ı 00 bin tona yükseltebilecek kapasiteye
sahiptir. Mevcut durumda kanatlı hayvan satışı, toplam ihracatımız içinde büyük
paya sahip değildir (toplam ihracat içinde % 0,06). Son dönemde 400 milyon
ABD Doları civarına ulaşan bu ihracat kapasitesinin kuş gribine bağlı talep
azalması nedeniyle bir miktar düşmesi beklenmektedir.
Kuş gribi riskini artıran en önemli etmen,
açıkta yapılan kanatlı yetiştiriciliğidir. Göçmen kuşların yolları üzerinde
bulunan bu tür tavuklar köylerde, bahçelerde ve kümeslerde, dış dünyayla temas
halinde ve büyük ölçüde hijyenik şartlardan yoksun olarak yetiştirilmektedir.
Köy tavukçuluğunun kontrolsüz ve başıboş olması en büyük sorun olarak
karşımızda durmaktadır. Bu hastalığın yayılmasında entegre tavuk işletmelerinin
herhangi bir katkısı olmamıştır. ilke olarak, açıkta yetiştirilen hiçbir tavuk
etinin ve yumurtasının ticari olarak satışa sunulmaması gerekmektedir. Hükümet,
bu konuda etkin bir denetim sistemi kurmaya çalışmaktadır. Şu anda kapalı
kümeslerde bulunan toplam kanatlı adedi yaklaşık 120 milyondur ve bunların
hiçbirinde hastalık görülmemiştir. Hastalık, dışarıda serbest dolaşan kanatlı
hayvanlarda gözlenmiştir.
Tavukçuluk ve yumurta işletmeleri, hijyen
koşullarının en etkin biçimde uygulandığı hayvancılık tesisleridir.
Hastalığın Turizm Sektörü Üzerindeki
Etkileri
Kuş gribi vakalarından doğrudan etkilenen bir
başka sektör de turizm olmuştur.
Türkiye'de 2006
yılında daha da büyüyen cari açığın kapatılmasında yıllık 20 milyar ABD
Dolarlık ciroya ulaşan turizm sektörü önemli bir yere sahiptir. Kültür ve
Turizm Bakanlığı'nın verilerine göre, Türkiye'ye 2005 yılında gelen turist
sayısı 21 milyonu bulmuştur. Türkiye'ye 2004 yılında 17.5 milyon; 2003 yılında
ise 14 milyon yabancı ziyaretçi gelmişti. Yurt dışından gelen 3.6 milyon Türk
turistle birlikte, 2005 yılında Türkiye'yi toplam 24.6 milyon turist ziyaret
etmiştir.
Türkiye'ye en çok turist gönderen ülke, yüzde 20'lik dilimle Almanya' dır.
Almanya'dan Türkiye'ye 4.2 milyon turist gelirken, bu ülkeyi yüzde 8.8'e denk
gelen 1.8 milyon kişiyle Rusya izlemiştir. Türkiye'ye en çok turist gönderen
üçüncü ülke İngiltere olmuştur. İngiliz turistlerin toplam turist sayısındaki
payı yüzde 8.3'le 1.7 milyon olarak gerçekleşmiştir.
|
Türkiye'yi ziyaret eden
|
21 milyon yabancının dağılımı
|
|
|
OECD ülkeleri:
|
12.741
|
(60.3)
|
|
|
Doğu Avrupa:
|
5.842
|
(27.7)
|
|
|
Almanya:
|
4.243
|
(20)
|
|
|
Rusya:
|
1.864
|
(8.8)
|
|
|
İngiltere:
|
1.758
|
(8.3)
|
|
Merkez Bankası
verilerinden yapılan hesaplamada, yurtdışında yaşayan Türklerin ziyaretlerinde
yaptıkları harcamaları da kapsayan turizm gelirinin 2005 yılında 18.3 milyar
ABD Dolarını bulduğu anlaşılmaktadır.
Kuş gribi vakalarının Türkiye'de görülmesinin
ardından, Türkiye'ye giriş yapan turist sayısı 2006 Şubat ayında geçen yılın
aynı ayına göre yüzde 10.1 düşüşle 626 bin 565 kişiye gerilemiştir. Turist
sayısı hastalığın Türkiye'de görüldüğü 2006 Ocak ayında da yüzde 4.7 azalmıştı.
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, 2006 yılının ilk iki ayında
Türkiye'ye giriş yapan turist sayısı yüzde 7.4 düşüşle 1.3 milyon kişide
kalmıştır.
Sektörde yaşanan çetin rekabet koşulları
nedeniyle, bazı turizm firmaları, bu hastalığı, yaptıkları fiyat
pazarlıklarında koz olarak kullanmaya kalkmışlardır. Bununla birlikte, eldeki
veriler, kuş gribi vakaları nedeniyle ülkemize yönelik seyahat iptallerinin
normalin üzerinde ciddi bir seviyeye erişmediğini göstermektedir. Yaz sezonu
yaklaştıkça, kuş gribinin yol açtığı psikolojik etki giderek ortadan
kalkmıştır.
Esasen, kuş gribini gerekçe göstererek, hiçbir uluslararası kuruluş
ya da devlet ülkemize yönelik herhangi bir seyahat kısıtlaması-karan
almamıştır. Çeşitli ülkeler yayımladıkları seyahat uyarısı bültenlerinde,
Türkiye'ye seyahat edecek kimselerin Dünya Sağlık Örgütü tavsiyeleri uyarınca
kanatlı hayvanlarla temas etmemelerini, iyice pişmiş etleri tüketmelerini ve
hijyen kurallarına riayet etmelerini belirtmişlerdir.
Dünya Turizm Örgütü, kuş gribine karşı verilen
gereksiz alarmın özellikle gelişmekte olan ülkelerin turizm sektörlerine zarar
verebileceğine işaret ederek, uluslararası topluluğu bu konuda daha ölçülü bir
tutum takınmaya davet etmiştir.
SONUÇ
Türk Ekonomisi, son yıllarda gerçekleştirilen
yapısal reformlarla ekonomik yaşamı etkileyen arızi durumların etkisini daha az
hisseden bir yapıya kavuşmuştur. Önceki yıllarda en küçük bir söylentiden bile
etkilenen piyasalar, artık bu tür şoklara karşı daha dirençli bir yapıya
kavuşmuştur. Kuş gribinin, döviz, faiz veya borsadan çok reel ekonomiyi ve
bekleyişleri tetiklediği görülmüştür. Bu gelişmelerden kanatlı hayvan
işletmeleri ile turizm sektörü tabiatıyla belirli ölçüde etkilenmiştir.
Özellikle, hastalıkla mücadele sırasında uygulanan ve uluslararası medyaya
yansıyan bazı görüntülerin turizm sezonu öncesinde Türkiye'nin tanıtımına
olumsuz etki yaptığı değerlen dirilmektedir.
Türk özel sektörünün sahip olduğu modern üretim
tesisleri, iç ve dış pazardaki arızi daralmaya karşın, beyaz etin, iç tüketimin
yanı sıra, kısa sürede tekrar önemli bir kalem olarak ihracattaki yerini
alacağına işaret etmektedir. Sektördeki firmalarımızın AB standartlarının
üzerindeki hijyen koşullarında yaptıkları üretime ilişkin tanıtım
kampanyalarının ilk aşamada beyaz ete ilişkin iç talebin artmasına yol açtığı
görülmektedir.
Türk halkının gıda güvenliği ve hijyen
konularında bilinçlendirilmesi konusunda ise, ilgili Bakanlıklarımızla birlikte
hem özel sektöre, hem de sivil toplum kuruluşlarına büyük sorumluluk
düşmektedir.
Yazar: Mustafa Sarnıç
KAYNAKLAR
- Dünya Sağlık Örgütü'nün 24-26 Ekim 2005 tarihlerinde Kopenhag'da
yaptığı toplantının
raporu.
- "International Herald Tribüne" adlı gazetenin 18- 1 9
Mart 2006 tarihli nüshasında
kuş gribi konusunda
yayımlanan makaleler. - Turizm Gelir ve Giderleri, Mahfi Eğilmez, 02.02.2006
tarihli Radikal Gazetesi. - Turizm Habercisi, 11 Ocak 2006.

Etiketler:
Bilimler
İktisat
Kuş Gribinin Türkiye Ekonomisine Etkileri
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |