Okunma: 1240 kez
Türkiye Cumhuriyeti, serbest piyasa ekonomisi ve dış pazarlara açılma yolunda özellikle 1980'li yıllardan itibaren gerçekleştirdiği atılımlar neticesinde, bugün, başta bölgesi ve Avrupa olmak üzere, dünya pazarlarında kayda değer bir yer edinmiştir: Bununla birlikte, dış ticaretinde önemli atılımlar gerçekleştiren Türkiye'nin, komşuları ile ekonomik ve ticari ilişkileri maalesef arzu edilen seviyeye ulaşamamıştır.
Coğrafi konumu İtibariyle Türkiye'ye komşu ülkeleri,
"Türkiye'nin kara komşuları" ile sınırlandırmak mümkündür. Ancak,
ilk anda akla gelen bu çerçeve günümüz ticaret anlayışı ve ticari ilişkilerin
tarihsel gelişmesine uygun düşmemektedir. Bu nedenle, Türkiye'nin
jeo-stratejik konumu itibariyle bir bölge ülkesi olduğu da dikkate alınarak
tanımı, "Türkiye'nin kara ve yakın deniz komşuları" şeklinde yapmak
daha doğru olacaktır. Bu durumda komşu ülkeler kategorisine Suriye, Irak,
İran, Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, Bulgaristan ve Yunanistan'dan
müteşekkil kara komşularının yanısıra, Rusya Federasyonu, Ukrayna, Romanya,
Moldova (denize çıkışı olmasa da), Libya, Mısır, İsrail ve Lübnan'ı da dahil
etmek gerekecektir.
Türkiye, gerek siyasi, gerek ekonomik açıdan bir dünya
devleti olmak hedefi çerçevesinde, öncelikle bölgesindeki konumunu siyasi ve
ekonomik açıdan güçlendirmek durumundadır. Bu çerçevede, komşuları ile
ekonomik ve ticari ilişkilerinin geliştirilmesine büyük önem
vermektedir.
ABD, Kanada, Fransa ve Almanya gibi gelişmiş ülkelerin
ekonomik ve ticari ilişkilerine baktığımızda, bu ülkelerin komşu ve/veya
bölgesindeki ülkelerle ticari ilişkilerinin genel ticaretleri içinde ağırlıklı
bir yer tuttuğunu görmekteyiz. Örneğin, Fransa'nın 2001 yılında komşuları ile
(İngiltere, İspanya, İtalya, Almanya, Belçika-Lüksemburg ve İsviçre) yaptığı
ticaretin toplam ticareti içindeki payı %50,9'dur. Almanya'nın 2001 yılında
komşuları ile (Danimarka, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, Fransa, İsviçre,
Avusturya, Çek Cumhuriyeti ve Polonya) ticaretinin toplam ticareti içindeki
oranı %37,91 iken, Kanada'nın ABD ve Meksika ile ticaretinin toplam ticareti
içindeki payı % 77,87, öte yandan, ABD'nin Kanada ve Meksika ile
gerçekleştirdiği ticaretin toplam ticaret içindeki oranı % 31,2'dir. 2002
yılında da bu oranlarda önemli bir değişiklik olmadığı düşünülmektedir.
Gelişmiş
ülkelerdeki bu duruma karşılık Türkiye'nin komşu ülkelerle ticaretinin toplam
ticareti içindeki oranı 1999 yılında %15.8, 2000 yılında %18.0, 2001 yılında
%20.1, 2002 yılında ise %18.6'dır. Görüldüğü üzere, Türkiye'nin bölge ülkeleri
ile yaptığı ticaretin toplam ticareti içindeki payı, gelişmiş ülkelerle
kıyaslandığında oranlar oldukça düşük seviyede kalmaktadır.
1998-2002 döneminde, Türkiye'nin genel ticareti ve komşu
ülkelerle ticaretini gösterir bilgiler aşağıya çıkarılmıştır.
|
|
|
Toplam İhracat
|
|
|
|
1999
|
2000
|
2001
|
2002
|
|
Komşulara ihracat
|
4.096,9
|
4.340,7
|
5.737,1
|
6.039,9
|
|
Toplam ihracat
|
26.587,0
|
27.775,0
|
31.334,0
|
35.081,1
|
|
Oran
|
% 15,4
|
%15,6
|
% 18,3
|
%17,2
|
|
|
|
Toplam İthalat
|
|
|
|
1999
|
2000
|
2001
|
2002
|
|
Komşulardan
|
6.582,6
|
10.469,6
|
8.883,9
|
10.014,8
|
|
ithalat
|
|
|
|
|
|
Toplam ithalat
|
40.671,0
|
54.503,0
|
41.399,0
|
50.831,6
|
|
Oran
|
%16,1
|
%19.2
|
%21.4
|
%
19,7
|
Toplam ticaretimiz 2000 yılında %19 artmış, 2001 yılında
%13 azalmış, 2002 yılında ise yeniden % 16 oranında bir yükselme göstermiştir.
Aynı yıllar itibarıyla komşularla ticaretimiz ise, 2000 yılında bir önceki yıla
oranla %28 artmış, 2001'
de %2 gerileme göstermiş, 2002 yılında ise bir önceki yıla kıyasla %9
artmıştır.
Bu tablodan çıkan bir diğer sonuç da, gerek toplam
ticaretimizin gerek komşularla ticaretimizin büyük ölçüde açık vermekte
olduğudur. Toplam ticaret açığımız, 1999-2002 döneminde sırasıyla,
14.084,26.728, 10.065 ve 15.750 milyar Dolar iken, komşularla ticaretimizde bu
açık aynı dönemde sırasıyla, 2.485, 6.128, 3.146 ve 3.974 milyar
Dolar'dır.
Komşu ülkelerle ticaretimizde açık verilmesinin altında
yatan temel neden enerji ithalatıdır. Toplam enerji ihtiyacımızın büyük bir
bölümünü komşularımızdan temin ediyor olmamızın stratejik önemi yanında
nakliye maliyetleri açısından sağladığı avantajlar bulunmakla birlikte, petrol
ve doğalgaz için yapılan ödemelerin ikili ticaret hacimlerimiz içindeki
ağırlığı bu ülkelerle sürekli açık verilmesine sebep olmaktadır. Bu bağlamda,
son iki yıl örnek alındığı takdirde, 2001 yılında komşu ülkelerden yapılan toplam
ithalat için ödenen 8.945 milyar Dolar'ın 5.366 milyar Dolar'lık bölümü; 2002
yılında ise, toplam 9.337 milyar Dolarlık ithalatın 5.430 milyar Dolar'ı petrol
ve doğalgaz ithalatımıza ayrılmıştır. Bu verilerden hareketle, petrol ve
doğalgaz ithalat rakamları dışarıda tutulmak suretiyle yeni bir hesaplama
yapıldığında, komşularımızia ticaret dengesinde, lehimize, 2001 yılında 2,22
milyar Dolar, 2002 yılında ise 1,45 milyar Dolar tutarında bir ticaret
fazlasının ortaya çıktığı görülecektir. Komşu ülkelerden ülkemize gelen
turistlerden kaynaklanan turizm gelirleri de hesaba katıldığında Türkiye
lehine olan bu fark daha da büyümektedir. Komşulardan yapılan ithalatımız
içinde petrol ve petrol ürünleri yanında çeşitli tarımsal ürünler, hammaddeler
ve yarı mamul maddeler bulunmaktadır.
Buna karşılık sözkonusu ülkelere ihracatımızın ağırlığını
makine ve makine aksamı, inşaat ve yapı malzemeleri, tekstil ürünleri, işlenmiş
tarımsal ürünler ve gıda maddeleri oluşturmaktadır.
ulaştırma
alanında sahip olunan imkanlar ticareti doğrudan etkileyen unsurlardan
biridir. Komşu ülkelerle ticaretimizde ulaştırma alanında karşılaşılan sorunlar
gerek mal akışının hızını, gerek ihracat maliyetlerini etkilemektedir.
Türkiye, komşularıyla ticaretinde ağırlıklı olarak karayolu nakliyesini
kullanmaktadır. Bu alandaki sorunların asgariye indirilmesini teminen tüm
komşularıyla anlaşmalar yapmış olmasına karşılık, sınır geçişlerinde ve boşaltma
işlemleri sırasında karşılaşılan anlaşmalara aykırı veya keyfi uygulamalar
ihracat maliyetlerini artırmaktadır. Ülkemiz ile deniz komşuları arasında maliyet
açısından daha ucuz olan deniz taşımacılığından yeteri kadar yararlanılamamasını
da ticaretin geliştirilmesi açısından bir olumsuzluk olarak algılamak
gerekmektedir.
Öte yandan, dünyanın bazı bölgelerinde ekonomik ve ticari
ilişkilerin komşu ülkeler arasındaki siyasi ilişkileri yönlendirdiği görülmekle
birlikte, Türkiye'nin içinde bulunduğu bölgede, siyasi ilişkilerin, daha ziyade
ekonomik ve ticari ilişkileri etkilediği gerçeğinin de altını çizmek
gerekmektedir. Komşu ülkelerle yaşanan ikili sorunların veya bizatihi bu
ülkelerin kendi iç sorunlarının, Türkiye'nin gerek komşularıyla gerek diğer
bölge ülkeleriyle ekonomik ve ticari ilişkilerini olumsuz etkilediği
açıktır.
Dış etkiler olarak tanımlayabileceğimiz bu zorluklar
yanında, ülkemizin kendi iç ekonomik çalkantılarından kaynaklanan sorunlar da
komşularımızla ticaretimizi etkilemektedir. Türkiye son yıllarda, bu
olumsuzlukları bir ölçüde aşarak, komşularıyla ekonomik ve ticari
ilişkilerini, siyasi gelişmelerin etkilerinden bağımsız olarak artırmak
yönünde özel bir gayret göstermiş ve bunda başarılı da olmuştur. Birbirlerini
takip eden Rusya ve ülkemizdeki ekonomik krizlerin etkisi altındaki 1999 ve
2001 yıllarındaki düşüşleri gözardı ettiğimizde, Türkiye'nin komşu ülkelerle
ticaretinin belirgin bir şekilde artma eğilimi içine girdiğini söylemek
mümkündür.
Barış ve istikrarın hakim olacağı ortam içinde komşular
arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin gelişmesinin çok daha kolay ve hızlı
olacağı muhakkaktır. Bu nedenle, Türkiye'nin komşularıyla ticari ilişkilerini
bugün olduğundan ileri noktalara taşıyabilmesi için herşeyden önce bölgesinde
barış ve istikrarın hakim olması gerekmektedir. Bu ortam sağlanabildiği
takdirde, sahip olduğu imkan ve yetenekleri sayesinde çok kısa bir süre içinde
komşularıyla ticaretini bugün için örnek aldığı ülkelerin düzeyine
çıkartabilecektir.

Etiketler:
Bilimler
İktisat
Komşu Ülkelerle Ticaretimiz
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |