Oca
21
2008
|
Üniversiteler Hakkında |
|
|
- Currently 0.0/5 Stars.
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
Rating: 0.0/5 (Toplam Oy: )
|
Doç. Dr. Mustafa Ergün
|
|
Pazartesi, 21 Ocak 2008 |
Okunma: 524 kez
2000 Yılında Türk Milli Eğitim Örgütü ve Yönetimi Ulusal Sempozyumu. 11-13 Ocak 2001.
Ankara: Öğretmen Hüseyin Hüsnü Tekışık Eğitim Araştırma Geliştirme Vakfı yay. 2001. 188-192.
Giriş
Dünyanın her tarafında son zamanlarda eğitimin her kademesinde öğretimin niteliğini artırıcı çalışmalar yapılmaktadır.
Bu çalışmaların temel alanları şunlardır:
§ Temel öğretim kademesine etkili öğretmen yetiştirme,
§ Ortaöğretim kademesindeki öğretmenlerin akademik alan bilgilerinin
yanı sıra özel öğretim yöntem ve teknikleri alanında iyi yetişmelerini
sağlama,
§ Yükseköğretim düzeyindeki öğretim elemanlarının bilimsel
yeterliklerini ve öğretim güçlerini geliştirmek.
Batı üniversitelerinin büyük bir çoğunluğu, bu yönde çalışmalar
yapacak araştırma ve geliştirme birimlerini kurmuşlar, ellerindeki
akademik kadroların eğitici ve araştırıcı yönünü geliştiren kurslar
düzenlemekte, Internet üzerindeki sitelerden öğretim materyalleri
sağlamakta ve herkesin kendi dersini daha etkin öğretebilmeleri,
öğrenci başarısını “gerçekten” yükseltebilmeleri için en ince
ayrıntılarda bile neler yapılması gerektiğini tartışmaktadırlar.
Bu amaçla her dersin planlanıp sınıfta sunulması ve Internet
kaynaklarıyla desteklenmesinden değerlendirme tekniklerine kadar bütün
ayrıntılarda öğretim elemanlarına destek sağlanmaktadır.
Türkiye’de de Yükseköğretim Kurulu yüksek lisans ve doktora sırasında
“Gelişim ve Öğrenme” ile “Öğretimde Planlama ve Değerlendirme”
derslerini her alanda kariyer yapmak isteyenlere zorunlu tutmaktadır.
Yeni yetişecek elemanları bu şekilde öğretim alanında sağlam bir
şekilde yetiştirirken, eldeki mevcut elemanların pedagojik yönden
yetiştirilmesi de büyük bir önem taşımaktadır.
Öğretmenlik ana okulunda, ilk ve orta öğretimde bir meslek olarak
görülmekte; ama yükseköğretim kurumlarında bilimsel araştırmacılık ile
öğretim görevi birbirine karışmaktadır.
Öğretim elemanları ya kendi araştırma alanlarında çok derine giden
bilgiler verip gerekli ana bilgileri vermemekte, ya öğrencilerle
sağlıklı ilişkiler kuramamakta ya da ders anlatmayı ve değerlendirmeyi
sağlıklı yapamamaktadır. Yükseköğretim düzeyine uygun öğretmen
yetiştirilememektedir.
Tebliğ, Üniversitemizdeki öğretim elemanlarının pedagojik
yeterliklerini ölçmek, eksik ve hatalı görülen noktalarda onlara doğru
bilgiler sağlamak ve uygulamalarına yardımcı olmayı amaçlamaktadır.
Üniversitelerin öğretim görevi
Üniversitelerin en önemli iki görevi, bilimsel araştırma ve yüksek
öğretimdir. Ancak yıllardır bilimsel araştırma görevi en üst düzeyde
tutulmuş, öğretim görevi her zaman ikinci bir fonksiyon gibi
görülmüştür. Değerlendirmeler hep bilimsel araştırma yönü ile
yapılmış, akademik yükselmelerde hep bilimsel çalışma ve yayınlar
değerlendirilmiştir.
Ancak son zamanlarda dünyanın her tarafında yükseköğretimin normal
öğretim kademelerinden biri haline gelmesi, ülke gençlerinin büyük bir
çoğunluğuna bu öğretim kademesini tamamlama imkanı verilmesi ve seçkin
üst düzey mesleklere girişte üniversite üstü eğitimin gerekli
görülmesi; üniversite ve yüksekokul sayısının hızla artmasına neden
olmuştur.
Bu kitlesel hareket sonucu yükseköğretim kurumlarında bilimsel
araştırmadan ziyade verilen eğitimin kalitesi ön plana geçmeye
başlamış, bilimsel araştırma ve bu araştırmaları yetişmekte olan
öğrencilere sunma, onlarla tartışma yüksek lisans ve doktora düzeyleri
ile araştırma enstitülerinde yapılmaya başlanmıştır.
Üniversite öğretim üyeliği eskiden bir seçkinler mesleği, yüksek
lisans ve doktora da ustalarla az sayıda çırak arasında geçen bireysel
ve özel bir öğretim faaliyeti iken; şimdi bu kademelerde büyük
gruplarla seri üretim yapılmaya başlanmıştır.
Gelişmiş ülkelerde yükseköğretimdeki “okullaşma oranı” %50’lerin çok
üzerine çıkmış, dolayısıyla üniversite eğitimi lisedeki eğitim gibi
normal bir öğretim kademesini tamamlamak şekline dönüşmüştür. Bu
durumda fakülte ve yüksekokullarda sadece bilimsel araştırma yapan ve
bunu boş zamanlarında öğrenciye aktaran öğretim elemanları yerine,
zamanının neredeyse tamamını öğretim hizmetlerine ayıran bir kitle
doğmuştur.
Bunların hala bilimsel araştırma ve yayın ağırlıklı
değerlendirmelerinde de bazı sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu kitle ya
bilimsel araştırma yapmaya yatkın kişilerden seçilmemekte, ya ders
vermekten zaman kalmadığı için bilimsel araştırma yapamamaktadır.
Yapılan bilimsel araştırma ve yayınlar da çoğu kez fazla bir bilimsel
değer taşımamaktadır.
Üniversite öğretim elemanlarının seçiminde ve yetiştirilmesinde göz
önünde tutulan ölçütler
Üniversitelere öğretim elemanı seçerken ve yetiştirirken göz önünde
tutulan ölçütler genelde bilimsel araştırma yapmaya yöneliktir. Yüksek
lisans ve doktora eğitimi sırasında kişinin ilerde bir eğitim-öğretim
faaliyeti de yapacağı göz önüne alınmadan tamamen bilimsel bilgiye
ulaşma ve onu geliştirme ağırlıklı bir öğretim yapılmakta idi.
Yükseköğretim Kurulu’nun geçen yıl yüksek lisans ve doktora sırasında
“Gelişim ve Öğrenme” ile “Öğretimde Planlama ve Değerlendirme”
derslerini her alanda kariyer yapmak isteyenlere zorunlu tutma kararı,
Türkiye’de konunun en üst düzeyde farkına varıldığını göstermektedir.
Ama alt seviyelerde konunun önemi anlaşılmamakta, bu derslerin niçin
verildiğinin farkına varılmamakta, bu dersler bir angarya olarak
görülmekte ve sayın YÖK başkanının emri ile yapılan ve geçici olduğu
zannedilen bir pozisyonda tutulmaktadır .
Eğer yüksel lisans ve doktora eğitimi sırasında yükseköğretim
kurumlarına öğretim elemanı yetiştiriyor isek, öğretim elemanının iki
temel özelliği olan bilimsel araştırma ve öğretim faaliyetlerini
mükemmel yapacak şekilde yetiştirmeliyiz. Bazılarının slogan haline
getirdiği “Bilen öğretir” sözü her zaman doğru değildir. Öğretmek ayrı
bir iştir ve onun da öğretilmesi gerekir.
Üniversite öğretim elemanlarının öğretim faaliyetlerinde ortaya çıkan
aksaklıklar
Bugüne kadar üniversitedeki öğretim hayatında gözlediğimiz büyük
yanlışlar vardır. Onlardan bazılarını şöyle sıralamak mümkündür.
Üniversite eğitimi gençlere yapılmaktadır. Gençler artık çocuk
değildir ve ortaöğretim gençliğinden çok değişik özelliklere sahiptir.
Üniversitedeki birçok elemanın, gençlerin psikolojik ve sosyolojik
özelliklerine dikkat etmediği veya kendini buna göre ayarlayamadığı ve
buradan birçok problemlerin ortaya çıktığı görülmektedir. Gençler ya
çocuk gibi görülmekte ve eski eğitimin yanlışları olan alay ve
hakaretlere maruz kalmakta, ya da gençler genç veya yetişkin olarak
görülmekte ve onlarla “pedagojik ilişki”den yakın ilişkiler
kurulmakta, bunlar sağlıklı götürülemediği için de sınıf ve kurum
içinde problemlere neden olmaktadır.
Üniversite öğretim elemanları mesleğe başlamadan bir pedagojik
formasyon almadıkları için, dersin amaçlarının ortaya konması,
planlanması, belli metotları izleyerek ve ders araç-gereçleri
kullanılarak yapılması, öğretilen bilginin doğru ölçülüp
değerlendirilmesi gibi temel eğitsel davranışları yapamamaktadır.
Bunlar sadece ilk ve ortaöğretim öğretmenlerine gerekli imiş,
yükseköğretimde bu tür öğreticilik yapmak gereksimiş gibi
görülmektedir. Çoğu kez öğretim elemanı kendi istediği konuları
anlatmakta, herhangi bir öğretim metodu kullanmamakta, sınavda
öğrettiğini değil anlattığını, hatta bazen tavsiye ettiği kaynakları
sormaktadır. Derste doğru pedagojik davranışlar gösterilmediği gibi,
ölçme de değerlendirme de hatalı olmaktadır.
Yükseköğretimde bir program birliği, bir müfredat (konu adları ve
içerikleri) birliği yoktur. Bu yöndeki asgari ortak derslerin
konmasına bile şiddetli itirazlar yükselmektedir. Oysa bugün
mesleklerin temel bilgi ve becerileri bellidir ve hangi kurumda olursa
olsun, %80 oranında bu ortak derslerin verilmesi gerekir. Bunların
verilip verilmediğinin ya üniversite içinde ya da üniversitelerarası
bir birimce denetlenmesi gerekir. (Burada YÖK bir teftiş sistemi
kursun demek istemiyorum, ama en azından Eğitim Fakültelerindeki
akreditasyon gibi bir sistemin bütün yükseköğretim kurumlarında
çalıştırılması gerekir.) Çünkü yükseköğretim artık eskiden olduğu gibi
toplumda çok az bir şeçkinler grubunun alınıp okutulması olmaktan
çıkmış, kitlesel eğitim-öğretimin yapıldığı bir yer haline gelmiştir.
Kurumlar arasında yatay geçişler, dikey yükselişlere imkan
verilmektedir. Programların kontrol edilemediği bir sistemde bu
geçişlerin sağlıklı yapılması mümkün değildir.
Yükseköğretim kurumlarına yönelik “ders kitapları” yeni yeni ortaya
çıkmaya başlamıştır. Ama gene de herkesin kendi tezini veya
araştırmasını öğrencilere ders olarak koyması ve anlatması geleneği
yer yer devam etmektedir. Şu anda piyasaya çıkmakta olan ders
kitaplarında da, eğitim biliminin ders kitapları için ortaya koyduğu
ilkelere ne kadar uyulduğu henüz ölçülmemiştir, ama rahatlıkla bu
ilkelere hiç uyulmadığını söyleyebiliriz.
Üniversiteler akademik özgürlüğün olduğu yerlerdir, bu doğru. Ama
özgürlükler bilimsel standartlar içinde kullanılmalıdır. Bu
standartlar hem her mesleğin asgari bilgi ve becerileri, hem öğretim
elemanlarının bilimsel ve pedagojik standartları ve hem de öğretimin
planlanması, icrası ve değerlendirilmesi yönlerinden olmalıdır.
Üniversitelerde öğretim etkinliğinin arttırılması için öneriler
Hizmetöncesinde pedagojik açıdan da yetiştirme: Yıllardır Enstitü
programlarında yüksek lisans ve doktora düzeylerinde salt bilim
eğitimi değil, kişinin ileride yapacağı öğretim mesleğinin esaslarının
verileceği eğitim bilimi derslerinin de verilmesi önerimiz şiddetle
reddediliyordu. Hatta Eğitim Fakültelerine öğretim üyesi yetiştiren
Fizik Eğitimi, Kimya Eğitimi, Matematik Eğitimi, Tarih Eğitimi,
Coğrafya Eğitimi gibi sonunda Eğitimi sözcüğünü taşıyan yüksek lisans
ve doktora dallarında bile... Ancak geçen yıl Yükseköğretim Kurulu iki
eğitim dersini her düzey ve her alandaki lisans üstü eğitim
öğrencileri için zorunlu hale getirerek çok bilinçli ve yararlı bir
harekette bulundu. Bu derslerin programlarda ciddiye alınarak devamlı
kalması ve geliştirilmesi çok yararlı olacaktır.
Öğretim elemanlarına verilecek hizmetiçi kurslar: Öğrencilere
uygulanan öğrenci değerlendirme anketlerinden alınan sonuçlar, şu anda
hizmette olan öğretim elemanlarında büyük bir eğiticilik veya
öğreticilik eksiği olduğunu göstermektedir. Salt bilim ağırlıklı
yetiştirilen bu arkadaşlar öğrencilerle sağlıklı ilişki kuramamakta,
nasıl ders planlanıp işleneceğini, nasıl “öğretileceğini” bilememekte,
ölçme ve değerlendirmeyi yapamamakta ve öğretim hayatını hem
kendilerine hem de öğrencilere zehir etmektedirler. Aslında
üniversitelerde öğretim hizmetinde bulunan bütün elemanları, öğretim
hizmetlerini aksatmadan uzaktan eğitim (Internet) ve yüzyüze
kısımlarıyla hizmetiçi eğitime almak gerekmektedir.
Öğretim açısından problemli olan öğretim elemanlarına özel yardım:
Özellikle bilim alanında iyi, ama öğretim açısından zayıf olan bazı
kişileri özel olarak bir eğitime almak, veya yanına –belli bir süre
için- ders planlaması, araç-gereç kullanımı, ölçme-değerlendirme gibi
hususlarda yardımcı olacak- eğitimbilimci bir asistan vermelidir.
Üniversitelerde kurulacak Öğretimi Geliştirme Merkezleri de bunlara
özel yardımlarda bulunabilir.
Öğrenci değerlendirme anketlerine devam ve etkili kılınması: Batı
ülkelerinden bize gelen ve giderek daha fazla üniversitede
uygulanmakta olan öğretim elemanının öğretim faaliyetlerini
öğrencilere değerlendirtme anketlerinin uygulanmasında ve görev süresi
yenilemelerinde etkin olarak değerlendirmeye katılmasında yarar
vardır. Bu anketler, en azından öğretim elemanlarının öğrencilere
karşı daha nazik olmalarına, derse giriş-çıkış saatlerine dikkat
etmesine ve ölçme-değerlendirmede dikkatli olmasına yaramaktadır.
(Bizim sistemimiz Amerika’dan oldukça farklı olduğu için, bu
anketlerin Türkiye şartlarına ve sistemine uyarlanması ve uygulama
zamanlarının iyi belirlenmesi gerekir.)
Üniversitelerde Öğretimi Geliştirme Merkezlerinin kurulması: Her
üniversite Rektörlüğe bağlı olarak bir Öğretimi Geliştirme Merkezi
kurulmalıdır. Bu merkez sistemli olarak geliştirdiği anketlerle,
dershanelere yaptığı random ziyaretlerle, ders notlarını, sınav
sorularını ve değerlendirme biçimlerini inceleyerek öğretim
elemanlarının öğretim faaliyetleri hakkında gerekli bilgileri
toplamalı ve bunlar üzerine bir geliştirme ve düzeltme eğitimine
gitmelidir. Seçilmiş bazı elemanlar özel kurslara alınabileceği gibi,
Merkezin internet sitesinde öğretim elemanlarının her zaman
başvurabilecekleri geniş bir eğitim materyali bulundurulmalıdır. Ölçme
ve değerlendirme konusunda öğretim elemanlarına doğrudan yardımcı
olunabileceği gibi, üniversite içinde öğretim elemanlarından bağımsız
çalışacak ölçme-değerlendirme birimleri de oluşturulabilir. Son
zamanlarda bazı derslerin internet üzerine aktarılması ve yurt çapında
bazı derslerin belli merkezlerden yönetilmesi hareketi de yukarıdaki
önerilerimiz içinde daha anlamlı olacaktır.
Sonuç
Yükseköğretim, eskiden olduğu gibi en son öğretim kademesi değil,
gençlerin büyük bir çoğunluğunun almaları gereken bir ara öğretim
kademesi haline gelmiştir. Birçok mesleklerin eğitimi üniversite
sonrası eğitim içinde verilmektedir.
Dolayısıyla üniversitelerde fakülte ve yüksekokulların ders
programlarından ders içeriklerine kadar temel derslerin ve öğretim
standartlarının belirlenmesi gerekir. Öğretim elemanlarının da bu
temel bilgi ve becerileri pedagojik doğrulukla verip
değerlendirebilecekleri bir yeterliliğe kavuşturulmaları gerekir.
Yani, üniversite kademesine de sistemli olarak öğretmen yetiştirme
zamanı gelmiştir.
Kaynaklar:
Açıkalın, Aytaç. Üniversitelerde öğretmenlerin hizmet içinde
yetiştirilmesi. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi.
2,1987. 250-263.
Birol, Cem. Öğretim elemanlarının iletişimsel etkililiklerine yönelik
karşılaştırmalı değerlendirme. Yüksek Lisans. Ankara Üniversitesi.
Sosyal Bilimler Enstitüsü. Ankara. 1996.
Bolat, Salih. Yüksek Öğretimde Öğretim Elemanı-Öğrenci İletişimi.
Hacettepe Üniversitesi. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi 1990.
Çakmak, Melek. Yükseköğretimde öğretim elemanı-öğrenci ilişkilerinde
öğrencilerin beklentileri (Ankara ilinde bulunan eğitim fakültelerinin
eğitim bilimleri bölümlerinde yapılan bir çalışma). Yüksek Lisans.
Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 1995.
Das Gracas, Maria; F.Feldens; K.J.Duncan. Improving university
teaching: what Brazilian student say about their teachers. Higher
Education.15,1986. 641-649
Deryakulu, Deniz. Öğretim elemanı - öğrenci arasındaki iletişimde
istenilen öğretim elemanı davranışlarının gösterilmesini engelleyen
faktörler. Ankara Üni. SBE yüksek lisans tezi 1992
Durmuşçelebi, Mustafa. Yükseköğretim kurumlarında, öğretim
elemanlarından beklenen ve gözlenen davranışların düzeylerinin
belirlenmesi. Ankara Üni. SBE yüksek lisans tezi. 1996.
Erçetin, Ş.Şule. Yükseköğretim kurumlarında akademik personelin
yetiştirilmesi ve yetkinleştirilmesi. Milli Eğitim. 133,1997. 20-23.
Erginer, Ergin. AİBÜ Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümünde
öğretim hizmeti veren öğretim elemanlarının yeterlikleri. Abat İzzet
Baysal Üni. SBE yüksek lisans tezi 1997.
Ergün, Mustafa; T.Duman, R.Y.Kıncal, S.Arıbaş. İdeal bir öğretim
elemanının özellikleri (http://www.egitim.aku.edu.tr/ergrup1.htm)
.Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi. 3,1999. 1-19.
Karşiyev, Abduvahid. Yükseköğretime öğretim elemanı yetiştirme
konusunda son on yılda (1983-1993) alınan önlemler ve gelişmeler.
Yüksek Lisans. Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü,
Ankara, 1995.
Kavak, Yüksel. Eğitim Fakültelerinde öğretim elemanlarının
yeterlikleri ve eğitim ihtiyaçları. Ankara. Hacettepe Üniversitesi.
Yayınlanmamış doktora tezi. 1986.
Korkut, Hüseyin. Öğretim üyelerinin pedagojik formasyon
gereksinimleri. 21. Yüzyılın Eşiğinde Türk Eğitim Sistemi Ulusal
Sempozyumu. 25-27 Kasım 1999. Ankara: Tekışık yay. 1999. 280-293. ME
Miller, R.I. Evaluating faculty for promotion and tenure. San
Francisci: Jossey-Bass. 1988.
Öztürk, Yüksel. Öğretim elemanlarının ders vermelerinin
değerlendirilmesinin kamu üniversitelerinde uygulanabilirliği. Milli
Eğitim. 141,1999. 61-63.
Senemoğlu, Nuray. Üniversite mezunu öğrencilerin görüşlerine göre
üniversite öğretim elemanlarının öğretim etkinlikleri ve öğretmenlerin
meslek bilgisi ihtiyaçları. I. Eğitim Bilimleri Kongresi. Bildiriler
cilt I. Adana 1994. 207-218
Tandoğan, Mahmut. Üniversitede öğretimin geliştirilmesi
etkinliklerinin başlatılması ve yürütülmesi. A.Ü. Eğitim Bilimleri
Fakültesi Dergisi. 2,1982. 96-105.

Etiketler:
Bilimler
Sosyoloji
Üniversiteler Hakkında
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editor Yazar Hakkında:"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık."
Nicholas Murray
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
|