Okunma: 930 kez
Bu makalenin amacı, özellikle soğuk savaş dönemi boyunca Sosyalist Planlama ekolüne yönelik can alıcı eleştiriler getiren Mises, Hayek, K.irzner gibi iktisatçılarla temsil edilen Avusturya Ekolü'nün ekonomik planlama sürecine yönelik eleştirel görüşlerinin ve bugünkü eski merkezi planlı ülkelerin (eski S.S.CB, Doğu Avrupa, Çin, v.s) pratik dönüşüm sorunlarını inceleyen "Geçiş Ekonomisi" (Transition Economies) disiplininin Türkiye Ekonomistinin bugününü analiz etmede ne anlama geldiğine dair bazı ufak tespitlerde bulunmaktan ibarettir.
( www.genbilim.com )
Bilindiği üzere, Avusturya ekolü iktisatçıları ve özellikle de Von Mises ve Hayek Sosyalist planlı bir ekonomide fiyat mekanizmasının bulunmaması sebebiyle, hesaplama yapmanın imkansız olacağını, dolayısıyla da rasyonel bir yatırım mekanizması kurmanın mümkün olmayacağını ve sistemin bir gün mutlaka çökeceğini göstermeye çalışmışlar,
Akademik hayatlarının her döneminde bu konuya birinci öncelik tanımışlardır.
S.S.CB. ile birlikte Eski Doğu Bloku Ülkelerindeki merkezi planlı sistemin çökmesi ve bahse konu ülkelerin sistem değişikliğine gitmesi, Hayek ve Mises gibi Planlamanın imkansızlığı tezini savunan iktisatçıları haklı çıkarırken, bu ülkelerin yeni sistemlerini oturtma süreçlerinde karşılaştıkları sorunların incelenmesi gereği ise iktisatçılar arasında oldukça orijinal tartışmalara sebebiyet vermiş, "sosyalist planlı ekonomi"den "piyasa mekanizması ve kapitalizme geçmeyi, ifade eden yeni bir ekonomi disiplini olan "Geçiş-Dönüşüm Ekonomisi" (Transition Economies), ekonomi literatürde yerini almıştır. Eski Sosyalist Ülkelerin ekonomik dönüşüm sorunlarının analizinde hem teorik iktisatçıların hem de uygulamacıların ilgisi bu disipline gittikçe daha fazla odaklanmaktadır. Geçiş sürecindeki babse konu ülkelerin halihazırdaki dönüşüm problemlerine analitik olarak bakarak Türkiye için bazı tecrübeler çıkarmanın Ülkemiz açısından oldukça faydalı sonuçlar verebileceğine dair ipuçları bulunmaktadır.
Bu kısa makalede özetle, "Avusturya Ekolü" ile "Piyasa Sosyalistleri" arasında vuku bulan, yirminci yüzyılın en ciddi ekonomik tartışma konularından birisi olan "Sosyalist Ekonomilerde Hesaplama (Cakulation Debate in Socialist Planning)" konusuna kısaca değinilecek, daha sonra, geçiş sürecindeki ekonomiler (transition economies) ile Türkiye arasında bir dunım değerlendirmesi yapılarak, Planlama Hesaplama tartışmalarının ve "Transition Economy" tecrübelerinin Türkiye Ekonomisi'nin cari sorunları açısından ne gibi bir pratik öneme haiz olduğuna değinilmeye çalışılacaktır.
B- Hesaplama Tartışmaları
I - Birinci Bölüm: Mises'ten İlk Eleştiriler
Von Mises, 1920 yılında "piyasa mekanizmasındaki fiyat sistemi"ne sahip olmaması sebebiyle sosyalizmin teknik olarak imkansızlığına değinen bir makale yazmış; daha sonra, 1922 yılında yayınladığı "Sosyalizm: Bir İktisadi ve Sosyolojik Analiz" (Socialism: an Economic and Sociological Analysis) adlı kitabı ile sosyalist planlamanın imkansızlığı tezini rafine hale getirmiş, ilaveten de, bu kitap, 20. Yüzyılın en büyük iktisatçılarından birisi olan Hayek'i deri_den etkileyerek ileride Mises'in argümanlarını daha da geliştiren bu geleneğin devamını saglamıştır. Mises'in argümanlarını kısaca özetleyecek olursak;
"Bir müteşebbis yatırım kararları alabilmek (veya ticaret yapabilmek), herhangi bir iktisadi faaliyete girişebilmek için kendisine rehber olarak alabileceği bir fiyat-maliyet göstergesine ihtiyaç duyar, bu tür indikatörler ise yalnızca piyasa sürecinde (market process) elde edilebilir." Bu meyanda:
a) Üretim araçları-sermaye malları(capital goods) üzerinde mülkiyet olmaksızın üretim araçlarına yönelik bir piyasa oluşamaz,
b) Üretim araçlarına (sermaye mallarıcapital goods) yönelik bir piyasa oluşmazsa üretim araçlarına yönelik parasal fiyatlar oluşmaz,
c) Üretim-sermaye mallarına yönelik (capital goods) parasal fiyatlar oluşmaksızın yatırım mallarının kıtlık değeri (scarcity value)ne dayalı olarak, bu malların alternatif kullanım alanları rasyonel bir şekilde belirlenemez ve yatırım kararlan rasyonel bir şekilde alınamaz.
Mises'e göre "piyasa oluşamıyorsa toplam ürünÜ girdiler arasında paylaştırmak da mümkün değildir; piyasa fiyatları yoksa, atıf yoluyla girdi fiyatları tespit edilemez. Sosyalist ekonomide para belki "numeraire" olarak kullanılabilir; tüketim malları için bir piyasa mevcut olabilir. Fakat, ne girdi fiyatları ne de, dolayısıyla maliyet yapısı saptanabilir. Sosyalizm, kısaca, "mantık düzeyinde" veya teorik planda dahi etkin bir sistem Olamaz.
Kısaca, üretim araçlarında mülkiyet Olmaksızın yatırım kararları rasyonel bir şekilde verilemez, fiyatın oluşamadığı bir ortamda yapılan yatırımların yarattığı çarpıklıklar ise bir süre sonra sistemi aşırı kaynak israfına yönelterek çökertir, Eski Sovyet Cumhuriyetlerinden herhangi birinin alt sektörler itibariyle incelenmesi ve verimlilik endekslerine bakılması bu çarpıklığı görmek açısından yeterlidir.
II - Hayek'ten İkinci Eleştiri Dalgası
a) Hayek'in Temel Eleştirileri
Mises'ten aldığı mirası 1930'lu yıllarda Sosyalist Planlı Ekonomilerde hesaplamanın imkansızlığı ve bu ekonomilerin eninde sonunda çökmeye mahkum olduklarını göstermek amacıyla yazdığı bir dizi makale ile devam ettiren Von Hayek, sosyalist ekonomik planlama sorunlarına yönelik görüşlerini 1935 yılında yazdığı "Kollektivist Ekonomik Planlama" (Collectivist Economic Planning) adlı kitabında biraraya getirmiş, daha sonra Oscar Lange ve Abba Lerner gibi piyasada oluşan gölge fiyatlara (shadow prices) dayanarak planlama için gerekli endikatörleri üreterek planlama sürecini başarılı kılmaya çalışan iktisatçılara (Piyasa Sosyalistleri-Market Socialists) getirdiği eleştirilerini ise "Individualism and Economic Order"adlı kitabında bir araya getirmiştir.
Mises'in açtığı yolda ilerlemekle beraber, meseleyi biraz daha ustalıkla ele alan Hayek kapitalizm sosyalizm tartışmalarının temelinin etkinlik (efficieney) meselesi olduğunu anlamış eleştirisini bu husus etrafında şekillendirmiştir. Gülten Kazgan, "İktisadi Düşünce" kitabında Hayek'e göre kollektivist bir ekonomide rasyonel bir iktisadi hesaplama (economic cakulation) mantıken mümkün olsa bile bunu uygulamada gerçekleştirmenin mümkün olamadığını belirtmektedir. Hayek'e göre, teorik olarak atıf yoluyla üretim girdileri değerlendirilebilir; fakat, üretim araçlarında özel mülkiyet bir kere ortadan kalktığında, uygulamada atıf yoluyla bunu gerçekleştirme imkanı da ortadan kalkmış olacaktır. "Refah Teorisi"ne dayalı olarak kurulan sosyalist ekonomi modellerini ise Hayek toptan reddetmektedir. Yazara göre etkin kaynak dağılımı ancak piyasa mekanizmasında gerçekleşebilir.
Hayek'in teorik basımlarından, Abba Lerner, 1946 yılında yayınladığı "The Economics of Control" 0946, New York, Macmillan) adlı eserinde "belli şartlar altında kapitalist analiz sürecini elde etmede kullanılan marjinalist ekonomik prensiplerin kollektivist ekonomik sahaya da uygulanabileceğinin ve etkinlik şartlarının kollektivizm içinde de gerçekleştirilebileceğini iddia etmiş idi. Özetle, Lemer' e göre, "kontrollü ekonomi (controlled economy) "refah iktisadı" yoluyla liberalizm ve sosyalizmi bağdaştıracaktı. Bu iktisatçılara göre kaynakların en iktisadi kullanımını sağlayan tam rekabet piyasa düzeni, piyasa sosyalizmi modelinde taklit edilmelidir. Sosyalist ekonomide üretim araçlarının mülkiyetinin kamulaştırılması dolayısıyla üretim malları (qıpital gooels) olmayışı akılcı hesaplamayı önleyen bir unsur değildir. Çünkü, yordamları yolu ile varılacak muhasebe fiyatları, bu iktisatçılara göre tam rekabet piyasası düzenindeki kadar sağlamdır.
Hayek'in planlama eleştirilerini yeniden özetlersek, yazara göre, "Eğer sosyalist pratik piyasa mekanizmasını merkezi planla değiştirmek zorunda ise, o takdirde, merkezi planı formüle edecek bir kurum kurmaya ihtiyaç olacaktır. Planı uygulamak ve ekonomik kaynakları kontrol etmek amacıyla bu planlama otoritesinin muazzam bir yetkiye haiz olması kaçınılmaz olacaktır. Bununla birlikte, merkezi planlama bürosu sosyalist bir toplumda kendilerine rehber olacak fiyatlara sahip olamayacak, hangi üretim faaliyetinin diğerine göre daha ekonomik olacağı ise hiçbir zaman anlaşılamayacaktır. Fiyat sisteminin yokluğu ise sosyalizmin aşil topuğunu, en zayıf yanını oluşturacaktır.
b) Bilgi Teorisi ve Siyasi Yazılannda Planlama Eleştirileri
Aslında, Von Hayek'in teknik iktisat dışında, özellikle bilgi teorisi ve Hukuk alanında verdiği eserlerde de Sosyalist Planlama'nın imkansızlığı konusunu derinliğine işlemiştir. Von
Hayek, 1937 yılında kaleme aldığı "Iktisat ve Bilgi" (Economics and Knowledge) ve "Toplumda Bilginin Kullanılması Üstüne" (On the Use of Knowledge in the Soceity) adlı makaleleri ile sosyalist planlama tartışmalarına yeni bir bilgi boyutu da getirmiş; Oskar Lange'a cevaben fiyatların sadece mallar arasında bir mübadele (exchange) fonksiyonu görmediğini, aynı zamanda, ekonomik enformasyonun iletilmesi yolunda bir mekanizma işlevi de gördüğünü analiz etmeye çalışmıştır.
Sonuç
Avusturya ekolünün, planlama tartışmalarında sermaye mallarında fiyat teşekkülünden kalkarak sistemin işleyiş etkinliğini kritize etmesi gerçeğini Karma Ekonomik bir Ülkeye uyguladığımızda da temel gerçek değişmemektedir: Sermaye mallarında fiyat oluşmaması rasyonel planlamayı imkansız kılmakta, fiyat sisteminin çarpıtılması ise rasyonel bir yatırım sürecini çarpıtmaktadır. Kısaca, bir tarafta imkansızlık; diğer yandan da çarpıklık durmaktadır. Özellikle 1917 Sovyet Ekim Devrimi örneği ile ilk defa pozitif hayata uyarlanan ve daha sonra bir çok gelişmekte olan Ülkeye de yayılan merkezi planlama uygulaması, aslında, Çin'de 1979'da başlayan Deng Şioping reformları ile gerileme sürecine girmiş, Gorbachev reformları ve Sovyetlerin dağılması ile de cazibesini tamamen kaybetmiştir.Bununla birlikte, Sosyalist planlama uygulaması ile piyasa mekanizması arasında uzun süre devam eden rekabet ve buna bağlı olarak gerçekleştirilen fikri tartışma ve teorik çabaların tamamen anlamsızlaştığını iddia etmek zordur. Planlama tartışmaları yeni bir zeminde devam etmektedir. Eski sosyalist ülkelerin planlı bir ekonomiden piyasa mekanizmasına geçerken yaşadıkları tecrübelerin, (Transition Economics) yaklaşımları çerçevesinde incelenmektedirler
Aslına bakılırsa, bu ülkelerin piyasa mekanizmasına geçerken karşılaştıkları sorunlarla ülkemiz sorunlarını tarihi kökleri arasında, tarihsel olarak farklar olsa da bazı benzerlikler de bulunmaktadır. Türkiye de yarı planlı bir karma ekonomiden piyasa mekanizmasına geçmeye çalışmaktadır. Mises ve Hayek tarafından ısrarla vurgulanan Sermaye malları piyasasında fiyat mekanizmasının sağlıklı bir şekilde işlemeden rasyonel yatırım planlaması yapılamayacağı ve dolayısıyla da sistemin krize gireceği hususu bizim ülkemiz açısından da anlamalıdır. Ülkemizin geçmişteki planlama tecrübeleri çerçevesinde ne kadar sağlıklı bir rasyonel yatırım ve hesap kitap iklimi ortaya koyduğumuz tartışmalı olmakla beraber, özellikle 1980'lerle beraber, planlama geleneğini terk etmemiz akabinde ülkemiz ekonomisinin kazandığı dinamizm açıktır.' Bununla beraber Ülkemiz reformların derinleştirilmesi açısından bir duraklama sürecine girmiş, buna paralel olarak da başta kamu ekonomik dengeleri olmak Üzere genel makro ekonomik parametreler negatif bir trend izlemeye başlamıştır.
Yapılması gereken ekonomide idare-i maslahatı bırakarak, Türkiye'yi 21. Yüzyılda bir dünya medeniyeti ve jeopolitiğinde, tüketen-pasif konumdan üreten-aktif bir devlet-ilke yapacak, bir dünya devletini finanse edecek ekonomik sistematiği ihdas etmektir. Sistem tercihini yapmak için eski komünist ülkelerin on yıl gerisinde kalmış olsak da, çok önemli değil, bir an önce hareket etmeli ve net bir tanım yapmalı, tutarlı bir şekilde kendi sistemimizi oturtmak için konan sıvamalıyız. Bu çerçevede herşeyin bir maliyeti olacağı gerçeğinden hareketle, hazırlanacak mikro ve makro ekonomik reform paketlerinin gerisinde milletimizin bir dünya devleti olma şeklinde inancı, motivasyonu bulunmaz ise, bu reformların uygulanma alanı pek bulunmayacaktır. Ben fiyat mekanizmasının uygulanma oranı ile Türkiye'nin bir dünya devleti olma ihtimali arasında birebir bir korelasyon görmekteyim.
Kaynak: Şahin Yaman

Etiketler:
Bilimler
İktisat
Avusturya Ekolü ve Türkiye Ekonomisi
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |