Okunma: 282 kez
Kuarklar üçlüler halinde bir araya gelerek, daha pek çok diğer parçacık oluşturuyor. Baryonlar ailesinin bilinen, yaklaşık 120 çeşit üyesi var. Bazılarında üç kuarkın spini de aynı yönde oluyor ve bu durum, toplam spini 3/2 olan, daha ağır veya yüksek enerjili baryonlara vücut veriyor. Dolayısıyla, parçacıkların hepsinde; elektrik yükü e’nin tamsayı katları halinde iken, renk yükü nötür, spin ise 1/2 veya 3/2 oluyor.
Dikkat edilecek olursa, protonlarla nötronlar, birinci nesile ait
kuark üçlülerinden oluşuyor. Bu hafif kuarkların pek çok farklı
dizilimleri var. Örneğin (y-y-y) veya (a-a-a), Δ++ veya çok kısa ömürlü
Δ parçacıklarına vücut veriyor. İkinci veya üçüncü nesil kuark
üçlülerinden oluşan, daha ağır baryonlar da var. Bunlara ‘hiperon’lar
deniyor ve bunların ömürleri çok kısa oluyor.
İkili kuark sistemlerinden oluşan mezonlar ailesi ise, sayıca 140
civarında. Hep; bir kuarkla, herhangi bir karşıtkuarktan oluşuyorlar.
Örneğin pion parçacığı (π+), bir ‘yukarı kuark’ ile bir ‘aşağı
karşıtkuarktan’ oluşan bir (y-ak) mezon. Yukarı kuarkın elektrik yükü
+2/3, aşağı karşıtkuarkınki +1/3 olduğundan, pionun net yükü +1 oluyor.
Renk yükü ise; sözkonusu yukarı kuark ile aşağı karşıtkuark, örneğin
‘mavi ve karşıt mavi’ gibi birbirinin karşıtı olan renk yüklerine sahip
olduklarından; nötür. Spine gelince, bileşimdeki iki parçacığın 1/2
olan spinleri zıt yönlerde eşleştiklerinden, 0 oluyor. Spinlerden
birinin diğerine paralel hale getirilmesi halinde bu parçacık, spini 1
olan daha ağır veya yüksek enerjili ro mezonuna (ro+) dönüşüyor. Çünkü
atomlardaki elektronların spinlerinin yönlerini paralel hale getirmek
birkaç elektron voltluk az miktarda enerji gerektirirken, kuark
gruplarında bu işlem MeV’ler düzeyinde enerji gerektiriyor.
Pionun karşıt parçacığı (π-) ise, pionu oluşturan temel
parçacıkların karşıtlarından, yani bir aşağı kuark ile bir yukarı
karşıtkuarktan (a-yk) oluşuyor. Aşağı kuarkın elektrik yükü -1/3,
yukarı karşıt kuarkınki -2/3 olduğundan, karşıt pionun toplam veya net
yükü -1 oluyor. Aşağı kuark ile yukarı karşıtkuarkın renk yükleri
birbirinin karşıtı olduğundan, renk yükü nötür. Spin ise, bileşimdeki
iki parçacığın ½ olan spinleri zıt yönlerde eşleştiklerinden, keza 0
oluyor.
Mezonlar bir temel parçacıkla bir karşıt parçacıktan
oluştuklarından dolayı, genelde çok kararsızdır ve hızla diğer
parçacıklara bozunurlar. Ancak, bir garip ve yukarı karşıtkuarktan
(g-yk) oluşan kaon (K-) mezonu, bu açıdan bir istisna oluşturuyor ve
diğer mezonlardan çok daha uzun bir ömre sahip. Bu yüzden bir bakıma
‘garip’ davranıyor ve ‘garip kuark’a adını veren de kaonun bu özelliği.
Baryonlarla mezonlar birlikte, ‘hadronlar’ olarak anılıyor. Aynı
kuark bileşimi, uyarılmış farklı enerji durumlarında olabiliyor ve
yandaki şekilde görüldüğü gibi; çok kısa ömürlü, daha ağır parçacıklara
vücut verebiliyor.
Bazı mezonlar, örneğin ηc mezonunu oluşturan cc’ ikilisinde olduğu
gibi, birbirinin karşıtı olan kuarklardan oluşuyor. Bu durumda mezon,
kendi kendisinin karşıt parçacığı oluyor.
Üstteki şekil baryon ve
mezon ailelerini temsil ediyor. Baryonların üst kısmını oluşturan
altıgenin ortasında iki baryon daha var. Nötron ve protonu içeren bu
8′li ailenin üyeleri için spin 1/2 iken, alttaki 10′lu baryon ailesinin
üyeleri 3/2 spine sahip. Mezonlar için benzer şekilde, üstteki 8′li
aile için spin 0, alttaki 10′lu aile için ise 1. Türk kuramsal
fizikçisi Feza Gürsey’in, İtalyan meslektaşı L. Radicati ile birlikte
önerdikleri SU(6) grup simetrisi bu spin değerlerini doğal bir şekilde
açıkladığı gibi, örneğin 8 ve 10′lu baryon ailelerini bir süperaile
içinde başarıyla birleştirerek, deneylerle de kanıtlanan birçok yeni
ilişki ortaya koyuyor.
Bu aşamada dikkat edilecek olursa; baryon veya mezon aileleri
farklı spin değerleri alabilirken, elektrik yükleri hep e’nin tamsayı
katları oluyor. Renk yükü ise, hepsinde nötür. Bu son husus, yani renk
yükünün nötür olması, aslında gözlemlenen bütün parçacıklar için
geçerli. Yani gözlemlenebilir parçacıkların hepsinin nötür renk yüküne
sahip bulunması veya nötürden başka renk yükününün ‘gözlenemez’ olması
gerekiyor. Bu durum kuarkların; oluşturdukları parçacıkların içinde,
diğer kuarklarla birlikte hapis olmalarından, yalnız başlarına dışarı
çıkamamalarından kaynaklanıyor. Halbuki, örneğin nötron veya proton
gibi bir hadronun içindeki kuarklar, çok yüksek potansiyel ve kinetik
enerjilere sahipler. Hatta, hadronun kütlesinin %98′den fazlası,
kuarkların bu enerjisinden oluşuyor…
Nasıl oluyor da kaçamıyorlar?…
Çünkü; nötron veya proton gibi bir hadronun içindeki kuarklar,
sürekli gluon alışverişinde bulunuyorlar ve bu alışveriş, aralarında
çok şiddetli bir güçlü kuvvet çekimine yol açıyor.
Kuarklardan biri diğerlerinden uzaklaşmaya kalkıştığında,
diğerleriyle arasındaki güçlü kuvvet alanı, tıpkı lastik bir bant gibi
geriliyor. Aradaki uzaklık arttıkça, kuvvet alanında, giderek artan
miktarda potansiyel enerji birikiyor ve bu birikim belli bir düzeye
ulaştığında; güçlü kuvvet alanının koparak, bir kuarkla bunun
kaşıtından oluşan yeni bir kuark çiftine vücut vermesi, enerji
açısından daha ekonomik oluyor. Çünkü alanda depolanmış olan potansiyel
enerjinin bir kısmı, yeni kuarkların kütlelerine dönüşüyor ve
böylelikle, aşırı gerilmiş olan güçlü kuvvet alanı, önceki durumuna
göre rahatlıyor. Bu süreç sırasında enerji korunuyor ve sonunda, her
iki kuarkın da yanında, birer başka kuark belirmiş olduğundan; kuarklar
asla tek başlarına kalamıyor ve dolayısıyla, herhangi birinin taşıdığı
renk yükü, yalın olarak gözlenemiyor.
Buna karşılık, güçlü kuvvet kuarklar birbirine yaklaştıkça
zayıflayarak bildiğimiz 1/r2 kuvvetinden çok farklı davranıyor ve
Gürsey-Radicati SU(6) simetisinin altında da zaten, güçlü kuvvetin bu
garip özelliği yatıyor.
Bu durum, kuarkların tek başlarına bulunamamalarını gerektirdiği
gibi; bir araya gelip parçacık oluşturan kuark gruplarının da, toplam
renk yükü sıfır olan sistemlerle sınırlı kalmasını gerektiriyor.
Örneğin nötür renk yükü ancak; ya üç farklı renk yükünün bir araya
gelmesiyle, ya da herhangi bir renkle karşıtının birbirini
nötürlemesiyle mümkün olabiliyor. Bu gruplaşmalar gördüğümüz gibi,
baryonlarla mezonlara vücut veriyor. Fakat Standart Model, toplam renk
yükü sıfır olduğu sürece, daha kalabalık kuark gruplarına da izin
veriyor; örneğin 4′lü, 5′li ve hatta daha fazla sayıda kuark barındıran
grupların varlığını mümkün kılıyor. Nitekim 2003 yılında, dörtlü ve
beşli kuark sistemleri (tetrakuark ve pentakuark) gözlemlenmiş durumda.
Fakat toplam renk yükünün nötürlüğünü sağlayamayan; örneğin k, k-k,
k-k-kk ve pek çok diğer kuark kombinasyonuna sahip parçacık, doğada
görülmüyor.
Peki; kuarklar üçlü diziler halinde baryonları, ikililer halinde mezonları, dolayısıyla tüm hadronları oluşturuyor:
Hadronlar(Yunaca güçlü, kuvvetli) güçlü kuvveti hissederler. Bu
yüzden yakınlarındaki bir hadrona karşı duyarlıdırlar. Denebilir ki
hadronlar,leptonlardan çok “büyüktür”. Aralarındaki uzaklık bir
fermiden (10
“Acayiplik” terimi tam yerinde bir sözcük: proton,nötron ve pion
gibi “sıradan” parçacıkların acayiplikleri sıfırdır. Kaon ve lambda
gibi parçacıklara birer sayı verilebileceğini ve bunların toplamının
parçacıklar çarpıştıklarında korunacağını Gell-Mann keşfetti ve bu
sayılar için “acayiplik” sözcüğünü önerdi. I
-13 cm) daha küçük
olan iki hadron birbirinin hareketini etkiler;yani etkileşirler. Bu
söylenenler leptonlar için hiç de doğru değil. 1970’e gelindiğinde
hadronların iç yapılarının oldukça karmaşık olduğu yeterince açıktı.
Oysa leptonlar, “noktasal parçacık” olarak algılanıyordu. Bir hadron
bir bakıma bazı gizemli maddelerden yapılmış bir top
gibidir.Hadronların mezonlar ve baryonlar (Yunanca ağır) olarak alt
kısımlara ayrılması başlangıçta bunlar arasındaki kütle farkına
dayanıyordu: Mezonların kütleleri genellikle leptonlarla baryonların
kütleleri arasında bulunmaktadır. Kütle tek başına bu parçacıkların
doğası hakkında her şeyi belirtmez;spine de bakmak gerekir. Spin tam
sayı ise parçacık bir mezondur; spin tam sayı artı yarım ise bu
takdirde bir baryonumuz( ya da bir karşıbaryon) var demektir. Bununla
birlikte,daha da önemlisi,temel parçacıklar arasındaki tüm olaylarda
baryon sayısı eksi karşıbaryon sayısı daima sabit kalır. Bir şekilde “
baryon sayısının” korunmuş olduğunu söyleriz.Hadronlar birbirleriyle
çarpıştıkları zaman başka cins “yüklerin” de sabit kalacağı
düşünülebilir. Bu durumda bir “korunum yasasından” söz ederiz. Bu tür
yüklerden birisi,”acayiplik” yüküdür. Çoğu parçacığın sabit bir
acayiplik yükü vardır. A ve B parçacıkları çarpıştıktan sonra ortaya C
ve D parçacıkları çıkmışsa,böyle bir çarpışma olayı yalnızca,A ve B’nin
acayiplik yüklerinin toplamının,C ve D’nin acayiplik yüklerinin
toplamına eşit olduğu zaman gözlenir. Aynı şekilde A ve B’nin toplam
enerjisi C ve D’nin toplam enerjisine eşittir ve her parçacığın
momentumu (kütlexhız) da birbirine eşittir. Enerjinin
korunumu,momentumun korunumu ve acayipliğin korunumu gibi korunum
yasaları parçacık fiziğinde hayati bir rol oynar.3 sembolü ile
gösterdiğimiz “izospin” denilen bir büyüklük daha var. “İzospin terimi
garip gelebilir;aslında bu terim dönme hareketinin ya da “spinin”
korunumunu hatırlatan korunum yasasının matematiksel yapısından (s: 50)
kaynaklanmaktadır. İzospine göre proton ve nötron “nükleon” adı verilen
tek bir parçacık gibi ele alınır. Ancak proton ve nötron “izospin
uzayı” denilen bir “iç” uzayda zıt yönlerde dönmektedir. Size bunlar
gizemli gelebilir,ancak bu benzetme bir matematikçiye bu parçacıkların
simetrileri hakkında yeni anlayışlar kazandırır. Nükleonu izospin
uzayında değişik eksenler etrafında döndürebilir ve buradan başka ilk
korunum yasası, elde edebilirsiniz. Acayiplik ve izospin sayıları, her
zaman aynı kalmaz. Çünkü çoğu bozunma olayından zayıf kuvvet sorumludur
ve zayıf kuvvet bu korunum yasalarına uymaz. Elektromanyetik kuvvet de
izospini korumaz.

Etiketler:
Bilimler
Fizik
Hadronlar
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |