Oca
21
2008
|
Yönetim Yaklaşımları |
|
|
|
Taşkın Kızılok
|
|
Pazartesi, 21 Ocak 2008 |
Okunma: 2365 kez
İnsanoğlunun karşılaştığı en zor aktivitelerden birisi olan yönetimin en temel hedefi, takımlar halinde çalışan bireylerin kendileri için belirlenmiş görevleri ve misyonları yerine getirebilecekleri bir ortam tasarlamak ve yaratmaktır. Bir başka şekilde ifade etmek gerekirse; yönetimin amacı, bir örgüt içerisinde yapılması gereken işlerin çalışanlar tarafından en uygun ve en verimli şekilde yapılmasını sağlamaktır.
( www.genbilim.com )
Endüstriyel ve teknolojik gelişmelerle bağlantılı olarak
gelişen kurumsallaşma sürecinde yukarıda anılan hedeflere ulaşmayı
sağlayacak farklı yaklaşımların zaman içerisinde oluşması kaçınılmaz
bir olgu haline gelmiştir.
Örgüt içerisinde yapılması gereken işlerin daha organize ve verimli
bir şekilde yerine getirilmesine yönelik arayışların tarihsel gelişim
sürecinin başında Frederick W. Taylor, Frank ve Lillian Gilberth ve
Henry L. Gannt’ın fikirleri ile ortaya çıkan ve olgunlaşan Bilimsel
Yönetim Yaklaşım süreci gelmektedir. Taylorism olarak da anılan
Bilimsel Yönetim Yaklaşımı, endüstriyel devrimlerin yaşanmaya
başladığı 1900lü yılların başlarında örgüt içerisindeki işlerin
sınıflandırılması ile kendisini ortaya çıkarmıştır. Bilimsel Yönetim
Yaklaşımı’nın ilk aşaması, söz konusu işi analiz etmek ve temel
bileşenlerine ayırmaktır (Miscon ve diğerleri). Buradan yola çıkarak,
belirlenen bileşenlere ait işlerin standartlaştırılması ve her bir
işçinin kendi işinde ustalaşması ve bu şekilde verimliliğin somut bir
şekilde artırılması (O’Donnol ve diğerleri) Bilimsel Yönetim
Yaklaşımının en temel hedefidir. Var olan örgütü insan etkileşimi
faktörlerinden ari olarak, girdisi ve çıktısı olan bir makina gibi
görme eğilimindedir. İşçiler, bu büyük ‘makina’nın birer parçasıdır.
Makinanın bu parçasının verimliliğinin artırılması için işçilerin
fiziksel dinlenmelerine, dolgun ücret almalarına ve belirli kotaların
üzerinde çalışan/üretim yapan işçilerin ödüllendirilmesine önem
verilmiştir. Bilimsel Yönetim Yaklaşımı’nın ilkeleri arasında, ürünün
artırılması için bilimin kullanılması, ekip uyumunun ve ekip-içi
işbirliğinin yaratılması, maksimum verimin elde edilmesi ve işçinin
geliştirilmesi de yer almaktadır (O’Donnol ve diğerleri). Bilimsel
Yönetim Yaklaşımı ilkeleri ile ortaya konulan görüşlerin, yani işlerin
sınıflandırılması ve standartlaştırılmasının verimi artıracağı
fikrinin, başarıya ulaşmanın tek yolu olduğu ve evrensel bir ‘başarı
reçetesi’ olarak görülmesi gerektiği savunulmuştur.
Yönetimi, “işlerin, diğer insanlar tarafından yapılmasını sağlamak” (Miscon
ve diğerleri) olarak tanımlayan Mary Follett ve Elton Mayo, 1950li
yıllarda Bilimsel Yönetim Yaklaşımının insan faktörünü dışladığını
vurgulayarak, daha humanistik bir yaklaşım sergilenmesi gerektiği
fikrini ortaya sunmuşlardır. Elton Mayo’nun Western Electronic’e ait
Hawtorne tesislerinde yaptığı çalışma, verimli olacak şekilde
tasarlanmış iş süreçlerinin ve dolgun maaş ve ödüllerin, verimliliği
artırmada her zaman yeterli olmayacağını ortaya koymuş (Miscon ve
diğerleri) ve Bilimsel Yönetim Yaklaşımının artık geçersiz kılındığını
vurgulamıştır. Elton Mayo’nun çalışmasında incelediği en önemli unsur
insan faktörü olmuştur. Mayo’nun Taylorism akımından en belirgin
şekilde farklılaştığı nokta, işçiler arası etkileşimin ve iş tatmini
olgusunun da iş verimliliği üzerinde etkili olduğunu ortaya
koymasıdır. İnsan İlişkileri olarak anılan bu yaklaşım, en temelde, iş
süreçlerinin verimliliğinin artırılmasının tek başına yeterli
olmadığını ve insan faktörünün göz önüne alınarak iş tatmininin de
artırılması gerektiğini vurgulamıştır. Bilimsel Yönetim Yaklaşımından
farklı olarak insan faktörü de dikkate alındığı üzere, artık örgüt de
bir makina olarak görülmekten çıkmış ve sosyal bir varlık olarak
görülmeye başlamıştır. Çevresindeki gelişmelerden etkilenen bu sosyal
varlığın birer parçası olan işçilerin de, bu sosyal varlığın
şekillenmesinde ve devamlılığını sağlayacak kararların alınmasında söz
sahibi olmaları gerektiği savunulmuştur. İnsan faktörünün tüm iş ve
karar süreçlerindeki etkisini dikkate alarak Bilimsel Yönetim
Yaklaşımından farklılaşan İnsan İlişkileri Yaklaşımının, Bilimsel
Yaklaşım ile en çok benzeştiği nokta, İnsan İlişkileri Yaklaşımının da
kendi savlarını evrensel bir model olarak ortaya koyması ve başarının
mutlak reçetesi olarak sunmasıdır.
Giderek gelişen teknolojilerin ve üretim yapılan alanların çeşitliliği
daha önceleri göz ardı edilen bir gerçeğin ortaya çıkmasına katkıda
bulunmuştur: Yönetim aktivitesi, her türlü durum için geçerli
olabilecek bir kaç evrensel modelden yola çıkarak başarıya ulaşamaz.
Başarının en temel unsuru, her bir durum için uygun olabilecek bir
yaklaşımı sergileyebilmektir. Gerçekte, yönetim teorilerinin ve
biliminin günlük hayatta nasıl kullanıldıkları içerisinde bulunulan
duruma bağlıdır (O’Donnol ve diğerleri). 1960lı yılların sonlarında
önem kazanan bu görüşler, genel olarak Sistem Yaklaşımı ya da Koşusal
yaklaşım olarak adlandırılmıştır. Bu yaklaşımın en belirgin ifadesi
“Şirketin kendi içerisinde farklı yönetim sistemi kullanılabiliyor
olabilir”(Özen, ders notları) şeklinde ifade edilir. Mevcut duruma
göre kullanılan yönetim tekniklerinin uyumlandırılmasını kapsayan bu
yaklaşımın, üretimin farklı aşamalarında kendinden önceki
yaklaşımlardan da faydalanması doğaldır. Burada temel olarak
hedeflenen etkinliği artırmaktır. Yönetim tekniklerinin içerisinde
kullanıldığı örgüt, bir organizma olarak görülmüştür. Tıpkı biyolojik
teorilerin en çok dikkat çekenlerinden olan Darwinism teorisinin de
savunduğu gibi, organizma içerisinde bulunduğu çevre ile etkileşim
içerisindedir; ortaya çıkar, gelişir ve birgün yok olur. Sistem
Yaklaşımının, örgüt içerisindeki işlerin yerine getirlmesini ele alışı
bakımından insan vücudunda mevcut olan sistemlere benzeştirmek
mümkündür. Genel olarak sistem, bu bağlamda örgütün işleyişi,
fonksiyonları belirli ve tanımlı, kendisinden küçük parçalardan
oluşur. Bütünü oluşturan bu parçalardan herhangi birinin aksaması, tüm
sistemin işleyişini etkileyeceği için organizmanın kendi içerisindeki
ve çevre ile olan uyumu daha çok önem kazanmıştır. En fazla
verimliliği elde etmek için belirli bir sistemin uygulanmasını
önermesi açısından Bilimsel Yönetim Yaklaşımı ile benzeşmektedir (Barley
& Kunda, 1992).
Bu noktaya kadar ele alınan üç yönetim yaklaşımı, arzulanan başarının
elde edilmesinde kullanılacak metod açısından karşılaştırıldığında,
makro ekonominin etkin olduğu dönemlerde verimliliği artırmak için
sistemin işleyişine ve ussallığa önem veren yaklaşımlar (Bilimsel
Yönetim Yaklaşımı ve Sistem Yaklaşımı) vurgulanırken, makro ekonomik
göstergelerin durgun olduğu dönemlerde ise insana ve normatif
değerlere önem veren yaklaşımların (İnsan İlişkileri Yaklaşımı)
vurgulandığı görülmektedir.
Günümüzde değişen teknolojik koşullar ve artan beklentiler, üretim
bandından çıktı halinde elde edilen ürünün ve sistemin işleyişinin
kalitesinin önemini artırmıştır. Kaliteyi, örgüt içerisindeki tüm
çalışanların birlikte yaratmaları ve denetlemeleri gereken bir olgu
olarak gören (Barley & Kunda, 1992) Örgüt Kültürü ve Kalite Yaklaşımı,
1980li yılların başlarında literatüre girmiş olmasına rağmen, Japonlar
tarafından özellikle II. Dünya Savaşından sonraki hızlı gelişme
sürecinde kullanılan bir çalışma biçimi idi. Bir anlamda Amerikalı
bilimadamları tarafından Japonya’dan ithal edildikten sonra yönetim
yaklaşımları literatüründe yer bulmuştur.
Örgüt Kültürü Yaklaşımında temel olarak hedeflenen şirketin tüm
seviyelerindeki çalışanların, örgütün çıkarlarına yönelik ortak
hedeflere odaklanması ve çalışmasının sağlanmasıdır. Bu yaklaşım,
Mükemmeliyete ulaşma çabası olarak da görülebilir. Bu bağlamda, en
mükemmele ulaşmak için tek geçerli yolun ortak Örgüt Kültürü
yaratılması olduğu savı evrensel bir model olarak sunulur. Örgüt
içerisindeki tüm çalışanların sadece üretimde değil, aynı zamanda yeni
fikirler, piyasalar ve diğer konularda aktif katılımlarının sağlanması
ve bu şekilde toplam kalitenin artırılması anlamına gelen Toplam
Kalite Yönetimi kavramının örgüt içerisinde uygulanması, çalışanların
şirkete bağlılıklarının artırılmasına imkan tanır. Bu sayede örgüt
yapısı daha esnek hale gelmektedir.
Bugüne kadar yaşanmış olan gelişim sürecinde yönetim yaklaşımlarının
zaman içerisinde hedefe ulaşmak için kullandıkları yöntemler farklılık
göstermiş olmasına rağmen, arzulanan hedefin her zaman için
verimliliği artırmak olduğu açıkça görülmektedir. Bazı dönemlerde
sistemin bazı dönemlerde ise insanın kullanımını maksimize ederek iş
süreçleri tasarlanmıştır. Hiç şüphesizdir ki, belirli coğrafi
bölgelerde belirli dönemlerde başarıya ulaşmış olan yönetim
yaklaşımlarının, tüm dünya çapındaki uygulamaları aynı döneme denk
gelmeyebilmektedir. Ancak, bir yönetim şeklinin yaygınlaşmasında en
önemli unsurlardan birisinin de bir örgütte elde edilen başarıların
diğer örgütlere örnek teşkil etmesidir. Bu noktadan hareket ederek ve
kullanılan yaklaşımların zaman içerisinde, pek çok etkene bağlı olsa
da, değişiklik gösterdiği gerçeği dikkate alınarak, bugün akademik
çalışmalarımıza konu oloan yönetim yaklaşımlarının ‘ünlü’ olmasının
aslında bir modadan mı baret olduğu da aşka bir çalışma konusu olarak
ele alınabilir kanısındayım.
Kaynakça:
Abrahamson, E. 1996. Management of Fashion. Academy of Management
Review, 254 – 285.
Barley, S. R. Ve Kunda G. 1992. Design and Devotion: Surges of
Rational and Normative Ideologies of Control in Managerial Discourse.
Administrative Science Quarterly, 37: 363 – 399.
Koonta, O’Donnol, Veichrich. Essentials of Management, 4. Edition,
McGraw – Hill Series in Management.
Miscon, Albert, Khedouri. Management, 3. Edition. Harpers and Raw.
Ozen, Şükrü. Baskent Universitesi, İşletme Yönetimi Bölümü, Çağdaş
Yönetim Teknikleri Dersi, 2000 Bahar Dönemi Ders Notları.

Etiketler:
Bilimler
Sosyoloji
Yönetim Yaklaşımları
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editor Yazar Hakkında:"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık."
Nicholas Murray
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
|