Oca
27
2008
|
Zirvedeki Japonya Ve Türkiye |
|
|
|
GenBilim Editor
|
|
Pazar, 27 Ocak 2008 |
Okunma: 497 kez
"Kalkınma Yolunda Japonya ve Türkiye" adıyla 1970'li yılların başında yazmış olduğumuz kitabımızda; Japon ekonomisinin 21. yüzyılda zirveye tırmanacağını ve Japonya'nın lider durumuna geçeceğini tahmin et. miştik. Bu tahminimizde yalnız değildik. Bazı bilim adamları, Japon ekonomisi konusunda kitap yazan birçok düşünür aynı tahmini yapmıştı.
1990'lı yılların başına geldiğimizde, Japon ekonomisiyle ilgili yeni bir araştırma yapmak imkanımız oldu. Bu araştırmalarımızın sonunda; Japon ekonomisinin daha 21. yüzyıla gelmeden birçok sektörde lider duruma yükseldiğini saptamış bulunuyoruz. Bu konudaki görüşlerimizi "Zirvedeki Japonya" adlı kitabımızda yayınladık. Bu kitabımız şu cümlelerle bitmektedir. "Olağanüstü bir gelişme olmadıkça, Japonya'nın sadece ekonomik bir süper güç değil, politik bir güç olarak da hassas dengeler içinde liderlik yarışına devam edeceği ve 21. yüzyılda zirveden inmeyeceği anlaşılmaktadır."
Bu görüşlerimizi kanıtlayacak rakam ve bulguları kitabımızda uzun boylu tartıştık. Gerçekte de 1990'lı yılların başına geldiğimizde birçok ekonomik gösterge bakımından Japonya birinci sıralara ulaşmıştı. Kişi başına gelir, enflasyon oranı, işsizlik, kalkınma hızı gibi göstergeler Japonya'yılider sandalyesine oturtmuştu. www.ekodialog.com
1990'lı yılların başlarında dünyadaki durgunluğa paralel olarak Japon ekonomisinde de bir duraklama ve mali sektörde kriz sayılabilecek gelişmeler oldu. Bu gelişmeler batılı bir çok ekonomist tarafından adeta sevinçle karşılandı. Bazı ekononıistler "Japon Ekonomisinde Kriz" adıyla kitaplar yayınladı.
1990'lı yıllarında başlarında ortaya çıkan sıkıntılara rağmen Japonya yine de 1993 yılında % 1, 1994 yılında % 0,6 civarında enflasyon oranı sağlamıştır. 1992'de % 1,5 olan büyüme hızı 1993'te % 0,4'e kadar düşmüş ise de 1994'te % 2 civarında bir gelişme sağlamıştır. Uretimdeki duraklamaya rağmen, 1993 yılında Japonya'nın dış ticaret hacmi 561 milyar doları geçmiştir. Japon ekonomisi 1993 yılında 350 milyar dolar civarında ihracat yapabilmiş ve 98 milyar dolar döviz rezervine sahip olabilmiştir. Haziran 1994 tarihi itibariyle döviz rezervleri 114,6 milyar dolara varmıştır.
Ekonomideki durgunluğun sonucu % 2'ler civarında seyreden işsizlik oranı 1994 yılında % 2,6'ya kadar yükselmiştir. Bu oran kalkınmış diğer ülkelerle kıyaslandığında yine de çok düşük bir orandır. 1994 yılındaki Amerika'nın % 6.5, Almanya'nın % 11.3, Fransa'nın % 12 ve Türkiye'nin % 13 civarında işsizlik oranı karşısında Japonya'nın durumunun çok iyi olduğunu ifade etmek mümkündür.
En önemlisi; Japon ekonomisinin rekabet gücü, İngiltere 100 sayıldığında % 50 daha iyi bir durumda olmasıdır. Türkiye'nin rekabet gücü ise, Japonya'ya kıyasla üçte bir seviyesindedir.
Bu rakamları vermemizin başlıca sebebi, Japon ekonomisindeki durgunluğun atlatılmakta olduğunu göstermek içindir. Ekonomi yazarlarının görüşü; Japon ekonomisinin yavaş fakat kararlı bir şekilde tekrar hızlandığı şeklindedir.
1993 yılının resmi rakamlarına göre Japonya'da cari işlemler dengesi 131, 4 milyar dolar ve dış ticaret dengesi de '141 milyar dolar fazla vermiştir. İthalat hacmi ise 200 milyar doları geçmiştir. Fert başına düşen geliri 1993 yılında 33.170 dolara ulaşan Japonya bu bakımdan da birçok ülkeyi geride bırakmıştır.
Mali sektörde dünyanın en büyük bankaları, en büyük banker kuruluşları ve en büyük dış ticaret şirketleri Japonya'ya aittir. Bu sebeple bazı yazarlar Japonya için "Dünyanın Bankeri"benzetmesini yapmaktadırlar.
Japonya'da sanayi kendi içinde büyük devrim geçirmiş, ilkel sanayi kollarından ağır sanayi kollarına, ağır sanayi kollarından da en yüksek teknoloji kullanan elektronik sektörüne bir geçiş olmuştur. Bununla da yetinilmemiş, elektronikten mikro-elektroniğe bir transformasyon yapılmıştır. Dünyadaki en büyük beş elektrik firmasından dördü Japonya firmasıdır. En ileri uzay teknolojisinin de peşindedirler.
Kompütür üretiminde ve teknolojisinde büyük aşamalaryapılmıştır. Sanayi robotları üretiminde de ön sıraya geçilmiştir. Bu açıdan, önümüzdeki yüzyılı Japonya için robot çağı olarak nitelendirenler de vardır.
Japonya'da çok ileri front-line teknolojisi geliştirilmiş "üçüncü madde" adını alan yepyeni ürünler ortaya çıkarılmıştır. Bu konuda yeni bir çığır açılmaktadır. Biyo-endüstri ve genetik teknolojisi sektöründe de sürpriz gelişmeler beklenmektedir.
Japonya demir-çelik sektöründe sanayileşmiş ülkeler arasında daha 1980'li yılları başında liderliği ele geçirmiştir. Otomotiv sektöründe 1988 yılında 12,2 milyon ünite üretim yaparak ilk sıraya geçmiştir.
Bu ilklerle ilgili örnekleri daha da uzatmak mümkündür. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, J aponya 1990'lı yılların. başında dünya ekonomisinde liderliği hakketmiştir. Ancak, bu liderlik batı dünyasınca ve ABD'ce hazmedilememekte ve kabul edilememektedir. Japonya'nın öne fırlaması birçok çevre de gıpta uyandırdığı kadar kıskançlık ta yaratmıştır. ABD ve Japonya ticaret görüşmeleri her yıl bir olayolmaktadır. ABD'nin baskısı ile Japonya daha fazla serbesti ve daha fazla iç tüketim ve ithalat konusunda sözler vermektedir. Buna karşılık, ABD de bütçe açıklarını kapatmak için gayret göstereceği konusunda Japonya'ya söz vermek zorunda kalmaktadır. Bu da gösteriyor ki ekonomik güçler arasında şimdilik bir denge mevcuttur.
Japonya uluslararası Sanayi ve Ticare Bakanlığı (MITI) nın başlıca sanayi kollarının orta vadede gelişme si ile ilgili tahminlerine göre, özellikle enformasyon sektörünün %17-18 oranında büyümesi beklenmektedir. Diğer taraftan halkın refah düzeyiyle ilgili sektörlerde de önemli gelişmeler hesaplanmaktadır.
Japon modelinin bugünkü işleyici ile aynen tekrarlanması mümkün değildir. Tarihi gelişmesi içinde dikkatle izlendiğinde Japon kalkınmasının bir mucize olmadığı da görülmektedir. Japonya, batı ülkelerindeki başarılı deneyimleri izlemiş ve ekonomisine mal edebilmiştir. Buna karşılık, Japon deneyimlerinin başka ülkeler tarafından kopya edilmesi söz konusu değildir. Bunun başlıca sebebi, aynı "insan faktörünün" diğer ülkelerde olmayışıdır. Her kalkınma modelinin temelinde yatan bu faktör Japonya'da kendine has bir özellik taşımaktadır. www.ekodialog.com
Japonya'da; birlikte, disiplin içinde çalışmasını bilen ve seven bir toplum ortaya çıkmıştır. Mümkün olmayanı mümkün kılan bir kişi iradesi vardır. En küçük işi, çok büyük bir iş gibi özenle yapan ve kendisini işe adayan bir iş gücü ordusu vardır. Üretilen şeye benim diyen, onunla övünen ve bu ürünün dünyanın en iyisi olması için çırpınan emekçi, yönetici, işveren ve liderler vardır. Bunlar çoğunlukla mütevazı ve sade yaşamayı bir fazilet saymaktadırlar.
Kendini vatan görevi olarak saydığı sanayileşme yoluna adamış iyi tahsil, dürüstlük, mertlik gibi niteliklerle donatılmış girişimciler vardır. İnandığı dava uğruna gözünü kırpmadan ölen insanlar vardır. Bir Yukio Mishima'yı ancak Japon toplumu çıkartabilir. Birçok defa Nobel ödülüne aday gösterilmiş uluslararası ünlü yazar Mishima inandığı dava uğruna savunma teşkilatı binasının balkonunda herkesin gözü önünde bir piyes sahneye koyarcasına harakiri yapabilmiştir. Onu, aynı inançta olanlar takip etmiştir. Birçok kişinin aynı şeyi yapabilecekleri kanıtlanmıştır. Y. Mishima ordu beslerneyi hukuki kılacak bir Anayasa değişikliği peşindeydi. Böylece, savunma güçlerinin ve Japonya'nın gururunun korunacağına inanıyordu.
Japonya'da bütün kurumlar tam anlamıyla laiktir. Buna rağmen inançlara bağlılık Japon toplumunun bir niteliğidir. Bugün Japonya, sade yaşantıları içinde kendilerini toplumunun ilerlemesine adamış sivil, asker liderlerinin mezarlarını Shinto tapınakları haline getirildiği, geleneklerine bağlı ancak modern bir ülke görünümündedir.
Japon kalkınması belki taklit edilemez ancak ekonomide izlediği yol ve geçirdiği aşamalar değerlendirilerek her ülkenin özel koşullarına göre faydalı olabilecek sonuçlar çıkarılması mümkündür.
Dünyada en fazla kalkınma yardımı temin eden ülke Japonya'dır. Daha 1988 yılında Toronto'da yapılan sanayici ülkeler zirvesine katılan Japon Başbakanı beş yılda 50 milyar dolarlık bir yardım paketi açıklamıştı. Böyle bir ekonomik güce sahip olan ülkenin zirvelerde söz sahibi olması doğaldır. Yapılan ve yapılacak olan kalkınma yardımlarının önemli bir kısmının mal ve hizmet gönderme şeklinde olacağı hesaba katılırsa Japon üretim ve ihracat kapasitesinin daha da artması beklenir.
Dünyanın karşılaştığı petrol şoklarıyla en iyi şekilde mücadele veren ülke Japonya olmuştur. Yeni bir petrol veya enerji krizine eski tecrübelerini kullanarak kolayca dayanabileceğini tahmin edebilmek zor değildir.
Körfez Krizinden başta ABD olmak üzere Batı Dünyası önemli ölçüde ekonomik ve askeri güç kaybetmiştir. Buna karşılık Japonya büyük ölçüde mali yardım sağlamasına rağmen Körfez Savaşının konjonktüründen faydalanmasını bilmiştir. Geçmişte de, Japonya katılmadığı Kore ve Vietnam Savaşlarının ortaya çıkardığı ekonomik konjonktürden azami ölçüde yararlanmıştır.
Türkiye'nin yarısı kadar bir adalar dizisi üzerinde 120 milyondan fazla nüfus barındıran, Japonya'nın ancak % 15'lik bir bölümü ekilebilir bir durumdadır. Kullandığı petrolün % 99, demir cevherinin % 98, kok kömürünün % 75'ini, alüminyumun % 100'ünü dışarıdan ithal etmek zorunda kalkmaktadır. Buna rağmen 1970'li yıllarda sağlanmış olan gerçek % 14 ve nominal % 18 kalkınma hızı başka örneği olmayan bir büyüme modeli oluşturmuştur. Her kalkınmanın bir bedeli vardır. Bunu ödemeden hiçbir mucize, düzen bir ülkeyi mamur edememiştir. Japonya'da bu bedeli en güç şartlarda ve en ağır şekilde ödemiştir. Tüketici yaşantısından fedakarlık edilmiştir. Tüketim kısıtlanmış, sosyal yapı ve güvenlik ihmal edilmiştir. Her devirde "ekonomik kalkınma" ön' planda tutulmuş doğrudan verimli yatırımlara öncelik verilmiştir. Yatırımlar için gerekli fonlar başlangıçta tarım sektöründeki büyük fedakarlıklar karşılığında sağlanabilmiştir. Eğitim için her devirde büyük fonlar ayrılmıştır. çok çalışma, organize çalışma fertlerin normal yaşantısı olmuştur

Etiketler:
Bilimler
İktisat
Zirvedeki Japonya Ve Türkiye
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editor Yazar Hakkında:"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık."
Nicholas Murray
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
|