Oca
27
2008
|
Kamu Paylarının Yönetim Değerlendirmesi |
|
|
|
GenBilim Editor
|
|
Pazar, 27 Ocak 2008 |
Okunma: 364 kez
Türkiye’de kamu paylarının yönetimi uzun bir süreden beri son derecede yanlış bir şekilde yürütülmektedir. Yanlış yönetim dayanaklarını bulabilmek için bu teşebbüsleri özel kesim kuruluşları ile karşılaştırmak gerekir. Cevabını aramamız gereken soru şudur; aynı konularda iş yapan özel kesim kuruluşları karlı ve verimli çalışabilirken, kamu iktisadi teşebbüsleri niçin karlı ve verimli çalışamamaktadır?
( www.genbilim.com )
Bu sorunun cevabını bulabilmek için öncelikle özel kesim kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri arasındaki temel farkları belirlemek gerekmektedir. Bu farkların en önemlileri şunlardır:
(i) Özel kesim kuruluşları hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak şekilde Türk Ticaret Kanunu'na tabidirler. Oysa kamu iktisadi teşebbüsleri kendi çerçeve kanunlarında çizilen ve Türk Ticaret Kanunu'ndan oldukça farklı olan kurallara tabidirler. Bu nedenle de sermayeleri paylara bölünememiştir. Pay sahibi tek (Hazine) olduğundan, özel kesim kuruluşlarından farklı olarak bir paysahipleri genel kurulu ve dolayısıyla kendi denetçileri bulunmamakta, hisse senetleri olmadığı ve borsada işlem görmediği için, gerçek değerleri belirlenememektedir.
(ü) Özel kesim kuruluşlarının denetimi, paysahipleri genel kurul tarafından seçilen denetçilerin düzenleyecekleri rapor üzerine genel kurul aracılığıyla yapılmakta, yönetim kurulunun aklanıp aklanmaması bu kurulda ve büyük ölçüde ekonomik ve ticari konularda gösterilen başarı ve başarısızlıklar gözönünde tutularak kararlaştırılmaktadır. Kamu iktisadi teşebbüslerinde denetim Anayasa'nın çizdiği çerçeve içinde TBMM Kamu iktisadi Teşebbüsleri Komisyonu aracılığıyla yürütülmektedir. Bu komisyon, denetiminde esas olarak, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu'nun tek tek kamu iktisadi teşebbüsleri için düzenlediği raporları ele almakta ve bu raporlardaki tespitler üzerinden denetimini yapmaktadır. Bu komisyonda yapılan denetim esas ağırlığı itibariyle teknik olmaktan çok siyasal bir denetimdir. Bir kamu iktisadi teşebbüsünün yönetiminin ilgili dönem için aklanması veya aklanmaması bu komisyonun önerisi üzerine TBMM Genel Kurulu tarafından kararlaştırılmaktadır. Doğal olarak denetimin siyasal olduğu bir ortamda, kamu iktisadi teşebbüsleri yönetimlerinin teknik kalması mümkün olamamaktadır. Yönetimler, dönem sonunda hesaplarını kabul ettirebilmek için TBMM'nin ve doğal olarak siyasal iktidarın ve hatta komisyonda yer alan muhalefet partileri milletvekillerinin büyük etkisi altında kalmakta ve piyasanın işleyişi doğrultusunda ekonomik ve ticari kararlar almaktan çok siyasal iktidarın tercihleri doğrultusunda kararlar almaya yönelmektedirler.
(iii) Özel kesim kuruluşlarında çalışanlar iş Kanunu hükümlerine tabi oldukları halde, kamu iktisadi teşebbüslerinde çalışanların çoğu, yine Anayasa hükümleri gereği, Devlet Memuru statüsünde istihdam edilmektedirler. Devlet memurlarının iş güvencelerinin işçilere göre çok daha fazla olduğu Türkiye'de, bu elemanların gerektiğinde işten çıkarılması mümkün olamamakta, böyle olunca da zarar eden bir kamu iktisadi teşebbüsü eleman azaltma yöntemine başvuramamaktadır.
(iv) Özel kesim kuruluşlarında işin sahibi bellidir. Şirkete sermayeyi kim koyduysa, ya da sermayenin büyük miktarını pay olarak kim elinde tutuyorsa işin sahibi odur ve dolayısıyla başarısızlığın hesabını o sorar. Oysa kamu iktisadi teşebbüslerinde böyle açık seçik bir sahiplik söz konusu değildir. Bu teşebbüslere sermayeyi Devlet adına Hazine koymakta, fakat yönetimleri büyük ölçüde bağlı oldukları bakanlık ve dolayısıyla siyasal iktidarın elinde bulunmaktadır. Denetimi ise Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu kanalıyla TBMM yapmaktadır. Bir başka deyişle sermayeyi koyan, yönetimi şekillendiren ve denetimi yapan hep Devletin farklı birimleridir ve bunlar siyasal kararlar çerçevesinde işi ele almaktadır.
Denetimin siyasal olduğu, finansmanın önemli bölümünün doğrudan ya da dolaylı olarak Devlet eliyle sağladığı bir kuruluşta yönetimin siyasetten soyutlanması mümkün değildir. Zira sonuçta, hesabını siyasal olarak verecek olan bir kamu iktisadi teşebbüsünün yönetimi, bu hesabı kolay verip aklanabilmek için, siyasal iktidara yaklaşmak ve onun talimatları doğrultusunda uygulama yapmak zorundadır. Öte yandan bu teşebbüslerin yönetim kurulu üyeleri de büyük çoğunluk itibarıyla siyasal tercihlere göre atanmakta ve kararlarını teknik olmaktan çok siyasal etkilere göre almaktadırlar. Bir örnek olarak Toprak Mahsulleri Ofisi'nin durumunu ele alalım.
Toprak Mahsulleri Ofisi'nin destekleme alımı yapmakla yükümlü tutulduğu maddelerin başında buğday gelmektedir. Buğdayın destekleme alım fiyatları siyasal iktidar tarafından verilir ve Tarım Bakanlığı aracılığıyla Toprak Mahsulleri Ofisi'ne talimat olarak iletilir. Türkiye'de ekmek ve un fiyatı önemli bir gösterge olarak kabul edildiği için, buğday satış ve ihraç fiyatları da siyasal iktidarca aynı yöntemle belirlenir. Ote yandan Toprak Mahsulleri Ofisi'nin eleman alması, mevcut elemanlarını işten çıkarması vb gibi istihdam politikaları da siyasal iktidarca karara bağlanır. Ofis, hükümetin yetkili makamlarının iznini almadan ne bir kişiyi istihdam edebilir ne de bir kişinin işine son verebilir. Bir başka siyasal müdahale Ofisin yapacağı yatırım giderleri dolayısıyla ortaya çıkar. Toprak Mahsulleri Ofisi'nin yapacağı yatırım miktarı da siyasal iktidarın iznine tabidir. Hatta daha da ileri giderek siyasal iktidar Ofise belirli bazı yatırımları yapmasını empoze edebilir. Bütün bu müdahalelerin ötesinde Toprak Mahsulleri Ofisi'nin dönem sonu hesaplarının ve faaliyetlerinin denetlenmesi de yukarıda açıklandığı şekilde siyaset ağırlıklı olarak yapılır. Böyle bir ortamda Ofis yöneticilerinin herhangi bir insiyatif üstlenmelerini ve dolayısıyla kuruluşu kar ettirebilmek için önlem almalarını beklemek mümkün değildir. Bu örnek küçük bazı değişikliklerle bütün kamu iktisadi teşebbüsleri için geçerlidir.
Bu söylediklerimizin özeti olarak kamu iktisadi teşebbüslerinin Türkiye'de ekonomik ve ticari kurallara göre değil siyasal kararlara göre işletildiğini bir kez daha vurgulamak yararlı olacaktır.
En büyükleri 1960, 1984 ve 1992 yılında yapılan ve büyük ölçüde af niteliği taşıyan tahkim kanunu uygulamaları da bu teşebbüslerin mali disiplinlerini kaybetmelerinde önemli rol oynamıştır. Belirli aralıklarla borçları silinen teşebbüslerin, birbirlerine olan borçlarını ödemeye gayret göstermeleri için ortada hiçbir neden kalmamaktadır. Tahkim uygulamaları daima karlı ve verimli çalışan teşebbüsü cezalandırmış, tersine, verimsiz çalışan, borç ödememe yi adet haline getirmiş olan teşebbüsleri ödüllendirmiştir.
Kamu iktisadi teşebbüsleri ile ilgili çözümün iki aşamalı olduğu anlaşılmaktadır. İlk aşamada bu teşebbüslerin siyasal denetimden çıkarılıp ekonomik denetime konu edilmeleri, ikinci aşamada ise bunların önemli bölümünün özelleştirilmesi. Kamu iktisadi teşebbüslerinin siyasal denetimden uzaklaşmasına yol açacak ve böylece bu teşebbüslerde ekonomik ve ticari kararlar, siyasal kararların yerini alabilecektir. Nitekim 1983-1985 arasında söz konusu teşebbüslere yönelik siyasal müdahalelerin azaltılması bu teşebbüsleri özel kesim kruluşları gibi karlı çalışmaya yöneltmiştir. Bu yıllarda, teşebbüslerin karlarının artmış ve dolayısıyla bütçeden aldıkları transferlerin azalmış olması, siyasal müdahalelerin azaltılması halinde bu uygulama bazı yasal düzenlemelerle desteklenmediği taktirde kısa bir süre içinde eski müdahaleci ortama dönülmesi önlenememektedir. Siyasal müdahalenin önlenmesi konusundaki köklü çözüm için Anayasa değişikliği yapılarak bu kuruluşların Türk Ticaret Kanunu'na tabi kılınmaları ve çalıştırdıkları elemanların Devlet Memuru statüsünden çıkarılarak işçi statüsüne geçirilmeleri zorunludur. Konunun nihai çözümü olarak bütün dünyada geniş uygulama alanı bulan özelleştirmenin yapılabilmesi için bu ilk aşamanın tamamlanması büyük önem taşımaktadır.
İkinci aşamayı oluşturan özelleştirme işleminin tamamlanması ile de Devletin ekonomiye müdahalesi büyük ölçüde ortadan kalkmış olacak ve -ekonomi, siyasal müdahalelerle değil piyasa düzeninin gerektirdiği ekonomik kurallar çerçevesinde işlemeye başlayacaktır. Bugün ABD' de serbest piyasa ekonomisinin ileri bir düzeyde olması Devlet müdahalesini asgari ölçülerde olmasından kaynaklanmakta bu da büyük ölçüde kamu mülkiyetinin dar tutulmasına bağlı bulunmaktadır.

Etiketler:
Bilimler
İktisat
Kamu Paylarının Yönetim Değerlendirmesi
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editor Yazar Hakkında:"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık."
Nicholas Murray
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
|