Oca
25
2008
|
Buharlı Makine |
|
|
- Currently 0.0/5 Stars.
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
Rating: 0.0/5 (Toplam Oy: )
|
GenBilim Editor
|
|
Cuma, 25 Ocak 2008 |
Okunma: 347 kez
Boulton ve Watt Şirketi 1786'da "çift etkili" makineyi piyasaya sürdü. Elli beygirgücündeki bu makine bir un fabrikasına satıldı. Bunu iplik, dokuma ve demir fabrikaları, maden ocakları izledi. Watt'tan önce bile 600 işçi çalıştıran Boulton fabrikaları alabildiğine büyüdü. Bütün dünyadan gelen vinç, sonda, un fabrikaları, iplik ve dokuma fabrikaları, darphane, Stanhope presleri, bira fabrikaları vb. için buharlı makine taleplerini karşılamaya koyuldu. Böylece 1775 ile 1800 yılları arasında 325 makine imal etti.
A. B. D. ilk makineyi 1781'de satın almıştı; Almanya'da ilk defa 1785'te Fransa'da da 1778'de işlemeye başladı.
O yıl Jacgues-Constantin Perier (1742-1818), Seine sularını yükseltmek
amacıyla Chaillot'ya (Paris) ilk ateşli tulumbayı yerleştirdi. O tarihe
kadar çeşme suları, artık enikonu eskimiş olan hidrolik makineler
aracılığıyla yakın ırmaklardan su arklarıyla getirilmekteydi. 1778'de
Perier, Birmingham'a giderek Boulton firmasına iki makine ısmarladı ve
bunları Debilly rıhtımına monte etti. 8 Ağustos 1781'de şaşkın bir
kalabalığın önünde işlemeye başlayan makineler, Seine'den suları
alıyor, Chaillot sırtlarında inşa edilmiş olan her biri 4342
hektolitrelik depolara akıtıyordu. Bu yenilik büyük sükse yaptı. Yirmi
yıl içinde Fransa'da (12'si Anzin madenlerinde olmak üzere) 500 tulumba
işletmeye kondu. Almanya'da on kadar makineye karşılık İngiltere'de 5
000 tane işlemekteydi.
Watt'ın makinesinin, Newcomen'inkinden üstünlüğü, ne daha güçlü ne de
daha kullanışlı oluşuydu. Asıl önem verilen nokta, iki kat daha az
yakıt harcamasıydı. Boulton da, makinesini tanıtırken, özellikle bu
avantajından yararlanmıştı. Boulton önce para istemeden makineyi
müşteriye veriyor, monte edilmesini ve bakımını üstüne alıyordu. Sonra
da müşterilerinden borçlarını, kömürden edecekleri tasarrufun karşılığı
paranın üçte birini vermek yoluyla ödemelerini istiyordu.
Bütün dünyaca benimsenen Watt'ın buharlı makinesini geliştirmek için
binlerce mühendis işe koyulmuştu. İlk geliştirmeyi Watt'ın kendisine
borçluyuz. Silindirden fışkıran ve 'kondansör'e giden buharı görmüş
böyle bir gücün boşa harcandığına acıyarak bunu kullanmayı aklına
koymuştu. 1782' de piston henüz yarı yoldayken buharın gelmesini
önledi. Böylece buhar ve kömürden önemli miktarda iktisat edilmiş
oluyordu. 1804'te İngiliz Arthur Woolf'un (1766-1837), buharı iki
aşamada çalıştırmayı gerçekleştirmesiyle makine daha da iktisatlı
çalışmaya başladı. Birinci aşama, 4 atmosferlik bir yüksek basınç
silindirinde; ikincisi de, alçak basınçlı daha büyük bir silindirde
meydana gelmekteydi.
"Çift etkili" makinenin icadından sonra yapılan en önemli gelişme,
Oliver Evens adında (1755-1819) Philadelpialı araba yapımcısının
çabalarıyla gerçekleşti. Newcomen, Watt ve Woolf gibi Evens de kendini
Denis Papin'in düşlerine kaptırmıştı. Ekmek parası kazanmak için bir
yandan araba, dokuma tezgâhı ve değirmen yapmakta, öte yandan da
Jonathan Hornblower'in (1725-1812) Amerikalılara 1750'de sunmuş olduğu
İngiliz yapısı ateşli tulumbayı geliştirme imkânları araştırmaktaydı.
Çalışmalarını sürdürmek için tekniğe değil de, bilime baş vurması
oldukça ilginçtir.
Black'in çalışmalarına dayanan Watt, suyun 1 dereceden 100 dereceye
getirilmesi için 100 kaloriye, buharlaştırılması için 537 kaloriye
ihtiyaç olduğunu bulmuştu. Evens, 100 dereceden 200 dereceye çıkarmak
için de azıcık daha ısıtmanın (30 kalori) yeterli olduğunu gözlemledi.
Bu durumda az bir masraf eklenmesiyle 15 kat fazla basınç elde
edebilecekti. Evens'in yazdığı gibi, "deneyler, 1.5 atmosferlik bir
basınç elde etmek için 4 ölçek kömürün yetmesine karşılık, 2 atmosfer
için 5 ölçek, 16 atmosfer için de 8 ölçeğin yeterli olduğunu
kanıtlamaktadır" Evens, Watt'ın makinesinin silindirinde, yüksek
basıncın alçak basınçtan daha fazla iş gördüğünü bildiğinden 8
atmosferlik buharla işleyen bir "çift etkili" makinenin ihtira beratını
aldı (1797).
Yüksek basınç kesin bir avantaja sahipti. Ancak, basınca dayanabilecek
güçte kazanlar imal edilinceye kadar öne sürdüğü yenilikler kuramsal
olmaktan ileri gidemezlerdi. 1800 yıllarında maden işletmeciliği henüz
emekleme çağındaydı. Perçin çivisiyle tutturma tekniği yetersiz
olduğundan kazanların su geçirmezliği güvenilir durumda değildi. Neyse
ki, o günlerde de sanayi dalları günümüzde olduğu gibi dayanışmalı
çalışıyordu. Buhar makinesi, demir ve demir-dökme fabrikalarına itici
güç sağlıyor, buna karşılık kendi gelişmesi için gerekli imkânları
alıyordu. Wilkinson'un delgi makinesi sayesinde silindirlerin içi
istendiği gibi oyulabilmekteydi; öte yandan araç-makineler işlemeye
başlamış ve kimyacılar madenlerin direncini artırma çabalarına hız
vermişlerdi.
ENERJİNİN FETHİNDE İLK AŞAMA: BUHAR
Buhar, hidrolik çark ve yel değirmeninin tam tersine coğrafi ve
meteorolojik şartlara bütünüyle yabancı, güçlü ve düzenli bir enerji
kaynağıdır. Mekanik uygarlığın gelişmesini buharın icadına bağlamak bu
bakımdan yerinde bir görüştür. Bununla birlikte, Watt'ın makinesi ancak
1802'den sonra bütün sanayi kollarında kullanılabilmişti. Dolayısıyla
bütün Sanayi Devrimi'nin buhar makinesiyle başladığını söylemek
hatalıdır. Sanayi Devrimi çeşitli ülkelerde, değişik tarihlerde
başladı. Watt'ın ilk araştırmalarını yaptığı tarihte, Fransa'da yeni
yeni başlamış olmasına karşılık, İngiltere'de bu tüm hızıyla
gelişmekteydi. Bu bakımdan buharlı makinenin, Sanayi Devrimi'nin
sebebinden çok önemli bir sonucu olduğunu söylemek daha uygundur.
Gerçekten sanayicileri, özellikle taşkömürü üreticilerini buhara köle
olmaya sürükleyen etken geniş çapta ticaretin gerekleri olmuştu.
Yeni itici gücün getirdiği köklü değişikliğin kapsamını ölçebilmek
için, o güne kadar enerji kaynağının akarsular, yel ve hayvansal güç
olduğunu hatırlamak yeter. Bir insan toplumunun uygarlık düzeyinin
kesin ölçüsü, sahip olduğu itici güçlerinin miktarlarıyla doğru
orantılıdır. Toplum bilimsel yönden ne derece yükselebilmişse, tabiatın
kendisine sunduğu enerji kaynaklarından o derece yararlanabilir, onları
kendine hizmet ettirebilir. Topraktan çıkardığı bir kara taşı
makinelerinde yakmaya yetenekli bir toplum, elbette hayvan ya da
köleleri çalıştırarak gelişmeye çalışan bir toplumdan daha ileri bir
düzeydedir.
Daha önceki sayfalarda bir ülkenin zenginliğinin altın stoklarından
çok, sanayi kuruluşları ve maden kaynaklarıyla ölçülebileceğini
söylemiştik. Bu görüşü şimdi daha belirgin hale sokup şu önermeyi ileri
sürebiliriz: "Bir ulusun zenginliğinin kilowattsaat'le (kilowattsaat
yalnız bir elektrik birimi değildir. Bir buhar makinesinin, bir yel
değirmeninin, hatta bir hayvanın ya da boksör'ün enerjisi de
kilowattsaatle ölçülebilir.) ölçülmesi gerekir."
Fransa'yı örnek alırsak; 1952'de ülkenin kömür, petrol, hayvan vb. gibi
enerji üretimi kaynakları yılda 3 milyar kilowattsaatlik bir enerji
sağlamaktadır. Bu nüfusa bölündüğünde 2.620 kilowattsaat eder. Demek
ki, her Fransıza ortalama olarak 2.620 kilowattsaatlik bir enerji
düşmektedir. Aynı yılda her Amerikalıya 7.790 kilowattsaat; her
İngilize 4.730; her İsveçliye 4.080 kilowattsaatlik enerji düşmektedir.
Bu sayılar bu ülkelerin teknik düzeylerini göstermektedir.
1790'da, yeni buharlı makinenin uygarlığı fethe çıktığı yıllarda, en
uygar ülkede kişi başına ancak 34 kilowattsaatlik bir enerji düşüyordu.
Bunun çoğunu da beygir ve öteki çekim hayvanları sağlamaktaydı. O
dönemdeki sanayinin en mükemmel enerji kaynağı olan hidrolik çarklar
yalnız fabrikalarda kullanılıyordu. Bunlar buğday, ceviz ve zeytin
öğütmekten başka demir eritme körüklerini, dokuma tokmaklarını,
presleri ve tezgâhları işletmekteydi. Bugün 'fabrika' dediğimiz
tesislere o gün "değirmen" denilmesinin nedeni de buydu. Bugün bile
birçok köylerde "kâğıt değirmenlerine ya da "yağ değirmenlerine
rastlamaktayız.

Etiketler:
Bilimler
Fizik
Buharlı Makine
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editor Yazar Hakkında:"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık."
Nicholas Murray
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
|